LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Pişiri ifadesini içeren 42 kelime bulundu...

abkame

  • Anadolunun bazı doğu illerinde ve Bağdat'da yapılan, turşu veya salataya benzer bir çeşit yiyecek maddesi. (Farsça)
  • Ekşi hamurdan pişirilerek sirkeye konulan ve turşu olarak kullanılan bir gıda maddesi. (Farsça)

ağda

  • Bir kapta karıştırılıp pişirilerek koyulaşmış ve lüzucet kazanmış her nevi şeker vesaire.

  • Muharrem ayında pişirilen aşure. (Farsça)
  • Yemek, taam. (Farsça)

aşevi

  • Yoksullara parasız olarak yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane.
  • Para ile yemek yenilen yer, lokanta.
  • Düğün gibi toplantılarda, yemekleri hazırlamak için iğreti mutfak olarak kullanılan yer.
  • Bazı tekkelerde yemek pişirilen yer.

aşure / âşure

  • Bir çok meyve ve hububat karıştırılarak pişirilen tatlı; derleme, karışık.

behet

  • Sütlaç. Süt lapası. (Farsça)
  • Pirinç unu ile pişirilen ve Me'muniye adı verilen helva. (Farsça)

bericen

  • İçerisinde ekmek pişirilen ocak veya fırın. (Farsça)

ca'cere

  • (Çoğulu: Ceâcir) Hamurdan çeşitli şekiller yapıp, pekmez içinde pişirip yerler.

cübcübiyye

  • İşkembe yemeği. (Onu pişirip satana işkembeci mânâsına "cübcübî" derler.)

hashase

  • Ateş üzerinde eti pişirip kebap yapmak.
  • Bir şeyi döndürmek.

hazef

  • Çamurdan yapılmış olup ateşte pişirilen şeyler. Çanak, çömlek.

hazire / hazîre

  • Eti ufak ufak doğrayıp, çok su ile çömlek içinde pişirip erimeye yakın olduğu anda üzerine un koyup karıştırarak yapılan yemek. (İçinde et olmayınca "aside" derler.)

helva-hane

  • İçinde helva pişirilen genişçe ve derinliği az tencere. (Farsça)
  • Tar: Saray için her türlü tatlı yiyeceklerin yapılmasına yarayan saray mutfağının bir bölümü. (Farsça)

heykel

  • Taş, tunç, kil ve alçı gibi maddelerden yontularak, kalıba dökülerek veya yoğurulup, pişirilerek yapılan insan, hayvan vs. şekli.
  • Büyük bina, anıt, büyük ve yüksek yapı, âbide.
  • Mc: Soğuk ve duygusuz kimse.
  • Güzel ve yakışıklı kişi.

hışt-ı puhte

  • Fırında pişirilmiş tuğla.

intıbah

  • Pişmek, pişirilmek.

inzac

  • İyice pişirip kıvamını buldurma.

kazan kaldırmak

  • Yeniçerilerin isyanı münasebetiyle kullanılan bir tabirdi. Yeniçeriler isyan ettikleri zaman yemek pişirilen kazanlarını da, toplandıkları At Meydanı'na getirdikleri için bu tabir meydana gelmiştir. Sonradan da devlete karşı koymağa kalkanlar hakkında kullanılırdı. (Türkçe)

kebab

  • Ateşte pişirilen et.
  • Ateşte kavrularak veya alazlanarak pişirilen her türlü yiyecek.

kudur

  • (Tekili: Kıdr) Çömlekler, tencereler. Yemek pişirilen kaplar.

makluv

  • Pişirilmiş kebap.

matabih / matabîh

  • (Tekili: Matbah) Mutfaklar. Yemek pişirilen yerler.
  • (Tekili: Matbuh) (Tabh. dan) Tabholunmuş yani pişirilmiş şeyler.

matbah

  • Mutbah. Yemek pişirilen yer.

matbuh

  • (Çoğulu: Matâbih) (Tabh. dan) Kaynatılmış veya haşlanmış (ilâç).
  • Pişirilmiş yemek.

matbuhat

  • (Tekili: Matbuh) Kaynatılmış veya haşlanmış ilâçlar.
  • Pişirilmiş yemekler.

melil / melîl

  • Kül içinde pişirilen ekmek.
  • Hararet, sıcaklık.
  • Üzgün, kederli. Melul.

müde'as

  • Kırda Arabların ekmek pişirdikleri tennur.
  • Sıcak kül döküp üstünde et pişirilen yer.

muzbat

  • Kül içinde pişirilen ekmek.

perize

  • Ateşte pişirilen ekmek. (Farsça)
  • Kırmızı altun. (Farsça)

radif

  • Kızmış taşla ısıtılan süt.
  • Kızmış taş üzerine pişirilen et. (Merzuf da derler.)

revani

  • Değerli, rağbetli revaçlı. (Farsça)
  • Tepside pişirilen irmik veya undan bir tatlı çeşidi. (Farsça)

seffud

  • (Çoğulu: Sefafid) Kebap pişirilen demir.

semit

  • Temiz pişirilmiş olan kebap.
  • Arınmış, temizlenmiş ve pâk olmuş.
  • Doldurulmuş bağırsak.
  • Birbiri üstüne yığılmış kiremit.
  • Bir kat sahtiyan.

tabh

  • Pişirme. Pişirilme.
  • İlâç kaynatma.

tabhi / tabhî

  • Pişirmekle veya pişirilmekle ilgili.

tandır

  • Ufak fırın, ekmek pişirilen yer.

tevkir

  • Bina için yemek pişirip yedirmek. Ziyafet vermek.

üsfiyye

  • (Çoğulu: Esâfi) Üzerine tencere koyup yemek pişirilen ocak taşı.

vegir

  • Kızmış taş üstüne koyarak pişirilen et.

vegire

  • Kızmış taş ile sıcaklık verilerek pişirilen süt.

vehise

  • Pişirilip kurutulduktan sonra dövülen çekirge.

zerde

  • Safranla pişirilen bir çeşit pirinç tatlısı. Safran, sarı renge boyadığı için bu ad verilmiştir. Eskiden düğünlerde pişirilirdi. (Farsça)
  • Safran. (Farsça)
  • Yumurta sarısı. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR