LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sesli ifadesini içeren 31 kelime bulundu...

aşr

  • On. Bir cemâat içerisinde ve daha çok cemâatle kılınan namazlardan sonra Kur'ân-ı kerîmden sesli olarak okunan on âyet veya bu mikdara yakın bir bölüm.

bedavaz / bedâvâz / بدآواز

  • Kötü sesli. (Farsça)

eceşş

  • Gür sesli.

fizar

  • Ağlayıp inlemek. Sesli ağlamak. (Farsça)

gazid

  • Katı sesli.
  • Yumuşak ot.

harf-i medd

  • Kendinden evvel gelen harflerin uzun sesli okunmasına vesile olan "elif, vav, yâ" harfleri.

hasen-üs savt

  • Güzel sesli.

hoşavaz

  • Sesi güzel olan. Güzel sesli. (Farsça)

hoşneva

  • Sesi güzel olan. Güzel sesli. (Farsça)

hub-avaz

  • Güzel sesli, sesi güzel olan. (Farsça)

huruf-u imla / huruf-u imlâ

  • Gr: Sesli harfler. (A, E, I, İ, O, Ö, U, Ü, harfleri.)

inşad etme / inşâd etme

  • Sesli olarak dile getirme.

ism-i mensub

  • Gr: Kelimenin sonuna Türkçede "Li", Arabça ve Farsçada kelime sessiz harfle bitiyorsa, bir "î", sesli harfle bitiyorsa; yerine göre sesli harf atılarak veya atılmayarak "î" veya "vî" harfi getirilerek yapılan, nereli ve nereye mensub olduğunu ifade eden isimdir. İstanbullu, İstanbulî; Mekkeli, Mekkî

kezze

  • Katı sesli.
  • Kısa.

kıraet / kırâet

  • Ağız ile okumak. Kendi kulakları işitecek kadar sesli okumağa hafif kırâet, yanındakilerin işiteceği kadar sesli okumağa cehrî (sesli) kırâet denir.
  • Namazın içindeki farzlardan biri.

kurakır

  • Güzel sesli kimse.

mevat arazi / mevât arâzi

  • Ölü arâzi. Bir kimsenin mülkünde bulunmayan, mer'a, baltalık ve harman yeri olarak kimseye verilmemiş olan ve gür sesli bir kimsenin köy ve kasaba evlerinin son bulduğu yerden bağırıp sesi duyulmayacak derecede köy ve kasabadan uzak yâni tahmînen yarım saatlik uzaklıkta olan dağlık, taşlık, kıraç, o

mıska'

  • (Çoğulu: Mesâki) Fasih dilli, güzel sesli kişi.

nahik

  • (Nehak. dan) Eşek gibi anıran, eşek sesli.

naib

  • Karga gibi çirkin sesli kuşların ötüşü.

nehham

  • Yüksek ve gür sesli kimse.
  • Arslan.

nehhat

  • Yüce avazlı, gür sesli kişi.

neşc

  • (Çoğulu: Enşâc) Sesli sesli ağlamak.
  • Ses.

nevha

  • Ölüye sesli ağlamak.
  • Nağme ile güvercin ötmesi.
  • Ölüye sesli ağlamak, güvercin ötmesi.

rahim

  • Hafif sesli, lâtif sözlü kız.

sait

  • (Savt. dan) Sesli. Ses çıkartan.

turuk-u cehriye

  • Zikirlerini açıktan ve sesli olarak yapan tarikatlar, Kàdirîlik gibi.

ucacet

  • (Çoğulu: İcâc) Dişi deve sürüsü.
  • Toz.
  • Yüce avazlı, yüksek sesli.

vokal

  • İtl. Sesle anlatma.
  • İnsan sesinin müzikte kullanılması.
  • Gr: A, E, I, İ, O, Ö, U, Ü gibi sesli harfler.

yek-avaz / yek-âvâz

  • Tek sesli, bir sesli. (Farsça)
  • Mc: Bir tarzda, bir şekil üzerine. (Farsça)
  • Edb: Başından sonuna kadar aynı kuvvette güzel olan manzume. (Farsça)

zerbe

  • Yüce avazlı, gür sesli olmak.