LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sapik ifadesini içeren 53 kelime bulundu...

adall

  • Çok sapık, çok dalâlette.

agva

  • Dalâlete en fazla sapan, giden. Sapık.

ahmediyye

  • Evliyânın gözbebeği İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretlerinin tasavvuftaki yolu. Bu yola Müceddidiyye-i Ahmediyye de denir.
  • Hindistan'da Gulam Ahmed Kâdiyânî tarafından kurulan sapık bir yol.

batıniyye / bâtıniyye

  • Kur'an-ı Kerim'deki âyetlerin ve hadis-i şeriflerin zâhir ve âşikâr mânalarından ayrılarak, usûlsüz ve yanlış te'viller ile âyet ve hadislerin gizli ve sırlı mânalarını bulmak iddiasında olan sapık bir tarikat ve buna bağlı olanlar.Esasen âyet ve hadislerin ince, derin ve küllî mânalarını tefsir ve
  • Kurânın apaçık mânâlarına itibar etmeyip gizli mânalar bulduklarına inanan sapık bir anlayış.

cehl u dalalet / cehl u dalâlet

  • Cehalet ve sapıklık.

dalal / dalâl

  • Sapıklık.
  • Sapmak. Doğrudan, imân ve İslâmiyyet yolundan sapmak.
  • Sapıklık, haktan ayrılık.

dalal-i mubin / dalâl-i mubîn

  • Apaçık sapıklık.

dalalat-ı beşeriyye / dalâlât-ı beşeriyye

  • İnsanlığın sapıklığı, beşerî sapıklık.

dalalet / dalâlet

  • Hak yoldan sapma, sapıklık, azgınlık.
  • Sapıklık, yoldan çıkma. Peygamber efendimizin ve Eshâbının bildirdiği doğru yoldan ayrılma, sapma.

dalalet-i azime / dalâlet-i azîme

  • Çok büyük sapıklık, yoldan çıkma.

dalalet-i fenniye / dalâlet-i fenniye

  • Bilimden gelen sapıklık, dalâlet.

dalalet-i ilmiye / dalâlet-i ilmiye

  • Bilimden gelen sapıklık, dalâlet.

dalalet-pişe / dalâlet-pîşe

  • Sapıklığı ve inançsızlığı meslek edinmiş.

dalaletpişe

  • Sapıklığı tâkibeden. Sapıklığa giden. İslâmiyetten başka yol tâkib eden.

dalle / dâlle / ضاله

  • Sapık, yoldan çıkmış. (Arapça)

dallin güruhu / dâllîn gürûhu

  • Sapıklar, azgınlar topluluğu.

ehl-i dalalet ve ilhad / ehl-i dalâlet ve ilhad

  • Doğru ve hak yoldan sapan, insanları da saptırmaya çalışan sapık kimseler.

ehl-i kıble

  • Kâbeyi kıble edinenler, müslümanım diyenler. İş ve sözünde açıkça küfür görülmeyen dalâlet (sapık) fırkalarında olanlar.

ehl-i sefahet ve dalalet / ehl-i sefahet ve dalâlet

  • Yasak eğlence, zevklere düşkün olan, doğru ve hak yoldan sapan, sapık kimseler.

fikr-i batıl / fikr-i bâtıl

  • Yanlış fikir, sapık düşünce.

fir'avniyyet

  • Firavun gibi oluş, isyankârlık ile Allah'ı tanımayış. İnat ile Allah'a isyan edip halkı sapık yollara, dalâlete ve dinsizliğe sevke çalışmak.

fırak-ı dalle-i islamiye / fırak-ı dâlle-i islâmiye

  • İslâmiyetten, ayrılmış sapık fırkalar.

fücur

  • Sapıklık, haddi aşma.

gulat / gulât

  • Taşkınlık gösteren, azgın. Sapık fırkalardan küfre varanlar.

hanif / hanîf

  • Sapıklıktan, yanlış inanışlardan Hakk'a, doğruya meyleden, dönen, müslüman. İslâmiyet'ten önce Arabistan'da putlara tapmayıp, hazret-i İbrâhim'in dîni üzerine bulunanlara verilen isim. Çoğulu hunefâ'dır.

hariciler / haricîler

  • İslâm tarihindeki asi ve sapık topluluklardan biri.

havaric / havâric

  • Sapık bir anlayışın sahibi olan Haricîler.

hümanizm

  • İnsancılık iddiasıyla insanı tanrılaştıran sapık bir felsefe.

hurufilik / hurûfîlik

  • Acem yahûdisi Fadlullah-ı Hurûfî'nin v.796 (m. 1393) kurduğu bozuk yol. Küfür ve sapık inançları sebebiyle Timur'un oğlu Mîrânşâh tarafından öldürülmüştür.

hurumiyye / hurûmiyye

  • Bozuk Bâtıniyye fırkasının diğer bir adı. Bu sapık fırkada bulunanlar, birçok haramlara helâl dedikleri için, Hurûmiyye adını almışlardır.

ibahi / ibâhî

  • Haramları mübah (serbest) sayan sapık İbâhiyye fırkasına mensûb olan kimse.

ihvan-üs-safa / ihvân-üs-safâ

  • On birinci asrın ikinci yarısında Basra'da ortaya çıkan; "İslâmiyete birçok vehimler karışmış, onu bu vehimlerden temizlemek ancak felsefe ile mümkündür. İslâm dînini felsefe vâsıtasıyla saf hâle getirmelidir" diyen sapık ve gizli bir cemiyet, ekol.

ismailiyye / ismâiliyye

  • Sapık fırkalardan biri. Bâtıniyye de denir. Peygamber efendimizin torunlarından büyük âlim İmâm-ı Câfer-i Sâdık'ın vefâtından sonra, büyük oğlu İsmâil müslümanların imâmıdır ve ondan sonra çocuklarıdır dedikleri için İsmâiliyye denilmiştir.

kaderiye

  • "Kul fiilin yaratıcısıdır" diyen sapık mezhep.

küfr ü dalal / küfr ü dalâl

  • Kafirlik ve sapıklık. Dinsizlik.
  • Kâfirlik, sapıklık, dinsizlik.

livata / livâta

  • Lutilik.
  • Erkekler arasındaki cinsi sapıklık.
  • Erkekler arasındaki cinsî sapıklık. Homoseksüellik.
  • Erkekler arasındaki cinsî münasebet, cinsel sapıklık.

macin / mâcin

  • Sapık îtikâdını başkasına bulaştırmak çabasında olan.

meslek-i dalalet / meslek-i dalâlet

  • Dalâlet yolu, sapıklık mesleği.

meslek-i müteassife

  • Sapık, azgın meslek.
  • Sapık meslek.

mürcie

  • Sapık bir topluluk.

müşebbihe

  • Allahı insana benzeten sapık görüş.

mutezile / mûtezile

  • Akla haddinden fazla önem veren sapık bir mezhep.

pozitivizm

  • Gerçeğe erişmek için sadece deneye güvenen sapık felsefe.

sabiin / sabiîn

  • (Tekili: Sâbiî) (Aslı: Sâbiiyyun) Yıldıza tapanlar. Sapıklardan olanlar.

sadist

  • Başkasına eziyet ve sıkıntı vermekten, sapık işleri yapmaktan zevk alan ruh hastası kimse.

şamaniler / şâmânîler

  • İyi ve kötü ruhların bütün âlemi te'siri altında tuttuğu inancına dayanan sapık bir yolun mensupları.

septisizm

  • Fls: Müsbet veya menfi hiçbir kat'i hükme varamıyan ve dâim şüphe içinde olmayı kabul eden sapık felsefe sistemi. Şüphecilik. (Fransızca)

tadlil-i gayr

  • Başkalarını dalâlete nisbet etmek. Sapıklığına hükmetmek.

tarik-i dalalet / tarik-i dalâlet

  • Sapıklık yolu.

tarik-i hidayet / tarîk-i hidayet

  • Hakkı hak, batılı da batıl olarak görüp, doğru olanı yapma, sapıklıktan ve batıl yoldan uzaklaşma yolu.

tenasüh / tenâsüh

  • Ruhun bedenden bedene geçmesi, sapık bir inanç.

vehhabilik / vehhâbîlik

  • Sapık bir fırka. On sekizinci yüzyıl ortalarında Arabistan yarımadasında Necd bölgesinde ortaya çıkan, Muhammed bin Abdülvehhâb tarafından kurulan dînî ve siyâsî bir yol. Bu yolda olana Vehhâbî denir.

veseni / vesenî

  • Putperest. Yıldızları ilâh itikad etmek gibi sapık şeylere inanan kimse.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın