LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Nim kelimesini içeren 59 kelime bulundu...

adem-i nimet

  • Nimet yokluğu.

cihet-i nimet

  • Nimet yönü.

dekaik-i nimet ve hikmet

  • Nimet ve hikmet incelikleri.

derece-i in'am

  • Nimetlendirme derecesi.

derece-i nimet

  • Nimet derecesi.

devam-ı tena'um

  • Nimetlenmenin devamı.

enva-ı niam / envâ-ı niam

  • Nimetlerin çeşitleri.

enva-ı nimet / envâ-ı nimet

  • Nimet çeşitleri.

envar-ı nimet

  • Nimet nurları.

fenk

  • Nimetlenmek.

firdevs-i nimet

  • Nimet cenneti.

füyuzat-ı nimet / füyuzât-ı nimet

  • Nimetlerin bolluğu, bereketi.

idame-i nimet

  • Nimetin, ihsan ve lütfun devamı, sürdürülmesi.

in'am / in'âm / انعام

  • Nimetlendirme.
  • Nimet verme.

in'am eden / in'âm eden

  • Nimeti veren.

in'am edici / in'âm edici

  • Nimetlendirici.

in'am edilen

  • Nimet olarak verilen.

in'am etmek

  • Nimet vermek.

in'am olunan / in'âm olunan

  • Nimet olarak verilen.

in'amat / in'âmât

  • Nimetlendirmeler.

in'amperver / in'âmperver

  • Nimetlerle bezeyen, çok nimet veren. Tehlikelerden sâlim kılan. (Farsça)
  • Nimetlendirmeyi seven.

inam / inâm

  • Nimetlendirme.

inamat / inâmât

  • Nimetlendirmeler.

inamperver / inâmperver

  • Nimetlendirmeyi seven.

irade-i nimet

  • Nimet verme isteği, iradesi.

it'am / it'âm

  • Nimet vermek, yedirip içirme.

kemal-i nimet / kemâl-i nimet

  • Nimetin tam ve mükemmel olması.

küfran-ı nimet / küfrân-ı nimet / küfrân-ı nîmet

  • Nimete karşı nankörlük.
  • Nîmete nankörlük etmek. Nîmeti kullanırken, nîmetin sâhibini unutmak. Allahü teâlâya verdiği nîmet ile âsî olmak yâni nîmeti yerinde kullanmamak.

lezzet-i nimet

  • Nimetin lezzeti.

maden-i nimet

  • Nimet kaynağı.

mahz-ı nimet

  • Nimetin tâ kendisi.

meratib-i nimet / merâtib-i nimet

  • Nimet dereceleri, mertebeleri.

mün'im / منعم

  • Nimet veren, yedirip içiren.
  • Nîmet veren. Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden.
  • Nimet veren.

mün'imane / mün'imâne

  • Nimet verene, ihsan edene yakışır bir şekilde.

müna'am

  • Nimete nâil olmuş kimse, nimetlenmiş olan.

münevvil

  • Nimet veren. İhsan eden.
  • Nimet veren.

münim / münîm

  • Nimet veren, nimetlendiren, Allah.

münimane / münîmane

  • Nimet vererek.

mütena'im

  • Nimetlenen.

mütena'imane / mütena'imâne

  • Nimetler içinde nazdar bir şekilde büyümek, yetişmek suretiyle. Varlık içinde, ferahlık ve nimet içinde olarak. (Farsça)

mütenaim / mütenaîm

  • Nimetlenen.

mütrık

  • Nimet veren, nimetlendiren.

niam / niâm / نعم / نِعَمْ

  • Nimetler.
  • Nimetler.
  • Nimetler. (Arapça)
  • Nimetler.

niamat / niamât / niâmât

  • Nimetler.
  • Nimetler.

nimet-dide / nimet-dîde

  • Nimete kavuşan.

nimetdide / nîmetdîde

  • Nimet gören.

nimetiyet / nîmetiyet

  • Nimetlilik.
  • Nimet oluş, nimetlik.

nimetperverane / nimetperverâne / nîmetperverâne

  • Nimetle besleyerek.
  • Nimet vermeyi severcesine.

semerat-ı niam / semerât-ı niam

  • Nimet meyveleri.

sofra-i nimet

  • Nimet sofrası.

sofra-yı nimet

  • Nimet sofrası.

şükretme

  • Nimetlere karşı memnunluk gösterme, Allah'a teşekkür etme.

tabla-i nimet

  • Nimet tablası.

tan'im

  • Nimet vermek, nimetlendirmek.

tena'um

  • Nimetlenme, bolluk içinde yaşama.
  • Nimetlenme.

tenaum / tenâum

  • Nimetlenme.

veli-ni'met

  • Nimet veren. Nimeti muhafaza edip ihsan eden.

velinimet / velînimet / velînîmet

  • Nimeti veren, nimetin sahibi.
  • Nimet veren.

zeval-i nimet

  • Nimetin yok olması, sona ermesi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın