LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te SEM kelimesini içeren 78 kelime bulundu...

afat-ı semaviye

  • Semavi âfetler. Allah tarafından insanları ikaz ve ceza için verilen belâ ve musibetler.

arsat

  • Semer ağaçlarına çakılan ağaç mıh.

baden

  • Semiz, iri gövdeli kimse.

beşaret-i semaviye / beşâret-i semâviye / بَشَارَتِ سَمَاوِيَه

  • Semadan (Kur'ânla) gelen müjde.

beşyun / beşyûn

  • Semiz, besili, yağlı. (Farsça)

bidanet

  • Semizlik, besililik, yoğunluk.

buhle

  • Semizotu. (Farsça)

cahdel

  • Semiz.

cazz

  • Semiz,iri gövdeli adam.

cemi'-i edyan-ı semaviye / cemî'-i edyân-ı semâviye

  • Semâvî dinlerin tamamı; Allah tarafından gönderilmiş olan bütün hak dinler.

çerb / چرب

  • Semiz. (Farsça)

cevahir-ül-kelimat

  • Şemsi adındaki bir zat tarafından Arapçadan Türkçeye kaleme alınan 108 sahifelik bir lügat kitabının adı.

dal

  • Semiz avrat. Şişman kadın.

debub

  • Semizlik ve şişmanlığından dolayı yürüyemeyen deve.

ebvab-ı sema / ebvâb-ı semâ

  • Semâ kapıları, gök kapıları.

edyan-ı semaviye / edyân-ı semâviye

  • Semâvî dinler; Allah tarafından gönderilmiş olan dinler.

edyan-ı semaviyye / edyân-ı semaviyye

  • Semavî dinler. Musevîlik, Hıristiyanlık ve İslâm dinleri.

elsine-i semaviye / elsine-i semâviye

  • Semâvî diller; göklerdeki ve mânevî âlemlerdeki meleklerin ve ruhanî varlıkların konuştukları diller.

elule

  • Semiz, besili koyun.

etraf-ı sema

  • Semanın çevresi, tarafları, ufukları.

fakleyun

  • Semizotuna benzer bir ot.

ferbih / فربه

  • Semiz. (Farsça)

ferbihi / ferbihî

  • Semizlik, topluluk, etlilik. (Farsça)

ferfah

  • Semizotu.

fevhed

  • Semiz oğlan, şişman çocuk.

hayt-ı semavi / hayt-ı semâvî / خَيْطِ سَمَاوِي

  • Semavi ip.

hokka-i mina

  • Sema, gök yüzü.

hüdafet

  • Semizlik, besililik, etlilik.

huzub

  • Semiz olmak, besili olmak.

iczal

  • Semerin, devenin boynunu yara etmesi.

ihza'

  • Semirme, yağlanma. Semirtme, semirtilme.

islamiyet / islâmiyet

  • Semâvî dinlerin sonuncusu; Müslümanlık.

kazan

  • Semiz şişman kimse.

kitab-ı semavi / kitab-ı semâvî

  • Semavî kitap.

kitab-ı semaviyye-i kur'aniye / kitab-ı semâviyye-i kur'âniye

  • Semâvî kitaplardan olan Kur'ân.

kubbe-i ulya / kubbe-i ulyâ

  • Sema, gökyüzü.

kütüb-ü mukaddese-i semaviye / kütüb-ü mukaddese-i semâviye / كُتُبُ مُقَدَّسَۀِ سَمَاوِيَه

  • Semâvî mukaddes kitaplar.

lahamet

  • Semizlik, etlilik, şişmanlık.

lahim / lahîm

  • Semiz, etli, şişman.

lika-yı afak / lika-yı âfâk

  • Sema. Gökyüzü.

likaf

  • Semer, palan.

lisan-ı semavi / lisan-ı semâvî

  • Semavî lisan, İlâhî dil.

mezraa-i semaviye / mezraa-i semâviye / مَزْرَعَۀِ سَمَاوِيَه

  • Semâvi tarla.
  • Semâya âit tarla.

müsmin

  • Semiz, şişman.

nur-u asümani / nur-u âsümânî

  • Semâvî nur, göksel ışık.

nur-u semavi / nur-u semavî

  • Semavî nur, vahiy ile gelen aydınlık, ışık.

palan / pâlân / پالان

  • Semer, palan. (Farsça)

palan-duz

  • Semerci, palancı. Semer diken. (Farsça)

palanduz / pâlânduz / پالان دوز

  • Semerci. (Farsça)

palani / palanî

  • Semerci. (Farsça)

rahl / رحل

  • Semer. (Arapça)

rebile

  • Semizlik, besililik.

rebiz

  • Semiz ve kuyruğu büyük olan koç.

ricle

  • Semizlik otu.

sada-yı semavi / sadâ-yı semâvî

  • Semâvî ses; yüce ve mukaddes kaynaktan gelen ses.

sada-yı semavi ve ruhani / sadâ-yı semâvî ve ruhânî

  • Semâvî ve ruhanî olan sadâ, gökten gelen ses.

şahamet

  • Semizlik, yağlılık, şişmanlık.

şahim

  • Semiz, yağlı, şişman, besili.

salih aleyhisselam / sâlih aleyhisselâm

  • Semûd kavmine gönderilen peygamber. Nûh aleyhisselâmın oğullarından Sâm'ın neslindendir. Hazret-i Âdem'in on dokuzuncu kuşaktan torunudur.

samin

  • Semiz, yağlı, besili.

sedin

  • Semiz, besili, etli ve cüsseli kimse.

sekene-i semavat / sekene-i semâvât

  • Semada yaşayan varlıklar.

semanet

  • Semizlik, yağlılık, besililik.

semavat / semâvât

  • Semalar, gökler.

semavat ehli / semâvât ehli

  • Semâda yaşayan varlıklar; melekler, ruhanîler.

semavi / semâvî / سَمَاو۪ي

  • Sema ile ilgili.
  • Semâdan gelen.

semaviyyat / semaviyyât

  • Semavî olan şeyler.

semen / سمن

  • Semizlik. (Arapça)

semin / سمين

  • Semiz. Eti yağı bol.
  • Semirmiş, semiz. (Arapça)

sene-i şemsiyye / سنهء شمسيه

  • Şemsî yıl.

şi'ra-ül yemani / şi'ra-ül yemanî

  • Semanın güney yarım küresinde bulunan "Kelb-i Ekber" denilen burcun ve bütün semanın görünen en parlak yıldızı. (Sirius)

şiar / şiâr

  • Sembol, belirgin işaret.

simen

  • Semizlik, yağlılık, besililik.

tararet

  • Semizlik, besililik, şişmanlık.

timsal / timsâl

  • Sembol, örnek, nümune.
  • Sembol, model.

timsali / timsâlî / تمثالى

  • Sembolik. (Arapça)

tuyur-u semaviye / tuyur-u semâviye

  • Semâvî kuşlar.

umman-ı sema

  • Sema, gökyüzü deryası.