LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Ramis ifadesini içeren 74 kelime bulundu...

afetzede / âfetzede / آفت زده

  • (Çoğulu: Afetzedegân) Bir musibete, bir belâya ve bilhassa yangın, zelzele gibi bir felâkete uğramış. (Farsça)
  • Belaya uğramış, afet görmüş. (Arapça - Farsça)

afetzedegan / afetzedegân

  • (Tekili: Afetzede) Afete, belâya, felâkete uğramışlar. (Farsça)

arazi-i gamire / arâzi-i gamire

  • Huk: Harap, su baskınına uğramış veya içine henüz çift girmemiş yerler.

bais

  • Fakir.
  • Şiddet ve zahmete uğramış kimse.

bela-zede

  • Belaya uğramış, başına musibet gelmiş olan. (Farsça)

beladide / belâdîde / بلادیده

  • Belaya uğramış. (Arapça - Farsça)

cehende

  • Fırlıyan, sıçrayan. (Farsça)
  • Sıçramış, fırlamış. (Farsça)

duçar / dûçâr / دچار

  • Uğramış, yakalanmış, maruz kalmış. (Farsça)
  • Dûçâr etmek: Uğratmak, müptela etmek. (Farsça)
  • Dûçâr olmak: Uğramak, müptela olmak. (Farsça)

eczem

  • (Cüzâm. dan) Cüzamlı, miskinlik illetine uğramış olan.
  • Parmakları veya eli kesik olan adam.

enkaz-ı remime

  • Kazaya uğramış ve esaslı tarafları tahrib olmuş gemi veya tekne enkazı.

falic

  • Felce uğramış.
  • Vücudun bir kısmını veya her tarafını tutmaz hale koyan hastalık.
  • İsabeti çok olan ok.

felaketzede / felâketzede

  • Belâya uğramış, bir musibete düşmüş, acınacak hale gelmiş olan. (Farsça)
  • Felâkete uğramış.

felekzede

  • Feleğin kahrına uğramış, tâlihsiz. (Farsça)
  • Belâya uğramış, bir musibete düşmüş.

gülhane hatt-ı hümayunu

  • Tar: Gülhanede okunan hatt-ı hümayun münasebetiyle meydana gelmiş bir tabirdir. Osmanlı İmparatorluğu'nun bir zamanlar dünyayı titreten kuvvet ve kudreti, çeşitli sebep ve te'sirlerle büyük bir zaafa uğramış ve en nihâyet devlet, bir vilâyet hükmünde olan Mısır'ın idaresini ele geçiren Mehmed Ali Pa

hasar-dide

  • Zarara uğramış, hasar görmüş. (Farsça)

hasif / hâsif

  • (Husuf. dan) Sararmış. Rengi, parlaklığı kalmamış. Husufa uğramış.

hasirin / hâsirîn

  • (Tekili: Hâsir) Zarar görmüş olanlar, ziyana uğramış kimseler.

hasret-zede

  • (Çoğulu: Hasret-zedegân) Hasrete düşmüş, hasrete uğramış. (Farsça)

hicran-zede

  • Ayrılmış, üzüntülü, hicrâna uğramış.

hirmis

  • (Bak: HİRAMİS)

ibkal

  • Yerde ot bitmesi. Ramis adı verilen otun yeşermesi.

karun / karûn

  • Azaba uğramış ünlü bir zengin.

kaza-zede

  • Kazaya uğramış, başına felâket gelmiş.

kazazede / kazâzede

  • Kazaya uğramış

kurmus

  • (Çoğulu: Karâmıs) Avcıların dağda olan kulübesi veya soğuktan sakındıkları küçük çukur yer.

magdub

  • Hiddet ve gadaba uğramış. Doğru ve hak dini tanıyamamış ve rahmetten mahrum kalmış. Lütf-u İlâhîden mahrum olmuş.
  • Fık: Gasbolan mal.

mağdub / mağdûb

  • Gazaba uğramış.

magdur

  • (Mağdur) Gadre, haksızlığa uğramış ve gadir görmüş.

mağdur / mağdûr / مغدور / مَغْدُورْ

  • Haksızlığa uğramış.
  • Haksızlığa uğramış. (Arapça)
  • Mağdur etmek: Haksızlığa uğratarak zor durumda bırakmak. (Arapça)
  • Mağdur olmak: Haksızlığa uğramayarak zor durumda kalmak. (Arapça)
  • Haksızlığa uğramış.

magdure

  • Mağdur kadın. Haksızlığa uğramış ve gadir görmüş kadın veya kız.

magduriyyet

  • Mağdurluk. Gadre uğramış kimsenin hali.

mahsuf

  • Husufa uğramış. Gölgelenmiş. Perdelenmiş.

makhur / makhûr / مقهور

  • (Kahır. dan) Kahredilmiş. Mahvedilmiş. Bozguna uğratılmış. Mağlub. Mahkum. Allah'ın (C.C.) gazabına uğramış. Yenilmiş. Hakaret görmüş.
  • Kahrolmuş, yenilmiş. (Arapça)
  • Gazaba uğramış. (Arapça)

makhur-u kahr-i ilahi / makhur-u kahr-i ilâhî

  • Allah'ın gazabına uğramış. Allah'ın kahrıyla kahrolmuş.

makhurane

  • Kahr ve gazaba uğramış hâlde. Gazaba uğramış olanlara benzer şekilde.

mazhar-ı tahavvülat / mazhar-ı tahavvülât

  • Değişikliğe uğramış.

maziz / mazîz

  • Musibet ve belâya uğramış. Felâket acısına giriftar olmuş.

mazlum / mazlûm / مظلوم

  • Zulme uğramış.
  • Zulme uğramış.
  • Zulme, haksızlığa uğramış kimse.
  • Zulme uğramış. (Arapça)
  • Sesiz sedasız. (Arapça)

mazlumane / mazlumâne

  • Haksızlığa uğramış bir halde.

mazlumiyet / mazlûmiyet / مظلوميت

  • Zulme uğramış olma, mazlumluk.
  • Zulme uğramışlık.
  • Mazlumluk, zulme uğramışlık. (Arapça)
  • Sesiz sedasız olma. (Arapça)

medhuş

  • Dehşete uğramış. Şaşırmış. Korkmuş.

meflucen

  • Felce uğramış olarak. Mefluc olarak.

mehzum

  • Hezimete uğramış. Mağlub olmuş olan.

mekrub

  • Kederlenmiş. Musibete uğramış. Tasalı, gamlı insan.

meksuf

  • Küsufa uğramış, ziyâsı, aydınlığı tutulmuş. Kararmış.

melametzede

  • (Çoğulu: Melametzedegân) Melamete uğramış, ayıplanmış, azarlanmış, kınanmış. (Farsça)

mev'üf

  • Afete uğramış nesne.

mihaniki kıraet / mihanikî kıraet

  • Kelimeleri, terkibleri doğru telâffuz etmekle beraber ezber dersi dinletiyormuş gibi çabuk çabuk okumaktır. Böyle okuyuş dinleyene bir şey anlatmaz. Ancak okuyanın mevzuu kavramış olduğunu anlatır. Öyle kıraet bir makinanın duygusuz işlemesine benzetilir.

mihnetdide

  • Musibete uğramış. Keder ve mihnet görmüş. (Farsça)

mihnetzede

  • Afet ve belâya uğramış. Keder, mihnet ve musibete giriftar olmuş. (Farsça)

millet-i mazlume

  • Zulme uğramış millet.

mübtela / مبتلا

  • Uğramış, tutulmuş, yakalanmış. (Arapça)
  • Mübtela olmak: Uğramak, tutulmak, yakalanmak. (Arapça)

muhakkar

  • Hakir görülen. Hakarete uğramış.

mümteli

  • (Melâ. dan) Dolu, dolgun, dolmuş.
  • Mide dolgunluğuna uğramış.

münhezim / منهزم

  • Hezimete uğramış, bozguna uğrayan, inhizam eden.
  • Bozgun.
  • Bozguna uğramış.
  • Bozguna uğramış. (Arapça)
  • Münhezim olmak: Bozguna uğramak. (Arapça)

münkesif

  • Küsufa uğramış, tutulmuş, tutulan.

müptela / müptelâ / مبتلا

  • Uğramış, tutulmuş, yakalanmış. (Arapça)
  • Müptelâ olmak: Tutulmak, yakalanmak, uğramak. (Arapça)

musab / musâb / مصاب

  • Yakalanmış, tutulmuş, uğramış. (Arapça)
  • Musâb olmak: Yakalanmak, tutulmak. (Arapça)

musibetli

  • Belâya uğramış.

müz'ıc

  • (Çoğulu: Müzacât) Gece haramisi.

nekbetzede

  • Felâket görmüş, musibete uğramış. (Farsça)

pür-hazan / pür-hazân

  • Sonbahara uğramış, solup sararmış. (Farsça)

rahnedar / rahnedâr

  • Eksiği, bozuğu olan. (Farsça)
  • Zarara uğramış. (Farsça)
  • Yıkığı olan. (Farsça)

şeddad

  • Kâfir.
  • Çok eskiden Yemen'de Âd Kavminin hükümdarı Allah'a isyan ederek Cennet'e benzetmek iddiasiyle İrem bağını yaptırmış, bu bağdaki köşke girmeden kavmi ile yani taraftarlariyle birlikte gazaba uğramış, çarpılmış, yerin dibine geçmiştir.

sektedar / sektedâr

  • Susan, sesini kesen.
  • Zarara uğramış olan.
  • Aheng ve düzeni bozulmuş.

sitem-dide

  • (Çoğulu: Sitemdidegân) Zulme uğramış, haksızlık görmüş.

sitem-reside

  • Siteme uğramış, zulme uğramış. Zulüm çekmiş. (Farsça)

sitemdide / sitemdîde / ست دیده

  • Zulme uğramış. (Farsça)

sultan-ı mazlum

  • Mâsum, zulme uğramış sultan. (Bundan kinaye II. Abdulhamid Han'dır.)

tufanzede

  • Tufan görmüş. Tufana uğramış. (Farsça)

zarar-dide

  • Zarar görmüş olan. Ziyana, kayıba, noksanlığa uğramış olan. (Farsça)

zarardide / zarardîde

  • Zarara uğramış, zarar görmüş.

zede / زده

  • (Zed) Birleşik kelimeler yapılarak, "vurulmuş, çarpılmış, tutulmuş" manalarına gelir. Meselâ: Musibet-zede : Musibete uğramış. (Farsça)
  • Vurmuş, dövmüş. (Farsça)
  • Vurulmuş, dövülmüş. (Farsça)
  • Uğramış, müptela olmuş. (Farsça)

zedegan / zedegân

  • (Tekili: -zede) Tutulmuşlar, çarpılmışlar, uğramışlar mânalarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. (Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın