LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sac kelimesini içeren 91 kelime bulundu...

a'sac

  • Saçları alnı üzerine dökülmüş.

abes / عبث

  • Saçma, gayesiz, hikmetsiz, gereksiz.
  • Saçma, abes. (Arapça)

acuze-i şemta

  • Saçı ağarmış kocakarı.

ahlet

  • Saçı dökülmüş kişi.

ahu

  • Saç ve sakalı ak olup şayan-ı hürmet ve tâzim olan. Ahubaba, yalnız bu tabirde kullanılır.

amize-muy / âmize-muy

  • Saçı sakalı kırlaşmış olan adam. Kır sakallı kimse. (Farsça)

ashar

  • Saçı kızıl adam. Kırmızı tüylü hayvan.

berhud / berhûd

  • Saçmasapan söz, mânasız söz. (Farsça)

besbas

  • Saçmasapan, manâsız söz. (Farsça)

dü-muy

  • Saçına sakalına kır düşmüş adam. (Farsça)

ebatil / ebâtil / اباطل

  • Saçma sapan sözler, ipe sapa gelmez şeyler. (Arapça)

egamm

  • Saçları yüzüne ve ensesine sarkan ve çok olan kimse.

ehass

  • Saçı dökülmüş kişi.

eracif / erâcîf / اراجيف

  • Saçmalıklar, uydurmalar. (Arapça)

eşmat

  • Saç ve sakallarına kır düşmüş olan.

evham-ı vahiye

  • Saçma vehimler, asılsız kuruntular.

ezebb

  • Saçları uzun ve kaşlarının kılları çok olan adam. (Farsça)

gamem

  • Saçın, alnı ve başı örtmesi.

gisu / gîsû / گيسو

  • Saç. (Farsça)

gisubend / gîsûbend / گيسوبند

  • Saç bağı. (Farsça)

gusn

  • Saç örgüsü.

güzaf / güzâf / گزاف

  • Saçma sapan, ipe sapa gelmez, boş, beyhude. (Farsça)

ham-ı zülf

  • Saç lülesinin kıvrımı.

hassa

  • Saç ve sakalı döken bir hastalık.

hata'

  • Saçak bükmek.

hatv

  • Saçak bükmek.

helice / helîce

  • Saçaklı seccade.

herze / هرزه

  • Saçma. (Farsça)

herzegu / herzegû / هرزه گو

  • Saçma sapan konuşan. Lüzumsuz ve mânasız söz söyleyen. (Farsça)
  • Saçma sapan konuşan, lüzumsuz ve mânâsız sözler söyleyen.
  • Saçmasapan konuşan.
  • Saçmalayan. (Farsça)

herzeguyi / herzegûyî / هرزه گویى

  • Saçmalama. (Farsça)

herzekar / herzekâr

  • Saçma sapan konuşan, mânasız sözler söyleyen. (Farsça)

herzekarane / herzekârane / herzekârâne

  • Saçma sapan konuşarak. Boş ve lüzumsuzca uydurmalarla, abuk sabukça. (Farsça)
  • Saçmalayarak.
  • Saçmasapan konuşarak.

hezeyan / hezeyân / هَذَيَانْ

  • Saçmalık, saçmalama.
  • Saçmalama.

hezeyanat / hezeyânât

  • Saçmalıklar.

hezeyancı

  • Saçmalayan.

hezeyanlı

  • Saçmalayan.

hezeyanvari / hezeyanvâri / hezeyanvârî

  • Saçma sapan bir şekilde.
  • Saçmalarcasına.

hezl

  • Saçma, uydurma.

hezr

  • Saçmasapan, boş ve mânâsız söz.

hitar

  • Saçma söz, mânâsız kelâm.

hurafe

  • Saçma inanış.

ıhmal

  • Saçak yapmak.

işabe

  • Saç ve sakal ağartma, beyazlatma. Genç yaşta saç ve sakal ağarması.

jajha

  • Saçma sapan söyliyen. Mânâsız ve boş konuşan. (Farsça)

jajhayan

  • Saçma sapan söz söyleyenler. Mânâsız ve boş konuşanlar. (Farsça)

kahil / kâhil

  • Saçına ak düşmüş adam. Yaşlı, ihtiyar. Tembel.

kemend-i zülf / كمند زلف

  • Saçlarının kemendi. (Farsça)

kırzam

  • Saçma sapan şeyler konuşan. Manâsız sözler söyliyen kimse.

kusas

  • Saçın önünde ve ardında nihayeti.

mear

  • Saç ve sakalın dökülmesi.

merşuş

  • Saçılmış, dağılmış.

mescum

  • Saçılmış, dökülmüş.

mubend

  • Saç bağı. (Farsça)

mücareze

  • Saçma ve iyi olmıyan sözlerle lâtife yapma.

muhled

  • Saçı ve sakalı geç ağaran kişi.

muhlis

  • Saç ve sakalına kır düşmüş olan kimse.

münasere

  • Saçmak.

müşate

  • Saç ve sakaldan dökülen kıllar.

muşta

  • Saç tarağı.

mütela'simane

  • Saçmalayarak, kemküm ederek. (Farsça)

mütemaşşit

  • Saçını sakalını tarayan.

muy-bend

  • Saç bağı. (Farsça)

nisar / nisâr / نثار

  • Saçmak.
  • Saçma. (Arapça)
  • Nisâr etmek: Saçmak. (Arapça)

nisarçin

  • Saçılan şeyleri toplayan. (Farsça)

nussa

  • Saç kırpıntısı.

paçan

  • Saçan, saçıcı. (Farsça)

paş / pâş / پاش

  • Saçan, serpen. (Farsça)

paşan

  • Saçan, saçıcı. (Farsça)

paşende

  • Saçan, dağıtan, saçıcı. (Farsça)

paşide

  • Saçılmış, serpilmiş, dağılmış. (Farsça)

perakendegu / perakendegû

  • Saçma sapan konuşan. Saçmalayan. (Farsça)

peşkeş

  • Saçıp savurma.

piçidemuy

  • Saçı kıvrılmış. (Farsça)

rişe

  • Saçak, püskül.

şare / şâre

  • Saç, kıl.

sebata

  • Saçın kıvırcık olmayıp sarkık olması.

şemet

  • Saçın akı karasına karışmak.

tahzif

  • Saçını düzüp bezemek, süslemek.

tar-ı zülf / târ-ı zülf

  • Saç teli.

tartil

  • Saçı yağlamak.

te'sif

  • Sacayak üstüne çömlek koymak.

tehdib

  • Saçak yapmak.

teheddüb

  • Saçaklanmak.

tema'ut

  • Saç dökülmek.

temerrut

  • Saç dökülmek.

tenasür

  • Saçılma, serpilme, püskürme.

teveşşi

  • Saç ve sakalı kır olmak, alacalanmak.

turre / طره

  • Saç lülesi. (Arapça)

yafe

  • Saçma ve mânasız söz. (Farsça)

zal / zâl / زال

  • Saçları ağarmış, ihtiyar. (Farsça)

zerare

  • Saçılan şey.