LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Ribe ifadesini içeren 23 kelime bulundu...

arafat

  • Mekke'ye 12 mil yani takriben 20 km. uzaktaki bir yer. Hacca gidenler Zilhicce'nin 9. günü buraya gelerek bir müddet vakfe yaparlar.

cengiz

  • (Temuçin) Moğol Devleti'nin hükümdarlığını yapmıştır. İslâmî medeniyetleri ve kıymetleri tahribeden zâlim ve müstebid bir hükümdar olarak tarihe geçen bir kimsedir. Milâdi 1229'da ölmüştür. Asrının deccalıdır.

cerib

  • İmparatorluk zamanında Arabistan ülkelerinde kullanılan takriben 216 litrelik bir hacim ölçüsü.
  • Dönüm.
  • Eni ve boyu 60 arşın olan arazi ölçüsü.

cevreb

  • (Çoğulu: Cevârib, Cevâribe) Çorap.

cirab

  • (Çoğulu: Ecribe-Cireb Cerbân) Dağarcık.

gurab

  • (Çoğulu: Garbân-Egribe) Karga.

haraib

  • (Tekili: Harîbe) Bir kimsenin geçineceği şeyler.

hatrebe

  • (Hatribe) Dar gelirli olmak.
  • Maaş sıkıntısı.
  • Gevezelik etmek.

kema biş / kemâ biş

  • Aşağı yukarı. Takriben. (Farsça)

mesih

  • Mesh olunmuş. Başka bir şekle, hayvan kılığına girmiş.
  • Şuurunu kaybedecek hale gelen. Sarhoş ve şuursuz.
  • Acibe. Garibe.
  • Güzelliği olmayan.
  • Tuzsuz ve tatsız yemek.

misket

  • Alaybozan tüfeği. Patlayan bombadan etrafa sıçrayarak tahribe, yaralanmaya ve ölüme vesile olan sert parça. Eskiden kullanılmış geniş çaplı bir silâh. (Fransızca)
  • Güzel kokulu meyve. (Elma, üzüm vs.) (Fransızca)

muhrib

  • Tahribeden. Yıkan. Muharrib. Harâb eden.

riyeb

  • (Tekili: Ribet) Şüpheye düşmeler.

satih / satîh

  • Bedeni kemiksiz etten ibaret olan hilkat garibesi bir kâhin, falcı.

tahminen

  • Takriben, aşağı yukarı.

tahribi / tahribî

  • Yıkmayla ilgili tahribe ait.

takribi / takribî

  • İhtimale göre olan. Takribe ait.

tecribi ilimler / tecribî ilimler

  • Tecribe ve müşâhede (gözlem) ile elde edilen bilgiler, ulûm-i akliyye (aklî ilimler).

tecrübe

  • (Bak. TECRİBE)
  • (Tecribe) Deneme, sınama.
  • Görmüş, geçirmişlik.
  • Anlamak için yapılan iş. İmtihan.
  • İlmi bir gerçeği göstermek için yapılan deneme. Deney.

teraib

  • (Tekili: Teribe) Tıb: Göğüs kemikleri. Kaburga kemikleri. Gerdanlık yeri.

tuhrube

  • (Tahrebe-Tıhrıbe) Bez parçası.
  • Bulut parçası.

u'cube-i hilkat

  • Yaratılıştan insanlara hayret verici olan. Şaşılacak, hayrete düşülecek hilkat garibesi.

yeasib

  • (Tekili: Ya'sub) Reisler, başkanlar, başlar.
  • Arıbeyleri.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın