LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te SİPER ifadesini içeren 23 kelime bulundu...

abajur

  • Lamba siperi. (Fransızca)

aleng

  • Hücum eden asker. (Farsça)
  • Siper, istihkâm. (Farsça)

baru / bârû

  • Kale duvarı, tabyanın gezinti yeri, hisar burnu, sur. (Farsça)
  • Sığınak, siper. (Farsça)

bere

  • Sipersiz ve yumuşak olan bir çeşit başlık. (Fransızca)
  • Sipersiz ve yumuşak olan bir çeşit başlık.

cansiperane / cansiperâne

  • Canını fedâ edercesine, canını siper ederek.

eleng

  • Sur, duvar, siper. (Farsça)
  • Kale ve istihkâm askeri. (Farsça)

erkah

  • (Tekili: Rükh) Rükhler, sığınılacak yerler, sığınaklar, siperler.

etnik

  • yun. Bir kavim, bir ırkla ilgili olan. İslâmiyet, kavmiyeti ve ırkçılığı reddeder. Etnik bölücülüğe karşı en kuvvetli siper, İslâm şuuru ve kardeşliğidir.

evcar

  • İçinde gizlenmek için avcılar tarafından yapılan siperler, çukurlar.

hafagah / hafagâh

  • Gizlenilecek yer, gizlenme yeri, siper. (Farsça)

istihkam / istihkâm / استحكام

  • Sağlamlık. Metin olmak. Kuvvetli ve dayanıklı olmak.
  • Askerlikte: Düşmana karşı, hücumlarını savmak için hazırlanmış bulunan siper, askeri yapılar. İstihkâm işi ile uğraşan asker sınıfı.
  • Kuvvet ve metanet vermek.
  • Sağlamlık, siper.
  • Sağlamlık. (Arapça)
  • Siper. (Arapça)

istihkamat / istihkâmat

  • (Tekili: İstihkâm) İstihkâmlar.
  • Siperler.

istişraf

  • Ellerini güneş ışığına siper etme.

kafes

  • Tel, ince demir veya ağaç çubuklarından yapılan ve içine kuş ve saire konulan şey.
  • Dışardan içerisi görünmesin diye, ince tahta çubuklarından yapılıp harem pencerelerine takılan siper,
  • Ahşap bir binanın kaplama ve sıvası olmaksızın direklerden ibaret taslağı.

küpeşte

  • Geminin kenarlarındaki tahta siper.
  • Parmaklığın üzerindeki düz ve kalın tahta.

ma'ruz

  • Bir şeyin etkisine uğramak veya uğratmak.
  • Arzolunmuş, arzolunan.
  • Serilmiş, yayılmış.
  • Verilmiş, sunulmuş.
  • Anlatılmış.
  • Bir şeye karşı siper alan.

mazgal

  • yun. Eskiden kale, hisar, sur veya şato duvarlarında açılan iç yanı geniş, dış yanı dar gözleme siperi.

mecenne

  • Kalkan, siper.
  • Delilik, mecnunluk, divanelik.

meters

  • Harpte, korunmak gayesiyle yapılan toprak tümsek, siper. (Farsça)
  • Kapının açılmaması için arkasına konulan ağaç. (Farsça)

micenn

  • Kalkan, siper.

tekmin

  • (Kemin. den) Pusuya yatırma, sipere yerleştirme.

teterrüs

  • Kalkanla siper yapmak.

tokat

  • Kale içi, siper, ahır, ağıl. El içi gibi yer.
  • Dere arası olan hayvan mer'ası.
  • El içiyle vurulan sille.