LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sak kelimesini içeren 127 kelime bulundu...

ak'ak

  • Saksağan.

ak'aka

  • Saksağan sesi.

akb

  • Sakalın kaba ve sık olması.

alak

  • Sakız.

allak

  • Sakızcı.

bakıl

  • Sakalı belirmiş kişi.

beis

  • Sakınca.

beyyab

  • Saka, sucu.

bezle / بذله

  • Şaka, latife. (Arapça)

bezle-baz / bezle-bâz

  • Şakacı, lâtifeci. (Farsça)

bezlegu / bezlegû / بذله گو

  • Şakacı. (Arapça - Farsça)

caiz / câiz

  • Sakıncasız, doğru, geçerli.

cidden

  • Şaka olmayarak. Gerçekten. Ciddi olarak.

el-hazer

  • Sakın! Sakınınız! (manasınadır)

elif-i sakine / elif-i sâkine

  • Sakin, harekesiz elif.

eşkiya

  • Şakiler. Yol kesenler. Asiler. Allah'a veya kanunlara isyan edip kötülük yapanlar. Haydutlar, anarşistler, âsiler. Hak ve kanunlara baş kaldıranlar, Allahın emirlerine karşı gelenler.

fekahet / fekâhet / فكاحت

  • Şakacılık, muziplik. (Arapça)

fes'e

  • Sâkin olmak, sâkin etmek.

hamus

  • Sâkin olmak, susmak.

handistan

  • Şaka, lâtife. (Farsça)

hatt-aver

  • Sakalları yeni çıkmaya başlayan genç.

hazer / حذز / حَذَرْ

  • Sakın.
  • Sakınma, kaçınma, korunma, çekinme.
  • Sakınma. (Arapça)
  • Sakınma.

heda

  • Sakin olmak.

hezl / هزل

  • Şaka, şakalaşma. (Arapça)

hezl-gu / hezl-gû

  • Şakacı. Lâtifeci, mizahlı söz söyleyen.

hezlamiz / hezlâmiz

  • Şaka ile karışık söz. Mizahlı kelâm.

hezlgu / hezlgû / هزل گو

  • Şakacı. (Arapça - Farsça)

hıfz

  • Saklama, koruma, ezberleme.
  • Saklama, koruma, ezber.

hırs

  • Saklamak.

hüd'

  • Sâkin olmak.

hüku'

  • Sâkin olmak.

huntuf

  • Sakalını yolan.

ictinab / اجتناب

  • Sakınma.

içtinaben

  • Sakınarak, kaçınarak.

ihfa / ihfâ

  • Saklamak, gizlemek.

ihtiraz / ihtirâz / اِحْتِرَازْ

  • Sakınmak, çekinmek, kaçınmak.
  • Sakınma, çekinme.
  • Sakınma.

ihtiyat

  • Sakınmak. İşleri iyi düşünmek. Tedbirlilik. İşlerde basiret üzere bulunmak. Yedek.

ihzal

  • Şaka ve alay ile çok uğraşma.

iktinan

  • Saklanma, gizlenme.

işka'

  • Şaki ve bedbaht eylemek.

itiraf / îtiraf

  • Saklamayıp söyleme.

ittika / ittikâ

  • Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek. Takvâ ile amel etmek.
  • Sakınma.
  • Sakınma. Takva ehlinden olma.

kamin / kâmin

  • Saklı. Gizli. Belirsiz. Pusuda duran.

kess

  • Sakal kıllarının sık ve kıvırcık olması.

ketm

  • Saklamak. Gizlemek. Sır tutmak. Söylememek.

kila' / kilâ'

  • Saklamak, korumak.

kiyya

  • Sakız.

kiyye

  • Sakız.

kündüs

  • Saksağan kuşu.

la't

  • Sakınmak, sakındırmak.

lahy

  • Sakalın bittiği yer.

lal / lâl

  • Sakin, sessiz, dilsiz.

latife / لطيفه

  • Şaka. (Arapça)

latife etmek:

  • Şaka yapmak. (Arapça - Türkçe)

latifegu / latifegû / لطيفه گو

  • Şakacı. (Arapça - Farsça)

latifeperdaz

  • Şakacı, lâtifeci. Lâtife yapan. (Farsça)

letaif / letâif / لطائف

  • Şakalar, fıkralar, latifeler. (Arapça)

lihye / لحيه

  • Sakal.
  • Sakal.
  • Sakal. (Arapça)

lihyedar / lihyedâr

  • Sakallı. (Farsça)

mahazir / mahâzîr / محاذیر

  • Sakıncalar. (Arapça)

mahzur / mahzûr / محذور

  • Sakınılacak, korkulacak şey, engel, sakınca.
  • Sakınca.
  • Sakınca. (Arapça)
  • Mahzur görmek: Sakıncalı bulmak. (Arapça)

mahzurat / mahzûrât

  • Sakıncalar.

mahzurlu

  • Sakıncalı.

malulen / malûlen / معلولا

  • Sakatlanmış olarak, özürlü olarak. (Arapça)

mastaki

  • Sakız.

mebad / mebâd / مباد

  • Sakın, aman sakın, olmaya. (Farsça)

mebada / mebâdâ / مبادا

  • Sakın, aman sakın, olmaya. (Farsça)

mekin / mekîn

  • Sakin, vakarlı, saygın.

mücanebet

  • Sakınma. Çekinme. İnsanlardan uzağa bir tarafa çekilme.

müfakehe

  • Şakalaşma, lâtife yapma.

muhareze

  • Saklamak.

muhteriz

  • Sakınan. Çekinen. Çekingen.

muhterizane / muhterizâne

  • Sakınarak, çekinerek. Çekine çekine. (Farsça)

muhtezir

  • Sakınan, çekinen.

müsal

  • Sakal.

müsekkin / مسكن / مُسَكِّنْ

  • Sakinleştirici, yatıştırıcı. (Arapça)
  • Sâkinleştiren, uyuşturan.

mustaka

  • Sakız.

mutayebe / مطایبه

  • Şakalaşma, birbirine fıkra anlatma. (Arapça)

mütecennib

  • Sakınan, içtinab eden, korunan, kaçınan.

mütehamiyane

  • Sakınarak, korunarak. Kendini himaye edercesine. (Farsça)

mütemazih

  • Şakalaşan, birbirine lâtife ve şaka yapan.

müteşakil / müteşâkil

  • Şakelce benzer.

mütesettir

  • Saklanıp gizlenmiş olan. Tesettür eden, gizlenen.

mütevakki / mütevâkki

  • Sakınan.

muzmer-i hakaik

  • Saklı, gizli kalmış, meydana çıkarılmamış hakikatler. Hakikatlerin gizlisi.

nebv

  • Sakız.

nest

  • Sâkin olmak.

nevhat

  • Sakalı yeni çıkmış genç.

nihanhane

  • Saklanacak yer. Mağara, bodrum, mahzen. (Farsça)

nühüft

  • Saklı, gizli. (Farsça)

nühüfte

  • Saklı, gizli. (Farsça)

perhizkar / perhizkâr / پرهيزكار

  • Sakınan. (Farsça)

rişdar

  • Sakallı. (Farsça)

sakinane / sakinâne

  • Sâkin olana yakışır şekilde. Sessizce. (Farsça)

şakirdan / şakirdân

  • Şakirdler, talebeler.

sakka / سقا

  • Saka. (Arapça)

şakuli / şakulî

  • Şâkule bağlı, onunla alâkalı, onunla nisbeti olan şey. Geo: Düşey.

sekene

  • Sâkinler, ikâmet edenler.
  • Sâkin olanlar, oturanlar. Bir yerde devamlı oturanlar.

sekine / sekîne

  • Sakinlik, okuyana sakinlik veren önemli bir dua.

sekinet / sekînet

  • Sakinlik, huzur.
  • Sakinlik, gönül huzuru, kalbin rahat olması.

sekn

  • Sâkin olmak.

setat

  • Sakalın hafif olması.

sika'

  • Sakaların içine su doldurdukları köseleden yapılmış kap, kırba.

sükkan / sükkân

  • Sâkinler, oturanlar.

sükun / sükûn / سكون

  • Sakin ve huzurlu ortam.
  • Sakinlik, hareketsizlik. (Arapça)

sükunet / sükûnet / سُكُونَتْ

  • Sakinlik, durgunluk.
  • Sakinlik.

sükunetsiz / sükûnetsiz

  • Sakin kalmayan, hareketli.

taharrüs

  • Sakınmak, korunmak.

taharrüz

  • Sakınma, çekinme, korunma.

tahzir / tahzîr / تحذیر

  • Sakındırma.
  • Sakındırma. (Arapça)
  • Tahzîr etmek: Sakındırmak. (Arapça)

taki / takî

  • Sakınan.

takıyye

  • Sakınma, çekinme.

tamn

  • Sâkin olmak, sessiz olmak.

tecanüb / tecânüb

  • Sakınma. Çekinme.
  • Sakınma.

tecennüb

  • Sakınma. Çekinme.
  • Sakınma, uzak durma.

tegil

  • Sakalları yeni çıkmağa başlayan genç. (Farsça)

temazuh

  • Şakalaşmak.

teskin / teskîn / تَسْك۪ينْ

  • Sakinleştirme, rahatlatma.
  • Sakinleştirme, yatıştırma.
  • Sâkinleştirme.

tesrih-i lihye

  • Sakal bırakma.

tevakki / توقى

  • Sakınma, korunma, çekinme. (Arapça)

tukye

  • Sakınma.

zecir

  • Sakındırma.

zecr

  • Sakındırma, zorlama.

zecren

  • Sakındırma, yasaklama.

zemk

  • Sakal yolmak. (Yolunan sakala "zemika" veya "mezmuka" derler.)

zenub

  • Sakaların su dağıttıkları bir kapdır ki; Kur'ân'da azabdan nasib mânasına istiare olunmuştur.

zımni / zımnî

  • Saklı, gizli, örtülü.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın