LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sevilen ifadesini içeren 49 kelime bulundu...

ahbab / ahbâb

  • Dost. Sevilen dostlar. Sevilenler. Ehibbâ, muhibler.
  • Sevilenler, dostlar.

ahibba / ahibbâ / احبا

  • Dostlar, sevilenler; sevgililer. (Arapça)

ahmed

  • Daha çok hamdeden.
  • Çok övülmeğe ve medhedilmeğe lâyık.
  • Çok sevilen. Beğenilmiş.
  • Hz. Peygamber'in (A.S.M.) bir ismi.

aram-ı can / ârâm-ı cân

  • Gönül rahatı.
  • Sevgili, sevilen güzel.

aram-ı dil / ârâm-ı dil

  • Sevgili, sevilen güzel.
  • Gönül rahatı.

ayn-ül lika

  • İstenilen kavuşma ve sevilenin tâ kendisi.

cani / canî

  • Candan sevilen. (Farsça)

cefa-pişe

  • Gaddar, cebbar, zâlim. (Farsça)
  • Sevgili, mâşuk, sevilen. (Farsça)

dost

  • (Çoğulu: Dostân) Sevilen insan, muhib, yâr. (Farsça)
  • Erkek veya kadın sevgili, mâşuk, mahbub, mâşuka, mahbube. (Farsça)
  • Hakiki dost ve âşıkların ve âriflerin âşık oldukları Allah. (Farsça)

ehabb-ı emval

  • Malların çok sevileni.

ehibba / ehibbâ

  • Ahbaplar, sevilenler.

evdad

  • (Tekili: Vedid) Sevgililer, sevilenler.

fakdülahbab / fakdülahbâb

  • Sevilenlerin bulunmaması.

gül-i ruhsar

  • Gül yanaklı. (Farsça)
  • Mc: Mânevi çok güzellik sahibi. Çok sevilen. (Farsça)

habib / habîb

  • (Hubb. dan) Sevilen. Sevgili. Seven. Dost.
  • Sevgili, sevilen.

hakikat-i mahbube

  • Sevilen hakikat, gerçek.

hevahah

  • Sevilen, muhib, dost. (Farsça)

hıyre-küş

  • Sevilen, mahbub, sevgili. (Farsça)
  • Haksız yere adam öldüren. (Farsça)

hüzn-ü gurubi / hüzn-ü gurubî

  • Sevilen ve bağlanılan herşeyin batıp gitmesinden ortaya çıkan hüzün.

ictiba yolu / ictibâ yolu

  • Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için peygamberlerin aleyhimüsselâm ve seçilmiş evliyâların yolu. Mürid değil, murâdlar ve mahbûblar yolu. Sevilenleri, çabuk ilerletme yolu.

ilah

  • Kendine ibadet edilen, Allah (C.C.) Her şeyden çok sevilen, tâzim ve tesbih edilen Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri.

imtinan

  • Çok sevilen ve beğenilen bir şeye nail olmak.

kurret-ül a'yun

  • Gözlerin nuru.
  • Çok sevilen ve göz aydınlığına sebeb olanlar.

ma'şuk

  • Sevilen, sevilmiş.
  • Aşk ile sevilen, sevgili.

ma'şukiyet

  • Sevilme hâli. Sevilen bir kimsenin hâli.

mahabib

  • (Tekili: Mahbub) Sevilen ve muhabbet edilenler. Mahbublar.

mahbub / mahbûb / محبوب

  • Muhabbet edilen. Sevilen.
  • Sevilmiş, sevilen, sevgili.
  • Muhabbet edilen. Sevilen, sevgili.
  • Sevilen.
  • Sevilen. (Arapça)
  • Sevgili. (Arapça)

mahbub-u bilhak / mahbûb-u bilhak / مَحْبُوبُ بِالْحَقْ

  • Hakkıyla sevilen, sevilmeyi hakkıyla hak eden (Allah).

mahbub-u ezeli / mahbub-u ezelî / mahbûb-u ezelî

  • Ezelî Sevgili; bütün yaratılmışlar tarafından çok sevilen ve varlığı ezelî olan Allah.
  • Varlığının başlangıcı olmayan ve bütün yaratılmışlar tarafından sevilen Allah.

mahbub-u hakiki / mahbûb-u hakikî

  • Sevilen ve gerçek anlamda sevilmeye lâyık olan Allah.

mahbub-u ligayrihi / mahbub-u ligayrihî

  • Faydalarından veya başkası sebebi ile sevilen. Dolayısı ile sevilen.

mahbub-u lizatihi / mahbub-u lizâtihî

  • Zâtı itibariyle sevilen, bizzat sevilen.

mahbubat / mahbubât

  • Sevilenler. Sevgililer.
  • Sevilen şeyler.

mahbubat-ı mecaziye

  • Gerçek sevgiye layık olmadıkları halde sevilenler.

mahbube

  • (Hubb. dan) Sevilmiş veya sevilen kadın. Muhabbet edilen kadın veya kız.
  • Vaktiyle çok kıymetli ve pahalı olan lâle cinsinden bir çiçek.

mahbubetün li-zatiha / mahbubetün li-zâtihâ

  • Zâtı için sevilen. Kendi zâtında sevgili olan.

mahbubetün lizatiha / mahbûbetün lizâtihâ

  • Bizzat sevilen.

mahbubiyyet

  • Sevilen olmak. Mahbub olmaklık. Sevilecek hâlde bulunuş. (Cenab-ı Hakk'ın kullarını her çeşit nimetler ile besleyip yetiştirmesi ve ihtiyaçlarına cevap vermesi; onları sevdiğini ve mahbubiyyetini gösteriyor.)

maşuk / mâşûk

  • Sevilen.

maşuk-u layezali / mâşuk-u lâyezâlî

  • Varlıklar tarafından çokça sevilen ve sürekli var olan Allah.

maşuka / mâşûka

  • Sevilen kadın.

mevla / mevlâ

  • Yardımcı ve koruyucu olan Allahü teâlâ.
  • Sevgili, sevilen.
  • Âzâd edilmemiş, serbest bırakılmamış köle ve câriyenin sâhibi, efendisi.
  • Âzâd edilmiş köle.
  • Kölesini âzâd etmiş olan kimse.

muhibban / muhibbân

  • (Muhibbin) Dostlar. Muhabbet edenler. Sevilenler. Sevgi besleyenler. Bir kimsenin taraflıları. (Farsça)
  • Dostlar, ahbaplar, sevilenler.

müstehab

  • Sevilen, beğenilen. Peygamber efendimizin bâzan âdet olarak yaptıkları; yapılınca sevâb verilen yapılmayınca günâh olmayan şeyler.

müstehabb

  • Sevilen, beğenilen.
  • Farz ve vacip olmayıp da yapılması sevap olan iş, hareket.

perestide / perestîde / پرستيده

  • Sevgili, mahbub, sevilen. (Farsça)
  • Tapınılan. (Farsça)
  • Taparcasına sevilen, sevgili. (Farsça)

sertac

  • Baş tacı olan. Çok sevilen. Hürmet edilen. En ileri. (Farsça)

sertaç

  • Baş tacı olan, çok sevilen.

vedud / vedûd / وَدُودْ

  • Çok sevilen, Allah.
  • Çok seven ve sevilen (Allah).