LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sapan ifadesini içeren 72 kelime bulundu...

agva

  • Dalâlete en fazla sapan, giden. Sapık.

ahzab-ı dalalet / ahzâb-ı dalâlet

  • Hak yoldan sapan gruplar.

av'ave

  • Havlama, köpeğin havlaması.
  • Mc: Hezeyan, saçma sapan konuşma.

bed-rah

  • Kötü yola sapan. (Farsça)

berhud / berhûd

  • Saçmasapan söz, mânasız söz. (Farsça)

besbas

  • Saçmasapan, manâsız söz. (Farsça)

bi-meal / bî-meal

  • Hükümsüz, mânasız, saçmasapan söz. (Farsça)

dal

  • Kur'ân ve imân yolundan sapan. Dalâlete giden, azan.
  • Azdırıcı, sapkın.
  • Şaşkın.

dall / dâll

  • Sapan, sapıtan.
  • Hak yoldan sapan.

dall u mudılle / dâll u mudılle

  • Doğru yoldan çıkanlar ve çıkaranlar, sapanlar ve saptıranlar.

dalle

  • Sapanlar, sapıtanlar.

dallin / dallîn / dâllîn

  • (Dâllûn) Sapkınlar. Müslümanlıktan ayrılanlar. Kur'an hakikatlerinden ayrılıp sapanlar.
  • Hak yoldan sapanlar.

ebatil / ebâtil / اباطل

  • Saçma sapan sözler, ipe sapa gelmez şeyler. (Arapça)

ehl-i dalalet / ehl-i dalâlet / اَهْلِ ضَلَالَتْ

  • Haktan sapanlar.

ehl-i dalalet ve ilhad / ehl-i dalâlet ve ilhad

  • Doğru ve hak yoldan sapan, insanları da saptırmaya çalışan sapık kimseler.

ehl-i dalalet ve isyan / ehl-i dalâlet ve isyan

  • Hak yoldan sapan ve Allah'a isyan edenler.

ehl-i ilhad

  • Doğru meslek ve dinden, Hak yolundan çıkıp bâtıl yola sapan, imansızlar, dinsizler. (Farsça)

ehl-i nifak ve dalalet / ehl-i nifak ve dalâlet

  • Hak yoldan sapan ve iki yüzlülük yapanlar.

ehl-i sefahet ve dalalet / ehl-i sefahet ve dalâlet

  • Yasak eğlence, zevklere düşkün olan, doğru ve hak yoldan sapan, sapık kimseler.

ehl-i şirk ve dalalet / ehl-i şirk ve dalâlet / اَهْلِ شِرْكْ وَ ضَلَالَتْ

  • Allaha ortak koşanlar ve haktan sapanlar.

ehlidalalet

  • İslâmdan sapanlar, sapkınlar.

facir

  • Haktan sapan. Haram ve günaha dalmış kötü insan. Günah işleyen.

felahan

  • Sapan. Taş atmaya mahsus âlet. (Farsça)

fırka-i dalle / fırka-i dâlle

  • Hak yoldan sapan fırka.

güzaf / güzâf / گزاف

  • Saçma sapan, ipe sapa gelmez, boş, beyhude. (Farsça)

haşvi / haşvî

  • Mânâsız sözler söyleyen, saçma sapan konuşan.
  • Haşve benziyen.

hatıb-ı leyl

  • Geceleyin odun toplayan kimse.
  • Mc: Mânâsız ve saçmasapan sözler konuşan adam.

herze

  • Boş söz. Saçmasapan söz. Boş lâkırdı. (Farsça)
  • Boş, saçma sapan söz.

herzederay

  • Mânâsız ve saçmasapan sözler konuşan. (Farsça)

herzegu / herzegû

  • Saçma sapan konuşan. Lüzumsuz ve mânasız söz söyleyen. (Farsça)
  • Saçma sapan konuşan, lüzumsuz ve mânâsız sözler söyleyen.
  • Saçmasapan konuşan.

herzehayi / herzehayî

  • Mânâsız konuşma, saçmasapan söyleme. (Farsça)

herzekar / herzekâr

  • Saçma sapan konuşan, mânasız sözler söyleyen. (Farsça)

herzekarane / herzekârane / herzekârâne

  • Saçma sapan konuşarak. Boş ve lüzumsuzca uydurmalarla, abuk sabukça. (Farsça)
  • Saçmasapan konuşarak.

hezeliyat

  • (Tekili: Hezl) Ciddi olmayan sözler. Saçma sapan konuşmalar. Deli saçması.

hezeyan

  • Kötü sözler. Soğuk şakalar.
  • Sayıklama. Saçma sapan konuşma.

hezeyanat

  • (Tekili: Hezeyan) Sayıklamalar.
  • Saçma sapan ve mânâsız konuşmalar.

hezeyanvari / hezeyanvâri

  • Saçma sapan bir şekilde.

hezr

  • Saçmasapan, boş ve mânâsız söz.

jajha

  • Saçma sapan söyliyen. Mânâsız ve boş konuşan. (Farsça)

jajhayan

  • Saçma sapan söz söyleyenler. Mânâsız ve boş konuşanlar. (Farsça)

kasıtin / kasıtîn

  • (A, uzun okunur) Zulmeden ve haktan sapanlar.
  • Haklı olanlar.
  • Kısımlara bölenler.

kazzafe

  • Sapan.

kelaseng

  • Sapan. (Farsça)

kırzam

  • Saçma sapan şeyler konuşan. Manâsız sözler söyliyen kimse.

maglata

  • Mugalata. Boş ve mânasız söz. Zihin yanıltmak için söylenen saçma sapan söz.

mahmum

  • Hummaya, sıtmaya tutulmuş. Sıtmalı olan. Ateşli olan. Mecnun. Saçma sapan konuşan.

mehcur

  • (Hicr. den) Uzaklaşmış, uzakta kalmış, ayrı düşmüş. Bırakılmış, metruk, unutulmuş, gayr-i müstâmel.
  • Saçma sapan, hezeyan. Amel edilmeyen. Kullanılmaz olmuş. Ayrılmış.

mihzar

  • Mânâsız ve saçma sapan sözler konuşan.

mıkla'

  • Sapan.

mün'adil

  • (Adul. dan) Doğru yoldan sapan. Cayan.

müteassif

  • Doğru yoldan sapan.

müteassife

  • Hak yoldan sapan.

mütela'sim

  • (Çoğulu: Mütela'simîn) Saçmasapan cevap veren, kemküm eden.

na-merbut

  • Rabıtasız, mânâsız, anlamsız, saçma sapan. (Farsça)

nazar-ı gaflet ve dalalet / nazar-ı gaflet ve dalâlet

  • İman hakikatlerine karşı duyarsız davranan ve hak yoldan sapanların bakışı.

perakendegu / perakendegû

  • Saçma sapan konuşan. Saçmalayan. (Farsça)

perhüde

  • Saçmasapan söz, hezeyan. (Farsça)
  • Ateşten dolayı sararmış eşyâ. (Farsça)

rafızi / râfızî

  • Hak mezheblerden ayrılıp sapan kimse.

revafıd / revâfıd

  • Râfizîler. Hazret-i Ali'yi sevmekte taşkınlık ederek diğer Eshâb-ı kirâmı (Peygamber efendimizin arkadaşlarını) kötüleyenler. Doğru yoldan sapanlar.

sapık

  • Doğru yoldan ayrılan, îtikâdında (îmân bilgilerinde) ve ibâdetleri yapmasında veya yaşayışında Ehl-i sünnet vel-cemâat mezhebinden (Peygamber efendimizin ve Eshâbının yolundan) ayrılan, yanlış yollara sapan kimse.

sinne

  • (Çoğulu: Sinen) Kalem başı.
  • Sapan demiri.

suret-i zaife-i vahiye / suret-i zaife-i vâhiye

  • Hakikatsız, saçma sapan zayıf suret ve vesvese.

taği

  • Azgın, haktan sapan, saptıran.

tağut

  • Azgın, sapkın, îmansız, ilâh gibi saygı gören, heykellerine bile saygı duyulan, sapan ve saptıran.

tarik-i müteassife

  • Doğru yoldan sapanların yolu; çorak dengesiz ve zalimane yol.

tela'süm

  • Dil dolaşma, şaşırma.
  • Cevap verilecek yerde veremeyip kekeleme.
  • Saçmasapan cevap verme.

terarih

  • (Tekili: Türrehe) Saçmasapan ve mânâsız sözler.

türrehat

  • (Tekili: Türrehe) Saçma sapan sözler.

türrehe

  • (Çoğulu: Terârih-Türrehat) Saçma sapan ve mânasız söz.

üfnun

  • Hâl. Nev, çeşit. Saçma sapan söz. Dedikodu.

yave / yâve

  • Hezeyan, saçma sapan söz, lakırtı, lâf.
  • Hezeyan. Yalan. Yaygara. Saçma sapan söz. (Farsça)
  • Sahipsiz hayvan. (Farsça)

yave-gu / yâve-gû

  • (Çoğulu: Yâve-guyân) Saçmasapan konuşan, saçmalayan. (Farsça)