LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te RUh kelimesini içeren 180 kelime bulundu...

a'mak-ı ervah / a'mâk-ı ervah

  • Ruhlarının derinlikleri.

aheng-i ruhani / âheng-i rûhanî

  • Rûhanî âhenk, rûhun hoşuna giden âhengi.

ahval-i ruhiye / ahvâl-i ruhiye

  • Ruhî haller, psikolojik haller ve durumlar.

alem-i ervah / âlem-i ervah / âlem-i ervâh / عَالَمِ اَرْوَاحْ

  • Ruhlar âlemi. Ruhların ve ruhanîlerin bulunduğu âlem.
  • Ruhlar âlemi.
  • Ruhlar âlemi.
  • Ruhlar âlemi.

alem-i melekut ve ervah / âlem-i melekût ve ervâh

  • Ruhlar âlemi; hiçbir vasıta ve sebebin müdahele etmediği, hüküm ve idaresi doğrudan Allah'ın elinde bulunan âlem.

alem-i ruhani / âlem-i rûhânî / عَالَمِ رُوحَان۪ي

  • Ruha âit âlem.

avalimü'l-ervah / avâlimü'l-ervâh

  • Ruhların âlemleri, ruhların dünyaları.

ayine-i ervah / âyine-i ervah

  • Ruhlar âyinesi. Esmâ-i İlâhiyenin tecellisine mazhar olan ruhlar.
  • Ruhların aynası.

ayine-i ruh / âyine-i ruh

  • Ruh aynası.

beden-i misali / beden-i misâlî / بَدَنِ مِثَالِي

  • Ruhun cesedden ayrıldığında giydiği, madde âleminden olmayan nurânî beden.

bekà-i ervah / bekà-i ervâh

  • Ruhların devamlılığı, ölümsüzlüğü.

beka-i ruh

  • Ruhun sonsuz olması.

bekà-i ruh / bekà-i rûh

  • Ruhun ölümsüzlüğü ve devamlılığı.
  • Ruhun devamlılığı.

beka-yı ervah

  • Ruhların kalıcılığı, devamlılığı.

beka-yı ruh

  • Ruhun bâkiliği, ölümsüzlüğü.
  • Ruhun kalıcılığı, ölmezliği.

berzah alemi / berzah âlemi

  • Ruhlar âlemi.

bi-can / bî-can

  • Ruhsuz, cansız. (Farsça)

buhran-ı ruhi / buhran-ı ruhî / buhrân-ı rûhî / بُحْرَانِ رُوح۪ي

  • Ruhen bunalıma düşme.
  • Ruhî bunalım.

can-geza

  • Ruh sıkıcı, can sıkıcı. Tehlikeli olan, öldürücü. (Farsça)

celb-i ervah / celb-i ervâh

  • Ruhları çağırma.

cemadi / cemadî

  • Ruhu olmayan, cansız madde. Câmid cisim. (Farsça)

cevher-i ruh / جَوْهَرِ رُوحْ

  • Ruh denen öz.

dehşet

  • Ruhu birden kaplayan korku.

depresyon

  • Ruhî çöküntü.

edviye-i ruhaniye / edviye-i rûhâniye / اَدْوِيَۀِ رُوحَانِيَه

  • Ruha âit ilaçlar.

ef'al-i ruhiye / ef'âl-i ruhiye

  • Ruha ait faaliyetler, işler.

ervah / ervâh / ارواح / اَرْوَاحْ

  • Ruhlar.
  • Ruhlar.
  • Ruhlar.
  • Ruhlar, canlar.
  • Ruhlar.
  • Ruhlar. (Arapça)
  • Ruhlar.

ervahlar / ervâhlar

  • Ruhlar.

ezeliyet-i ruh

  • Ruhun öncesinin ve başlangıcının olmaması.

ezvak-ı ruhani / ezvâk-ı ruhanî

  • Ruhanî, mânevî zevkler.

ezvak-ı ruhaniye / ezvâk-ı ruhaniye

  • Ruhun aldığı zevkler.

fenn-i tehzib-i ruh

  • Ruh eğitimi bilimi, psikoloji.

fırtına-i ruhiye

  • Ruhta meydana gelen fırtına.

gıda-yı ervah / gıda-yı ervâh / غِدَايِ اَرْوَاحْ

  • Ruhların gıdası.
  • Ruhların gıdası.

gıda-yı ruh

  • Ruhun gıdası.

gıda-yı ruhani / gıda-yı rûhânî / gıdâ-yı ruhânî

  • Ruhanî gıda; ruhun gıdası.
  • Ruha ait gıda.

gıda-yı ruhaniye / gıdâ-yı ruhânîye

  • Ruhî gıda, ruhun ihtiyacı olan gıda.

gılaf-ı ruh

  • Ruhun kılıfı.

hadise-i ruhaniye / hâdise-i ruhaniye

  • Ruhlarla ilgili olay.

hadise-i ruhiye / hâdise-i ruhiye

  • Ruhen yaşanan hâdise.

hafif-ür ruh

  • Ruhu hafif olan, hoşsohbet.

hakikat-i ruhiye

  • Ruh gerçeği.

hakim-i ruhani / hâkim-i rûhânî

  • Rûhânî hâkim; gözle görülmez idareci.

halet-i ruhaniye / hâlet-i ruhaniye

  • Ruhî haller, ruhen girilen haller.

halet-i ruhiye / hâlet-i ruhiye / حالت روحيه / hâlet-i rûhiye / حَالَتِ رُوحِيَه

  • Ruhsal durum.
  • Ruh hali.

halife-i ruhani / halife-i ruhanî

  • Ruhanî halife; ruhen çeşitli makamlarda temessül eden halife.

hararet-i ruh

  • Ruhun sıcaklığı.

hareket-i ruhaniye

  • Ruhen yapılan gezinti ve hareket.

haşr-i ruhani / haşr-i ruhânî

  • Ruhun diriltilmesi.

hayat-ı nefsiye ve ruhiye

  • Ruhsal ve psikolojik hayat.

hayat-ı ruhaniye

  • Ruhânî hayat, ruhen yaşanan hayat.

hayat-ı ruhiye

  • Ruha ait, ruhsal hayat.

hazret-i azrail / hazret-i azrâil

  • Ruhları kabzetmekle görevli melek.

hazz-ı ruhi / hazz-ı ruhî

  • Ruhî haz, ruhsal lezzet.

hedef-i ruh

  • Ruhun hedefi.

hırz-ı can

  • Ruhu koruma.

icazet / icâzet / اِجَازَتْ

  • Ruhsat verme, diploma.

ihtilal-i ruhi / ihtilâl-i rûhî / اِخْتِلَالِ رُوح۪ي

  • Rûhî bozukluk.

ihtilal-i ruhiye / ihtilâl-i ruhiye

  • Ruhî karışıklıklar, çalkantılar.

ihtiyaç / ihtiyâç

  • Ruh ve nafaka (yeme, içme, barınma) için ve bedeni sıkıntıdan korumak için lâzım olan şey.

ihtiyac-ı ruh

  • Ruhun ihtiyacı.

ihtiyac-ı ruhi / ihtiyac-ı ruhî

  • Ruhun ihtiyacı.

ihtiyacat-ı ruhiye / ihtiyâcât-ı ruhiye

  • Ruhun ihtiyaçları.

ilm-i ruh

  • Ruh ilmi. Psikoloji.

imdad-ı ruhani / imdâd-ı ruhânî

  • Ruhânî yardım.

imdad-ı ruhaniye

  • Ruhanî yardım.

inbisat-ı ruh

  • Ruh genişlemesi.

inkılabat-ı ruhi / inkılâbât-ı ruhî

  • Ruhta ve iç yapıdaki değişmeler.

inkişafat-ı ruhiye / inkişâfât-ı ruhiye

  • Ruh ile manevî alanlarda yapılan açılımlar.

insan

  • Rûh ve bedenden meydana gelen akıl sâhibi varlık.

intibah-ı ruhani / intibah-ı ruhanî

  • Ruhî uyanış, gafletten sıyrılma.

intibah-ı ruhi / intibah-ı ruhî

  • Ruhta meydana gelen uyanış.

irtibat-ı ruhi / irtibat-ı ruhî

  • Ruhsal bağlanma, ruhsal münasebet.

ispirtizma / اِيسْپِيرْتِيزْمَه

  • Ruh çağırma.

istirahat-i ruh

  • Ruhun dinlenmesi.

kabiliyet-i ruhiye

  • Ruhâ ait yetenek.

kabız-ı ervah

  • Ruhları kabzeden Hz. Azrail.

kabz-ı ervah / kabz-ı ervâh / قَبْضِ اَرْوَاحْ

  • Ruhları teslim alma.
  • Ruhları alma.

kabz-ı ruh

  • Ruhun teslim alınması.
  • Ruhun alınması. Ölmek.

kabzıervah

  • Ruhların alınması.

kabzıruh

  • Ruhun alınması.

kalu bela / kalû belâ

  • Ruhların, yaratıldıktan sonra, Allah'ın "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusuna verdikleri "Evet" cevabı.

kàlu bela / kàlû belâ

  • Ruhların yaratıldıktan sonra Allah'ın "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusuna verdikleri "Evet, Rabbimizsin" cevabı.

keramat-ı ruhani / kerâmât-ı ruhânî

  • Ruhânî kerâmetler.

kıymet-i ruhiyece

  • Ruhsal özelliklerin değeri, zenginliği açısından.

kuvve-i ruhiye

  • Ruhî güç, ruhsal güç.

lezzet-i ruhani / lezzet-i ruhanî / lezzet-i rûhâni / لَذَّتِ رُوحَانِيَه

  • Ruhun aldığı lezzet.
  • Ruha âit lezzet.

lezzet-i ruhaniye / lezzet-i ruhânîye

  • Ruhânî lezzet ve zevk, ruhun aldığı lezzet.

lezzet-i ruhiye

  • Ruhun lezzet alması.

ma'nevi faide / ma'nevî fâide

  • Rûha, kalbe ve gönüle âit fâide.

mahiyat-ı mücerrede-yi ruhaniye / mahiyât-ı mücerrede-yi ruhaniye

  • Ruhânî soyut mâhiyetler, özellikler.

mahiyet-i mücerrede-i ruhaniye

  • Ruha ait soyut bir özellik.

makamat-ı ruhiye

  • Ruhla ilgili makamlar.

maraz-ı ruhani / maraz-ı ruhanî / maraz-ı rûhânî / مَرَضِ رُوحَان۪ي

  • Ruhî hastalık.
  • Ruha âit hastalık.

maraz-ı ruhi / maraz-ı ruhî / maraz-ı rûhî / مَرَضِ رُوح۪ي

  • Ruhî hastalık.
  • Ruha âit hastalık.

maye-i ervah / mâye-i ervâh

  • Ruhların mayası; ruhlara hayat kaynağı olan.

mebde-i ruh

  • Ruhun başlangıç ve çıkış noktası; ruhun başlangıç noktası olan kâinattaki genel hayat; kâinatın ruhu.

meclis-i ruhani / meclis-i ruhanî

  • Ruhanîler meclisi, meleklerin ve ruhların toplanma yer ve zamanı.

medyum

  • Ruhlar arasında aracılık ettiğine ve geleceği bildiğine inanılan kimse.

melekut / melekût / ملكوت

  • Ruhlar alemi. (Arapça)

mertebe-i ruh

  • Ruh mertebesi.

meydan-ı tayeran-ı ervah / meydan-ı tayeran-ı ervâh

  • Ruhların uçuştuğu meydan.

mir'at-ı ruh / mir'ât-ı ruh / mir'ât-ı rûh / مِرْآتِ رُوحْ

  • Ruh aynası.
  • Ruh aynası.

mizac-ı ruh / mîzac-ı ruh

  • Ruhun durumu, yaratılışı.

moral

  • Ruh gücü.

mücahede-i ruhi / mücahede-i ruhî

  • Ruhen mücâhede içinde oluş.

muhabbet-i ruhaniye

  • Ruhanî sevgi.

mühec

  • Ruhlar, canlar.

mükafat-ı ruhaniye / mükâfat-ı ruhaniye

  • Ruhanî ödül.

münasebet-i ruhiye

  • Ruhsal münasebet, bağlantı.

münteha-i ruh / müntehâ-i ruh

  • Ruhun son hâli, bireylere verilmiş olan ruh.

mürebbi-i ervah / mürebbî-i ervah

  • Ruhların terbiyecisi.

musaffi-i ruh / musaffî-i ruh

  • Ruhu temizleyen.

nefh-i ruh

  • Ruhun üflenmesi.

nefh-i ruh etme

  • Ruh üfleme, hayat verme.

neş'e-i ruhani / neş'e-i ruhanî

  • Ruhen duyulan sevinç ve neşe.

niyaz-ı ruh

  • Ruhun yalvarıp yakarması.

nur-u ruh

  • Ruhun nuru.

ölüm

  • Rûhun bedene olan bağlılığının sona ermesi, rûhun bedenden ayrılması, mevt.

padişah-ı ruhani / padişah-ı ruhanî

  • Ruhanî padişah.

psikolog

  • Ruhiyatçı, ruh ilmiyle uğraşan. (Fransızca)
  • Ruh ilmi ile uğraşan kimse, ruh bilimci.
  • Ruh ilmiyle uğraşan.

psikoloji

  • Ruh ilmi, ruhiyat.
  • Ruhiyat, ruhî hâdiseleri tetkik eden ilim kolu. (Fransızca)

rahat-ı ruh

  • Ruh rahatlığı.

rüesa-yı ruhaniye

  • Ruhanî reisler, liderler.

ruh u can / ruh u cân

  • Ruh ve can; büyük bir istek.

ruh u canımla

  • Ruh ve canımla, bütün içtenlikle.

ruh-bahş

  • Ruh veren, ruh bahşeden. (Farsça)

ruh-efza / ruh-efzâ

  • Ruha hoş gelen.

ruh-u can

  • Ruh ve can; bütün içtenlik.

ruh-u revan

  • Ruhun zuhuru. Ruhun ferahlığı. Ruhun akışı.

ruh-u ruh

  • Ruhun ruhu.

ruhani / ruhanî / rûhanî / رُوحَان۪ي

  • Ruha ait, ruhla ilgili, gözle görülemeyen, cismi olmayan.
  • Ruh ile ilgili, görünmez varlık, ruh, melek, cin.
  • Ruh sahibi latif varlık.

ruhani terakki / ruhânî terakki

  • Rûhen yükselme, ruh âleminde yükselme, yol alma.

ruhanileşmiş / ruhânîleşmiş

  • Ruh dünyasının yaşam seviyesine seviyesine yükselmiş.

ruhaniyat / rûhaniyat

  • Ruhanîler.

ruhaniyat alemleri / ruhâniyat âlemleri

  • Ruhanî olanların âlemleri.

ruhaniyet / ruhâniyet / rûhaniyet

  • Ruhâni, mânevî varlık ekle
  • Ruh hâli, ölen insanın devam eden ruhî kuvveti.

ruhaniyyet / rûhâniyyet

  • Rûhla ilgili haller.

ruhaniyyun / rûhaniyyûn

  • Ruhlar âleminden olanlar.

ruhbaniyyet / ruhbâniyyet / رهبانيت

  • Ruhbanlık. (Arapça)

ruhefza / rûhefzâ

  • Ruhu okşayan.

ruhen / rûhen

  • Ruh olarak, ruh bakımdan.
  • Ruh bakımından, ruhça.

ruhi / ruhî / rûhî

  • Ruhla ilgili.
  • Ruha ait, ruhla ilgili. Ruhça.
  • Ruhla ilgili.

ruhi imtizac / ruhî imtizac

  • Ruhen kaynaşma, uyuşma, geçinme.

ruhiyat / rûhiyat

  • Ruh ilmi, psikoloji.
  • Ruh ilmi.

ruhperver

  • Ruha ferahlık ve kuvvet veren. (Farsça)

safvet-i ruh

  • Ruh temizliği.

sakil / sakîl / ثَق۪يلْ

  • Ruha ağır gelen.

saltanat-ı ruhaniye

  • Ruhanî, mânevî olarak devam eden saltanat.

seyahat-i ruhiye

  • Ruhla yapılan mânevî yolculuk.

seyr-i ruhani / seyr-i ruhânî / seyr-i rûhânî

  • Ruhanî ve mânevî âlemlerdeki seyir, ruhî gezinti.
  • Ruhanî ve mânevî âlemlerdeki seyir, ruhî gezinti.

spiritüalizm

  • Ruhçuluk.

sukut-u ruh

  • Ruhun alçalması.

sultan-ı ervah

  • Ruhların sultanı.

sultan-ı ruh

  • Ruh sultanı, bir sultan olan ruh.

sür'at-i ruh

  • Ruhun hızı.

sürur-u ruh

  • Ruhun süruru, sevinci.

sürur-u ruhi / sürur-u ruhî

  • Ruhun sevinmesi.

tabayi'-i ziruh

  • Ruhlu mahlukatın yaratılışları.

tefekkürat-ı ruhiye

  • Ruha ait tefekkürler.

tehzib-i ruh

  • Ruhunu yükseltmeğe, temizlemeğe çalışmak.

tekemmülat-ı ruhiye / tekemmülât-ı ruhiye

  • Ruha ait mükemmelleşmeler, ilerlemeler.

temessül-ü ervah / temessül-ü ervâh

  • Ruhların görünmesi.

tenasüh / tenâsüh / تناسخ / تَنَاسُخ

  • Ruhun bedenden bedene geçmesi, sapık bir inanç.
  • Ruhun bedenler arası göçü. (Arapça)
  • Ruhun bir bedenden başka bir bedene geçmesi.

terakkiyat-ı ruhiye / terakkiyât-ı ruhiye

  • Ruh ile mânevî mertebelere yükselme.

terakkiyat-ı ruhiye ve fikriye / terakkiyât-ı ruhiye ve fikriye

  • Ruhî ve düşünceyle ilgili ilerlemeler.

tesanüd-ü ervah / tesanüd-ü ervâh

  • Ruhların dayanışması.

teşekkül-ü ervah / teşekkül-ü ervâh / تَشَكُّلُ اَرْوَاحْ

  • Ruhların meydana gelmesi.
  • Ruhların şekillenmesi, oluşması.

teslim-i ruh

  • Ruhunu teslim etme.

tımarhane

  • Ruh, sinir ve akıl hastalıkları hastanesi.

uruc-u ruhani / urûc-u ruhanî

  • Ruhen yükseliş.

vahdet-i ruhiye

  • Ruh birliği; bir ve tek ruhun olması.

vakıa-i ruhaniye / vâkıa-i ruhaniye

  • Ruhanî ve mânevî âlemde müşahede edilen ve görülen olay.

vaveyla-i ruhi / vaveylâ-i ruhî

  • Ruhun feryadı, çığlığı.

zevi'l-ervah / zevi'l-ervâh

  • Ruh sahipleri, ruh taşıyan canlılar.

zevi-l ervah

  • Ruh sahipleri. Hayatlılar, ruhlular. Can sahibi olanlar.

zevil'ervah / zevil'ervâh

  • Ruh sahipleri.

zevilervah

  • Ruh sahipleri.

zevk-i ruhani / zevk-i ruhânî / ذَوْقِ رُوحَانِي

  • Ruha ait zevk, ruhânî zevk.
  • Ruha ait zevk.

zevk-i ruhi / zevk-i ruhî

  • Ruha ait zevk.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR