LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Seçkin ifadesini içeren 81 kelime bulundu...

ashab-ı güzin / ashâb-ı güzîn

  • Seçkin, meşhur sahabîler.

asil / asîl

  • Seçkin.

asliyyet

  • Asl'ın hususiyeti ve hâli. Hususilik, mümtaziyet, seçkinlik.
  • Başka şeyler karışmamış olan bir şeyin ilk hali.

atavil

  • (Tekili: Atvel) Seçkin kimseler.
  • Uzun boylular.

ayan / âyan

  • Seçkinler, ileri gelenler.

baharet

  • Üstünlük, seçkinlik.

be-nam

  • Meşhur. Namlı. Mütemayiz. Seçkin. Mâlum bir isimle tesmiye edilen. (Farsça)

benam / benâm

  • Namlı, ünlü, seçkin.

berceste / برجسته

  • Seçkin, seçme. (Farsça)

bergüzide / bergüzîde

  • Seçkin. Seçilmiş. (Farsça)
  • Seçkin, seçilmiş.
  • Seçkin, seçilmiş.

bihin

  • En iyi, pek iyi, seçkin. (Farsça)
  • Hallaç. (Farsça)

büzürgzade / büzürgzâde / بزرگ زاده

  • Seçkin kişinin çocuğu, asilzade, kişizade. (Farsça)

çıhar yar-ı güzin / çıhâr yâr-ı güzîn

  • Peygamber efendimizin dört seçkin ve büyük halîfesi: Hazret-i Ebû Bekr, hazret-i Ömer, hazret-i Osman, hazret-i Ali.

ciharyar-ı güzin / cihâryâr-ı güzîn

  • Seçkin dört dost; dört halife; Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali (r.a.).

cilve-i hassa ve mümtaze / cilve-i hâssa ve mümtaze

  • Çok özel ve seçkin yansıma, görüntü.

cumhur-u muhakkıkin / cumhûr-u muhakkıkîn

  • Hakikati araştırıp bulan kişilerden oluşan seçkin topluluk.

efazıl / efâzıl / افاضل

  • Seçkin insanlar. (Arapça)
  • Bilginler. (Arapça)

ehass

  • En seçkin, en bilgili.

ehass-ı havas

  • Seçkinlerin en seçkini, ileri gelenlerin en başta olanı.

el-muhtar

  • Seçilmiş, seçkin, Hz. Muhammed (a.s.m.).

eser-i bergüzide / eser-i bergüzîde

  • Seçkin eser; On Dokuzuncu Mektup.

esire

  • Seçkin, güzide.
  • İlim bakiyyesi.

eşraf / eşrâf / اشراف

  • Seçkinler, ileri gelenler, sosyete. (Arapça)

evsaf-ı mümtaze / evsâf-ı mümtaze

  • Seçkin ve üstün özellikler.

ferd-i mümtaz / ferd-i mümtâz / فَرْدِ مُمتَازْ

  • Seçkin insan.
  • Seçkin fert.

ferid-i devran / ferîd-i devrân

  • Bütün dönemlerin en seçkin kişisi.

fihal

  • (Tekili: Fahl) İtibarlı, seçkin ve üstün kimseler.

fıkarat-ı müntehabe / fıkarât-ı müntehabe

  • Seçkin hikâyeler.

fuhul-i ulema

  • Âlimlerin ileri gelenleri, seçkin ilim adamları.

gatarif

  • (Tekili: Gıtrîf) Başkanlar, başlar, reisler, önderler.
  • Soylu ve asaletli kimseler, itibarlı ve seçkin kişiler.

güzide / güzîde / گزیده / گُز۪يدَه

  • Seçilmiş, seçkin.
  • Seçkin, seçilmiş.
  • Seçkin. (Farsça)
  • Seçkin.

güzide-gan / güzîde-gân

  • (Tekili: Güzide) Seçkinler, beğenilmişler, seçilmiş olanlar. (Farsça)

güzide-suhen / güzîde-suhen

  • Beğenilmiş söz söyleyen, seçkin sözler konuşan. (Farsça)

güzin / güzîn / گُز۪ينْ

  • Seçkin.

has / hâs / خَاصْ

  • Hususî, seçkin.

hasiyet-i mümtaziye / hâsiyet-i mümtaziye

  • Seçkinlik özelliği.

haslar dairesi

  • Seçkin Nur talebelerinin dahil olduğu hizmet dairesi.

hassa-i mümtaz

  • Seçkin özellik.

havas / havâs / خَوَاصْ

  • Seçkinler.
  • Seçkinler sınıfı, zenginler.
  • Seçkin tabaka.

havass / havâss / خواص

  • Hasseler, duyular.
  • Muhterem ve seçkin kişiler.
  • Seçkinler, okumuşlar, bilginler.
  • Seçkin kişiler. (Arapça)
  • Nitelikler. (Arapça)

hısan

  • Mümtaz kimseler, seçkin kişiler.

hıyere

  • Beğenme, seçme. Benzerlerinden ayırma.
  • Seçkin, seçilmiş, beğenilmiş, ayrılmış.

hıyere-i nas / hıyere-i nâs

  • Seçkin kimseler, mümtaz kişiler.

hüccet

  • Vesika, delil.
  • Seçkin âlimlere verilen ünvan.

hülasa-i mevcudat / hülâsa-i mevcudat

  • Varlıkların özü, en seçkini Hz. Muhammed (a.s.m.).

ictiba

  • Seçmek. İhtiyar ve intihâb etmek. Seçkin bir şeyi almak.
  • Tahsildarın para ve vergi toplaması.

kerime

  • Kız evlâd.
  • Kendine ikram edilmiş kimse. Şerefli.
  • Güzide, seçkin, kıymetli şey.
  • Vücudun kıymettar yerlerinden her biri.

lübab

  • Her nesnenin iyisi, güzidesi, seçkini.

makam-ı mümtaz

  • Seçkin, üstün makam.

menhub

  • Korkak adam.
  • Muhtar, müntehab, seçkin.

muhtar

  • Seçilmiş, seçkin.
  • Hareketinde serbest olan, istediği gibi davranan.
  • Peygamberimizin isimlerinden.

mümtaz / mümtâz / ممتاز / مُمْتَازْ

  • İmtiyazlı, seçkin, üstün tutulmuş.
  • Diğerlerinden ayrılmış, üstün, seçkin, seçilmiş.
  • Ayrı tutulan.
  • Seçkin, üstün.
  • Seçkin, üstün.
  • Seçkin. (Arapça)
  • Seçkin.

mümtazane / mümtâzâne

  • Seçkin bir biçimde.

mümtaze / mümtâze

  • Seçkin, üstün.

mümtaziyet / mümtâziyet

  • Mümtazlık, seçkinlik, üstünlük.
  • Seçkinlik, üstünlük.

müntahab / منتخب

  • Seçilmiş, seçkin. (Arapça)

müntecib

  • Güzide, seçkin.

münteka

  • Muhtar. Güzide, seçkin.

mustafa

  • Seçilmiş, seçkin; Hz. Muhammed'in (a.s.m.) isimlerinden biri.

müstesna / müstesnâ

  • Seçkin, benzeri olmayan.

mütemayiz

  • Ayrı, seçkin.

mütemeyyiz

  • (Çoğulu: Mütemeyyizîn) Seçilen, seçkin.

mütemeyyizin / mütemeyyizîn

  • (Tekili: Mütemeyyiz) Seçkin kişiler, seçilen kimseler, mütemeyyizler.

nakvet

  • Bir şeyin seçkini.

nazik-güzin / nâzik-güzin

  • Çok nâzik. Seçkin, nâzik. (Farsça)

nekavet

  • Her şeyin iyisi, seçkini.
  • Temizlik, paklık.

nuhbe / نخبه

  • Herşeyin seçkini, iyisi.
  • Seçkin, seçilmiş, müntehab, güzide.
  • Korkak.
  • Seçkin. (Arapça)

nukave

  • Temizlik, paklık.
  • Her şeyin iyisi, seçkini.

resul-i mücteba / resul-i müctebâ

  • Seçkin peygamber; Hz. Muhammed (a.s.m.).

risale-i bergüzide / risale-i bergüzîde

  • Seçkin, seçilmiş risale.

safve

  • Hâlis ve seçkin.
  • Katı yüzlü merhametsiz kimse.

sahabe-i güzin / sahabe-i güzîn

  • Peygamberimizi (a.s.m.) dünya gözüyle görüp onun yolundan giden Müslümanlar, seçkin sahabeler.

şahsiyet-i mümtaze / şahsiyet-i mümtâze

  • Şeçkin bir şahsiyet.

sebeb-i temayüz

  • Seçkinlik ve üstünlük sebebi.

tabaka-i havas

  • Zenginler, seçkinler tabakası.

tabaka-i havass / tabaka-i havâss

  • Toplumun üst seviyesini meydana getiren seçkinler tabakası.

tabaka-yı havas

  • Seçkinler tabakası, aydınlar sınıfı.

tecelli-i hassa / tecellî-i hâssa

  • Hususî tecellî, Cenâb-ı Hakkın seçkin kullarına veya dilediği mahlukuna karşı hususî yardımının görünmesi.

temayüz / temâyüz / تمایز

  • Seçkin olma; başkalarından üstün olma.
  • Seçkinlik, üstünlük, ayrıcalık. (Arapça)
  • Temayüz etmek: Seçkinlik kazanmak, ayrıcalık kazanmak, dikkat çekmek. (Arapça)

ulema-i benam / ulemâ-i benâm

  • Namlı, ünlü, seçkin âlimler.

vücud-u müstesna

  • Müstesna, seçkin varlık.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR