LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Pusu ifadesini içeren 38 kelime bulundu...

akabe

  • (Çoğulu: Akabât) Bâdire. Sarp ve çıkılması müşkül yokuş.
  • Tehlikeli geçit. Dar ve iki tarafı pusu yeri olan boğaz.
  • Muhatara, tehlike.
  • Hastalığın veya başka bir halin en tehlikeli ve korkulur süresi.
  • Kızıldenizin kuzey ucunda, Süveyş'in doğu tarafında bulunan da

aman-name

  • Bir şahsa iltimas yapması için, başka bir kimseye hitaben yazılan pusula, yazı. (Farsça)

bar-name

  • Eşya, yük pusulası. (Farsça)

busula

  • Pusula.

canfersa / cânfersâ / جان فرسا

  • Ömür törpüsü, yürek tüketen. (Farsça)

defter

  • (Çoğulu: Defâtir) (Yunanca iki kanatlı manasına gelen bir kelimeden alınmıştır). Not yazmağa, ders için veya ticari hesablara mahsus kağıttan beyaz kitab. Pusula.
  • Liste.

der-kemin

  • Pusu bekleyen, pusuda olan. (Farsça)

dilgüdaz / dilgüdâz / دل گداز

  • Gönül eriten, yürek törpüsü. (Farsça)

gulamiye

  • Tar: Cizye ve diğer vergileri tahsil edenlerin topladıkları paraların hazine veznesine teslim edilişi esnasında cizye veya vergi harç pusulalarının her biri için kendilerine verilen tahsil âidatı.

ibre

  • İnce iğne gibi âlet.
  • Saatlerde veya pusuladaki rakamlara işâret eden ince âlet.
  • Çam gibi ağaçların yaprağı.

ilmühaber

  • (İlm-i haber) Resmi bir daireye verilmek üzere hazırlanan ve bir adamın ahvâli hakkında bilgileri ihtiva eden kâğıt. Resmi vesika.
  • Para, evrak vs. teslim olunduğunu gösteren ve bunları getiren adamın eline verilen pusula.

isimlik

  • Tar: Saraylılar tarafından gönderilen hediyelik şeylerin kimin tarafından gönderildiğini belirten adres pusulası.

kamin / kâmin

  • Saklı. Gizli. Belirsiz. Pusuda duran.

kemain

  • (Tekili: Kemin) Pusuya gizlenmiş adamlar.

kemenan

  • (Tekili: Kemin) Pusuya gizlenmiş askerler.
  • Pusular.

kemin / kemîn / كمين

  • (Çoğulu: Kemâin) Pusuya saklanmış adam.
  • Pusu.
  • Belirsiz. Gizli yer.
  • Pusu, tuzak. (Farsça)

kemingah / kemingâh

  • Pusu yeri. Tuzak kurulan yer. (Farsça)

kemingüşa

  • Pusu kuran. Tuzak kuran.

keminsaz

  • Pusu tutmuş olan. Tuzak kurmuş olan. (Farsça)

kıblenüma

  • (Kıblenâme) Kıblenin tâyinine yarayan pusula. Cihet ve yön gösteren âlet. (Farsça)

kümun

  • Pusulanıp gizlenmek.
  • Tıb: Gözde "gümne" denilen bir dumanlı hastalık görünmesi.

mekamin

  • (Tekili: Mekmen) Gizlenilecek yerler, pusular.

mekmen

  • (Çoğulu: Mekâmin) Gizlenilip pusu kurulan yer. Pusu yeri.

mekmene

  • Pusu, gizlenilecek yer.
  • Define, hazine.

mirsad

  • Gözetleme yeri. Rasad yeri.
  • Gözetleme âleti.
  • Suçluları gözleyip duran.
  • Pusu.
  • Suçlular için hazır bekleyen.

murakkım

  • (Rakam. dan) Pusulanın iğnesi.

mürsele

  • İrsal edilen, gönderilen.
  • Mektup, pusula, kâğıt.

mütekemmin

  • (Kemn. den) Pusuya yatmış olan, pusuya giren, gizlenen, pusuda.

nahiz

  • Pusu. (Farsça)

nahizgah / nahizgâh

  • Pusu yeri. (Farsça)

nota

  • (İtalyancadan) Emir ve istek bildiren yazı.
  • Bir şeyi sonradan hatırlamak için konan işaret.
  • Resmi ve siyasi mektup, muhtıra.
  • Mülâhazat.
  • Hesap pusulası.
  • Müziğe ait yazı.

rasad

  • Gözetlemek, beklemek, pusuda olmak.
  • Gözleme, gözetme, gözlem.
  • Pusu tutma.

ruk'a / رقعه

  • Pusula. (Arapça)
  • Dilekçe. (Arapça)
  • Yama. (Arapça)

teferrug

  • (Ferâg. dan) Vaz geçme, fârig olma.
  • Bir işi bitirip kurtulma.
  • Satın alınan bir mülkün tapusunu kendi üzerine çevirme.

tekemmün

  • Pusuya yatma, gizlenme.

tekmin

  • (Kemin. den) Pusuya yatırma, sipere yerleştirme.

tezkere

  • Pusula, izin belgesi.
  • (Tezkire) Pusula.
  • Herhangi bir iş için izin verildiğini bildirmek üzere alınan resmî vesika.
  • Bazı meslek sahipleri için yazılan, o şahsın şahsî ve meslekî durumu hakkında bilgi. Biyografi.

varakpare / varakpâre / ورق پاره

  • Kağıt parçası. (Arapça - Farsça)
  • Pusula, not. (Arapça - Farsça)