LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Piç ifadesini içeren 74 kelime bulundu...

acür

  • Kerpiç, tuğla, kiremit.

ammal

  • Yapıcılar.
  • Devleti idare eden adamlar.

anonim

  • yun. Yapıcısının adı belirtilmeyen eser.
  • Sermayesi hisselere bölünerek, her ortağın mes'uliyet ve salâhiyeti sermayedeki hissesiyle orantılı bulunan ortaklık, şirket.

arka

  • Çadıra diktikleri direk.
  • Duvar içinde kerpiç ve taş arasına konulan ağaç.

azin / âzin

  • Kefil. Birinin yerine kefalet eden.
  • Kapıcı, perdeci.
  • İzin veren.

bani

  • Kurucu. Yapan. Yapıcı. Yaptırıcı. Binâ eden.

bani-i zülcemal / bâni-i zülcemâl

  • Sonsuz güzellik sahibi, herşeyin yapıcısı olan Allah.

benna

  • Mimar, usta, kalfa. Her türlü bina yapan. Yapıcı.

bevabet

  • Kapıcılık, kapı bekçiliği.

bevabi / bevabî

  • Kapıcılık, kapı bekçiliği.

bevvab / bevvâb / بواب

  • Kapıcı.
  • Menedici.
  • Kapıcı, men edici.
  • Kapıcı. (Arapça)

bevvaban

  • (Tekili: Bevvâb) Kapıcılar.

bevvabin / bevvabîn / bevvâbîn / بوابين

  • (Tekili: Bevvâb) Kapıcılar.
  • Kapıcılar. (Arapça)

bühhüt

  • Haramzâde, piç.

cahiliyyet

  • Cahilliğe âit.
  • İslâmiyet'ten önceki câhiliye devrine âit. Cahiliyet sadece İslâmiyet öncesine ait değildir. Bu gün "tabiatçılık, maddecilik" gibi çeşitli adlarla eski puta tapıcılık daha da yobazlaşarak devam ediyor. Allah'ı inkâr ederken tabiatı ve maddeyi onun yerine koyarak kendil

cail / câil

  • "Ceale" kökünden yaratıcı, yapıcı.

cinsi / cinsî

  • Zırh yapıcı.

debbağ / دباغ

  • Sepici. (Arapça)

der-ban

  • Kapıcı, kapıya bakan. (Farsça)

derban / derbân / دربان

  • Kapıcı. (Farsça)

feşan

  • Saçma. Neşretme. (Farsça)
  • Yayıcı. Serpici olan. (Farsça)

gar / gâr

  • (Ger) Kelimeye eklemekle nisbet veya fâillik mânası verilir. Yapan, yapıcı mânasınadır. (Farsça)
  • "Yapan, yapıcı" mânâsında son ek.

ger

  • İsimlerin sonlarına eklenir ve yapıcılık bildirir bir edattır. Meselâ: Ahen-ger : f. Demirci. Zer-ger : f. Kuyumcu. (Farsça)
  • "Yapan, yapıcı" mânâsında son ek.

hacebe

  • (Tekili: Hâcib) Perdeciler, kapıcılar.
  • İnsanın oturak yeri olan uzvu, kalça. (İkisine "hacebetan" derler)

hacib / hâcib / حاجب

  • Perde.
  • Perdeci. Kapıcı.
  • Eskiden Osmanlı İmparatorluğu zamanında Devlet Reisinin en yakın me'muru. Vezirler veya âmirler.
  • Kaş.
  • Kapıcı. (Arapça)
  • Perdedar. (Arapça)
  • Engel. (Arapça)
  • Kaş. (Arapça)

haciri / hacirî

  • Yapıcı, kurucu.

haddad

  • Demir işleri yapan usta, demirci, çilingir.
  • Muhâfız, bekçi, gardiyan.
  • Kapıcı.

haram-zade

  • Gayr-ı meşru münasebetten doğmuş çocuk. Piç.

haramzade / haramzâde / حرام زاده

  • Piç. (Arapça - Farsça)

hazza'

  • Nâlin yapıcı, nalcı.

hedem

  • Binadan yıkılan taş ve kerpiç.

hicabet

  • Kapıcılık. Perdecilik.
  • Teşrifatçılık, mabeyncilerin mesleği. Saray memurluğu.
  • Ortaçağ islâm devletlerinde vezirlik.
  • Kâbe perdeciliği.

hışt / خشت

  • Küçük mızrak şeklinde, ortasında ipten örtülü bir halka olan ve orta parmağa geçirilerek atılan eski bir savaş âleti.
  • Kerpiç.
  • Tuğla.
  • Kerpiç. (Farsça)
  • Tuğla. (Farsça)

hışt-ı ham

  • Ham kerpiç. Tam pişmemiş kerpiç. Güneşte kurutulan kerpiç.

hışt-zen

  • Kerpiç veya tuğla yapan kimse. (Farsça)

hıştek

  • Küçük kerpiç. (Farsça)

hüccab

  • (Tekili: Hâcib) Perdeciler.
  • Kapıcılar.

ibn-üz zina / ibn-üz zinâ

  • Zinâ sonucu meydana gelen çocuk. Piç.

ibriyy

  • İğne yapıcı veya satıcı.

iffet

  • İnsan rûhundaki yapıcı kuvvetin, yâni şehvetin iyiye kullanılmasından ortaya çıkan huy. Nefsi kötü isteklerinden men etmek. Âr, nâmus, hayâ duygusu.

imar / îmar

  • Tamir etme, yapıcı olma.

kaddah

  • Kadeh yapan. Kadeh yapıcı.
  • Zemmeden. Gıybet eden. Hicveden, yeren.

kargil / kârgil

  • Kerpiçten yapılmış bina. (Farsça)

kassar / قصار

  • Leke çıkaran.
  • Çırpıcı, yıkayıcı.
  • Çamaşırcı, çırpıcı. (Arapça)

künende

  • "Edici, yapıcı" mânâlarına gelerek kelimelere eklenir. (Farsça)

lebine

  • (Çoğulu: Lebin) Kerpiç.

menbuz

  • Piç. Veled-i zinâ.
  • Hemen doğmasını müteakib bir yere atılmış çocuk.

merek

  • Köy evlerinin yanında ot, saman ve yaprak gibi şeylerin ve umumiyetle hayvan yiyeceklerinin muhafazasına mahsus kârgir veya kerpiçten yapılmış bina. Samanlık.

milben

  • Kerpiç kalıbı.
  • Süt sağacak kap.

mübaşir

  • Müjdeleyen.
  • Mahkemede kapıcılık edip şâhid ve maznunların ismini çağırarak mahkemeye yardım eden kişi.
  • Geçici bir vazife alarak merkezden bazı emirleri götüren, icrâ salâhiyeti olan.
  • Müfettiş. Kontrolör.

müsbet hareket

  • Yapıcı ve düzeltici hareket.
  • Yapmak, yol göstermek, yardım etmek gibi olumlu ve yapıcı hareket, davranış.
  • Doğruluğu âşikâr olan ve belli ve isbat edilebilen; doğru düşünenlerin kabul edebileceği kanun ve nizama uygun hareket.
  • Allah'ın (C.C.) emrine uygun, tahribkâr ve tecavüzkâr olmayan, yapıcı ve tâmir edici tarzda olan, mizan, adâlet ve insafa uyan hareket.

müsbet hizmet

  • Yol göstermek, yardım etmek gibi olumlu ve yapıcı hizmet.

müspet cereyan

  • Olumlu, yapıcı ve yol gösterici cereyan, akım.

neşşabe

  • Ok yapıcılık, ok yapma sanatı.

perdedar / perdedâr

  • Perdeci, kapıcı, odacı. Bir şeyin görünmesine ve bilinmesine mâni ve perde olan. (Farsça)

perestar

  • (Çoğulu: Perestarân) Hizmetçi. (Farsça)
  • Kul. (Farsça)
  • Tapan, tapıcı. (Farsça)
  • Dalkavuk. (Farsça)

perestaran / perestarân

  • (Tekili: Perestar) Kullar, köleler. (Farsça)
  • Hizmetçiler. (Farsça)
  • Dalkavuklar, yaltakçılık yapanlar. (Farsça)
  • Tapanlar, tapıcılar. (Farsça)

perestari / perestarî

  • Hizmetçilik. (Farsça)
  • Kulluk. (Farsça)
  • Tapıcılık. (Farsça)
  • Dalkavukluk. (Farsça)

rıdvan / رضوان

  • Memnunluk, razılık, hoşnudluk.
  • Cennet'in kapıcısı olan büyük melek.
  • Cennet kapıcısı olan melek.
  • Razılık, hoşnutluk.
  • Cennet. (Arapça)
  • Cennetin kapıcısı. (Arapça)

rimaha

  • Tepici davar, tepen davar.

ruzban

  • Kapıcı. (Farsça)

sadin

  • (Çoğulu: Sedene) Kapıcı. Perdedar.
  • Kâbe hizmetçisi.

sani'iyyet

  • Ustaca ve tertibli yapıcı oluş. Sâni'lik.

saniiyet

  • Sanilik, sanatlı yapıcılık.

sazende

  • (Çoğulu: Sâzendegân) Çalgıcı. (Farsça)
  • Düzenleyici, yapıcı. (Farsça)

sazi / sazî

  • Düzenleyicilik, yapıcılık. (Farsça)

sedene

  • (Tekili: Sâdin) Kapıcılar. Perdedarlar. Kâbe-i Mükerremenin kapıcıları.

telbin

  • Kerpiç kesmek.

tenkid

  • Bir kimse veya şeyin iyi veya kötü taraflarını bulup meydana çıkarmak.Tenkid yapıcı veya yıkıcı olabilir. Tenkitten maksat, doğrunun ve yanlışın iyi niyetle ortaya konulması, hakikate ulaştıracak yolun ve imkânların gösterilmesidir. Sadece yanlışı söylemek, doğruyu göstermemek yıkıcı bir tenkiddir.

teşric

  • Cem'etmek, birbiri üstüne yığmak.
  • Kerpiçi yerinden ayırmak.

teyemmüm

  • Su bulunmadığı veya bulunup da özür sebebiyle kullanmak mümkün olmadığı takdirde; temiz toprak veya taş, kum, kerpiç gibi toprak cinsinden bir şey ile hadesi yâni mânevî kirliliği, abdestsizliği gidermek için, elleri toprağa sürüp yüzü ve kolları mesh etmek.

türra'

  • Kapıcı.

zebani / zebânî

  • Cehennem meleği, azâb yapıcı melek.

zemin-kub

  • İkide bir ayağını yere vuran çengi, rakkase. (Farsça)
  • Yer tepici olan at, deve, katır ve benzeri hayvanlar. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR