LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Savunma ifadesini içeren 37 kelime bulundu...

alat-ı müdafaa / âlât-ı müdafaa

  • Savunma araç ve gereçleri.

bab-ı seraskeri / bâb-ı seraskerî / بَابِ سَرْعَسْكَر۪ي

  • Serasker kapısı. Eski Milli Müdafaa Vekâleti. Milli Savunma Bakanlığı. Şimdiki İstanbul Üniversitesi'nin kapısı.
  • Savunma Bakanlığı kapısı.

barbakan

  • Emniyetle ateş etmek için sur duvarlarında açılan dar mazgal deliği. Kale kapılarının savunması için yapılan tahkimat. (Fransızca)

Bolşevizm

  • Rusça'da çoğunluk anlamına gelir.

    Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi (RSDIP) içindeki ayrılıkta Lenin ile aynı görüşü savunanlar kongre çoğunluğu sağlamışlar ve bu tarihten sonra Leninist görüşleri savunmanın diğer adı Bolşevizim olmuştur. Bu kelimenin Rusça'daki zıddı; Menşevik.

    Bu kongrede azınlıkta kalan grup ise Menşevikler olarak adlandırılmıştır. Marksist literatürde menşevik bir hakaret olarak kullanılır.

    Siyasi tutarsızlığı simgeler.

dava vekilliği / dâvâ vekilliği

  • Dâvâyı savunma makamı, avukatlık.

def'

  • Ortadan kaldırmak, Öteye itmek.
  • Mâni' olmak. Savmak. Savunmak.
  • Himaye etmek.
  • Fık: Bir dâvayı müdafaa için başka bir dâva açmak.

hakk-ı müdafaa

  • Savunma hakkı.

hamiyyet

  • Dîni, milleti himâye etmekte, korumakta, şerefini savunmakta tenbellik etmeyip, bütün kuvveti ile gayret etmektir.

harbiye / حربيه

  • Harp okulu. (Arapça)
  • Harbiyeli: Harp Okulu öğrencisi. (Arapça)
  • Harbiye nezareti: Savunma bakanlığı. (Arapça)

harbiye nezareti

  • Osmanlı Devletinde Harb Bakanlığı, bugünkü Millî Savunma Bakanlığına verilen ad.

hassas bölgeler

  • Sivil savunmada düşmanın hedef tutacağı bölgeler. Her hassas bölgenin ehemmiyeti aynı değildir. Hava savunması bakımından eldeki imkanlar ve hassas bölgeler arasında öncelik tesbitine ihtiyaç vardır. Hassas bölgeler, sırasıyla:1) Atomik vurucu üslerin bulunduğu bölgeler.2) Yüzeyden yüzeye füze üsler (Türkçe)

hatt-ı müdafaa / hatt-ı müdâfaa

  • Savunma hattı, müdafaa hattı.

hukuk-u müdafaa

  • Savunma hakkı.

ilmi müdafaat / ilmî müdafaat

  • İlmî savunmalar.

meydan-ı hamiyet

  • Din, vatan, millet gibi değerleri savunma alanı, sahası.

meydan-ı müdafaa / meydân-ı müdâfaa / مَيْدَانِ مُدَافَعَه

  • Savunma meydanı.
  • Savunma meydânı.

milli müdafaa vekaleti / millî müdafaa vekâleti

  • Millî Savunma Bakanlığı.

müdafa

  • Savunma.

müdafaa / müdâfaa / مدافعه / مُدَافَعَه

  • Savunma.
  • Savunma.
  • Savunma. (Arapça)
  • Savma, savunma.

müdafaa etme

  • Savunma.

müdafaa etmek

  • Savunmak.

müdafaa-i milliye

  • Millî savunma.
  • Milli müdafaa, milli savunma.

müdafaaname / müdafaanâme / müdâfaanâme / مُدَافَعَه نَامَه

  • Savunma yazısı.
  • Savunma yazısı.
  • Savunma yazısı.

müdafaat / müdâfaat / müdâfaât

  • Müdafaalar. Karşı hücuma mukabil müteaddit def'edici hareketler. Savunmalar.
  • Savunmalar.
  • Savunmalar.

müdafaat-ı hapsiye

  • Hapis savunmaları.

müdafaat-ı ilmiye

  • Delil ve bilime dayanan müdafaalar, savunmalar.

müdafaat-ı kat'iye

  • Kesin olan savunmalar.

müdafaat-ı kat'iye ve hakikiye

  • Doğru ve tereddüde imkân bırakmayan savunmalar.

serasker / سرعسكر

  • Ordu kumandanı. Komutan. (Farsça)
  • Harbiye nâzırı, milli savunma bakanı. (Farsça)
  • Başkomutan. (Farsça - Arapça)
  • Savunma bakanı, harbiye nazırı. (Farsça - Arapça)

seraskeri / seraskerî / سرعسكری

  • Başkomutanlık. (Farsça - Arapça)
  • Savunma bakanlığı, harbiye nazırlığı. (Farsça - Arapça)

silah-ı müdafa / silâh-ı müdafa

  • Savunma silâhı.

tahkimat

  • Bir yeri düşmanın hücumuna karşı savunmak maksadıyla yapılmış düzenlemeler ve tesisler.

tarz-ı müdafaa / tarz-ı müdâfaa / طَرْزِ مُدَافَعَه

  • Savunma tarzı.
  • Savunma tarzı.

tedafü / tedâfü / تدافع

  • Birbirine karşı savunma vaziyeti alma.
  • Savunma.
  • Savunma. (Arapça)

tedafüi / tedâfüî / تدافعى / تَدَافُع۪ي

  • Savunma ve korunma ile ilgili.
  • Savunmayla ilgili.
  • Savunma ile ilgili. (Arapça)
  • Savunmaya âit.

vakıa-i müdafaa

  • Savunma olayı.

vazife-i müdafaat

  • Savunma görevi.