LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sarsil ifadesini içeren 41 kelime bulundu...

akli burhan / aklî burhan

  • Güçlü ve sarsılmaz, akla ve mantığa uygun kesin delil.

berahin-i katıa / berâhin-i katıa

  • Kat'î burhanlar; güçlü ve sarsılmaz kesin deliller.

bürhan / bürhân

  • Güçlü delil, sarsılmaz kanıt.

burhan-ı bahire / burhan-ı bâhire

  • Çok açık olan kesin delil, sarsılmaz kanıt.

burhan-ı tevhid

  • Tevhidin sarsılmaz delili; herşeyin bir olan Allah'a ait olduğunu gösteren güçlü ve sarsılmaz delil.

burhan-ı yakini / burhan-ı yakînî

  • Şüphelerden uzak, güçlü ve sarsılmaz kesin delil.

daire-i itikad ve tevhid

  • Sarsılmaz inanç ve her şeyin bir olan Allah'a ait olduğuna inanma dairesi.

esas-ı lazım ve metin / esas-ı lâzım ve metin

  • Gerekli ve sarsılmaz esas, temel kural.

esaslı

  • Sarsılmaz, köklü.

gayet rasih / gayet rasîh

  • Çok sağlam ve sarsılmaz.

hüccet-i iman

  • Güçlü ve sarsılmaz iman delili.

iman-ı hakiki / îmân-ı hakîkî

  • Kalbe yerleşen, şüphe ve tereddüd karşısında hiç sarsılmayan îmân.

iman-ı tahkiki / iman-ı tahkikî / îman-ı tahkikî

  • İmana aid bütün mes'eleleri yakînî surette tedkik ile bilmek ve yaşamak ve tahkikî iman derslerini veren ve taklidî imanı tahkike tebdil eden eserleri sadakatla okumak neticesinde hâsıl olan sağlam, sarsılmaz iman. (Mü'minin kalbi tasdik nuru ile o derece münevver olmasıdır ki, o nur bütün letaif-i
  • İnandığı şeylerin aslını, esâsını bilerek inanma; sarsılmaz iman.

iman-ı yakini / îmân-ı yakînî

  • Sağlam, sarsılmayan, şüphe ve tereddüt bulunmayan îmân, îtikâd.

irtiaş

  • Ra'şeye tutulma, titreme, sarsılma.

istiare-i mekniye

  • (Kapalı istiare) Teşbihin temel unsurlarından yalnız benzetilenle yapılan istiare. Meselâ: Merhum Mehmed Akif'in:Şu karşımızda mahşer kudursa, çıldırsa,Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa,Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz.Cihan yıkılsa, emin ol bu cephe sarsılmaz...beyitlerinde düşman k

kemal-i metanet

  • Tam sağlamlıkla, sarsılmadan.

kemal-i sadakat / kemâl-i sadakat

  • Tam ve mükemmel bağlılık; sağlam ve sarsılmaz kalbî bağlılık.

layetezelzel / lâyetezelzel

  • Sarsılmaz. Tezelzül etmez. (Tahkikî iman sâhibleri, lâyetezelzel bir itikada sâhibdirler.)
  • Sarsılmaz.
  • Sarsılmaz.

layetezelzül / lâyetezelzül / لا یتزلزل

  • Sarsılmaz. (Arapça)

manevi tefsir / mânevî tefsir

  • Kur'ân-ı Kerimin işaret ettiği hakikatleri asrın ilmî gelişmeleri ışığında ortaya koyarak, iman hakikatlerini güçlü ve sarsılmaz delillerle açıklayan, yorumlayan eser.

mütekalkıl

  • Deprenen, sarsılan.

mütekalkil

  • Deprenen, sarsılan.

mütesallip

  • Sarsılmaz seviyede birşeye (dine) bağlanan kimse.

mütezelzil / متزلزل

  • Deprenen, sarsılan.
  • Sarsılan, sallanan, oynayan, sarsıntıda olan.
  • Sarsılan.
  • Sarsılan. (Arapça)
  • Mütezelzil olmak: (Arapça)
  • Sarsılmak. (Arapça)
  • Bozulmak. (Arapça)

mütezelzile

  • Sarsılmış.

recc

  • Deprendirmek. Sarsılmak. Gidip gelmek.

recefan

  • Şiddetle sarsılma, sallanma.
  • Şiddetle gürüldeme. Şiddetli ıztırab, büyük acı.

recf

  • Şiddetle sarsmak veya sarsılmak.

recrece

  • Sarsılma, titreme, sallanma.

sedd-i rasin-i istinad / sedd-i rasîn-i istinad

  • Dayanılacak çok sağlam ve sarsılmaz sed, engel.

tasavvuf

  • Ahlâk ve kalb ilmi. Kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak. Kalbde îmânın vicdânileşmesi, yâni Ehl-i sünnet îtikâdının kalbde sağlamlaşması ve şüphe getirici te'sirlerle sarsılmaması, nefs-i emmâreden doğan tenbelliklerin ve sıkıntıl arın giderilip, ibâdetlerde kolaylık ve lezzet hâ

tekalkul

  • Deprenme, hareketlenme, sarsılma.

tengiz

  • Zindeliği sarsılma, zindeliğini sarsma.

tezelzül / تزلزل / تَزَلْزُلْ

  • Sarsıntı.
  • Sarsılma, deprenme.
  • Sarsılma.
  • Sarsılma, sarsıntı. (Arapça)
  • Sarsılma.

tezelzül etme

  • Sarsılma.

uhud-u tevhid

  • Tevhidin Uhud Dağı; sağlam ve sarsılmaz tevhid inancı için bir benzetme olarak kullanılmış.

yakin / yakîn

  • Şek ve şüpheden uzak olan; kesin.
  • Sağlam, sarsılmayan, şüphe ve tereddüt bulunmayan îtikâd, îmân.
  • Ölüm.

zefzefe

  • Titreme, sarsılma.

zelzal

  • (Zülzâl) Sarsıntı. Zelzele. Deprem. Sarsılma.

zelzele-i raksnüma / zelzele-i raksnümâ

  • Danseder gibi sarsılma.