LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Ruhi ifadesini içeren 29 kelime bulundu...

ahval-i ruhiye / ahvâl-i ruhiye

  • Ruhî haller, psikolojik haller ve durumlar.

buhran-ı ruhi / buhrân-ı rûhî / بُحْرَانِ رُوح۪ي

  • Ruhî bunalım.

depresyon

  • Ruhî çöküntü.

disiplin

  • Uyulması lâzım gelen kaide ve yasaklar. (Fransızca)
  • Nizam ve intizam te'mini için zihnî, ahlâkî, ruhî, cismanî tâlim ve terbiye. (Fransızca)

ehl-i sekir

  • Tasavvuf yoluyla mânevî âlemleri temaşa edip aldıkları ruhî lezzetle kendinden geçenler.

ferruh-fal / ferruh-fâl

  • Bahtı açık, şanslı, talihli, uğurlu.Ferruhî : f. Mübareklik, uğurluluk, meymenet. (Farsça)

gıda-yı ruhaniye / gıdâ-yı ruhânîye

  • Ruhî gıda, ruhun ihtiyacı olan gıda.

halet-i ruhaniye / hâlet-i ruhaniye

  • Ruhî haller, ruhen girilen haller.

hazz-ı ruhi / hazz-ı ruhî

  • Ruhî haz, ruhsal lezzet.

hey'atın feletatı / hey'atın feletâtı

  • Birini taklit eden kimsenin taklitçiliğini gösterip ilân eden sürçmeleri, falsoları. Kemalât-ı ruhiye veya mükemmelliğin iktizası olan umum ahvaldeki fıtrîlik ve müvazeneyi o seviyede olmayanın sun'î taklitteki gayr-ı fıtrîliği.

hiss-i zahir / hiss-i zâhir

  • Zâhirde ve varlığın dış yüzünde olanları kavrayan hisler, duyular; görme, işitme, tatma duyuları gibi (Varlığın mânâ boyutu ile ilgili sezgi ve ihtisaslara vesile olan aklî, rûhî, kalbî, vicdanî hislere hiss-i bâtın denir.).

hulk

  • Huy. Ahlâk. Tabiat. Yaratılıştan olan haslet. Seciyye. Cibilliyet.
  • İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhî ve zihnî hâller.

hüsn-ü mahfi / hüsn-ü mahfî

  • (Hüsn-i mahfî) Gizli güzellik.
  • Kalbî ve ruhî güzellik.

ihtilal-i ruhi / ihtilâl-i rûhî / اِخْتِلَالِ رُوح۪ي

  • Rûhî bozukluk.

ihtilal-i ruhiye / ihtilâl-i ruhiye

  • Ruhî karışıklıklar, çalkantılar.

inkıbaz / inkıbâz / اِنْقِبَاضْ

  • (Rûhî) sıkıntı içinde olma.
  • (Ruhi) sıkıntı.

intibah-ı ruhani / intibah-ı ruhanî

  • Ruhî uyanış, gafletten sıyrılma.

kemalat-ı vicdaniye / kemâlât-ı vicdaniye

  • Vicdanî ve ruhî olgunluklar.

kuvve-i ruhiye

  • Ruhî güç, ruhsal güç.

mahv ve sekir

  • Fenafillâh makamında kendi varlığını hiç görmek ve bu mânevi hâlin zevk ve te'sirinden ruhi bir coşkunlukla kendinden geçme hâli.

maraz-ı ruhani / maraz-ı ruhanî

  • Ruhî hastalık.

maraz-ı ruhi / maraz-ı ruhî

  • Ruhî hastalık.

psikolog

  • Ruhiyatçı, ruh ilmiyle uğraşan. (Fransızca)

psikoloji

  • Ruh ilmi, ruhiyat.
  • Ruhiyat, ruhî hâdiseleri tetkik eden ilim kolu. (Fransızca)

ruhaniyet / rûhaniyet

  • Ruh hâli, ölen insanın devam eden ruhî kuvveti.

ruhaniyyet

  • Yalnız ruhtan ibaret olan şeyin hali. Ölmüş bir kimsenin devam etmekte olan ruhi kuvveti.
  • Ruhanilik.

seyr-i ruhani / seyr-i ruhânî / seyr-i rûhânî

  • Ruhanî ve mânevî âlemlerdeki seyir, ruhî gezinti.
  • Ruhanî ve mânevî âlemlerdeki seyir, ruhî gezinti.

spiritualizm

  • Fls: Ruh gibi maddî olmayan varlıkları kabul eden görüş ve düşünüş. Ruhiyatçılık. (Fransızca)

terakkiyat-ı ruhiye ve fikriye / terakkiyât-ı ruhiye ve fikriye

  • Ruhî ve düşünceyle ilgili ilerlemeler.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR