LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sever ifadesini içeren 75 kelime bulundu...

adaletperver

  • Adaletsever.

aşkbazi / aşkbazî

  • Aşk oyunu. Sever görünmek. Aşk-ı kâzib. (Farsça)

aşti-saz / aştî-sâz

  • Sulhsever, sulh taraftarı. Barışsever, barışçı. (Farsça)

aşti-sazi / aştî-sâzî

  • Barışseverlik, sulhseverlik. (Farsça)

bil'iştiyak

  • Aşk derecesinde severek.

cehaletperver / cehâletperver

  • Cahillik sever, bilgisizliği koruyan.

cemalperverane / cemâlperverâne

  • Güzelliği severcesine.

cemilekar / cemilekâr

  • İyilik sever, güzel ahlâk ve huy sâhibi olan. (Farsça)

civanmerd

  • Sözünde sağlam. İyilik sever. Kahraman.

cud ve sehavet-i mutlaka / cûd ve sehavet-i mutlaka

  • Sınırsız cömertlik ve ikramseverlik.

eberr

  • Çok faziletli, şerefli. Çok sâdık ve dindar. Çok iyilik sever.
  • Şenlikten uzak, bedevi.

efadıl

  • (Efâzıl) Faziletliler, iyiliksever ve temiz kimseler.

eltaf

  • (Tekili: Lutf) Lütuflar, iyi muameleler, iyilikler, iyilikseverlikler. Nezaketler, nazik davranmalar. Okşamalar.

faziletperver

  • Fazilet sahibi, faziletsever. (Farsça)
  • Fazilet sever, erdem sahibi.

hadin

  • Bir kuş cinsidir. (Hiç doymak bilmez, yediğini hemen hazmedip yine yemek ister, yüksek yerleri sever, değme yer üstüne konmaz, ağaç başlarına konup bütün yemişini yer, yemişleri kalmazsa başka yerlere gider.)

hakikatperestane / hakikatperestâne

  • Hakkı ve hakikatı severek.

hamiyetperver

  • Hamiyetsever.

hayatperverane / hayatperverâne

  • Hayatı severcesine.

hayırhah / hayırhâh / خيرخواه

  • Herkesin iyiliğini isteyen, iyiliksever.
  • İyiliksever. (Arapça - Farsça)

hayr-hahi / hayr-hahî

  • İyilikseverlik, hayırhahlık. (Farsça)

hayyir

  • (Çoğulu: Ahyâr) Çok hayırlı.
  • Her zaman iyilik yapan kimse. Hayırsever, iyiliksever.

hikmetperverane / hikmetperverâne

  • Hikmetsevercesine.
  • Hikmetli yapmayı pek sever bir şekilde.

hobi

  • ing. Her zamanki çalışmaların haricinde yer alan dinlendirici bir merak veya işlem. Severek yapılan iş, vakit geçirme yolu.

hürriyetperver

  • Hürriyetsever.

hüseyin

  • Küçük güzel.
  • (Hi: 6-61) Hazret-i Ali Radıyallahü Anhu'nun oğlu, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sevgili torunudur. Peygamberimiz (A.S.M.) "Hüseyin benden, ben Hüseyindenim. Allah Hüseyini seveni sever." buyurmuştur. Kerbelâda şehid oldu (R.A.)

ifratperverane / ifratperverâne

  • Aşırılığı severek.
  • Aşırılığı severcesine.

ihsanperver

  • İhsan edici. İyiliği çok sever. (İhsan ihsandır, eğer nev'e olsa veya muhtaca ve fakire olsa. Sehavet o vakit tam sehavettir, eğer millet için olsa, yahut milleti tazammun eden bir ferde olsa güzeldir. Şayet muhtaç olmayan şahsa olsa, şahsı tembel eder. Çingeneliğe alıştırır. Elhasıl, millet bâkidir (Farsça)

ihsanperverane / ihsanperverâne

  • Bağışta bulunmayı pek sever şekilde.

iltizamperverane / iltizamperverâne

  • Taraf tutmayı severcesine.

inayetperver / inâyetperver

  • Yardımsever.

inayetperverane

  • Yardım ve ihsan etmeyi severek.

insaniyetperver

  • İnsanlıksever.

intizamperver

  • Düzensever.

intizamperverane / intizamperverâne

  • Düzensevercesine.

kabadayı

  • Mc: Cesur, kahraman, cengâver. Eskiden kabadayılar ağırbaşlı, fenalıktan kaçınır, iyiliği sever insanlar oldukları için muhitlerinde hürmet görürlerdi.
  • Kimseden korkmaz görünerek şuna buna meydan okuyan kimse, yiğit taslağı.

kerem

  • Cömertlik, severek verme.

mana-yı ismi / mânâ-yı ismî

  • İsme dair mânâ. Bir şeyin sadece kendisini bilip tanımak. Bir şey başka şeyleri tanıttığı, bildirdiği veya sevdirdiği için olan mânâya da mânâ-yı harfî denir. Bir ağacı gölgesinden, zahirî görünüşünden, bize verdiği meyvesinden dolayı alâka gösterir ve seversek mânâ-yı ismî ile seviyoruz demektir. A

mazif

  • Herkese sofrası açık olan ev. Kapısı açık, misafir sever ev. Misafirperver olan hâne.

medeniyet

  • Adaletseverlik, insanca iyi ve ferah yaşayış. Şehirlilik. Yaşayışta, içtimaî münâsebetlerde, ilim, fenn ve san'atta tekâmül etmiş cemiyetlerin hâli.
  • İslâmiyetin emirlerine göre, usulü dâiresinde yaşayış.

meşrutiyetperver

  • Meşrutiyet taraftarı, meşrutiyetsever.

mihmannevaz / مهمان نواز

  • Misafirsever. (Farsça)

mihmannevazlık

  • Misavirseverlik. (Farsça - Türkçe)

mihmannüvaz / مهمان نواز

  • Misafirsever. (Farsça)

muhabbetdarane / muhabbetdârâne

  • Severcesine.

muhabbetkarane / muhabbetkârâne

  • Severcesine.

muhibbane

  • Severek. Dostça. Dosta yakışır surette. (Farsça)

mükrim

  • İkram eden. Ağırlayan. Lütf eden. Misafirsever.

mürüvvet

  • İyilikseverlik, cömertlik.

mürüvvetkarane / mürüvvetkârâne

  • İyilikle, iyilikseverlikle.

mürüvvetmend

  • İyiliksever, cömert. (Farsça)
  • Mürüvvetli, insâniyetli. (Farsça)

müşfikane / müşfikâne

  • Şefkatlice, acıyıp severek.

müştakane

  • Şevkle, çok isteyerek, severcesine. (Farsça)

neffah

  • Hayır sâhibi ve iyiliksever kimse.
  • Kokusu çok.

nefisperverane / nefisperverâne

  • Nefsini severcesine.

nimetperverane / nîmetperverâne

  • Nimet vermeyi severcesine.

san'atperverane / san'atperverâne

  • San'atı sever bir şekilde.

sanatperver / sanâtperver

  • Sanatsever.

sanatperverane / sanâtperverâne

  • Sanatseverce.

sanem

  • Kâfirlerin önünde ibadet ettikleri heykel, put, put severlerin ilâhı, çok güzel kadın.

şefkatperver / شَفْقَتْپَرْوَرْ

  • Şefkat sever.

şefkatperverane

  • Şefkat etmeyi severcesine, severek.

sehavetperverane / sehâvetperverâne

  • Cömerliği severcesine.

semahat / سماحت

  • İyilikseverlik, yardımseverlik.
  • Cömertlik. İyilik severlik. El açıklığı.
  • İyilikseverlik. (Arapça)

semahatli / semâhatli

  • Hoşgörülü, cömert, iyiliksever.

şöhretperverane / şöhretperverâne

  • Şöhretliliği severek.
  • Şöhretsevercesine.

sulh-perver

  • Sulhçu. Dâimâ sulh ve sükun isteyen. Harp ve çarpışmak istemeyen. Barışsever. (Farsça)

sulhperver

  • Barışsever.

sulhperverlik

  • Barışseverlik.

tamam-ı kerem ve sehavet / tamam-ı kerem ve sehâvet

  • Tam bir ikramseverlik ve cömertlik.

teceddüdperver

  • Yeniliksever.

vatanperver / وطن پرور

  • Vatansever.
  • Yurtsever. (Arapça - Farsça)

vatanperverane / vatanperverâne / وطن پرورانه

  • Yurtseverce. (Arapça - Farsça)

vatanperverlik

  • Vatanseverlik.

vazifeşinas / vazifeşinâs

  • İşini dikkatle yapan. Vazifesini özenerek, severek yapan. (Farsça)

yusuf

  • Hz. Yakub'un (A.S.) oniki oğlundan en küçüğü idi. Babası kendisini çok severdi. Gördüğü bir rüyayı babası tabir ederek peygamber olacağını ve bütün kardeşlerinin kendisine itaat edeceklerini söyledi. Kardeşleri kendisini kıskandıkları için bir hile ile izini kaybetmek istediler ve bir kuyuya attılar