LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Rahatlık ifadesini içeren 53 kelime bulundu...

determinant

  • Denklemlerin çözümlerini rahatlıkla bulmaya yarayan matematiksel tablo. (Fransızca)

dih

  • "Veren, verici" mânalarına gelir ve kelimelerle birleşir. Meselâ: Ârâm-dih : Rahatlık veren. (Farsça)

dil-aram / dil-ârâm

  • Gönül eğlendirici, kalbe rahatlık veren. Gönül okşayan. (Farsça)

elsine-i terkibiye

  • Birbirine eklenen kelimelerle konuşulan diller. Terkibli ifâdesi çok olan, Arabçaya uymayan lisanların hususiyeti. (Arabî Lisanına "Tasrifî" denilir. Çünkü aynı kökten kelimeler rahatlıkla yapılmaktadır. Arabçaya bu hususta yetişen başka bir lisan yoktur.)

emn

  • Eminlik. Korkusuzluk. Emniyet. Bir şeye itimad etmek. İnsanda doğruluk ve imandan ileri gelen yüksek bir meleke ve kabiliyet. Rahatlık.

emn ü asayiş / emn ü âsâyiş

  • Eminlik ve rahatlık, korkusuzluk, tehlikesizlik, güvenlik.

feragat / ferâgat / فراغت

  • Bırakma, terketme. (Arapça)
  • Rahatlık. (Arapça)
  • Zenginlik. (Arapça)

ferahlık

  • Rahatlık.

ferec

  • Ferahlık, genişlik, rahatlık.

ferhat

  • Rahatlık. Sevinç. Meserret. Sürur.

hace-i evvel / hâce-i evvel

  • Milletin ilmen ve fikren terakki etmesi için, çeşitli bilgileri, halkın rahatlıkla anlayabileceği bir lisan ile yayan kimse.

hidayet / hidâyet

  • Doğru yolu gösterme, doğru, Allahü teâlânın râzı olduğu yolda bulunma.
  • Cenâb-ı Hakk'ın insanın kalbinden her sıkıntı ve darlığı çıkarıp, yerine rahatlık, genişlik verip, kendi emir ve yasaklarına uymada tam bir kolaylık ihsân etmesi ve kulun rızâsını kendi kazâ ve kaderine tâbi eylem

huzur / huzûr / حضور

  • Hazır olmak. Mevcud bulunmak.
  • Hürmet edilmesi lâzım gelen kimsenin yanında olmak.
  • İbadet neticesi hâsıl olan rahatlık, gönül ferahlığı.
  • Birinin yanında bulunma, rahatlık.
  • Hazır olma, bulunma. (Arapça)
  • Rahatlık. (Arapça)

huzur ü sükun

  • Rahatlık ve eminlik.

huzur-aver

  • Huzur ve rahatlık verici, sükunet veren. (Farsça)

inzibat

  • Asayiş, düzen ve rahatlık. Umumi emniyetin iyi ve yolunda olması.
  • Sağlamlaşmak.
  • Polis vazifesini gören asker, ordu mensubu.

isaga

  • Kolaylıkla ve rahatlıkla yutulma.

istirfah

  • (Refh. den) Refah, rahatlık ve bolluk isteme.
  • Rahatlık ve bolluk içinde bulunma.

itmi'nanbahş

  • Güven veren, rahatlık veren.

kalemgir

  • Yazı yazarken kalemin kâğıda takılmadan rahatlıkla kayması. (Farsça)

kemal-i rahat / kemâl-i rahat

  • Tam anlamıyla rahatlık.

kemal-i saadet / kemâl-i saadet

  • Tam bir huzur ve rahatlık.

kemal-i sürur ve ferah / kemâl-i sürur ve ferah

  • Tam bir mutluluk ve rahatlık.

ma'nevi huzur / ma'nevî huzûr

  • Allahü teâlâyı anarak emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmak sûretiyle kalbde meydana gelen rahatlık.

medar-ı rahat / medâr-ı rahat

  • Rahatlık sebebi.

müsterfih

  • (Refah. dan) Rahatlık isteyen. Refah ve bolluk taleb eden.

müsterihane

  • Rahatlıkla, gönül rahatlığıyla.

mutmainane / mutmainâne

  • Şüphesizce. Rahatlık ve emniyet içinde olarak. (Farsça)

na'ma

  • Rahatlık, nimet. Minnet, ihsan ve atiyye. İyi halde bulunmak.

naime

  • Rahatlık içinde nazlı büyütülmüş kadın.
  • Yumuşak yapılı hayvancıklar.

neama'

  • Nimetler. İhsan, atiyye.
  • Rahatlık. Refah-ı hâle sebep olan şey.

nefs-i mutmainne

  • İyiliği kötülükten ayırt ettirerek insanlık vazifesini tanıttıran ve vicdanına rahatlık veren hâl. İnsanı Allah'a yaklaştıran hâl. Günaha meyleden kötü sıfatlardan temizlenmiş ve güzel ahlâk ile muttasıf olarak kurb-u İlâhiye itmi'nan ve istikrar kazanmış olan insan iradesi. Nefsin, Allah'ın emirler

ravh

  • Rahatlık.
  • Rahatlık. Rahmet ve kolaylık.
  • Serin serin esen rüzgârın vücuda dokunmasiyle verdiği serinlik ve sefa.
  • Koklamak.
  • Rahatlık.

ravhullah

  • Allah'ın verdiği rahatlık.

refah

  • Huzur, rahatlık.
  • Bolluk, rahatlık.
  • Bolluk, rahatlık.

refahet

  • Bolluk, zenginlik, rahatlık.
  • Bolluk, rahatlık.

refih

  • Rahatlık ve huzur içinde geçinen. Refah ve rahat ile yaşıyan.

revgan

  • Yağ. (Farsça)
  • Hafif hafif esen rüzgârın verdiği serinlik, rahatlık. (Farsça)
  • Üstü yağ gibi kayan parlak nesne. (Farsça)
  • Parlak deri. (Farsça)

safabahş / safâbahş / صفابخش

  • Gönüle rahatlık veren. (Arapça - Farsça)

salah / salâh

  • Bir şeyin en iyi hâli. Rahatlık, sulh, iyileşme, düzelme, iyilik. Dine olan bağlılık. Her hayra câmi faziletlerin toplanmasında hâsıl olan yüksek bir sıfat. (Mukabili fesad ve fücurdur)
  • İyilik, rahatlık.

sekine / sekîne

  • Rahatlık. Kalb huzûru.

selam / selâm

  • Rahatlık, emniyet, barış, iyilik.

selam ve selamet / selâm ve selâmet

  • Esenlik, rahatlık.

selaset

  • Edb: Anlatıştaki kolaylık ve rahatlık. Açık, kolay, akıcı ve âhenkli ifade.

serra

  • Kolaylık, rahatlık, genişlik.
  • Sevinçli oluş.
  • Bolluk.

sia-i hal / sia-i hâl

  • Rahatlık, genişlik, bolluk.

sükunet / sükûnet / سكونت

  • Vakarlılık, ciddiyet.
  • Durgunluk. Rahatlık.
  • Hareketsizlik.
  • Sakinlik, hareketsizlik. (Arapça)
  • Rahatlık. (Arapça)
  • Sükûnet bulmak: Yatışmak, sakinleşmek. (Arapça)

sulh

  • Barış. Uyuşma.
  • Muharebeyi terk için anlaşma.
  • Rahatlık.
  • Barış.
  • Rahatlık.
  • Uyuşma. Uzlaşma.

tereffüh

  • Refaha ermek. Bolluk ve rahatlık içinde geçinmek. Bolluğa kavuşmak.
  • Aşırı rahatlık, bolluk ve rahatlık içinde yaşama.

tesebbüt

  • Rahatlık.
  • Sâkin olmak.

unuşe

  • Refah, huzur, rahatlık.
  • Adâlet. Merhamet.
  • Şarap.
  • Beğenme.

varestegi / varestegî

  • Kurtulma, halâs bulma. (Farsça)
  • Rahatlık, serbestlik. (Farsça)
  • İlişiksizlik. (Farsça)

yüsr

  • Kolaylık. Genişlik. Rahatlık. Zenginlik. Gına. Refah.