LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sarılma ifadesini içeren 26 kelime bulundu...

mu'anaka / mu'ânaka

  • İki kişinin birbirinin boynuna sarılması.

avişen

  • Kekik otu. (Farsça)
  • Sarılma, sıyırarak çıkma. Saldırma. (Farsça)

beşel

  • İki kimsenin birbiriyle tutuşması. İki şeyin birbirine sarılması. (Farsça)
  • Beşelîden masdarından emir ki; asıl, sarıl, mânâlarına gelir. (Farsça)

bobin

  • Tel veya iplik sarılmaya mahsus silindir şeklinde makara. (Fransızca)

ecr

  • (Çoğulu: Ücur) Bir iş, bir hizmet mukabilinde verilen şey.
  • Ahirete aid mükâfat, hayır ceza.
  • Ücret, mukabil, karşılık. Sevab.
  • Tıb: Kırılan bir uzvun sarılması.

i'tinak

  • (Unk. dan) Birbirlerinin boyunlarına sarılma.
  • Kucaklama.
  • Sıkıca kavrayıp alma.

ihata / ihâta / احاطه

  • Etrafından çevirmek, kuşatmak, içine almak. Kuşatılmak, sarılmak.
  • Geniş bilgi ile anlamak, tam kavramak.
  • Kavrama. (Arapça)
  • Kuşatma, sarma. (Arapça)
  • İhâta edilmek: Çevrelenmek, sarılmak, kuşatılmak. (Arapça)
  • İhâta etmek: (Arapça)
  • Kavramak. (Arapça)
  • Kuşatmak, sarmak. (Arapça)

iltizam-ı hak

  • Hakka sarılma ve bağlanma.

iltizam-ı hikem

  • Hikmetlere sarılma, hikmetlere bağlılık.

iltizam-ı taraf-ı muhalif

  • Muhalif tarafı destekleme, karşı tarafın fikirlerine sarılma.

ınak

  • Kucaklaşıp sarılma, muânaka.

inak

  • Birbirinin boynuna sarılma, kucaklaşma.

intıva

  • Dürülmek ve cem' olmak. Bükülmek ve katlanıp sarılmak.

istigmam

  • Sarmak, sarılmak.

küfrü iltizam etme

  • Küfre sarılma, küfür tarafını tutma.

muanaka / muânaka

  • Birbirinin boynuna sarılma. Kucaklaşma.
  • Birbirinin boynuna sarılma, kucaklaşma.
  • Sarılma.

mukabele-i bissüyuf

  • Silâha, kılınca sarılmak suretiyle karşı koymak.

musafaa

  • Birbirinin boynuna sarılma.

şedd-i nitak-ı himmet

  • Himmet kuşağını kuşanma. İşe ciddi, gayretle sarılma.

tazammud

  • Yaranın merhemli bezle sarılması.

teanuk / teânuk

  • Birbirinin boynuna sarılma. Kucaklaşma.
  • Birbirine sarılma.
  • Sarılma.

temessük

  • Temessük etmek: Sımsıkı tutunmak, sarılmak.
  • Tutunma, sarılma.
  • Borç senedi.
  • Tutunma. Sarılma. Sıkıca tutma.
  • Hüccet ve delil izhar etme.
  • Borç senedi.
  • Sarılma, tutunma.

temessük etmek

  • Sıkıca sarılmak.

tevessül / توسل

  • Allah'ın dergâhına yaklaştıracak amel işlemek.
  • Sarılmak.
  • Baş vurmak.
  • İnanmak.
  • Sebeb tutmak.
  • Hırsızlık.
  • Bir şeyi vasıta yaparak yaklaşma, sarılma, çalışma.
  • Başvurma, sarılma.
  • El atma, girişme. (Arapça)
  • İnanma. (Arapça)
  • Sarılma. (Arapça)
  • Tevessül etmek: (Arapça)
  • El atmak. (Arapça)
  • Sarılmak. (Arapça)

tevessül etme

  • Başvurma, sarılma.

tezemmül

  • Bürünmek. Sarılmak. Örtünmek.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR