LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te SUSTU ifadesini içeren 63 kelime bulundu...

beserüçeşm / بسر و چشم

  • Başüstüne, başım gözüm üstüne. (Farsça)

beyan-ı ifhamiye / beyan-ı ifhâmiye

  • Delillerle susturma anlatımı.

bihamdihi ve'l-minne / bihamdihî ve'l-minne

  • Hamd ve minnet Allah'a mahsustur.

cevab-ı müskit / cevâb-ı müskit / جَوَابِ مُسْكِتْ

  • Soru soranı susturan cevap.
  • Susturucu cevab.

ecvibe-i müskite

  • Susturucu cevaplar.

ehl

  • (Ehil) Yabancı olmayan, alışık olduğumuz.
  • Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli anlamıyla ehil ve ehliyet İslâmiyette önemli bir husustur. Dinimiz, bize işleri ehline vermemizi emreder. Cemiyette işler, mevkiler, makamlar, görevler, ehline v

elhamdü lillah / elhamdü lillâh

  • "Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur".

elhamdü lillahi / elhamdü lillâhi

  • "Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur".

elhamdü lillahi ala nuri'l-iman ve hidayeti'r-rahman / elhamdü lillâhi alâ nûri'l-iman ve hidâyeti'r-rahmân

  • Bütün övgüler ve şükürler iman nurunu ve doğru yolu nasip eden Allah'a mahsustur.

elhamdü lillahi rabbi'l-alemin / elhamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn

  • Hamd ve şükür âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

elhamdü lillahi teala / elhamdü lillâhi teâlâ

  • Hamd ve şükür yalnızca yüce olan Allah'a mahsustur.

elhamdü-lillah

  • Kısaca meali: Her ne kadar hamd ve şükür varsa, ezelden ebede ve kimden kime olursa olsun hepsi Allah'a mahsustur. İman, şükür, hamd, memnuniyet ifâde eden bir deyimdir.

elhamdülillah / elhamdülillâh

  • "Hamd, şükür Allahü teâlâya mahsûstur, bütün nîmetler O'ndandır" mânâsına mübârek, kıymetli bir söz. Buna hamdele de denir.
  • Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur.

habıt

  • Susturucu.
  • Batıl kılan. İptal ettiren.
  • Değersizleşen.

habt

  • Yanlış hareket.
  • Maktulün kanının heder olması.
  • Bozma, ibtâl etme, muteberliğini kaybettirme.
  • Bir bahis veya münazarada karşısındakinin hatasını isbat ile onu ilzam edip susturma.

ibkam / ibkâm

  • Susturma, bir tartışmada ağız açamıyacak hale getirme.

ifham / ifhâm

  • Susturma.

ıkta'

  • (Kat.'dan) Delil göstererek susturma.
  • Mülkiyeti devlete ait olan bir arazinin menfaatinin hazinede istihkakı bulunan kimseye padişah tarafından verilmesi.
  • Maktuan ihâle.

ilzam / ilzâm / الزام

  • Muaraza veya muhakemede delil göstererek muhalifini susturmak, iskât etmek. Söz ve fikirde galibiyet. İltizam ettirmek. İsnad ve isbat etmek.
  • Susturma.
  • Delil göstererek muhalifi susturmak.
  • Susturma, sözle üstün gelme, yenme.
  • Susturma. (Arapça)

ilzam eden

  • Delil getirerek karşısındakini susturan.

ilzam etme

  • Delillerle muhatabı susturma.

ilzamiyat

  • Bir kimseyi ilzam edip susturmak için söylenen sözler.

iskat / iskât / اسكات

  • Susturma.
  • (Sükut'tan) Susturma.
  • Düşürme.
  • Susturma.
  • Sükût ettirmek. Cevap veremiyecek hâle getirmek. Susturmak.
  • Kandırmak, râzı etmek.
  • Susturma. (Arapça)
  • İskât etmek: Susturmak. (Arapça)

iskat eden / iskât eden

  • Susturan.

iskat etme / iskât etme

  • Susturma.

iskat etmek / iskât etmek

  • Susturmak.

ısmat

  • Susturma, susturulma, sükut ettirme.

ismat

  • Susturma, sükut ettirme.
  • Men'etmek.
  • Tecvidde : Harfi söylerken lisana ağır geldiğinden, kendilerinden yalnız aslı rübâî olanlar ile, hümasi olanların terkibi men' edilmişti. İsmât sıfatının harfleri; izlâk sıfatının harfleri olan on altı harf ile harf-i meddin maadası olan on

kitab-ı ilzam ve iskat / kitab-ı ilzam ve iskât

  • Karşısındakini delillerle mağlup edip susturan kitap.

lehü'l-hamd ve'l-minne

  • Hamd ve minnet Allah'a mahsustur.

lehü'l-hamdü ve'l-minne

  • Hamd ve minnet Allah'a mahsustur.

lehul hamdu ve'l-minnetu

  • Tüm hamd ve minnetler Allah'a mahsustur.

lesm

  • İlzam etmek, susturmak.

lillahi'l-hamdü ve'l-minne / lillâhi'l-hamdü ve'l-minne

  • Tüm hamd ve minnetler Allah'a mahsustur, O'na aittir.

lillahi-l hamd / lillâhi-l hamd

  • Ne kadar hamd ve şükürler varsa ve olmuşsa, cümlesi Allaha mahsustur, ona gider, ona âittir.

lillahilhamd / lillâhilhamd

  • Hamd Allaha mahsustur.

ma'budiyyet

  • Mâbud oluş. Kendine ibâdet edilmeğe lâyık olan, ki bu sıfat ancak Allah'a mahsustur. Uluhiyyet.

makam-ı ifham

  • Delille susturma makamı.

makam-ı ifham ve ilzam

  • Karşı tarafı susturma, âciz bırakma makamı.

mana-yı zahiri-yi mecazi / mânâ-yı zâhirî-yi mecazi

  • Sözün zahirine ait mecazî mânâsı; sözün ilk etapta anlaşılan açık mânâsının mecâzî anlamı (Hakiki anlamı değil. Çünkü hayat vermek Allah'a mahsustur.).

müfham

  • Susturulmuş, iskât edilmiş olan.

müfhim

  • İfham eden. Delil ile susturan. Ağız açtırmayan.

mülzem

  • Susturulmuş, ilzam ve iskât olunmuş, sükuta mecbur olmuş.
  • Lüzumlu görülmüş.
  • Susturulmuş, mağlup edilmiş.
  • İlzam edilmiş, susturulmuş.

mülzim

  • Susturan.
  • Susturan.
  • İlzam eden, susturucu.
  • Lüzumlu gören. Gerektiren.
  • Verilen hükmün mutlak yerine getirilmesindeki mecburiyet.

mülzimane

  • Sözde susturmağa zorlıyarak. Sustururcasına.

müsekkit / مسكت

  • Susturucu. (Arapça)

müskit / مُسْكِتْ

  • Susturucu.
  • Susturan, söyliyecek söz bırakmayan, susmağa mecbur eden.
  • Susturan.
  • Susturan.

müskitane / müskitâne

  • Sustururcasına. Susturma suretiyle. (Farsça)

pota

  • Toprak veya mâdenden yapılmış, kimyacı, eczâcı, mâdenci veya kuyumcu âletlerindendir. Altın, gümüş ve benzeri mâdenlerin eritilimesine mahsustur. (Farsça)

rekk

  • İlzâm etmek, susturmak.
  • Birbiri üstüne bırakmak.

sübhanallah velhamdülillah / sübhanallah velhamdülillâh

  • "Allah her türlü eksiklikten sonsuz derecede yücedir; teşekkür ve övgü de Allah'a mahsustur".

sübhanallahi ve bihamdihi / sübhanallahi ve bihamdihî

  • Allah her türlü eksiklikten sonsuz derecede yücedir ve ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur.

sükte

  • Çocukları avutup susturmada kullanılan şey.

tahmid / tahmîd

  • "Elhamdülillah" demek. "Hamd, şükür Allahü teâlâya mahsûstur" mânâsına "Elhamdülillah" sözü ve benzerleri.

tasmit

  • Susturma.

taz / tâz / تاز

  • Koşma, koşuşturma. (Farsça)

tebkit

  • Tekdir etmek. Azarlamak. Vurmak. Başa kakmak.
  • Delil ve bürhanla galip gelip susturmak.
  • Azarlama, ağlatma, delil getirerek susturma.
  • Azarlama, susturma.

tehdin

  • Çocuğu güzel sözlerle susturup avutma. Yalandan yüze gülüp medhetme.
  • Teskin etmek.

tekapu / tekâpu / تكاپو

  • Telaş, koşuşturma. (Farsça)
  • Dalkavukluk. (Farsça)

teskit

  • (Sükût. dan) Susturma. Sükût ettirme.

ve'l-hamdü lillahi rabbi'l-alemin / ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn

  • Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

ve'ş-şükrü lillah / ve'ş-şükrü lillâh

  • "Şükür Allah'a mahsustur".

yütm

  • (Bu kelime esasen infirad mânasına gelir) Bir çocuğun pederi vefat etmekle pedersiz kalması ki: Bu, yalnız insanlara mahsustur. Hayvanatta ise vâlidesiz kalmaya denir. Yetim de denir.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın