LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Rengin ifadesini içeren 45 kelime bulundu...

algun

  • Kırmızı renginde, koyu ve parlak pembe. (Farsça)

ateş-reng

  • Ateş renginde, kızıl renkli. (Farsça)

ateşi / ateşî

  • Hararetli, ateşli; dokunaklı. (Farsça)
  • Ateş renginde. (Farsça)
  • Hiddetli, öfkeli. (Farsça)

athal

  • Kül renginde.

azer-gun / azer-gûn

  • Ateş renginde olan, kızıl, kırmızı. (Farsça)
  • Ay çiçeği. (Farsça)

barani / bârânî

  • Çivit mavisi renginde, Osmanlılar zamanında Selânik'te dokunan bir cins çuha. Yeniçeri ve Acemi oğlanlarına aralık ve ocak (erbain) aylarında verilen yağmurluk bârâniden yapılırdı. Yağmurluk, yağmurdan muhafaza eden şey. (Farsça)
  • Yağmurla ilgili. (Farsça)

bukalemun

  • Bulunduğu yerin rengine giren bir hayvan.
  • Bulunduğu yerin rengine giren, fare büyüklüğünde, böcek yiyen bir hayvan. (Farsça)
  • Mc: Sık sık fikir ve kanaat veya meslek değiştiren. (Farsça)

desen

  • Eşyanın, rengini göstermeden, yalnız şeklinin bir satıh üzerine çizilmişi. (Fransızca)
  • Bir kumaşı süsleyen şekiller. (Fransızca)

ebras

  • İnsanın rengini degiştiren alaca ve miskin eden çok fena bir maddi hastalık ismi.

gülgune

  • Gül renkli. (Farsça)
  • Gül yanaklı. (Farsça)
  • Kadınların kullandıkları gül rengindeki düzgün. (Farsça)

halenbus

  • Serçe renginde, ondan küçük bir kuş.

hamide / hâmide

  • Uzun müddet geçmesi sebebi ile rengine tegayyür ve siyahlık gelip eskimiş olan.
  • Nebatsız kuru yer.
  • Yanmış kül olmuş.

hatv

  • Rengin değişmesi.
  • Engel olmak, menetmek.
  • İplik bükmek.

ibtika'

  • Bir şeyin renginin fıtri olarak değişikliğe uğraması.

ırsi / ırsî

  • Gelincik dedikleri hayvanın rengine benzer bir renk.

jengari / jengarî

  • Bakır yeşili. Bakır pası renginde olan boya. (Farsça)

kebudfam / kebudfâm

  • Gök renginde olan. Mavi renkli. (Farsça)

kibriti / kibritî

  • Kükürtle alâkalı.
  • Kükürt renginde olan. Açık sarı rengi.

kirfam / kîrfam

  • Simsiyah, katran renginde. (Farsça)

külse

  • (Çoğulu: Ekles) Kireç renginde olmak.

küreyvat-ı hamra

  • Kırmızı kan kürecikleri. Kana kırmızı rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücrecikler olup kanın her mm.küpünde beş milyon kadar bulunurlar, beden hücrelerine erzak dağıtırlar ve bir kanun-u İlâhî ile hücrelere erzak yetiştirirler. (Tüccar ve erzak memurları gibi)

lalefam

  • Lâle renginde. Rengi lâlenin rengine benzeyen. (Farsça)

lalerenk

  • Lâle renginde olan. Lâle renkli. Pembe. (Farsça)

leylaki / leylakî

  • Leylak renginde olan. Mor renk. (Farsça)

mai / maî

  • Su cinsinden. Akıcı, su renginde, mâvi. Katı ve sert olmayıp su gibi, akıcı olan.

mey-gun

  • Şarap renginde olan, kırmızıya yakın olan. (Farsça)

müşk-fam / müşk-fâm

  • Misk renginde olan, siyah. (Farsça)

mütegavvil

  • Renkten renge giren. Bir şeyin rengine giren.
  • Uğraşan, tegavvül eden.

muza'fer

  • Sarı renkte. Safran renginde.

narenci / narencî

  • Turunç renginde.

nefti / neftî

  • Neft yağı renginde olan, siyaha yakın koyu yeşil. (Farsça)

rasasi / rasasî

  • Kalaycı.
  • Kurşun renginde olan.

şafak-alud / şafak-âlud

  • Şafak gibi, şafak renginde. (Farsça)

şahb

  • Yaradan kan akmak.
  • Emzikten süt akmak.
  • Rengin değişmesi.

sarat

  • Suyun çok durmaktan dolayı renginin ve kokusunun değişmesi.

şebreng

  • "Gece renginde olan" Siyah, kara. (Farsça)

sehum

  • Hâlin ve durumun değişmesi. Yüzün renginin değişmesi.

tagavvül

  • Renkten renge girmek. Rengini değiştirmek.

telvih

  • Açıklamak.
  • Zâhir ve aşikâre kılmak.
  • Susuzluktan insanın çehresi bozulmak.
  • Bir şeyi ateşle kızdırmak. Güneş veya ateşin sıcaklığı bir nesnenin rengini değiştirmek.
  • Posa hâline getirmek.
  • Kocamak. Saç ağarması.
  • Almak.
  • İşaret etmek.

terai / teraî

  • Aynaya bakma.
  • Birbirini görmek ve görüşmek. Bir fikir hakkında mukabil görüş, endişe mülâhaza eylemek.
  • Hurmanın kuruyup renginin belli olması.

ücun

  • Suyun renginin ve tadının bozulması.

üsun

  • Suyun tad ve renginin değişmesi.
  • Bir kimse kuyuya girdiğinde buharından veya murdar kokulardan dolayı aklının gitmesi.

vasfetmek

  • Bir şeyin vasıflarını, hâlini, şeklini veya rengini tarif etmek, anlatmak.

ya'fur

  • (Çoğulu: Yaâfir) Tüyleri toprak renginde olan ceylân.
  • Ceylân yavrusu.
  • Gecenin beşte veya altıda bir bölümü.
  • Peygamberimizin merkebinin adı.

zeytuni / zeytunî

  • Zeytin renginde olan.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR