LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te PEK ÇOK ifadesini içeren 59 kelime bulundu...

ahbes

  • Pek çok pis, daha murdar. En habis, berbad.

ahmed-i rüfai / ahmed-i rüfâî

  • (Hi: 512-578) Büyük bir veliyullahtır. Pek çok kerametleri görülmüştür. İmam-ı Musa Kâzım Hazretlerinin evlâtlarından olup, dine büyük hizmetler etmiştir. (R.A.)

ahvec

  • En muhtaç, pek çok ihtiyacı olan.

ayat-ı kesire / âyât-ı kesîre

  • Pek çok âyet.

besa / besâ

  • Pek çok, hayli miktarda, nice nice. (Farsça)

bi-şumar

  • Sayısız, pek çok. (Farsça)

cehul / cehûl

  • Pek çok câhil.

cüz'iyat-ı kesire

  • Pek çok fertler.

desatir-i ekseri / desatir-i ekserî

  • Pek çok ortamda ve şartlar altında geçerli olan kanun ve kurallar.

eferr

  • Çok koşan, pek çok kaçan.

efrad-ı adide / efrad-ı adîde

  • Sayısı pek çok olan fertler.

efsah

  • Daha fasih. En fasih. Pek çok güzel ifade.

eksa

  • Üstüste pek çok giyinen (adam.)

ekser / اَكْثَرْ

  • Pek çok.

ekseriya

  • (Ekseriyya) Pek çok zaman, en ziyade, sık sık, ekseriyet üzere, alel-ekser.

elli dört farz

  • İslâm âlimlerinin, müslümanların hâtırlarında tutmalarını kolaylaştırmak için, öncelikle bilmeleri îcâbeden pek çok farzdan, Allahü teâlânın emirlerinden derledikleri elli dört tânesi.

emsal-i kesire / emsâl-i kesire

  • Pek çok benzerler.

eyyub / eyyûb

  • (A.S.) : Kur'ân-ı Kerim'de ismi geçen İshak Aleyhisselâm'ın oğlu olan Ays'ın evlâdından Eyyûb Aleyhisselâm, bir peygamber idi. Pek çok malı ve Şam tarafında çok mülkü vardı. Her makbul kulunu ve peygamberini Allah imtihana çektiği gibi onu da denedi. Cümle emlâki emvâli elinden gitti. O yine şükrett

ez'af-ı muzaafa / ez'af-ı muzâafa

  • Pek çok, kat kat.

fevkalhad

  • Haddinden fazla, pek çok.

füzun-ter

  • Pek fazla, pek çok. (Farsça)

gafur / gafûr

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kulların günâh, ayıb ve hatâlarını pek çok örtüp, bağışlayan.
  • Günahları daima ve pek çok affeden, Allah.

gayet

  • Çok, pek çok.
  • Nihayet. Gaye. Encam.
  • Pek çok.

gayetsiz / غَايَتْسِزْ

  • Nihayetsiz, pek çok.

gül

  • Küçük ve dikenli bir ağaçta olup şeklinin ve kokusunun güzelliği ile meşhurdur. Şairlere göre bülbülün sevgilisidir. Pek çok cinsi vardır. (Farsça)

hadis-i mütevatir / hadîs-i mütevâtir

  • Bir çok Sahâbînin Peygamber efendimizden ve başka bir çok kimsenin de bunlardan işittiği ve kitâba yazılıncaya kadar, böyle pek çok kimsenin haber verdiği hadîs-i şerîfler.

hezar

  • Bin. (1000) (Farsça)
  • Pek çok. (Farsça)
  • Bülbül. (Farsça)

hezaran / hezârân

  • Binler. Binlerce. Pek çok. (Farsça)
  • Bülbüller. (Farsça)
  • Binlerce, pek çok.

ihtimalat-ı kesire / ihtimâlât-ı kesire

  • Pek çok ihtimaller.
  • Pek çok ihtimaller.

imam-ı gazali / imam-ı gazalî

  • Ahirete irtihâli Hi: 505 dir. "Hüccet-ül İslâm İmam-ı Muhammed Gazalî" diye anılır. O zamanın felsefesinin bâtıl akidelerini red ve cerh ederek Kur'anın eşsizliğini ve hakkaniyet ve mu'cizeliğini isbat etmiş pek çok eserler vermiştir. (K.S.)

istilac

  • İçilecek şeylerden pek çok içme.

kemterin / kemterîn

  • Pek âciz ve güçsüz. Çok hakir. (Farsça)
  • En küçük, en âşağı. Pek çok noksan veya eksik. (Farsça)

kevser

  • Kıyamete kadar gelecek Âl, Ashâb, Etbâ' ve onların iyilikleri, hayırları.
  • Bereket.
  • Kesretten mübâlağa. Çokluğun gayesine varan şey. Gayet çok şey.
  • Pek çok hayır. Hikmet, ilim. Kur'an, İslâm, tevhid. İlm-i Ledün. Ma'rifetullah.
  • Cennet ırmaklarının kaynakları.
  • Cenâb-ı Allah'ın Hz. Peygambere (a.s.m.) ihsan ettiği Cennet nehri; pek çok hayır ve ilim.

layuad / lâyuad

  • Adedi belli olmayan. Sayısız. Pek çok.

layuhsa / lâyuhsa

  • Hesaba gelmez. Hesabsız. Pek çok.

ma'şeri / ma'şerî

  • Cemiyete âit. Topluluğa âit. Ortaklaşa. Pek çok.

mehasin-i kesire / mehâsin-i kesire

  • Pek çok güzellikler, iyilikler.

misvak

  • Kullanılması pek çok faydalı olan ve Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) ehemmiyetle tavsiye ettiği, diş fırçası vazifesini de gören, hoş kokulu ve meyvesiz bir ağacın dallarından kesilip kullanılan parça.

mu'tedil

  • Yavaş ve mülâyim. Ne pek az, ne pek çok olan. Orta hâlli. İtidalli.

mücevherat-ı mütenevvia ve müteaddide

  • Çeşit çeşit ve ve pek çok sayıda mücevherler.

muhammed

  • Pek çok tekrar tekrar övülmüş, medhedilmiş meâlinde bir isim olup ilk olarak Peygamberimize (A.S.M.) verilmiştir.

muhtac-ı müteşekkir

  • Kendisine verilen nimetlere şükreden, pek çok şeye muhtaç olan.

mütebahhirin / mütebahhirîn

  • Bilgileri pek çok olanlar, deniz gibi derin bilgili olanlar. Allâmeler.

nev-i cami / nev-i câmi

  • Pek çok özelliği üzerinde barındıran bir tür.

perestiş

  • Pek çok sevmek. Bendelik etmek. İbâdet etmek. (Farsça)

raygan

  • Parasız, bedâva. (Farsça)
  • Pek fazla, pek çok. (Farsça)

risale-i harika ve camia / risale-i harika ve câmia

  • Harika ve pek çok özelliği üzerinde barındıran risale.

san'at-ı camia / san'at-ı câmia

  • Pek çok şeyi içinde toplayan, kapsamlı san'at.

sanayi-i kesire / sanayi-i kesîre

  • Pek çok sanayi, pek çeşitli sanayi.

siga-i mübalağa / siga-i mübâlağa

  • Bir şeyin pek çok, pek büyük, pek ileri olduğunu gösteren kelime hâli. Fiilin mübâlağalı çekimi. Hallâk, Rezzak, Kahhar, Rauf gibi.

sırr-ı camiiyet / sırr-ı câmiiyet

  • Pek çok gerçekleri kapsayıcı özellik.

şirrir

  • (Çoğulu: Eşrâr-Eşirrâ) Çok şer işleyen, pek çok şerir.

sünnet

  • Kanun, yol, âdet.
  • Siret-i hasene.
  • Ist: Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sözü, emri, hal ve takriri. Müslümanların ittibâında ve dinlemesinde maddî ve manevî pek çok fazilet bulunan, tatbikinde mühim sevablar, terkinde mühim zararlar bulunan İslâmî emirler. Sünnet'e Farz-ı

şuunat-ı kesireye malik / şuûnât-ı kesireye mâlik

  • Pek çok halleri, özellikleri, etkinlikleri bulunan; pek çok işi yapabilen.

tecarüb-ü kesire

  • Pek çok tecrübeler ve deneyimler.

velvele-i istihsan

  • Güzellikleri pek çok dille bir arada haykıran sesler.

velvele-i takdir ve istihsan

  • Takdirleri ve güzellikleri pek çok dille bir arada haykıran sesler.

vücuh-u kesire / vücûh-u kesîre

  • Pek çok yönler; çok yönlülük.

yuşa

  • Hz. Musa'dan (A.S.) sonra peygamber olmuş ve Benî İsrail'i çöllerden kurtarmıştı. Ondan sonra pek çok reisler Yahudilerin idaresinde bulundu, bazan da hâkimsiz kalarak esaret hayatı yaşadılar. Tâ bir müddet sonra İsmail (A.S.) hâkim oldu. Onbir sene Benî İsrail'i idare etti. Sonra içlerinden bir mel

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR