LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Nitel ifadesini içeren 124 kelime bulundu...

acz-i zati / acz-i zâtî

  • Varlığın öz niteliği olan âcizlik (ateşin öz niteliği olan sıcaklık gibi).

aşiret / aşîret

  • Dil ve kültürü büyük ölçüde aynı türden olan, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında sosyal, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk; oymak.

biet

  • Bir menzile konma.
  • Hal, durum, nitelik, keyfiyet.

çigunegi / çigûnegî / چگونگى

  • Nitelik. (Farsça)

cihetü'l-vahdet-i nübüvvet

  • Peygamberlik müessesesinin birlik yönü, bütün peygamberlerin ortak niteliği.

efadıl / efâdıl

  • Üstün nitelikli kimseler.

ekmel-i küll

  • Bütün fertlerin en mükemmeli; bütün niteliklerde en mükemmel.

erkan / erkân

  • Rükunlar, esaslar, direkler, üniteler, bölümler.

evsaf ve şuunat-ı rabbaniye / evsâf ve şuûnât-ı rabbâniye

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatları ve terbiye edicilikle ilgili nitelikleri.

evsaf-ı adiye / evsâf-ı âdiye

  • Normal, sıradan vasıflar, nitelikler.

evsaf-ı celal ve cemal / evsâf-ı celâl ve cemâl

  • Cemâl ve celâl sıfatları, güzel ve haşmetli nitelikler.

evsaf-ı cemaliye ve kemaliye / evsaf-ı cemâliye ve kemâliye

  • Cenab-ı Allah'ın güzelliğine ve mükemmelliğine ait vasıfları, nitelikleri.

evsaf-ı ilahiye / evsâf-ı ilâhiye

  • Cenâb-ı Allah'ın Zâtını niteleyen yüce vasıflar.

evsaf-ı kemal / evsâf-ı kemâl

  • Mükemmel vasıflar, nitelikler, sıfatlar.

evsaf-ı mebhuse

  • Sözü edilen, bahsi geçen vasıflar, nitelik ve özellikler.

evsaf-ı rububiyet / evsâf-ı rububiyet

  • Rububiyetin vasıfları, nitelikleri.

fadıl / fâdıl

  • Üstün nitelikli.

fazilet / fazîlet

  • Üstün nitelik, meziyet.

faziletkar / faziletkâr / fazîletkâr

  • Erdemli, faziletli, üstün niteliklere sahip.
  • Faziletli, üstün nitelikli.

faziletmeab / fazîletmeab

  • Üstün nitelikleri olan.

faziletperver / fazîletperver

  • Üstün nitelikleri seven.

fezail / fezâil

  • Faziletler, üstün nitelikler.

fudala / fudalâ

  • Üstün nitelikli kimseler.

hakikat-i salat / hakikat-i salât

  • Namazın hakikati, anlam ve niteliği.

hakimiyet-i mutlaka / hâkimiyet-i mutlaka

  • Nitelik ve niceliğe bakmaksızın her zaman ve zeminde geçerliliği olan bir egemenlik.

hal / hâl

  • Durum, görünüş, nitelik, şimdi, tâkat.

halet / hâlet / حالت

  • Hal. (Arapça)
  • Nitelik. (Arapça)

hasail / hasâil

  • Hasletler, huylar, nitelikler.

hasais / hasâis / خصائص

  • Hasseler, nitelikler.
  • Nitelikler, özellikler. (Arapça)

haşebiyet

  • Odunluk, odun niteliği.

haslet

  • Huy, nitelik.

hassa-i farika / hassa-i fârika

  • Farklı kılan özellik, başkalarından farklı olduğunu gösteren nitelik.

hassa-i lazime-i zaruriye / hassa-i lâzime-i zaruriye

  • Bir şeyde bulunması mutlaka gerekli olan özellik, nitelik.

hassa-i zatiye / hâssa-i zâtiye

  • Birşeyin bizzat kendinde bulunan temel nitelik.

havass / havâss / خواص

  • Seçkin kişiler. (Arapça)
  • Nitelikler. (Arapça)

hem-sıfat

  • Aynı vasıf ve nitelikte olan.

hey'at / hey'ât

  • Birşeyin hâl ve keyfiyetleri, yani birşeyin durum, vaziyet, özellik, nitelik, kalite, şekil gibi bütüncül olarak genel yapısı.

hırka-i saadet dairesi

  • İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda "mukaddes emanetlerin" bulunduğu yer. Burada yüzyıllardan beri, başta Peygamberimiz Hz.Muhammed'in (A.S.M.) hırkaları olmak üzere İslâmî nitelikte birçok mukaddes eşya saklanmaktadır. Bu eşya Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim tarafından, Mısır'ın fethinden (1517) son

hulefa-i mehdiyyin / hulefa-i mehdiyyîn

  • Mehdî olan halifeler; âhirzamanda gelen büyük mehdînin bazı niteliklerine sahip olan halifeler.

huruf-u mukattaa

  • Bazı sûre başlarında bulunan ve birer İlâhî şifre niteliğinde olan harfler (Yâ sin, Elif lâm mim, Ha mim vb.).

hususiyat / hususiyât

  • Hususî özellikler, nitelikler.

hususiyat-ı mütenevvia / hususiyât-ı mütenevvia

  • Çeşitli özel nitelikler.

ıtlak / ıtlâk

  • Kayıtsız, sınırsız, mutlak olma; teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylere bakılmaksızın kullanıldığı mânâya delâlet eden lâfız; kitap kelimesi gibi.

ittisafkarane / ittisafkârâne

  • Güzel bir şekilde niteleyen ve tanıtan.

kan / kân

  • Bir şeyin menbaı. (Farsça)
  • Kuyu. Kaynak. (Farsça)
  • Mâden ocağı. (Farsça)
  • Bir keyfiyetin. (niteliğin) bol olarak bulunduğu kimse. (Farsça)

kavli / kavlî

  • Sözle alâkalı. Söz niteliğinde.

kayd-ı haysiyet

  • Mahiyet ve özellik, nitelik.

kemal-i şuun / kemâl-i şuûn

  • Zâtî niteliklerin mükemmelliği; yaratıcılık ve rızık vericilik gibi Cenâb-ı Hakkın Zâtında bulunan kutsal özelliklerin mükemmelliği.

kemalat-ı sübhaniye / kemâlât-ı sübhâniye

  • Bütün eksikliklerden yüce olan Allah'ın sonsuz mükemmellikteki sıfatları, nitelikleri.

keyfen / كَيْفًا

  • Nitelikçe.
  • Kıymetçe, nitelik bakımından.
  • Nitelikçe.

keyfiyat / keyfiyât

  • Özellikler, nitelikler, durumlar.

keyfiyet / keyfîyet / كيفيت

  • Nitelik, özellik, durum.
  • Nitelik, bir şeyin nasıl olması.
  • Bir olayın geçişi.
  • Madde, iş.
  • Nitelik, içerik.
  • Nitelik (Arapça)

keyfiyet-i hilkat

  • Yaratılışın niteliği, yaratılış özelliği.

keyfiyet-i kelam / keyfiyet-i kelâm

  • İfadenin, sözün niteliği.

keyfiyet-i telakki / keyfiyet-i telâkki

  • Görüş ve anlayış keyfiyeti, kabul niteliği.

keyfiyet-i teşekkül

  • Oluşumun niteliği, şekli.

keyfiyetçe

  • Özellik, nitelik açısından.

keyfiyeten / كَيْفِيَتًا

  • Nitelik ve özellik bakımından.
  • Nitelik bakımından.
  • Nitelikçe.

keyfiyyet / كيفيت

  • Nitelik. (Arapça)

kibritiyet

  • Kükürt niteliği.

kuvve

  • Kuvvet, güç.
  • Fikir, niyet.
  • Yeti.
  • Nitelik.
  • Duyu.

lazime / lâzime

  • Gereklilik, zorunlu olarak ayrılmaz nitelik.

lazime-i zaruriye-i beyyine / lâzime-i zaruriye-i beyyine

  • Apaçık zorunlu bir gereklilik şeklinde; bir şeyin apaçık zorunlu niteliği.

mahiyat / mâhiyât

  • Mahiyetler, nitelikler.

mahiyet / mâhiyet

  • Öz, nitelik, kendilik.
  • Esas, nitelik, içyüz.

mahiyet-i beşer

  • İnsanın mahiyeti, niteliği.

mahiyet-i camia / mâhiyet-i câmia

  • Kapsamlı mahiyet, içyapı, nitelik.

mahiyet-i hakikiye / mâhiyet-i hakikiye

  • Gerçek mahiyet, nitelik.

mahiyet-i maddiyat

  • Maddiyatın öz niteliği.

mahiyet-i maneviye-i insani / mahiyet-i mâneviye-i insanî

  • İnsanın mânevî mahiyeti, öz niteliği.

mahiyet-i nev'iyesi

  • Türünün niteliği, temel özelliği.

mahiyet-i nübüvvet

  • Peygamberliğin mahiyeti, niteliği.

mahiyet-i zatiye / mahiyet-i zâtiye

  • Zâtının niteliği, özelliği.

mahiyetçe

  • Nitelikçe, özellikçe.

mahmul

  • Bir hüküm ve önermede konuyu niteleyen, yani kendisiyle hükmedilen söz, yüklem; Meselâ; 'Mehmed âlimdir' hükmünde 'âlim' mahmuldür.

mahmulat / mahmulât

  • Bir hükümde kendisiyle hükmedilenler; hükmün konusunu niteleyen yüklemler.

mahudiyet-i hariciye / mâhudiyet-i hariciye

  • Dış dünyaya ait bilinme; başkalarının fark edip idrak ettiği bilinip tanınma niteliği.

mahudiyet-i zikriye / mâhudiyet-i zikriye

  • Zikredilen belirlilik; sözle ifade edilmiş olan bilinip tanınma niteliği.

meçhulü'l-keyfiyet

  • Bir şeyin keyfiyet ve niteliğinin bilinmemesi.

mecma-ı evsaf-ı masume / mecma-ı evsaf-ı mâsume

  • Mâsum nitelik ve özelliklerin toplandığı yer.

mevsuf / mevsûf

  • Nitelenen; imanla nitelenen mü'min kimseler.

mevsuf-u vacibü'l-vücud / mevsuf-u vâcibü'l-vücud

  • Varlığı zorunlu olan ve var olmak için hiçbir şeye ihtiyacı olmamakla nitelenen Allah.

meziyyat / meziyyât

  • Meziyetler, üstün nitelikler ve özellikler.

mutlak

  • Kayıtsız, sınırsız; teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylere bakılmaksızın kullanıldığı mânâya delâlet eden lâfız; kitap kelimesi gibi.

mutlak kemal / mutlak kemâl

  • Genel mânâda kemâl, olgunluk; yani kemâl kelimesinin teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylerine bakmaksızın konulduğu genel mânâsına, "mutlak kemâl" denir.

şaheser / şâheser / شاه اثر

  • Üstün nitelikli eser. (Farsça - Arapça)

sıfat / sıfât

  • Özellik, nitelik.

sıfat-ı ezeliye alemi / sıfât-ı ezeliye âlemi

  • Ezelden beri Allah'ın zatında bulunan nitelikler âlemi.

sıfat-ı ilim

  • İlim sıfatı, niteliği.

sıfat-ı kemaliye / sıfât-ı kemâliye

  • Allah'ın her türlü kusur ve eksiklikten uzak olan mükemmel sıfatları, nitelikleri.

sıfat-ı kudret

  • Kudret sıfatı, niteliği.

sıfat-ı küfriye

  • Küfre ait özellikler, inkârâ ait nitelikler.

sıfat-ı masume / sıfat-ı mâsume

  • Masum nitelik, temiz özellik.

sıfat-ı mutlaka / sıfât-ı mutlaka

  • Sınırsız sıfatlar, vasıflar, nitelikler.

sıfat-ı mutlaka-i muhita / sıfât-ı mutlaka-i muhîta

  • Allah'ın yüce Zâtını niteleyen ve bütün kâinatı kuşatan sınırsız ve sonsuz kutsal özellikler.

sıfat-ı sabite / sıfat-ı sâbite

  • Sabit sıfat, nitelik; burada Cenâb-ı Hakkın zatında sabit olan hidayet etme sıfatı kastediliyor.

siz misiniz şu şanlı ecdadımızla bizi rapt eden rabıtamızın hadd-i evsatı?

  • Siz misiniz şu şanlı dedelerimizle bizim aramızdaki ortak bağ ve ortak nitelik.

şuun ve kabiliyet-i zatiye / şuûn ve kabiliyet-i zâtiye

  • Zâti nitelikler; istidatlar ve kabiliyetler.

şuun-u zatiye / şuûn-u zâtiye

  • Zâtî nitelikler, özellikler.

şuunat-ı rabbaniye / şuûnât-ı rabbâniye

  • Bütün varlıkların Rabbi olan Allah'ın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zât'a ait nitelikler.

şuunat-ı rububiyet / şuûnât-ı rububiyet

  • İdare ve terbiye edici Rabbimizin zâtına mahsus kutsal özellikler, temel nitelikler.

şuunat-ı sermediye / şuûnat-ı sermediye

  • Sonsuza kadar sürüp giden işler, haller ve nitelikler.

tafsil-i mahiyet

  • Öz niteliğinin ayrıntılı açıklaması.

takbihat

  • Çirkinlikle niteleme, çirkin gösterme.

takyid

  • Sınırsız, genel bir mânâ ifade eden bir sözü, nitelik, durum, gaye bakımından belirli şartlara bağlı olarak bir mânâya gelecek şekilde sınırlama.

tasvir / tasvîr / تصویر

  • Resmetme. (Arapça)
  • Resim. (Arapça)
  • Niteleme. (Arapça)

tavsif / tavsîf / توصيف

  • Niteleme, özelliklerini söyleme.
  • Vasıflandırma, niteleme. (Arapça)
  • Tavsîf edilmek: Vasıflandırılmak, nitelenmek. (Arapça)
  • Tavsîf etmek: Vasıflandırmak, nitelemek. (Arapça)

tavsifat / tavsifât

  • Nitelemeler.

tavsifat-ı müthişe / tavsifât-ı müthişe

  • Dehşetli vasıflar, nitelikler.

tekeyyüf

  • Bir nitelik kazanma.
  • Nitelik kazanma.

tereccüh bila-müreccih / tereccüh bilâ-müreccih

  • Sebepsiz üstünlük. Yani, bir üstünlük sebebi ve niteliği olmadan üstünlüğün olması.

teşbih

  • Benzetmek, benzetiş. Bir nitelikte saymak ve zannetmek.

umur-i izafiye

  • Biri birisiz olmayan ve birbirine nisbet ve kıyaslamayla anlaşılan nitelikler; karanlık-aydınlık, acı-tatlı gibi.

üslub-u mücerret / üslûb-u mücerret

  • Sade, basit üslûp (Bu üslûpta tabiîlik, akıcılık, kısalık, mânâ ve maksada yetecek kadar izah nitelikleri vardır. Ders kitaplarında, günlük hayatta ve konuşmalarda genellikle bu üslûp kullanılır).

vasf / وصف

  • Nitelik, özellik.
  • Vasıf, sıfat, nitelik.
  • Nitelik, özellik. (Arapça)
  • Övgü. (Arapça)

vasf-ı cari / vasf-ı cârî

  • Mütedavil olan özellik, yürürlükte olan nitelik.

vasfeylemek

  • Nitelemek, özelliğini ifade etmek.

vasıf

  • Sıfat, nitelik.

vasıflandırılma

  • Nitelendirilme.

vasıflandırma

  • Nitelendirme.

zarf

  • Kap, kılıf. Mahfaza.
  • İçine mektup konulan kılıf kâğıt.
  • Gr: Bir fiilin veya bir sıfatın veya başka bir zarfın mânasına "yer, zaman, mâhiyyet" (Nicelik, nitelik) gibi cihetlerden başkalık katan vasıflarını belirten kelime.

zaruriye-i zatiye / zaruriye-i zâtiye

  • Zâtın zorunlu niteliği.

zat-ı maal-i sıfat-ı ali / zât-ı maâl-i sıfat-ı âli

  • Yüksek vasıf ve niteliklerin sahibi olan şerefli, yüce zât.

zatiye / zâtiye

  • Bizzat var olan öz nitelik; sıcaklığın, ateşin kendi zâtında var olması gibi.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR