LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te PEK kelimesini içeren 111 kelime bulundu...

ahazz

  • Pek bahtiyar, mes'ud, şanslı, mutlu.

ahbes

  • Pek çok pis, daha murdar. En habis, berbad.

ahrad

  • Pek tamahkâr cimri.

ahşa

  • Pek korkunç. Çok korkunç. Çok korkunç yer.

ahsar

  • Pek kısa, daha kısa, daha özlü, daha veciz.

aliyyu'l-a'la / aliyyu'l-a'lâ

  • Pek iyi. Fevkalâ-de.

allame / allâme

  • Pek büyük âlim.

atyeb

  • Pek güzel. Daha güzel.

ayat-ı kesire / âyât-ı kesîre

  • Pek çok âyet.

azhar

  • Pek zahir, en açık.

aziz / azîz

  • Pek izzetli, hep galip olan ve asla galebe edilemeyen.

balater

  • Pek yüksek, daha yüksek. (Farsça)

beksimat / بكسمات

  • Peksimet. (Farsça)

besa / besâ

  • Pek çok, hayli miktarda, nice nice. (Farsça)

biçiz

  • Pek küçük ve değersiz şey. (Farsça)

bihterin / bihterîn

  • Pek iyi, en iyi. (Farsça)

cedced

  • Pek düz yer.

cehul / cehûl

  • Pek çok câhil.
  • Pek cahil.

cehulane / cehûlâne

  • Pek câhilcesine.

cevval / cevvâl

  • Pek hareketli.

cüz'iyat-ı kesire

  • Pek çok fertler.

cüzi / cüzî

  • Pek az, ferdi.

dakik / دقيق

  • Pek ince.
  • Pek ince.

dakika

  • Pek ince olan, zaman birimi.

dayyık

  • Pek dar.

desatir-i ekseri / desatir-i ekserî

  • Pek çok ortamda ve şartlar altında geçerli olan kanun ve kurallar.

duşab / dûşâb

  • Pekmez.

düşab / düşâb

  • Pekmez. (Farsça)
  • Pekmez.
  • Pekmez.

eamm / eâmm

  • Pek şumullü, daha umumi ve geniş.
  • Pek umumi, en genel.

edna / ednâ

  • Pek aşağı, en alçak.
  • Pek aşağı.

efkar

  • Pek fakir, çok fakir.

efsed

  • Pek fena, çok bozuk, fazlaca kötü.

ehacc

  • Pek katı, çok sert şey.

ehaff

  • Pek hafif.

ehasin

  • Pek güzel, en güzel olan şeyler.

ekke

  • Pek sıcak gün.

ekmeliyyet

  • Pek mükemmel ve kusursuz olanın hâli. Kusursuzluk, mükemmellik, noksansızlık, eksiksizlik.

ekser / اَكْثَرْ

  • Pek fazla. Daha çok. Kesrette olan. En çok.
  • Pekçok.
  • Pek çok.

ekyes

  • Pek kiyâsetli, zeki, zekâvetli kişi. Mâhir, maharetli, becerikli adam.

elzemiyyet

  • Pek lüzumlu ve gerekli olan bir şeyin hâli. Son derecede lüzum, gereklilik.

emerr

  • Pek acı.

emsal-i kesire / emsâl-i kesire

  • Pek çok benzerler.

emten

  • Pek metin, çok dayanıklı, en sağlam, fazlaca muhkem.

ender

  • Pek az bulunan.

enfes

  • Pek nefis, çok hoş.

enver

  • Pek nurlu.

erakk

  • Pek ince.

erzan

  • Pek ucuz.

eşedd

  • Pek şiddetli.

eşekk

  • Pek şüpheci.

eşfa / eşfâ

  • Pek şifalı.

esra / esrâ

  • Pek çabuk.

evked

  • Pek te'kitli, çok kuvvetli, en kavi.

eyvallah

  • Peki, öyle olsun.

ez'af-ı muzaafa / ez'af-ı muzâafa

  • Pek çok, kat kat.

ezher

  • Pek parlak.

ezuz

  • Pek keskin olan kılınç veya hançer.

feyyaz / feyyâz

  • Pekçok feyiz, bolluk ve bereket veren.

füzun-ter

  • Pek fazla, pek çok. (Farsça)

gayet

  • Pek çok.

guşab

  • Pekmez. (Farsça)

hannan / hannân / حَنَّانْ

  • Pek merhametli (Allah).

hırçın

  • Pek inatçı, titiz.

hümumet

  • Pek fazla ihtiyarlık, çok yaşlılık.

ifratkar / ifratkâr

  • Pek ileri giden. Haddini aşan. (Farsça)

ihtimalat-ı kesire / ihtimâlât-ı kesire

  • Pek çok ihtimaller.
  • Pek çok ihtimaller.

intizam-ı faik / intizam-ı fâik

  • Pek üstün düzenlilik.

iştiyakaver / iştiyakâver

  • Pek istekli.

kemin

  • Pek küçük, çok ufak. Çok az. (Farsça)

kur'an-ı ezher / kur'ân-ı ezher / قُرْآنِ اَزْهَرْ

  • Pek parlak olan Kur'ân.

kutahter / kûtahter

  • Pek kısa, çok ufak. (Farsça)

lemha-i basar

  • Pek az bir zaman. Göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman.

lütufname-i ekremi / lütufnâme-i ekremî

  • Pek şerefli zâtınızın lûtfettiği şirin mektup.

mehasin-i kesire / mehâsin-i kesire

  • Pek çok güzellikler, iyilikler.

miczam

  • Pek keskin kılıç.

mu'terr

  • Pek fakir olduğu hâlde dilenmeyip lisân-ı hâl ile durumunu anlatan kimse.

muazzam

  • Pek büyük.

muhammed

  • Pek çok tekrar tekrar övülmüş, medhedilmiş meâlinde bir isim olup ilk olarak Peygamberimize (A.S.M.) verilmiştir.

mühtecin

  • Pek küçük yaşta iken evlendirilerek kocaya verilmiş olan kız.

nefis

  • Pek beğenilen, pek güzel, pek iyi.

nev-i cami / nev-i câmi

  • Pek çok özelliği üzerinde barındıran bir tür.

nimgerm

  • Pek sıcak olmayan. Ilık. (Farsça)

perestiş

  • Pek çok sevmek. Bendelik etmek. İbâdet etmek. (Farsça)

pir-i fani / pir-i fanî / pîr-i fânî

  • Pek yaşlı, zayıf adam. Dünyayı terketmiş ihtiyar.
  • Pek yaşlı ve zayıf adam, dünyayı terk etmiş ihtiyar.

pürcemal / pürcemâl

  • Pek güzel.

pürrahm

  • Pek merhametli.

rauf / raûf

  • Pek esirgeyici, çok acıyıcı Allah'ın isimlerinden.

sahra-yı vesia / sahrâ-yı vesîa

  • Pek geniş olan sahra, geniş çöl.

san'at-ı camia / san'at-ı câmia

  • Pek çok şeyi içinde toplayan, kapsamlı san'at.

sanayi-i kesire / sanayi-i kesîre

  • Pek çok sanayi, pek çeşitli sanayi.

sehv-i sarih

  • Pek açık yanlış.

seng-i hara

  • Pek sert taş, kaya.

sırr-ı camiiyet / sırr-ı câmiiyet

  • Pek çok gerçekleri kapsayıcı özellik.

suğra

  • Pek küçük, mantıkta küçük önerme.

süha / sühâ

  • Pek küçük görünen bir yıldızın ismi.

şuunat-ı kesireye malik / şuûnât-ı kesireye mâlik

  • Pek çok halleri, özellikleri, etkinlikleri bulunan; pek çok işi yapabilen.

takaddüs

  • Pek temiz olma.

te'kid / te'kîd / تأكيد

  • Pekiştirme, sağlamlaştırma. (Arapça)
  • Te'kîd etmek: (Arapça)
  • Pekiştirmek, sağlamlaştırmak. (Arapça)
  • Önceki yazıyı tekrarlamak. (Arapça)

te'yid / te'yîd / تأیيد

  • Pekiştirme. (Arapça)
  • Te'yîd edilmek: Pekiştirilmek. (Arapça)
  • Te'yîd etmek: Pekiştirmek. (Arapça)

tecarüb-ü kesire

  • Pek çok tecrübeler ve deneyimler.

tehattüm

  • Pek lüzumlu ve vâcib olmak. Vücub derecesinde bulunmak.
  • Pek gerekli olarak.

tekit

  • Pekiştirme, kuvvetlendirme.

ücra

  • Pek uçta ve kenarda olan. Uzak. (Bu kelime, Arapça zannedilerek "hücra" yazılması yanlıştır.) (Farsça)

ulülazm

  • Pek büyük zatlar.

ulya / ulyâ

  • Pek yüce.

velud / velûd

  • Pek verimli.

vücuh-u kesire / vücûh-u kesîre

  • Pekçok vecihler, yönler.
  • Pek çok yönler; çok yönlülük.

zalum / zalûm

  • Pek zâlim.

zehr-bar

  • Pek acı, zehir saçan. (Farsça)

zehrin

  • Pek acı, zehir gibi. (Farsça)

zeman-ı medide

  • Pek uzun zaman.