LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Raks ifadesini içeren 31 kelime bulundu...

baziger

  • Oynayan, rakseden, köçek. (Farsça)

bila-tevakkuf / bilâ-tevakkuf

  • Duraksamadan, durmaksızın.

bilatevakkuf / bilâtevakkuf

  • Duraksamadan.

dirkite

  • Acem diyarında bir oyun adıdır. (Bir yere gelip raks ederler.)

duh

  • Çorak, otsuz ve çıplak arazi. (Farsça)
  • Tüysüz, çıplak yüz ve baş. Köse ve dazlak. (Farsça)
  • Yapraksız ve meyvasız ağaç. (Farsça)
  • Hasırotu. (Farsça)

ecemm

  • Mızraksız adam.
  • Boynuzsuz koyun.
  • Etli kemik.
  • Bacasız ev.

gaful

  • Aldanmak.
  • Terk etmek.
  • Belirsiz ve idraksiz olmak.

hamid

  • Alevi sönen ateş.
  • Ölü, ölmüş. Sönmüş. idrâksiz. Sâkit ve sessiz. Ölü gibi halsiz olan.

har

  • (Her) Merkep, himar, eşek. (Farsça)
  • Çay ve havuz diplerinde olan balçık. (Farsça)
  • Mc: İdraksiz kimse. (Farsça)
  • Kargaşa. (Farsça)

hayvan

  • Canlı şey, insanla beraber her canlı.
  • İnsan olmayan idraksiz canlı yaratık.
  • Yük kaldıran, araba çeken ve binilen hayvan, beygir, katır v.s.
  • Mc: Akılsız ve idraksız insan, ahmak. (Aslı "Hayevan"dır)

irkas

  • Oynatma, raksettirmek.

kan / kân

  • Ahmak, ebleh. Câhil. İdraksiz, düşüncesiz. (Farsça)

karmele

  • Yapraksız küçük ağaç.

lamüdrik / lâmüdrik

  • Anlamayan. İdraksiz. İdrak etmeyen.

meslub-üş şuur

  • Anlayışsız, idraksiz, şuursuz.

murakasa

  • (Raks. dan) Raksetme, dans.

mürakasa

  • Raksetmek, oynamak.

paykub

  • Ayak vuran. (Farsça)
  • Mc: Rakseden, köçek. (Farsça)

rakkasane / rakkasâne

  • Oynar şekilde. Raksederek. (Farsça)

raks / رقص

  • Dans. (Arapça)
  • Raks etmek: Dans etmek. (Arapça)

raks-ı mükerrer

  • Tekrar tekrar yapılan raks. Döne döne oynama.

raksan / raksân

  • Rakseden, dans eden, oynayan.

rakskünan / rakskünân

  • Raksederek, raksede ede, oynıyarak, oynıya oynıya. (Farsça)

sima'

  • Dinlemek, kulak vermek. İşitmek.
  • Çalgı dinlemek.
  • Herkesin işitmesi istenilen güzel zikir ve sözler.
  • Mevlevilerin ve sair dervişlerin "ney" veya "def" ile berâber ilâhi okuyarak raksları ve nağme terennüm etmeleri, dönmeleri.

şuursuzluk

  • Bilinçsizlik, idraksizlik.

teenni / teennî / تأنى

  • Yavaşlama, duraksama. (Arapça)
  • Dikkat gösterme. (Arapça)

tel'ib

  • Oynatma, raksettirme.

terakkus

  • Raksetme, dansetme.
  • Devamlı aşağı inip yukarı çıkma.

terakus

  • Karşılıklı olarak oynaşıp raksetme.

terkis

  • (Raks. dan) Oynatma, raksettirme.
  • Döndürmek.

zefn

  • Raksetmek, dansetmek.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın