LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te OZ kelimesini içeren 240 kelime bulundu...

abd-i has

  • Özel, seçilmiş kul.

abd-i mahsus

  • Özel, seçilmiş kul.

abd-i mahsūs / عَبْدِ مَخْصُوصْ

  • Özel kılınmış kul.

ahrar / ahrâr / احرار

  • Özgürler. (Arapça)

ahrarane / ahrârâne / احرارانه

  • Özgürce. (Arapça - Farsça)

alelhusus / alelhusûs / على الخصوص

  • Özellikle, en çok.
  • Özellikle. (Arapça)

asir / asîr / عصير

  • Özsuyu, usare. (Arapça)

azad / âzâd / آزاد

  • Özgür. (Farsça)

azade / âzâde / آزاده

  • Özgür. (Farsça)

azadi / âzâdî / آزادی

  • Özgürlük. (Farsça)

baht

  • Öz. Hâlis. Saf. Sade.

bahusus / bâhusus / بَاخُصُوصْ / bâhusûs

  • Özellikle.
  • Özellikle.
  • Özellikle.

bilhasa

  • Özellikle.

bilhassa / bilhâssa / بالخاصه / بِالْخَاصَّه

  • Özellikle.
  • Özellikle.
  • Özellikle, hele hele. (Arapça)
  • Özellikle.

binaimechul / binâimechûl

  • Öznesi belirsiz fiil.

buye

  • Özleme, hasret.

cennet-i hususiye

  • Özel cennet.

cevamiü'l-kelim / cevâmiü'l-kelim

  • Özlü sözler, vecizeler.

cevher / جوهر / جَوْهَرْ

  • Öz, kıymetli taş, atom.
  • Öz.
  • Öz.

cevheri / cevherî / جَوْهر۪ي

  • Öz, öze âid.

cihaz-ı mahsus

  • Özel duyu veya organ.

cild-i mahsus

  • Özel cilt, deri.

cism-i has

  • Özel cisim, özel bünye, beden.

delail-i icmali / delâil-i icmâlî

  • Özet halinde sunulan deliller.

desatir-i mahsusa / desâtir-i mahsusa

  • Özel kurallar.

e'zar

  • Özürler. Kusurlar. Bahaneler.

efrad-ı mahsus

  • Özel ve seçilmiş fertler, kişiler.

efrad-ı mahsusa

  • Özel fertler.

elhasıl / elhâsıl

  • Özetle, sonuç olarak.

elsine-i mahsusa

  • Özel lisânlar; kendilerine ait özel diller.

emr-i has

  • Özel emir.

emr-i hususi / emr-i hususî

  • Özel emir.

evamir-i hassa / evâmir-i hassa

  • Özel emirler.

evkat-ı mahsusa

  • Özel vakitler.

evrad-ı mahsusa

  • Özel virdler, zikirler.

eyyam-ı mahsusa

  • Özel günler.

fedakar / fedakâr / fedâkâr / فداكار

  • Özveride bulunan.
  • Özverili. (Arapça - Farsça)

fedakarane / fedâkârâne / فداكارانه

  • Özveri ile, özverili. (Arapça - Farsça)

fedakari / fedâkârî / فداكاری

  • Özveri. (Arapça - Farsça)

fezleke / فَذْلَكَه

  • Özet.
  • Özet.
  • Özet.

fihristevari / fihristevâri

  • Özet şeklinde, başlıklar halinde.

forma

  • Özel işaretli giysi.

hakikat / hakîkat

  • Öz, asıl, gerçek.

hakikat-ı nefsü'l-emriye

  • Özde var olan gerçek.

has / hâs

  • Özel, çok yakın.
  • Özel.

has daire

  • Özel daire.

has kardeş

  • Özel kardeş; Üstadın çok değer verdiği, ilk saftaki talebelerinden biri.

has kardeşler

  • Özel kardeşler; Üstadın çok değer verdiği, ilk sıradaki talebeler.

has şakirtler

  • Özel talebeler; Üstadın çok değer verdiği, ilk sıradaki talebeler.

has varis / has vâris

  • Özel mirasçılar; Hz. Muhammed'in (a.s.m.) açtığı yolda ön sırada ilerleyenler.

hasiyet / hâsiyet

  • Özellik, hususiyet.
  • Özellik, özel fayda.

hasret / حسرت

  • Özleyiş. İç çekme. Bir şeyi çok isteyip, arzulayıp ona kavuşamamaktan gelen üzüntü.
  • Özleyiş.
  • Özleyiş.
  • Özlem. (Arapça)
  • Hasret çekmek: Özlem duymak. (Arapça)

hasret-keş

  • Özlemiş, özleyen, hasret çeken. (Farsça)

hasretme

  • Özgü kılma, sadece bir şeye mahsus kılma.

hass / hâss

  • Özel; bir ferde delâlet eden söz.
  • Özel.

hassa / خاصه / hâssa / خَاصَّه

  • Özellik, duygu.
  • Özellik. (Arapça)
  • Özellik, hususiyet.

hassaten / hâssaten

  • Özellikle.
  • Özellikle.

hāssaten / خَاصَّةً

  • Özellikle.

hasseten / hâsseten / خاصة

  • Özellikle, hele hele. (Arapça)

hatem-i mahsus / hâtem-i mahsus

  • Özel damga.

hazine-i hassa

  • Özel hazine.

hazine-i hassa-i maneviye / hazine-i hassa-i mâneviye

  • Özel mânevî hazine.

hulasa / hulâsa

  • Özet.
  • Özet.

hülasa / hülâsa

  • Özetle, kısaca.

hulasa / خلاصه / hulâsa

  • Öz.
  • Özet. (Arapça)

hülasa / hülâsa / خلاصه

  • Özet. (Arapça)
  • Hülâsa etmek: Özetlemek. (Arapça)

hulasa / hulâsa / خُلَاصَه

  • Öz.

hülasa etmek / hülâsa etmek

  • Özetlemek.

hülasası / hülâsası

  • Özeti.

hülasatan / hülâsatan / خلاصة

  • Özetle, kısaca. (Arapça)

hulasaten / hulâsaten

  • Özetle, sonuç olarak.
  • Özetle.

hülasaten / hülâsaten

  • Özetleyerek.

hulasaten / hulâsaten / خلاصة / خُلَاصَةً

  • Özetle, kısaca. (Arapça)
  • Öz olarak.

hülasatü'l-hülasa / hülâsatü'l-hülâsa

  • Özetin özeti.

hulasatülhulasa / hulâsatülhulâsa

  • Özetin özeti.

hür / حر

  • Özgür. (Arapça)

hürmet-i mahsus

  • Özel saygı ve hürmet.

hürr / حر

  • Özgür. (Arapça)

hürriyet / حریت

  • Özgürlük. (Arapça)

hususan / husûsan / خُصُوصًا

  • Özellikle.
  • Özellikle.

hususat

  • Özellikler, durumlar.

hususen

  • Özellikle.
  • Özellikle.

hususi / hususî / خصوصى

  • Özel.
  • Özel.
  • Özel. (Arapça)

hususiyet / husûsiyet / خصوصيت / خُصُوصِيَتْ

  • Özellik.
  • Özellik.
  • Özellik. (Arapça)
  • Özellik.

hususiyetle / husûsiyetle

  • Özellikle, hele hele. (Arapça - Türkçe)

hususiyle / husûsiyle

  • Özellikle.
  • Özellikle, hele hele. (Arapça - Türkçe)

hususuyla

  • Özelliğiyle.

hüviyet

  • Öz, kimlik.

i'tizar / i'tizâr / اعتذار

  • Özür dileme.
  • Özür dileme. (Arapça)

icmal / icmâl / اجمال / اِجْمَالْ

  • Özetleme.
  • Özetleme.
  • Özetleme.

icmal-tafsil

  • Özet-detay.

icmalen / icmâlen / اجمالا / اجمالاً

  • Özetle, özetleyerek. (Arapça)
  • Özet olarak.

icmali / icmalî / اِجْمَالِي / icmâlî / اِجْمَال۪ي

  • Özetlenmiş.
  • Özetlenmiş.
  • Özet halinde.

icmalli

  • Özet şekilde.

ihsan-ı mahsus

  • Özel iyilik ve bağış.

ihsanat-ı hususiye / ihsânât-ı hususiye

  • Özel hediye ve ikramlar.

ihsanat-ı mahsusa / ihsânât-ı mahsusa

  • Özel ihsanlar, yardımlar, bağışlar.

ihtimam / ihtimâm / اهتمام / اِهْتِمَامْ

  • Özenmek, fazla dikkat etmek. Gayret ve dikkat etmek.
  • Özen gösterme, önem verme.
  • Özen, özenme.
  • Özen. (Arapça)
  • Özenle iş görme.

ihtisaren / ihtisâren / اختصارا

  • Özetle, kısaltarak, kısaca. (Arapça)

ihtisas

  • Özellik kazanma, uzmanlaşma.

iltifat-ı hassa / iltifât-ı hâssa

  • Özel iltifat.

imdad-ı hususi / imdad-ı hususî

  • Özel yardım.

imdadat-ı hususiye / imdâdât-ı hususiye

  • Özel yardımlar.

imha-yı hürriyet / imhâ-yı hürriyet

  • Özgürlüğün yok edilmesi.

inayat-ı hassa / inâyât-ı hâssa

  • Özel yardımlar.

inayet-i hassa / inâyet-i hâssa

  • Özel yardım.

inayet-i hususiye / inâyet-i hususiye

  • Özel yardım.

intizam-ı kasdi / intizam-ı kasdî

  • Özellikle ve kasden yapılmış bir düzen.

irade-i hassa

  • Özel irade, Allah'ın özel iradesi.

işaret-i hassa / işaret-i hâssa

  • Özel işaret.

ism-i fail sigası

  • Özne kalıbı, kipi.

ism-i has / ism-i hâs

  • Özel isim.

isti'fa-yı kusur

  • Özür dileme.

isti'zar

  • Özür ve afv dileme.

istidad-ı hususi / istidad-ı hususî

  • Özel yetenek.

itibar / itibâr

  • Özellik; bakımdan.

itibarıyle

  • Özelliğiyle.

itibarla

  • Özellikle.

itimad-ı nefs

  • Özgüven; kendine güven.

itina / îtinâ / itinâ / اعتنا

  • Özen.
  • Özen. (Arapça)
  • İtinâ edilmek: Özen gösterilmek. (Arapça)
  • İtinâ etmek: Özen göstermek. (Arapça)

itina ve ihtimam

  • Özen gösterme ve önem verme.

itinakar / itinakâr / اعتناكار

  • Özen gösteren, itinalı. (Arapça - Farsça)

itizar / îtizâr

  • Özür bildirme.

kalem-i mahsus

  • Özel kalem.

kanun-u mahsus

  • Özel kanun.

kavanin-i mahsusa / kavânîn-i mahsusa

  • Özel kanunlar.

kelam-ı mahsus / kelâm-ı mahsus

  • Özel bir söz, ifade.

keyfiyat / keyfiyât

  • Özellikler, nitelikler, durumlar.

keyfiyetçe

  • Özellik, nitelik açısından.

komisyon

  • Özel bir maksad için kurulan heyet.

kulunç

  • Özellikle omuzlarda olan şiddetli ağrı.

lahm-ı mahsus / lâhm-ı mahsus

  • Özel et.

lasiyyema / lâsiyyema / لاسيما

  • Özellikle.
  • Özellikle. (Arapça)

lüb

  • Öz, iç.

lübb / لب

  • Öz, iç.
  • Öz. (Arapça)

lübb-i lüb

  • Özün özü.

lübbi / lübbî

  • Öz ile alâkalı. Lübbe ait.

ma'zeretcu

  • Özür arıyan. (Farsça)

ma'zerethah / ma'zerethâh

  • Özür dileyen. Afvedilmesini isteyen. (Farsça)

ma'zeretmend

  • Özürlü, kusurlu. Mazeretli. (Farsça)

ma'zur / ma'zûr / مَعْذُورْ

  • Özürlü. Özrü olan.
  • Özrü olan.

mağz

  • Öz, cevher.
  • Öz, iç.

mahiyet

  • Öz, nitelik, kendilik.

mahiyetinde

  • Özelliğinde.

mahiyyet / mâhiyyet

  • Öz, asıl ve esas.

mahsus

  • Özel.

maiyet-i hassa

  • Özel beraberlik.

maiyet-i mahsusa

  • Özel beraberlik.

maksad-ı mahsus

  • Özel maksat.

malik-i rahim / mâlik-i rahîm

  • Özel şefkat ve merhameti olan ve herşeyin sahibi Allah.

malul / malûl / معلول

  • Özürlü, hastalıklı. (Arapça)

mazeret / mâzeret / معذرت

  • Özür, bahane.
  • Özür. (Arapça)

mazerethah / mazerethâh / معذرت خواه

  • Özür dileyen. (Arapça - Farsça)

mazur / mâzur / mâzûr / معذور

  • Özürlü, mazeretli.
  • Özürlü.
  • Özürlü. (Arapça)

mazuriyet / mâzûriyet

  • Özürlülük.

meal-i icmali / meal-i icmalî / مَآلِ اِجْمَالِي / meâl-i icmâlî / مَئَالِ اِجْمَال۪ي

  • Özetlenmiş ma'na.
  • Özet kısa mâ'nâ.

medar-ı özür / medâr-ı özür / مَدَارِ عُذُرْ

  • Özür sebebi.

mekteb-i hususi / mekteb-i hususî

  • Özel okul, hususi mekteb.

memur-u mahsus

  • Özel memur.

mevki-i mahsusa

  • Özel olarak ayrılmış yer.

mezheb-i has / mezheb-i hâs

  • Özel mezhep.

mezuniyet-i hususiye

  • Özel izin.

mizan-ı mahsus

  • Özel ölçü.

mu'zir

  • Özürü olan, mâzeretli.

mübaşeret-i hususiye

  • Özel temas, girişim.

mücmel / مُجْمَلْ

  • Özetlenmiş.

mücmelen / مجملا / مُجْمَلاً

  • Özetle. (Arapça)
  • Özetlenmiş olarak.

mufarakat-i hususiye

  • Özel ayrılık.

müfarakat-ı hususiye

  • Özel göç, kişisel ayrılıklar.

muhatab-ı has

  • Özel muhatap.

muhtar cüz'

  • Özgür birey.

muhtariyet / مختاریت

  • Özerklik, otonomi; bir topluluğun, bir kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme hakkı.
  • Özerklik. (Arapça)

muhtasaran

  • Özet olarak.

mühürdar / مهردار

  • Özel kalem müdürü. (Farsça)

mülahhas / mülâhhas

  • Özetlenmiş.
  • Özet, hulâsa.

münasebat-ı hususiye / münasebât-ı hususiye

  • Özel münasebetler, bağlar.

münasebet-i hassa

  • Özel munasebet.

müsnedün ileyh

  • Özne, fail. Edebiyatta sözün birinci rüknüne denir. Kendine isnad edilen. (Nahivde buna mübtedâ denir)

müstahzar

  • Özel bir maksatla hazırlanan.

müteazzir

  • Özürlü, zararlı, yerine getirilmesi zor.

mütehannin

  • Özleyen, göreceği gelen.

mütehassir / متحسر

  • Özlem duyan. (Arapça)

mütehassirane / mütehassirâne

  • Özleyerek, hasret çekerek.
  • Özleyerek, hasret çekerek. (Farsça)
  • Özleyerek, hasret çekerek.

mütelehhifane / mütelehhifâne

  • Özleyerek, hasret çekerek. Kaygılı, tasalı olarak, yanıp yakılarak. (Farsça)

mutena / mûtena

  • Özenilmiş.

mutezir

  • Özür dileyen. İtizâr eden. Özürü makbul olan.

mutezirane / mutezirâne

  • Özür dileyerek. Kusurunu kabul edip yalvarırcasına. (Farsça)

nimet-i hassa

  • Özel nimet.

nota

  • Özlü düşünce, not.

özrhah / özrhâh / عذرخواه

  • Özür dileyen. (Arapça - Farsça)

özürhah / özürhâh

  • Özür dileyen. Özür dileyerek affını isteyen. (Farsça)

puziş / pûziş / پوزش

  • Özür, mâzeret. (Farsça)
  • Özür. (Farsça)

resmigeçit

  • Özel günlerde yapılan geçit töreni.

riya

  • Özü sözü bir olmamak. İnandığı gibi hareket etmeyiş. İki yüzlülük etmek. Gösteriş için yapılan hareket.

şair / şâir / شاعر

  • Ozan, şair. (Arapça)

sani-i rahim / sâni-i rahîm

  • Özel şefkat ve merhamet tecellîsi olan, herşeyi san'atla yaratan Allah.

şe'ni

  • Özelliği, gereği.

şekl-i mahsus

  • Özel şekil.

sened-i özr

  • Özrün belgeleri, dayanağı.

şeytan-ı hususi / şeytan-ı hususî

  • Özel şeytan.

sıfat / sıfât / صفات / صفت

  • Özellik, hâl, keyfiyyet. Varlıkta kendi kendine duramayıp başka bir şeye muhtaç olan şey.
  • Özellik.
  • Özellik, nitelik.
  • Özellikler, vasıflar. (Arapça)
  • Özellik, vasıf. (Arapça)

sikke-i hassa

  • Özel mühür.

sikke-i mahsusa

  • Özel mühür.

sırr-ı icmali / sırr-ı icmâlî

  • Özet olarak sunulan sır.

sohbet-i hassa

  • Özel sohbet ve yakınlık.

sohbet-i mahsusa

  • Özel sohbet.

suret-i mahsusa

  • Özel bir şekil, görüntü.

ta'zir / ta'zîr / تعذیر

  • Özrünü bildirme. (Arapça)

tafsil-i mahiyet

  • Öz niteliğinin ayrıntılı açıklaması.

tahassür

  • Özleme.
  • Özlem, hasret çekme.

tahsis / تخصيص

  • Özgü kılma, ayırma. (Arapça)
  • Tahsis edilmek: Ayırılmak. (Arapça)
  • Tahsis etmek: Ayırmak. (Arapça)

tahsisen

  • Özel olarak.

taife-i mahsusa

  • Özel topluluk.

taraftar-ı hürriyet

  • Özgürlük taraftarı.

tarziye

  • Özür dilemek.
  • Özür dileme.

tavsif edilme

  • Özelliklerin anlatılması.

tavsif edilmez

  • Özellikleri anlatılmakla bitmez.

tavsifname / tavsifnâme

  • Özellikleri belirten yazı.

telhis

  • Özetleme.

telhisen / telhîsen / تلخيصا

  • Özetle. (Arapça)

terbiye-i mahsusa

  • Özel eğitim ve terbiye verme.

terim

  • Özel anlamlı kelime.

tesbihat-ı hususiye

  • Özel tesbihler; Allah'ı, yüce şanına lâyık ifadelerle anma.

tesbihat-ı mahsusa

  • Özel tesbihler, Allah'ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına layık ifadelerle anma.

tesirat-ı hususiye

  • Özel etkileri.

ünvan-ı mahsus

  • Özel ifade, bir kişiye özel olarak kullanılan ünvan.

usare / usâre / عصاره

  • Öz su, sıkılmış meyve suyu.
  • Özsu.
  • Özsuyu. (Arapça)

vasfetmek

  • Özelliklerini saymak.

vasıf / وصف

  • Özellik.
  • Özellik.

vassaf

  • Özellikleri tanıtan.

vatan-ı hususiye

  • Özel bir yer, yurt.

vazife-i şahane / vazife-i şâhâne

  • Özel görev.

vaziyet-i mahsusa

  • Özel vaziyet, durum.

vech-i ihtisas

  • Özel mazhariyetin sebebi.

veciz / vecîz / وجيز

  • Özlü. (Arapça)

vecize / vecîze / وجيزه

  • Özdeyiş. (Arapça)

veled-i sulbi / veled-i sulbî

  • Öz oğul, evlenmekle hâsıl olan kendi soyundan gelen çocuk.

yevm-i mahsus

  • Özel gün.

zevk-i mahsus

  • Özel zevk.

zevk-i mahsusa

  • Özel zevk.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR