LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sevinç ifadesini içeren 159 kelime bulundu...

alamet-i sürur / alâmet-i sürur

  • Sevinç alâmeti, belirtisi.

ayheka

  • Neşat, sevinç, neşe, sürur.
  • Bir kuş adı.

bais-i meserret

  • Sevinmeye sebep olan, sevinç sebebi.

behcet

  • Sevinç. Güleryüzlülük. Güzellik, şirinlik.

behçet

  • Sevinç.
  • Güzellik, güleryüzlülük, sevinç.

behcet / بهجت

  • Sevinç. (Arapça)
  • Güzellik. (Arapça)

bişr

  • Sevinç eseri.

bıtna

  • Malın, paranın ve servetin ziyadeliğinden doğan sürur, sevinç.
  • Mide dolgunluğu.

büka-yi sürur / bükâ-yi sürûr

  • Sevinçten dolayı akan gözyaşı.

büşra

  • Müjde. Sevinçli, hayırlı haber.
  • İncil'in bir ismi.

cezlan

  • Saadetli, mutlu, sevinçli.

dabs

  • Mesrur ve mütekebbir olmak. Sevinçli ve kibirli olma hâli.

decran

  • Neşeli, sevinçli, bahtiyar kimse.

dil-ferah

  • Sevinçli, gönlü rahat. (Farsça)

dil-hurrem

  • Neş'eli, gönlü sevinçli. (Farsça)

efran

  • Neş'eli, keyifli, sevinçli olan kimse. Mesrur.

enak

  • Ferahlı, sürurlu, neş'eli, sevinçli.

enuşa

  • Mecusi mezhebi. (Farsça)
  • Sevinç, sürur, neş'e. (Farsça)
  • Adalet, âdillik, doğruluk, hakdan ayrılmamaklık. (Farsça)

eşir

  • Pek sevinçli, çok mesrur.
  • Kibirli, mütekebbir kimse.

eşk-i şadi / eşk-i şâdi

  • Sevinçle ağlayış. Sevinçten dökülen gözyaşı.

eşk-i tarab

  • Sevinçten dolayı akan gözyaşı.

ferah / فرح

  • Sevinç, rahat, huzur.
  • Şen, sıkıntıda olmayan. İç açıcı. Şenlendiren.
  • İnşirah. Sevinç.
  • Sevinç. (Arapça)

ferah-aver

  • Sevinç getiren, sevindiren, ferah getiren. (Farsça)

ferah-bahş

  • Sevinç veren, sevindiren. Ferah bağışlayan. (Farsça)

ferah-efşan

  • (Ferah-feşân) Sevinç veren, ferah saçan. (Farsça)

ferah-efza

  • (Ferah-fezâ) Sevinç artıran, ferah artıran, safalı, iç açıcı. (Farsça)

ferah-ı münezzeh

  • Son derece nezih, temiz sevinç.

ferah-ı seheri / ferah-ı seherî

  • Yeni bir günün müjdesi olan seher vaktinin sevinç ve huzuru.

ferah-nak

  • Neş'eli, sevinçli. (Farsça)

ferahlı

  • Sevinçli, huzurlu, neşeli.

ferahnak / ferahnâk

  • Neş'eli, sevinçli.

ferhan / ferhân / فرحان

  • (Çoğulu: Ferâhî) Ferahlı. Sevinçli. Şâdan. Mesrur.
  • Sevinçli, rahat.
  • Sevinçli, neşeli. (Arapça)

ferhat

  • Rahatlık. Sevinç. Meserret. Sürur.

ferih

  • Sevinçli, ferahlı. Fahur. Ferhan.

ferih fahur

  • Sevinçli olarak, iftihar ederek.

ferihan

  • (Fârihan) Sevinçli olarak, iftihar ederek.

feşak

  • Sürur, neşe, sevinç, neşat.

feza-yı şadüman / feza-yı şâdüman

  • Sevinç ve neşe veren bir atmosfer, saha.

girye-i şadi / girye-i şâdî

  • Sevinçten dolayı olan ağlama. Sevinç gözyaşı.

hal / hâl

  • Durum, vaziyet, tavır. Tasavvuf yolunda bulunan kimsenin kalbine gelen sevinç, hüzün, darlık, genişlik, arzu ve korku gibi mânâlar. Bunlar kulun gayreti ve çalışması olmadan kalbe gelir. Bu yönden makam ile arasında fark vardır. Makam, tasavvuf yolun da bulunan kimsenin çalışmakla kazandığı mânevî d

hamd

  • Medih, övmek.Cenab-ı Hakk'a karşı kulların memnuniyet ve sevinçlerini ve O'na hamd ve şükür ile medihlerini bildirmeleri, senâ etmeleri.

hazz / حظ

  • Sevinç duyma. Hoşlanma. Zevklenme. Saadet. Tali'. Nasib. Nimet ve süruru mucib şey.
  • Sevinç, haz. (Arapça)

hibab

  • Neşat, sevinç, sürur.

hizze

  • Sürur, sevinç, neşe, neşat.

hubur

  • Sevinç, sürur, gönül ferahlığı. Şadüman olmak.
  • Âlimler.
  • Sevinç, gönül ferahlığı.

hurrem

  • Sevinçli. Mesrur. Şen. Ferahlık veren. Taze ve hoş. Güler yüzlü. (Farsça)

hurremi / hurremî

  • Mesruriyet, sevinç, sürurlu ve sevinçli olma. (Farsça)

hüzn

  • Üzüntü, keder. Sevincin zıddı. Bu, halk arasında kastedilen dünyevî hüzünden başkadır. Tasavvuf yolunda bulunanlara âit bir hâl.

ibhac

  • Sevindirme, sürur ve sevinç verme.

ibşar

  • (Büşr. den) (Çoğulu: İbşarât) Müjdeleme, tebşir etme, sevinçli bir haber bildirme.

ibşarat

  • (Tekili: İbşâr) Müjdelemeler, tebşir etmeler, sevinç verici haber bildirmeler.

ibtihac

  • Sevinç, sevinme. İç açıklığı.
  • Sevinç, sevinme.

ifrat-ı neşat

  • Sevinç coşkunluğu, sevinçten dolayı çoşma.

iftihar-ı kudsi / iftihar-ı kudsî

  • Her türlü eksik ve çirkinlikten yüce sevinç ve övünme.

ilan-ı sürur / ilân-ı sürur

  • Sevincin duyurulması.

inbisat / inbisât

  • Açılmak, yayılmak, açık yüzlü olmak, mütebessim çehreli, sevinçli olmak. Gönül açıklığı, kalb ferahlığı hâli.

inşirah

  • Ferahlamak, sevinç duymak.

ıttılak

  • İnşirahlı olma, ferahlı ve sevinçli olma.

ıyd

  • Bayram. Müslümanların sevinç ve neş'e günleri olan Ramazan ve Kurban bayramları.

kabas

  • Ciğer hastalığı.
  • Yüksek ve kalın.
  • Hafiflik.
  • Neşat, sevinç.

kafs

  • Sıçramak.
  • Hafiflik.
  • Sevinç, neşat.
  • Hayvanın ayaklarını bağlamak.

katarat-ı şadi / katarat-ı şadî

  • Sevinç damlaları. Sevinçten dolayı akan gözyaşları.

kemal-i ferah ve sürur / kemâl-i ferah ve sürur

  • Tam bir sevinç ve mutluluk.

kemal-i neş'e / kemâl-i neş'e

  • Tam bir neşe ve sevinç.

kemal-i neş'e ve sürur / kemâl-i neş'e ve sürur

  • Tam bir neşe ve sevinç.

kemal-i sevinç / kemâl-i sevinç

  • Tam bir sevinç.

kemal-i sevinç ve memnuniyet / kemâl-i sevinç ve memnuniyet

  • Tam bir sevinç ve memnuniyet.

kemal-i sürur / kemâl-i sürur

  • Tam bir mutluluk, sevinç.

keyf

  • Afiyet, sağlık, sıhhat.
  • Memnunluk, hoşlanma.
  • Neş'e, sevinç, sürur.
  • Mizaç, tabiat.
  • İstek, taleb, arzu, heves.
  • Gönül açıklığı.

lüab-ı sürur

  • Sevinç tükrüğü.

mazi-i şad / mazi-i şâd

  • Neş'eli, sevinçli mâzi.

medar-ı sevap

  • Sevinç ve neşe vesilesi.

medar-ı sürur / medâr-ı sürûr / مَدَارِ سُرُورْ

  • Sevinç ve neşe vesilesi.
  • Sevinç sebebi.

medar-ı sürur ve ferah / medâr-ı sürur ve ferah

  • Huzur ve sevinç kaynağı, sebebi.

medar-ı sürur ve saadet

  • Sevinç ve neşe kaynağı.

memnun / memnûn / ممنون

  • Mutlu, razı. (Arapça)
  • Sevinçli. (Arapça)

merah

  • Yer. Mekân.
  • Sevinç.
  • Rahat edilecek yer.
  • Meşhur bir nahiv kitabının ismi.

merehan

  • Sevinç, ferah, sürur.
  • Zayıf olma.
  • Fâsid olmak.
  • Kurumak.

mes'udane

  • İman ehline, bahtiyar olana yakışır halde. Saadetlice. Cenab-ı Hakk'ın emrine, rızasına uygun şekilde. Sevinçli ve ferahlıkla. (Farsça)

mesarr

  • (Tekili: Meserret) Sevinçler, meserretler. Sürurlar. Zevkler.
  • Sürurlu, sevinçli.

meserrat / meserrât / مسرات

  • (Tekili: Meserret) Meserretler, sevinçler, sürurlar.
  • Sevinçler. (Arapça)

meserret / مسرت / مَسَرَّتْ

  • Sevinç, şenlik.
  • Sevinç. şenlik. Sürur.
  • Sevinç.
  • Sevinç. (Arapça)
  • Sevinç.

meserret-bahş

  • Sevinç veren, mutluluk bahşeden.

meserretaver / meserretâver

  • Sevinç ve meserret getiren. Sürurlandıran. Sevindiren. Sevindirici. (Farsça)

meserretefza / meserretefzâ

  • Meserret. Sevinç ve süruru arttıran. (Farsça)

meşhun / meşhûn

  • Sevinçli.

meşhun-u mesarr / meşhun-u mesârr

  • Sevinçler ve zevklerle dolu.

mesrur / mesrûr / مسرور / مَسْرُورْ

  • Sevinçli. Sürurlu. Meserretli. Merâmına ermiş.
  • Memnun, sevinçli, meramına ermiş.
  • Sevinçli, sürurlu.
  • Sevinçli. (Arapça)
  • Sevinçli.

mesrurane / mesrurâne / mesrûrâne / mesrûrane / مسرورانه

  • Sevinçli bir şekilde.
  • Sevinçli bir şekilde.
  • Sevinçli bir şekilde.
  • Sevinçle. (Arapça - Farsça)

mesruriyet / mesrûriyet

  • Sevinç.
  • Sevinçlik. Sürur içinde oluş. Dileğine ermiş olanın hâli.
  • Sevinçlilik.

mesruriyet-i kudsiye

  • Mukaddes sevinç.

mirah

  • Sürur, neşat, sevinç.

mizad

  • Sürur, sevinç, neşe.

mübtehic-ül kalb

  • Kalbi mesrur olan. Sevinçli, memnun.

mühtezz

  • (İhtizaz. dan) Sevinç ve neşeden dolayı oynayan.
  • Titreyen, ihtizaz eden.

müjde

  • Beşâret. Sevinç haberi. (Farsça)

mülayemet

  • Lâtife etmek, şaka yapmak.
  • Sevinç izhar etmek.
  • Yumuşaklık. Uygunluk. Yumuşak huyluluk.
  • Bağırsakların yumuşaklığı.

muntalik

  • (Talâk. dan) Salıverilmiş, bırakılmış.
  • Bağsız.
  • Kederi, hüznü ve gamı olmıyan. Sevinçli, mesrur, neşeli.

mütebehhic

  • Şen ve keyifli olan. Sevinç içinde olan.

mütehellil

  • Sevinçten yüzü gülen.

müteneşşıt

  • Sevinç, neşat elde eden.

na-şad

  • Sevinçli olmayan, mahzun, tasalı, kederli. (Farsça)

neş'e

  • Gönül açıklığı, sevinç.
  • Yeniden meydana gelmek. Yeniden olan şey.
  • Yiğit olmak.
  • Yüksek olmak.
  • Sevinç.

neş'e-i lütuf

  • Lütuf ve ikramdan kaynaklanan sevinç.

neş'e-i ruhani / neş'e-i ruhanî

  • Ruhen duyulan sevinç ve neşe.

neş'e-i şit-i hüviyet / neş'e-i şît-i hüviyet

  • Cenâb-ı Hakkın Hz. Adem'e, ölen oğlu Hâbil'e mukabil "Allah'ın vergisi, ihsanı" anlamına gelen Şit'i (a.s.) vermesi sevinci.

neş'e-yab

  • Keyifli, neşeli, sevinçli. (Farsça)

neşat / نشاط

  • Sevinç, mutluluk.
  • Sevinç.
  • Sevinç. (Arapça)

neşat-aver / neşat-âver

  • Sevinç ve sürur getiren. (Farsça)

neşat-bahş

  • Sevinç ve neşe bağışlayan. (Farsça)

neşat-efza

  • Neşe ve sevinç artıran. (Farsça)

neşat-engiz / neşât-engiz

  • Sevinç uyandıran. (Farsça)

neşe

  • Keyif, sevinç.

neşit

  • Neş'eli, sevinçli, şenlikli. Faal.

neşvat

  • (Tekili: Neşvet) Keşifler, neş'eler, sevinçler.

neşve / نشوه

  • (Nişve - Nüşve) Sevinç, keyif.
  • Büyümek ve yetişmek.
  • Koklamak.
  • Rayiha.
  • Bir şeyi tekrarlamak.
  • Mest ve sarhoş olmak.
  • İyice duyup vâkıf olmak.
  • Sevinç.
  • Büyümek ve yetişmek.
  • Mest ve sarhoş olmak.
  • Sevinç.
  • Sevinç. (Arapça)

neşve-i ümit

  • Ümit sarhoşluğu, sevinci.

neşvet

  • Keyif, neşe. Sevinç sarhoşluğu.

nevid

  • Müjde, beşaret, iyi ve sevinçli haber. (Farsça)

nu'm

  • Sürur, neşe, sevinç, neşat.

nuşe / nûşe

  • Şâd ve sevinçli. Mesrur olan. (Farsça)
  • Şerbet içen, sevinçli.

pür-hande / pür-hânde

  • Neş'e dolu, çok gülme ve sevinç dolu. Sevinçli, neşeli.

şad / şâd / شاد / شَادْ

  • Sevinçli, ferahlı, memnun, mesrur, şen, bahtiyar. (Farsça)
  • Sevinçli. (Farsça)
  • Şâd etmek: Sevindirmek, mutlu etmek. (Farsça)
  • Şâd olmak: Sevinmek, mutlu olmak. (Farsça)
  • Sevinçli.

şadan / şâdân / شادان

  • Sevinçli, bahtiyar. (Farsça)
  • Sevinçli. (Farsça)

şadi / şâdî / شادی

  • Sevinçlilik, memnunluk, mesruriyet, gönül ferahlığı. (Farsça)
  • Sevinç. (Farsça)

şadkam / şadkâm

  • Çok sevinçli. (Farsça)

şadman / şâdmân / شادمان

  • Sevinçli. (Farsça)

şadmani / şâdmânî / شادمانى

  • Sevinç. (Farsça)

şadüman

  • (şâd-mân) Mesruriyet, sevinçlilik. (Farsça)
  • Mesrur, bahtiyar. (Farsça)

safa-engiz

  • Safa koparan. Neşe, sevinç yapan.

safa-yı sadr

  • Gönül şenliği, kalbin itmi'nan ve sevinç içerisinde olması, meserret üzere olmak. (Farsça)

şehr-i ayin / şehr-i âyin

  • (Şehrâyin) Şenlik. Büyük hâkimiyet ve kuvvete ait sürur, sevinç, donanma. (İslâmda ilk şehr-i âyin Hz. Peygamber Efendimiz hicret sureti ile Medine'ye vâsıl olunca yapıldı.) (Farsça)

şekerriz

  • Pek tatlı, şeker saçan. (Farsça)
  • Sevinçten dolayı gelen gözyaşı. (Farsça)

şekur

  • Çok şükreden. Allahın (C.C.) lütuflarına karşı pek fazla memnuniyetini, sevincini gösteren. Az şükredene dahi çok nimet veren Allah (C.C.).

şemak

  • Neşat, sevinç. Ferah.

şen

  • Sevinç, neşe.
  • Naz, eda, cilve. (Farsça)
  • Göze ve gönüle hoş görünen hal. (Farsça)
  • Bayındır, ma'mur. (Farsça)
  • Sevinçli, ferahlı. (Farsça)

serr

  • Çocuğun göbeğini kesmek.
  • Göbekte ağrı olmak.
  • Şâdlık, neşeli ve sevinçli olma.

serra

  • Kolaylık, rahatlık, genişlik.
  • Sevinçli oluş.
  • Bolluk.

şevk / شوق

  • Çok isteme. (Arapça)
  • Sevinç. (Arapça)

şevk ve cezbe

  • İlâhî hakikat ve tecellîler karşısında duyulan sevinç ve coşku.

şevk-alud / şevk-âlud

  • Şevkli, neşeli, sevinçli, keyifli. (Farsça)

sirar

  • (Çoğulu: Esirre) Sürur, sevinç.
  • Sırayla konuşmak.
  • Ay sonu.

sürur / sürûr / سرور / سُرُورْ

  • Sevinç. Neş'eli olmak.
  • Mutluluk, sevinç.
  • Sevinç, neşe.
  • Sevinç, neşeli olmak.
  • Tahtlar, yatacak yerler.
  • Sevinç.
  • Sevinç.
  • Sevinç. (Arapça)
  • Sevinç.

sürur-u manevi / sürur-u mânevî

  • Mânevî sevinç, mutluluk.

sürur-u mes'udiyetkarane / sürur-u mes'udiyetkârâne

  • Mutluluk verici bir sevinç.

sürur-u mukaddes / sürûr-u mukaddes / سُرُورِ مُقَدَّسْ

  • Mukaddes bir sevinç ve ferahlık.
  • (Allah'a layık) Mukaddes sevinç.

sürur-u namütenahi / sürur-u nâmütenâhi

  • Sonsuz bir sevinç.

sürur-u ruh

  • Ruhun süruru, sevinci.

sürurengiz / sürûrengîz / سرور انگيز

  • Sevinçli. (Arapça - Farsça)

sürurlu

  • Mutluluk ve sevinç verici.

tahdis-i nimet / tahdîs-i nimet

  • Cenab-ı Hakk'a karşı şükrünü edâ etmek ve teşekkür etmek maksadiyle nâil olduğu nimeti anlatmak, onunla sevincini ve şükrünü bildirmek.
  • Şükür maksadıyla Cenab-ı Hakkın verdiği nimetleri anlatma, sevincini ve şükrünü bildirme.

tarab

  • Sevinçlik. Şenlik. Şâdlık.
  • Sevinçlilik.

tarab-gah / tarab-gâh

  • Coşkunluk ve sevinç yeri. (Farsça)

tarab-nak / tarab-nâk

  • Sevinçli, neşeli, coşkun. (Farsça)

tarsi'

  • Bezemek, süslemek.
  • Sevinç, neşât.

tebrik

  • Bir kimseyi eriştiği bir iyilikten dolayı "Bârekellâh" diye sevincini bildirmek. Mübarekliğini, Cenab-ı Hakk'ın onu muvaffak kıldığını söyleyerek ta'ziz etmek.

tes'id

  • Tebrik etme, saadetlendirme.
  • Sevinç ve sürur ile bayram yapma.

urb

  • Şiddetli akıcı çay.
  • Ferah, sevinç, neşat.

velime

  • Sevinç ve sürur günleri verilen ziyafet. Düğün ziyafeti.
  • Düğün, evlenme.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR