LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Ola kelimesini içeren 73 kelime bulundu...

adem-i vuku

  • Olayın meydana gelmemesi.

ahval-i adiye / ahvâl-i âdiye / احوال عادیه

  • Olağan haller.

ala-kadr-il-imkan / alâ-kadr-il-imkan

  • Olabildiği kadar. İmkânı nisbetinde.

alakadrilimkan / alâkadrilimkân / علاقدرالامكان

  • Olabildiğince. (Arapça)

asar-ı mu'cize / âsâr-ı mu'cize

  • Olağanüstü eserler, mu'cize eserler.

belağat-i harikulade / belâğat-i harikulâde

  • Olağanüstü söyleyiş güzelliği.

belki / بلكه

  • Olabilir, belki. (Farsça - Arapça)

bürhan-ı inni / bürhan-ı innî

  • Olaylardan kanunlara, neticelerden sebeplere, eserden eserin sahibine (müsebbip) ulaştıran delil. Dumanın ateşe delil olup göstermesi gibi.

camiiyet-i harikulade / câmiiyet-i hârikulâde

  • Olağanüstü câmiiyet, mânâ ve özellikçe kapsamlılık.

cesaret-i fevkalade / cesaret-i fevkalâde

  • Olağanüstü cesaret.

deha / dehâ

  • Olağanüstü zekâ sahibi.

deha-i nurani / dehâ-i nuranî

  • Olağanüstü zekâ ve akıl.

delil-i inni / delil-i innî

  • Olaylardan kanunlara, neticelerden sebeplere, eserden eserin sahibine (müsebbip) ulaştıran delil. Dumanın ateşe delil olup göstermesi gibi.

eşya-yı harika

  • Olağanüstü şeyler.

ezvak-ı fevkalade / ezvâk-ı fevkalâde

  • Olağanüstü zevkler.

ferd-i fevkalade / ferd-i fevkalâde

  • Olağanüstü özelliklere sahip kişi.

fevkalaade / fevkalâade

  • Olağanüstü.

fevkalade / fevkalâde / فوق العاده / فَوْقَ الْعَادَه

  • Olağanüstü.
  • Olağanüstü.
  • Olağanüstü, olağan dışı, alışılmışın ötesinde. (Arapça)
  • Olağan üstü.

gidişat

  • Olayların durumu, işlerin gelişme biçimi, işlerin gidiş tarzı.

hadisat / hâdisât / hâdisat / حادثات

  • Olaylar.
  • Olaylar.
  • Olaylar. (Arapça)

hadise / hâdise / حادثه

  • Olay.
  • Olay. (Arapça)

hadise-i harika / hâdise-i harika

  • Olağanüstü, hayranlık verici olay.

hakikat-i vakıa

  • Olayın gerçekliği.

harika / hârika

  • Olağanüstü, hayranlık veren.

harikulade / harikulâde / hârikulâde / خارق العاده

  • Olağanüstü, eşi görülmemiş.
  • Olağanüstü, hayranlık verici.
  • Olağanüstü. İnsan gücünün üzerinde, insanı hayrette bırakan âdet dışı şaşılacak iş.
  • Olağanüstü.
  • Olağanüstü. (Arapça)

harikuladelik / harikulâdelik

  • Olağanüstülük.

hassasiyet-i fevkalade / hassasiyet-i fevkalâde

  • Olağanüstü hassasiyet, duyarlılık.

havadis / havâdis

  • Olaylar, haberler.

havariku'l-adat / havâriku'l-âdât

  • Olağanüstü şeyler.

hilaf-ı vaki' / hilâf-ı vâki' / خِلَافِ وَاقِعْ

  • Olana zıd.

ihtimal

  • Olasılık.
  • Olabilirlik.

ihtimalat / ihtimâlât / احتمالات

  • Olasılıklar. (Arapça)

iksir / iksîr / اكثير

  • Olağanüstü etkileri olan şurup. (Arapça)

imkan / imkân / امكان

  • Olabilirlik.
  • Olanak. (Arapça)

imkan derecesi / imkân derecesi

  • Olabilirlik derecesi, seviyesi.

imkan ve ihtimal dairesi / imkân ve ihtimâl dairesi

  • Olabilirlik, varlığı ile yokluğu eşit olan ve varlığı Allah'ın var etmesine bağlı olan daire.

imkani / imkânî

  • Olabilen.

inkişaf-ı fevkalade / inkişaf-ı fevkalâde

  • Olağanüstü bir şekilde ortaya çıkma, belirme.

istika'

  • Olacak veya vuku bulacak diye endişelenme.

kabil

  • Olabilir, gibi, türlü.

kain / kâin

  • Olan.
  • Olan. Var olan. Bulunan. Mevcut.

kaza ve kader / kazâ ve kader

  • Olacağı Allah tarafından bilinen ve takdir olunan şeylerin zamanı gelince yaratılması ve Allah'ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, planlaması.

kaza-i ilahi / kazâ-i ilâhi

  • Olacağı Allah tarafından bilinen ve takdir olunan şeylerin zamanı gelince yaratılması.

kemalat-ı fevkalade / kemâlât-ı fevkalâde

  • Olağanüstü, mükemmel özellikler.

kemalat-ı harika / kemâlât-ı harika

  • Olağanüstü üstün ve mükemmel özellikler.

kuvve-i maneviye-i harika / kuvve-i mâneviye-i harika

  • Olağanüstü mânevî güç.

levh-i ezeli / levh-i ezelî / لَوْحِ اَزَل۪ي

  • Olacak herşeyi Allahın ezelden bilerek yazdığı kader levhası.

maharet-i fevkalade / maharet-i fevkalâde

  • Olağanüstü beceri.

mamelek / mâmelek

  • Olanca malı.

maza ma maza

  • Olan oldu. Geçen geçti.

mehma-emken

  • Olabildiği kadar. Mümkün mertebe.

mehmaemken / mehmâemken

  • Olabildiğince.

menşe-i mu'cizat / menşe-i mu'cizât

  • Olağanüstü şeylerin kaynağı.

meyl-i harikulade / meyl-i harikulâde

  • Olağanüstü şeylere olan arzu, istek, eğilim.

muhtemel

  • Olabilir.

mümkin

  • Olabilir veya olmayabilir. İmkân dahilinde olan. Mümkün.
  • Olabilir hakikat.

mutābık-ı vaki' / mutābık-ı vâki' / مُطَابِقِ وَاقِعْ

  • Olana uygun.

nazar-ı maddi / nazar-ı maddî

  • Olayları ve varlıkları sadece dış görünüşüne göre değerlendirme.

ru

  • Olan, biten manalarında birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Hod-ru: Kendiliğinden. (Farsça)

seyl-i şuunat / seyl-i şuûnât

  • Olayların, oluşumların akışı, seli.

suhulet-i fevkalade / suhulet-i fevkalâde

  • Olağanüstü kolaylık.

şüunat / şüûnât / شئونات

  • Olaylar. (Arapça)

tevafuk-u fevkalade / tevafuk-u fevkalâde

  • Olağanüstü uygunluk.

vak'a

  • Olay.

vakayi

  • Olaylar, vakalar.

vakayi' / vakâyi' / وقایع

  • Olaylar. (Arapça)

vaki / vâki

  • Olan, var olan.

vaki' / واقع / vâki'

  • Olan.
  • Olan, meydana gelen, gerçekleşmiş olan. (Arapça)
  • Vâki' olmak: (Arapça)
  • Olmak, meydana gelmek, gerçekleşmek. (Arapça)
  • Bulunmak, yer almak. (Arapça)

vakıa / vâkıa

  • Olay.

vakıat / vâkıât / واقعات

  • Olanlar, olmuşlar.
  • Olaylar, gerçekler.
  • Olaylar. (Arapça)

yümkin

  • Olabilir, mümkün olur.

zabıtname / zabıtnâme

  • Olay yerinde ilgili kimselerin olayın oluş şeklini kaydettikleri kâğıt.

zeka-i harika / zekâ-i harika

  • Olağanüstü zekâ.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın