LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Parça parça ifadesini içeren 60 kelime bulundu...

ayet-i tenzil / âyet-i tenzîl / آيَتِ تَنْزِيلْ

  • Parça parça indirilmiş âyet.

bess

  • Parça parça olmak, dağılıp serpilmek.

çakçak

  • Parça parça, yırtık pırtık.
  • Kılıç ve emsâli şeylerin sesleri.

ceste ceste

  • Azar azar, parça parça, kısım kısım.

dekk

  • (Çoğulu: Dekeke) Vurmak.
  • Dökmek.
  • Parça parça etmek. Delil.
  • Ufalanma, parça parça olma.

encin

  • Tane tane, ufak ufak, parça parça. (Farsça)
  • Sıvacı. (Farsça)

end-bend

  • Utanmış, mahcub. (Farsça)
  • Boğum boğum, kısım kısım, parça parça. (Farsça)

habie / habîe

  • Görülmemiş, daha henüz keşfedilmemiş.
  • Göze görülmeyen şey.
  • Kesilmiş, parça parça olmuş.

harat

  • Davarın memesinde olan bir hastalık. (Sütün parça parça, ufanmış gibi çıkmasına sebep olur)

hırt

  • Erkek keklik.
  • Hastalıktan dolayı, kesilmiş gibi parça parça olan bulaşık süt.

hurd ü mürd

  • Parça parça. Ufak tefek kimse. (Farsça)

ibda'

  • (İbzâ') Parça parça etmek.
  • Sorulan şeye güzel cevab vermek.
  • Kandırmak.
  • Birisine, kâr tamamen kendine âit olmak üzere sermaye vermek.

ıhtiza'

  • Parça parça edip taksim etmek.
  • Kat'etmek, kesmek.

infidad

  • (İnfadda) Bir şeyin kırılıp dağılması. Parça parça olma.

ızin / ızîn

  • (Tekili: İze) Her biri bir fırkaya mensub. Parça parça, fırka fırka. Müteferrik hâlde.

kafil / kafîl

  • Kuru ağaç.
  • Parça parça olmuş ot.
  • Kamçı. Bir otun adı.

kazkaz

  • Arslanın, kemiği parça parça etmesi.
  • Yavuz arslan.

keşih

  • (Çoğulu: Küşuh) Perâkende olmak, parça parça dağılmak.
  • Böğür.
  • Cânip, taraf.

ketf

  • Omuz. Omuz kemiği.
  • Parça parça kesmek ve bağlamak.

kıst

  • Ölçü ve tartıda doğru davranma.
  • Pay, parça.
  • Parça parça verilen bir şeyin bir defada ödenmesi.

lemeat-ı müteferrika

  • Muhtelif, parça parça olan parlayışlar.

lemm

  • Parça parça şeyleri toplamak, cem' etmek.
  • Islâh etmek.
  • Bulduğu şeyi, haram helâl demeyip yemek.
  • Şiddet ve meşakkat.
  • Az şey.
  • Konmak. Nâzil olmak.

letre

  • Parça parça. Paramparça. (Farsça)
  • Eski, yırtık. (Farsça)

lime lime

  • Parça parça.

meftut

  • Ufalanmış, parça parça edilmiş, parçalanmış.

mertum

  • Kırılmış, parça parça olmuş, ufalanmış.

mümazzak

  • Yırtılmış. Parça parça olmuş.

müneccem

  • Parçalar, parça parça olan şey.

müneccemen

  • Parça parça yapılmış olarak. Kısım kısım.
  • Bölüm bölüm, parça parça.
  • Parça parça, kısım kısım.

mür'ab

  • Kesilmiş, parça parça olmuş.

mütecezzi / mütecezzî

  • Parça parça ayrılan, ufalanmış olan.
  • Parça parça olma.

müteferrik

  • Ayrı ayrı, parça parça.

müteferrikan

  • Ayrı ayrı; parça parça.

mütefettit

  • Parça parça olmuş olan. Ufak ufak parçalanan.

mütesaddı'

  • Dağılan, parekende olan, parça parça olan.
  • Yarılıp çatlayan.

nakiş

  • Parça parça ve dağınık olan eşyaların bir yerde veya bir çuval içinde toplanması.
  • Benzer, misil.

necim necim

  • Bölüm bölüm, parça parça.

nime nime

  • Parça parça, yarım yarım. (Farsça)

paralamak

  • Parçalamak, parça parça etmek.

paralanmak

  • Parça parça olmak.

pare pare / pâre pâre

  • Parça parça. (Farsça)
  • Paramparça. (Farsça)

pare-pare

  • Parça parça. (Farsça)

parelenmek / pârelenmek

  • Parça parça olmak.

paş paş

  • Parça parça, ufak ufak. (Farsça)
  • Dağınık. (Farsça)

perakende

  • Farklı farklı, parça parça.

rize rize

  • Parça parça, ufak ufak. (Farsça)

sadpare

  • Yüz parça. Parça parça olmuş. (Farsça)

sav'

  • Perâkende etmek, dağıtmak, parça parça yapmak.

taksit

  • (Kıst. dan) Belli zamanlarda parça parça ödenecek para.

takti'

  • Kesme. Kesilme. Parça parça etme. Parçalara bölme.

tarazruz

  • (Taş) Parça parça olmak.

tecziye

  • Cezalandırma.
  • Parça parça ayırmak.

tefrika

  • Nifak. Ayrılık. Bozuşma.
  • Bir gazete veya dergide parça parça, bir önceki yazının devamı olarak çıkan uzun yazı.
  • Fırka fırka olmak.

teftit

  • Parça parça etme, ufalama.

teksif

  • Parça parça etmek.

temezzuk

  • Parça parça olma. Yırtılma.

tenzil / tenzîl

  • Bir şeyin bir miktarını çıkarmak.
  • İndirmek, indirilmek, indirilen. Aşağı indirmek.
  • Kur'an-ı Kerim'in vahiy vasıtası ile Peygamberimize (A.S.M.) indirilmesi. Tedricen indirme. (Birden indirmeye inzal, parça parça indirmeye de tenzil denir.)
  • Kur'ân-ı Kerim (Kur'ân-ı Kerim 23 yılda bölüm bölüm indirildiği için "indirilen, parça parça indirilmiş" anlamına gelen Tenzîl ismi verilmiştir).

teşkik

  • (Şakk. dan) Parça parça yarma. İkiye ayırma. Yarmak.

vehvehe

  • Atın kendi gövdesini parça parça etmesi.

za'za'

  • Bir şeyi parça parça etmek.
  • şiddetle esen yel.