LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Secilmis ifadesini içeren 46 kelime bulundu...

abd-i has

  • Özel, seçilmiş kul.

abd-i mahsus

  • Özel, seçilmiş kul.

ayan / âyan

  • Parlamentonun aldığı kararları düzeltmek için üyelerinin bir kısmı devlete mensup, bir kısmı da halktan seçilmiş olan meclis ve bu meclis üyelerinin her biri ("âyan meclisi", "âyandan falan zat" şeklinde kullanılır).

beraverde

  • İltimas ile korunarak ileri çekilmiş adam. (Farsça)
  • Seçilmiş, ayrılmış şey. (Farsça)
  • Yükseğe kaldırılmış. (Farsça)

bergüzide / bergüzîde

  • Seçkin. Seçilmiş. (Farsça)
  • Seçkin, seçilmiş.
  • Seçkin, seçilmiş.

beyt-ül kasid

  • Edb: Kasidenin seçilmiş en güzel beyti.

efrad-ı mahsus

  • Özel ve seçilmiş fertler, kişiler.

el-muhtar

  • Seçilmiş, seçkin, Hz. Muhammed (a.s.m.).

güzide / güzîde

  • Seçilmiş, seçkin.
  • (Güzin) Seçilmiş. İntihab edilmiş. Beğenilmiş. (Farsça)
  • Seçkin, seçilmiş.

güzide-gan / güzîde-gân

  • (Tekili: Güzide) Seçkinler, beğenilmişler, seçilmiş olanlar. (Farsça)

güzide-i beni adem efendimiz / güzide-i benî âdem efendimiz

  • İnsanlar içerisinden seçilmiş olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

güzin / گزین

  • Seçen. (Farsça)
  • Seçilmiş. (Farsça)

hadi / hâdî

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarından dilediğine doğru yolu gösteren, kullarının havâssına (seçilmişlerine) doğrudan insanların avâmına (havâsstan aşağı derecede olanlara) yarattıkları varlıkları vâsıtasıyla kendini tan ıtan yüce Allah.

havass / havâss

  • Seçilmişler. İlimde ve tasavvuf yolunda yüksek dereceye ulaşmış olan zâtlar.

hıyere

  • Beğenme, seçme. Benzerlerinden ayırma.
  • Seçkin, seçilmiş, beğenilmiş, ayrılmış.

ictiba yolu / ictibâ yolu

  • Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için peygamberlerin aleyhimüsselâm ve seçilmiş evliyâların yolu. Mürid değil, murâdlar ve mahbûblar yolu. Sevilenleri, çabuk ilerletme yolu.

ıstıfa-gerde / ıstıfâ-gerde

  • Seçilen. Seçilmiş bulunan. (Farsça)
  • Seçilmiş.

komite

  • Bir komisyon arasından seçilmiş âzası bulunan, bir iş için toplanan hey'et. Meclis şubesi. Hey'et. (Fransızca)

kutb-ül-aktab / kutb-ül-aktâb

  • Âlemin nizâmı ile alâkalanan, bolluk, kıtlık, sağlık-hastalık, barış-savaş, rızık, yağmur ve benzeri olaylarla vazîfeli kılınan ricâl-i gayb yâni herkesin tanımadığı zâtların reisi. Emrinde üçler, yediler, kırklar... denilen yine bu işlerle vazîfeli seçilmiş kimseler bulunur.

ma'nevi kuvvet / ma'nevî kuvvet

  • Müdrike (anlayıcı) kuvvetlerinin üçüncüsü olup, insanların havâssına, seçilmişlerine mahsûs anlayıcı kuvvet.

meclis-i a'yan / meclis-i a'yân

  • Osmanlı İmparatorluğu zamanında hükümet tarafından seçilmiş olan meclis. (Bunun karşılığı, zamanımızda, senato meclisidir.)

mecmua

  • Toplanıp biriktirilmiş, tertip ve tanzim edilmiş şeylerin hepsi.
  • Seçilmiş yazılardan meydana getirilen kitap. Risâle.
  • Kolleksiyon.

metaib

  • Seçilmiş ve güzel şeyler.

mücteba / müctebâ

  • Seçilmiş. Kıymetli, ihtiyar olunmuş.
  • Seçilmiş mânâsına, Resûlullah efendimizin mübârek sıfatlarından. Eğer ümmet isen, ol müctebâya, Uymalısın sünnet-i Mustafâ-yı safâya.
  • Seçilmiş, kıymetli.

muhtar

  • İhtiyar eden. Seçilmiş olan.
  • Hareketinde serbest olan. İstediğini yapmakta serbest olan. Hür.
  • Köyde veya şehrin mahallesinde seçimle o semtin idâre ve hükümet işlerini üzerine alan kimse.
  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir ism-i şerifi.
  • Seçilmiş, seçkin.
  • Hareketinde serbest olan, istediği gibi davranan.
  • Peygamberimizin isimlerinden.

mukattaat

  • (Tekili: Mukattaa) Kat' edilmiş, kesilmiş şeyler.
  • Kısaltmalar.
  • Çeşitli gazel ve kasidelerden seçilmiş beyitler.
  • Herbiri bir kelimeye delâlet eden harfler.

mümeyyez

  • (Meyz. den) Seçilmiş, ayrılmış, temyiz edilmiş.

mümtaz

  • Diğerlerinden ayrılmış, üstün, seçkin, seçilmiş.
  • Ayrı tutulan.

mümtaz bulunmak

  • Benzerlerinden ayrılmış, seçilmiş bulunmak.

mümtaze / mümtâze

  • Seçilmiş, ayrılmış.

münakkah

  • (Nakh. dan) En iyileri seçilmiş. Müntehab, güzide.
  • Soyulmuş, temizlenmiş, ayıklanmış.
  • İdâre gayesiyle fazlası kesilmiş masraf.

müntahab / منتخب

  • Seçilmiş, seçkin. (Arapça)

müntehab / مُنْتَخَبْ

  • Seçilmiş.
  • Seçilmiş. Güzide. İntihab ve ihtiyar olunmuş.
  • Seçilmiş.
  • Seçilmiş.

müntehabat / müntehabât

  • Güzideler, seçilmiş olan şeyler.

müntehap

  • Seçilmiş.

murteza

  • Beğenilmiş. Seçilmiş. Makbul. Rağbet gören. Beğenilen.
  • Hz. Ali'nin (R.A.) bir lâkabı.

mürteza

  • Beğenilmiş, seçilmiş, ihtiyar olunmuş.

mustafa / مصطفي

  • (Safvet. den) Güzide. Istıfâ edilmiş. Has ve seçilmiş.
  • Hz. Peygamber'in (A.S.M.) mübarek bir ismi.
  • Seçilmiş, seçkin; Hz. Muhammed'in (a.s.m.) isimlerinden biri.
  • Seçilmiş mânâsına, Resûlullah efendimizin mübârek isimlerinden biri. Mü'min olanların çoktur cefâsı, Âhirette vardır zevk ü sefâsı, On sekiz bin âlemin Mustafâsı, Adı güzel kendi güzel Muhammed.
  • Peygamberimizin "arınmış, seçilmiş" mânâsında bir ismi.
  • Seçilmiş.

müsterat

  • İhtiyar olunmuş, beğenilmiş, seçilmiş.

nübüvvet

  • Peygamberlik; insanları Allahü teâlânın beğendiği yola kavuşturmak, onlara doğru yolu göstermek için Allahü teâlâ tarafından seçilmiş kimselere verilen peygamberlik vazîfesi.

nuhbe

  • Herşeyin seçkini, iyisi.
  • Seçkin, seçilmiş, müntehab, güzide.
  • Korkak.

pesendide

  • Beğenilmiş, seçilmiş, müntehab. (Farsça)

rah-ı ictiba / râh-ı ictibâ

  • Tasavvufta Allahü teâlâya kavuşturan yollardan biri. Seçilmişlerin yolu.

resul-i müçteba / resul-i müçtebâ

  • Seçilmiş resul, peygamber.

risale-i bergüzide / risale-i bergüzîde

  • Seçkin, seçilmiş risale.

seyr-i muradi / seyr-i murâdî

  • Murâdların, seçilmişlerin Allahü teâlânın lutf ve ihsânı ile çekilerek kavuştukları yol.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın