LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te OYNAMA ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

çal

  • İsimlere önden eklenip, onun daima hareket edip oynamakta olduğuna işaret ve delâlet eder. Meselâ: Çal-at : Durduğu yerde de hareket eden at.
  • Bir şeyi şiddetle kapmaya delâlet eder. Meselâ: Çal-yaka: Yakasından kapmak, şiddetle yakalamak.

hafakan

  • Yürek oynaması, sıkıntı.

icra-yı lu'biyyat

  • Oyun icra etme, sahnede oyun oynama.

ihtizaz

  • Hafif titremek. Deprenmek.
  • Şevk ile meyil ve hareket. Harekete geçme.
  • Sallanma, sıçrayıp oynama.

iltiab

  • Oynama. Oyun oynama.

iltiha'

  • Oynama, eğlenme.

irgandi

  • Yerinde oynama, sallanma, kımıldama.

kerv

  • Top oynamak.
  • Kapı içini taş ile örmek.

kılv

  • Yeyni eşek.
  • Çelik oyunu oynamak.

la'be

  • Bir kere oynamak.

lehiv

  • (Lehv) Günahlı, şehevi, nefsâni meşguliyet. Kadınla yabancı erkeğin oynaması.
  • Eğlence, oyun.

memzuc

  • Bitişik. Karışık. Karışmış. Birlik olmuş. Birbirine mezc olmuş.
  • Şakalaşmak.
  • Oynamak.

mezi

  • İlm-i Halde: Kadınla oynamak veya şehvetle yanına gelmek gibi hâllerde erkeğin tenasül cihazında zuhur eden yapışkan renksiz akıcı cisim. (Bu hâl abdesti bozar, gusül icab ettirmez)

mualebe

  • Erkeğin, karısı ile oynaması.

mubikat-ı seb'a

  • İnsanı felâkete götüren yedi kebâir, yedi büyük günah: Katil, zinâ, şarab içmek, ukuk-ı vâlideyn (yâni; sılâ-yı rahmi terk), kumar oynamak, yalan şâhidliği, dine zarar verecek bid'alara tarafdarlık.

mukamere

  • Kumar oynama.

mürakasa

  • Raksetmek, oynamak.

müteharhır

  • Karnı büyük olanın karnının oynaması, sallanması.

nabız

  • Atar damarın vuruşu. Şah damarının atması. Kırmızı kan damarının oynaması hali.

raks / رَقْسْ

  • Sıçrayarak oynamak, dansetmek.
  • Oynamak, dans.
  • Oynama, dans etme.

raks ve hareket

  • Oynama, düzenli bir şekilde hareket etme.

raks-ı mükerrer

  • Tekrar tekrar yapılan raks. Döne döne oynama.

ret'

  • (Rita' - Rütu') Yemek, içmek. Bolluk içinde dilediğini yiyip içmek.
  • Oynamak.

rübud

  • Dâim.
  • Yüreğin oynaması.
  • Durdurmak.
  • Hapsetmek.

sebat

  • Yerinden oynamamak, dayanmak. Kararlı olmak.
  • Sözde durmak, ahde vefâ etmek. İman ve İslâmiyete hizmette, Allah'a ibadet ve taatta sâbit ve berkarar olmak.
  • Bir meslekte, meşru bir kanaatte veya bir fikirde kararlı bulunmak, sağlamlık göstermek.

sebatkar / sebatkâr

  • Sağlam, yerinden oynamaz. (Farsça)
  • Ahdine, vefakârlığına sâdık ve sağlam olan. (Farsça)

takamür

  • Kumar oynamak.

tebaul

  • Oynamak.

tekamür

  • (Kımâr. dan) Kumar oynama.

tel'abe

  • Oynamak.

telaub

  • (La'b. dan) Oynama. Oynaşma.

telehhi

  • Oynama. Oyun ile vakit geçirme.

temciş

  • Oynatmak veya oynamak.

tiyatro

  • yun. Dram, komedi ve sair piyeslerin temsil edildiği yer.
  • Sahneye konulan oyun ve bu gibi temsilleri oynama san'atı.