LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te SOSYAL ifadesini içeren 70 kelime bulundu...

adalet-i ictimaiyye / adâlet-i ictimâiyye

  • Sosyal adâlet; Herkesin; çalışması, bilgi ve kâbiliyeti, gördüğü iş nisbetinde ve derecesinde hakkını alması; hiç kimsenin ezilip sömürülmemesi.

adat-ı cariye / âdât-ı cariye

  • Kullanılan âdetler, yaşayan sosyal kurallar.

ahilik

  • Asırlar önce Anadolu'da gelişen bir halk ocağı. Sosyal bir kuruluş olan ahilik iş alanında adam yetiştirmek, çalışma sevgisini aşılamak, istihsali çoğaltmak gibi gayeleri vardı. Günlük hayatta ise teavün, yoksulları koruma gibi insani duyguları; ayrıca müzik, silah kullanma, binicilik kabiliyetlerin

ahval-i içtimaiye / ahvâl-i içtimaiye

  • İçtimaî haller; sosyal davranışlar.

antropoloji

  • yun. İnsan dediğimiz varlığı inceleyen ilim. İnsan biyolojik özellikleri açısından incelendiğinde biyolojik antropoloji, cemiyet halinde yaşıyan bir varlık olması açısından incelendiğinde sosyal antropoloji veya kültür antropolojisi, insanın mahiyeti, diğer varlıklardan farkı, hayatının mânası, düny

aşiret / aşîret

  • Dil ve kültürü büyük ölçüde aynı türden olan, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında sosyal, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk; oymak.

bolşevik / بُولْشَوِيكْ

  • Çoğunluktan yana anlamına gelen Rusça kelime, 1903 yılında düzenlenen Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin İkinci Kongresi'nde Vladimir Lenin ve Julius Martov arasında yeni kurulmakta olan partinin üyelik tanımı üzerine başlayan görüş ayrılığı sonucu yaşanan ayrışmadaki taraflardan Lenin yanlısı grup.

Bolşevizm

  • Rusça'da çoğunluk anlamına gelir.

    Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi (RSDIP) içindeki ayrılıkta Lenin ile aynı görüşü savunanlar kongre çoğunluğu sağlamışlar ve bu tarihten sonra Leninist görüşleri savunmanın diğer adı Bolşevizim olmuştur. Bu kelimenin Rusça'daki zıddı; Menşevik.

    Bu kongrede azınlıkta kalan grup ise Menşevikler olarak adlandırılmıştır. Marksist literatürde menşevik bir hakaret olarak kullanılır.

    Siyasi tutarsızlığı simgeler.

burjuvazi

  • Burjuvaların meydana getirdiği içtimaî (sosyal) sınıf. Avrupa'da burjuvazi, ticaret ve sanayi ile zenginleşti. Soylular sınıfı ile mücadele ederek Fransız İhtilali ile iktidara geldi. İhtilalde işçilerin, köylülerin, fakir halk tabakalarının desteğini sağladı. Onlara eşitlik, hürriyet, adalet vaad e (Fransızca)

ders-i içtimai ve islami / ders-i içtimaî ve islâmî

  • Sosyal hayat ve İslâm dini hakkında verilen ders.

desatir-i içtimaiye / desâtir-i içtimaiye

  • Sosyal prensipler.

düstur-u hayat-ı içtimai / düstur-u hayat-ı içtimaî

  • Sosyal hayatın prensibi.

ef'al-i ihtiyariye ve içtimaiye / ef'âl-i ihtiyariye ve içtimaiye

  • Kişisel ve sosyal işler.

emraz-ı içtimaiye / emrâz-ı içtimaiye

  • Sosyal hastalıklar.

grev

  • İşçilerin isteklerini işverene kabul ettirmek için, işlerini hep birlikte bırakmaları.İslâmiyette işçi hakları çok ciddi korunmakla beraber, grev ve benzeri hareketlere başvurulması istenmez. Çünki grev, millî gelire zarar verdiği gibi, sosyal grupları doğurmakla boğuşmalarına ve dolayısıyla da mill (Fransızca)

hakikat-i içtimaiye

  • Sosyal hayatla ilgili gerçek.

halet-i içtimaiye / hâlet-i içtimaiye

  • Sosyal durum.

hayat-ı içtimai / hayat-ı içtimaî

  • Sosyal hayat.

hayat-ı içtimaiye ve şahsiye

  • Sosyal ve kişisel hayat.

hayat-ı içtimaiye ve siyasiye

  • Sosyal ve siyasi hayat.

hayat-ı içtimaiye-i beşeriye

  • İnsanların sosyal hayatı.

hayat-ı içtimaiye-i insan

  • İnsanların sosyal hayatı.

hayat-ı içtimaiye-i islamiye / hayat-ı içtimaiye-i islâmiye

  • İslâmiyetin sosyal hayatı.

hayat-ı içtimaiye-i siyasiye-i beşeriye

  • İnsanlığın sosyal ve siyasî hayatı.

hayat-ı içtimaiye-i ümmet

  • Ümmetin (Müslümanların) sosyal hayatı.

hayat-ı içtimaye

  • Sosyal hayat.

hayat-ı şahsiye ve nev'iye ve içtimaiye

  • Şahsî, türe ait ve sosyal hayat.

hey'et-i ictimaiyye

  • Toplantı heyeti, sosyal durum.

heyet-i içtimaiye

  • Sosyal yapı.

heyet-i içtimaiye-i islamiye / heyet-i içtimaiye-i islâmiye

  • Müslümanların sosyal hayatı, konumu, yapısı.

heyet-i ilmiye ve içtimaiye

  • İlim ve sosyal bilim kurulu.

içtimaat-ı beşeriye / içtimâat-ı beşeriye

  • İnsan toplulukları ve sosyal yapıları.

içtimaat-ı insaniye / içtimaât-ı insaniye

  • İnsanlığın sosyal hayatları.

ictimai / ictimaî

  • Topluluğa ait, birlikte yaşayanlara dair. Cemiyet hayatına ait ve müteallik. Sosyal.

içtimai / içtimaî

  • Sosyal, toplumsal.

ictimai / ictimâî / اجتماعى

  • Toplumsal, sosyal, toplumbilimsel. (Arapça)

içtimai cereyan / içtimaî cereyan

  • Sosyal aktivite, akım, hareket.

içtimai hayat / içtimaî hayat

  • Sosyal hayat.

içtimai heyet / içtimaî heyet

  • Sosyal yapı.

içtimai sistem / içtimâi sistem

  • Sosyal sistem, toplumsal düzen.

ictimaileşme / ictimâileşme

  • Sosyalleşme, sosyalizasyon. (Arapça - Türkçe)

ictimaileşmek / ictimâîleşmek

  • Sosyalleşmek.

içtimaiyat / içtimâiyat

  • Sosyal hayat, sosyal yapı.

içtimaiyat-ı beşeriye / içtimaiyât-ı beşeriye

  • İnsanlığın sosyal hayatı.

içtimaiyat-ı insaniye / içtimaiyât-ı insaniye

  • İnsanlığın sosyal hayatları.

iştirakiyye

  • Komünistlerin bir nazariyesi olan sosyalistlik.

iştirakiyyun

  • Komünist sosyalistler.

kanun-u tabiiye

  • Tabiî kanun; kâinatta ve sosyal hayatta doğal olarak yürürlükte olan kanun.

kavanin-i içtimaiye / kavânin-i içtimaiye

  • Sosyal kanunlar.

kavanin-i umumiye-i içtimaiye / kavânin-i umumiye-i içtimaiye

  • Genel sosyal kanunlar, prensipler.

liberal

  • Ferdî hürriyet lehinde, hürriyete elverişli. Ferdî teşebbüs ve hürriyet haklarını korumak için en iyi vasıta, devletin salâhiyyetlerini mümkün olduğu kadar tahdid etmek fikri. Rusya'daki dinsiz sosyalistliğin zıddı. (Fransızca)

maden-i hayat-ı içtimaiye / mâden-i hayat-ı içtimaiye

  • Sosyal hayatın madeni, kaynağı.

makam-ı içtimai / makam-ı içtimaî

  • Sosyal statü, mevki.

maraz-ı içtimai / maraz-ı içtimaî

  • Sosyal hastalık.

maslahat-ı hayat-ı içtimaiye

  • Sosyal hayata faydalı şey.

maslahat-ı vasia-i içtimaiye / maslahat-ı vâsia-i içtimaiye

  • Geniş toplumsal yarar, geniş sosyal fayda.

menba-ı hayat-ı içtimaiye

  • Toplumsal ve sosyal hayatın kaynağı.

mevki-i içtimai / mevki-i içtimaî

  • Sosyal mevki, makam.

muhit-i içtimai / muhit-i içtimaî

  • Sosyal çevre.

nizam-ı içtimai / nizam-ı içtimaî

  • Toplumsal, sosyal düzen.

sosyalist

  • Sosyalizm taraftarı.
  • Sosyalizm taraftarı olan. (Fransızca)
  • Sosyalizme inanan, toplumcu.

şuubat-ı heyet-i içtimaiye / şuubât-ı heyet-i içtimâiye

  • Sosyal yapının dalları, toplumsal yapıyı oluşturan kesimler.

tabaka-i süfla / tabaka-i süflâ

  • Alt tabaka; fakir ve sosyal statüsü düşük tabaka.

tabaka-yı ulya / tabaka-yı ulyâ

  • Yüksek tabaka; zengin, aydın ve sosyal statüsü yüksek tabaka; zenginler, yöneticiler ve saire.

tabakat-ı insaniye

  • İnsanların sosyal sınıfları, dereceleri.

tebdil-i hayat-ı içtimaiye

  • Sosyal hayatın değişmesi.

ulum-u beşeriye / ulûm-u beşeriye

  • İnsanla ilgili ilimler, sosyal ilimler.

vahdet-i içtimaiye

  • Sosyal birlik.

vazife-i içtimaiye

  • Sosyal görev.

zelzele-i içtimai ve beşeri / zelzele-i içtimaî ve beşerî

  • İnsanın sosyal hayattaki sarsıntıları.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR