LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sel kelimesini içeren 42 kelime bulundu...

ab-şar

  • Şelâle, su akarken çıkardığı ses, şırıltı. (Farsça)

akl-ı selim / akl-ı selîm

  • Selîm akıl, hiç yanılmayan, hatâ etmeyen akıl.

aleyhi ekmelü't-tahiyyat

  • Selâm ve duaların en mükemmeli onun üzerine olsun.

aleyhisselam / aleyhisselâm / عليه السلام

  • Selam onun üzerine olsun. (Arapça)

aleyküm-üs selam / aleyküm-üs selâm

  • Selâm sizin üzerinize olsun.

berhudar

  • Selâmette. Mükâfata erişen. Nasibli. (Farsça)

carur / carûr

  • Sel arkı.

cüraf

  • Sel yolu. Selin aktığı mecrası.

eslaf / eslâf / اسلاف

  • Selefler; meslek, san'at, ilim gibi benzer şeylerde önce gelenler.
  • Selefler, öncekiler.
  • Selefler, geçmişler. (Arapça)

fırka-i naciyye / fırka-i nâciyye

  • Selâmet yolunu bulmuş, müslüman grubu.

gırbın

  • Selin getirdiği çamur.

gusa'

  • Sel köpüklerine karışmış çürük ağaç yaprakları tortusu, köpüğü.

hafişe

  • Sel yolu.

halef an-selef

  • Seleften halefe geçme. Geçen ve gidenden, gelene kalma. Babadan evlâda geçme.

halef-isadıkin / halef-isâdıkîn

  • Selef-i sâlihînden yâni Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn ve Tebe-i tâbiînden sonra gelen Ehl-i sünnet âlimleri.

hazal

  • Selem ağacının kökünden çıkan bir nesne ki, suda ıslatıp yerler.

hazret-i selman-ı pak / hazret-i selmân-ı pâk

  • Selmân-ı Farisî.

hoşbeş

  • Selâmsabah, hatır sorma, birbirine rastlayan iki ahbab arasında söylenilen ilk sözler.

hubase

  • Selin derede kazıp yıktığı yerler.

istilam / istîlâm

  • Selâmlamak. Hac ve umre ibâdetinde Kâbe'yi tavafa (etrâfında dönmeye) başlarken veya tavaf sırasında Hacer-ül-esved (Cennet'ten indirilen taşın) önüne gelindiğinde, elleri namaza durur gibi kaldırıp tekbir, tehlîl getirerek (Allahü ekber, lâilâhe ill allahü vallahü ekber diyerek) onu selâmlamak ve e

karz

  • Selem ağacının yaprağı.

lahiz

  • Sel suyu. (Farsça)

makrut

  • Selem ağacının yaprağıyla dibâgat olan gön ve sahtiyan.

medibb

  • Selin aktığı yer.

meslub

  • Selbedilmiş. Soyulmuş. Alınmış. Giderilmiş.

müflihane

  • Selâmete çıkarak. Felâh bularak. (Farsça)

münşell

  • Şelâle hâlinde atılarak akan.

redd-i selam / redd-i selâm

  • Selâm verenin selâmını almak.

sacir

  • Selin gelip su ile doldurduğu yer.

selcuki / selcûkî / سلجوقى

  • Selçuklu. (Arapça)

selefiyye

  • Selef-i sâlihînin (Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn, Tebe-i tâbiînin) yolunda olduklarını iddiâ ettikleri hâlde, onların yolundan ayrılan bozuk îtikâdlı kimseler.

selis

  • Selâsetli. Fasih ve beliğ olan. Düzgün ve akıcı ifade.

selle / سله

  • Sele. (Arapça)

serv-endam

  • Selvi boylu. Uzun ve biçimli boylu olan kimse. (Farsça)

seyl / سيل

  • Sel. şiddetle gelen şey.
  • Sel, akıntı.
  • Sel, akıntı.
  • Sel. (Arapça)

seylab / seylâb / سيلاب

  • Sel suyu. (Arapça - Farsça)

seylabe / seylâbe / سيلابه

  • Sel suyu. (Arapça - Farsça)

tahiyyat / tahiyyât

  • Selamlar ve dualar.

tahiyye

  • Selam, hediye.
  • Selâmlar, dualar, hayır duaları, mülk, beka ve devamlılık, namazın iki ve dört rekâtı sonunda okunan Ettahiyyat duası.

temenna / temennâ / تَمَنَّا

  • Selamlama ve hürmet gayesiyle eğilme.

türnuk

  • Sel yolunda arta kalan balçık.

vesselam / vesselâm / وَالسَّلَامْ

  • Selâmetle.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın