LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te PARLAK. ifadesini içeren 62 kelime bulundu...

abdar / âbdâr / آبدار

  • Parlak. (Farsça)
  • Sağlam vücudlu. (Farsça)
  • Su veren hizmetçi. (Farsça)
  • Mc : Ter u tâze, tap taze. (Farsça)
  • Sulu. (Farsça)
  • Parlak. (Farsça)
  • Hoş. (Farsça)

barik-nüma

  • Işıklı. Parlak. (Farsça)

berk-asa

  • Şimşek gibi parlak. (Farsça)

berrak

  • Nurlu, pek parlak.
  • Bulanık olmayan, duru, açık, saf.

beyza / beyzâ

  • (Müe.) Parlak. Beyaz. Sefid.
  • Afet, dâhiye, belâ, musibet.
  • Beyaz, parlak.

celi / celî

  • Açık, parlak.

cilalı / cilâlı

  • Parlak.

dırahşan

  • Parlak. Parıldayan. Parlaklık. Münevver, ziyâdar. (Farsça)

dirahşan

  • Parlıyan, parlak. (Farsça)

ebyaz / ebyâz

  • Beyaz. Akça. Parlak. Daha parlak. Sefid olan.
  • En beyaz, parlak.

ecla / eclâ

  • En parlak.

enver / انور

  • En nurlu, daha nurlu, çok parlak.
  • Çok parlak. (Arapça)

eşeff

  • Çok parlak. Daha şeffaf. Işığı daha iyi geçiren.
  • Suyu kendine çok fazla çeken.

esna

  • Daha parlak. En parlak.

ezher

  • Pek beyaz ve parlak.
  • Ay, kamer,
  • Saf ve parlak olan.
  • Cuma günü.
  • Vahşi sığır.
  • Pek parlak.

fahir

  • (Fâhire) İftihar eden. Kendi amelini ve kendini beğenen. Övünen.
  • Şa'şaalı. Ağır. Parlak. Şanlı.
  • Büyük ve iyi nesne.
  • Koruğu büyük çekirdeksiz hurma.
  • Memeleri büyük deve.

füruzan / fürûzân / فروزان

  • Parlak. (Farsça)

garra / garrâ / غرا

  • Parlak. Beyaz. Güzel. Şa'şaalı.
  • Kur'an'ın kudsi nurlarının parladığı Medine-i Münevvere'nin bir ismidir.
  • Parlak.
  • Parlak. (Arapça)

ıdhiyan

  • Nurlu, ruşen, parlak.

lami' / lâmi'

  • Parlak. Parlayan.

lamia / lâmia

  • Parlak. Parlayan. Parıldayan.

lamih / lâmih

  • (Lâmiha) (Lemh. den) Parlıyan, parıldıyan. Parlak.

layıh / lâyıh

  • Parlak. Meydanda. Aşikâr. Hatıra gelen.

lü'lü'

  • İnci.
  • Parlak. Ziyalı. Kıymetli.

mina / minâ

  • Cam, billur, sırça, parlak.

mücella / mücellâ

  • Parlatılmış, parlak.

mülemma'

  • (Lem'. den) Parlak. Revnekdar.
  • Bulaşmış, sıvanmış.
  • Karışık dilde söylenmiş manzume.
  • Renk renk olan.

münevver / منور

  • Aydınlanmış, parlak. (Arapça)
  • Aydın fikirli. (Arapça)
  • Münevver eylemek: Aydınlatmak. (Arapça)

münir

  • Nurlandıran, nur veren, ziya veren, ışık veren, parlak.

muşa'şa'

  • Şaşaalı, gösterişli, parlak.

musaykal

  • Cilâlı. Parlak. Yaldızlı. Perdahlı.

müstenir

  • (Nur. dan) Işık ve nur alan, parlak.

mütecelli

  • Tecelli eden, meydana çıkan, görünen. Parlak.

müzehher / مُزَهَّرْ

  • Parlak.

muzi / muzî

  • Aydınlatan, ışık veren, parlak.

nevvar / nevvâr

  • Çok nurlu, çok parlak.

neyyir

  • Nurlu, parlak.

nim-nurani / nim-nuranî

  • Yarı parlak.

nur'ani / nur'ânî

  • Nurlu, parlak.

nuran

  • Nurlu, parlak.

nurani / nûrânî

  • Nurlu, parlak.

pür-fer

  • Çok parlak. Çok aydınlık. (Farsça)

rahşa

  • (Rahşân) Parlak. (Farsça)

rahşan / رخشان

  • Parlak. (Farsça)

rengin

  • Renkli, boyalı. Parlak. Hoş. Süslü. Mülevven. Lâtif. (Farsça)
  • Rengârenk, süslü, parlak.
  • Süslü, güzel, parlak.

ruşen / rûşen

  • Aydın, parlak.
  • Aydın, parlak.

şa'şa'adar / şa'şa'adâr / شعشعه دار

  • Gösterişli. (Arapça - Farsça)
  • Parlak. (Arapça - Farsça)

şa'şaadar

  • Gösterişli, şa'şaalı, parlak. (Farsça)

sakıb / sâkıb

  • Parlak.
  • Bir yandan bir yana delip geçen.
  • Parlak.

şaşaalı / şâşaalı

  • Gösterişli, parlak.

satı / sâtı

  • Parlak.

satı'

  • (Sâtı'a) Yükselerek meydana çıkan.
  • Yükselerek görünen. Nur saçan. Parlak.

şeffaf

  • Saydam, parlak.

şems-pare

  • Güneş parçası. (Farsça)
  • Mc: Çok parlak. (Farsça)

seyyale-i berkiyye

  • Şimşek akımı. Elektrik akımı.
  • Şimşek gibi akıcı ve parlak.

taban

  • Işıklı. Parlak. (Farsça)
  • Parlayan güneş. (Farsça)

tabdar / tâbdar / تابدار

  • Işıklı, parlak. Büklümlü, kıvrımlı. (Farsça)
  • Kıvrım kıvrım, kıvrık. (Farsça)
  • Parlak. (Farsça)

tabnak / tâbnâk / تابناک

  • Parlak. (Farsça)

vekkad

  • Aydınlık, ışıklı, parlak.

yaldızlı

  • Parlak.

zahire

  • (Çoğulu: Zevâhir) Parlak.

zerrin

  • Altından yapılmış. Altın gibi parlak. Sarı (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR