LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Nazlı ifadesini içeren 31 kelime bulundu...

aguş-u nazdarane / âguş-u nazdârâne

  • Nazlı bir şekilde sarmalayan kucak.

avaz-ı pür-naz / âvâz-ı pür-naz

  • Çok nazlı sesler.

ayyari / ayyârî / عياری

  • Kurnazlık. (Arapça - Farsça)
  • Düzenbazlık. (Arapça - Farsça)

cerbeze

  • Aldatıcı sözlerle kurnazlık etme. Fazla sözlerle aldatıcılık. Haklı ve haksız sözlerle hakikatı gizleme.
  • Beceriklilik, fetânet ile temyiz ve cesaret-i mutedile ve kuvvet-i idareden ibâret olan sıfat-ı zihniye. (Bu kelime, Arabçada: Hilekârlık, kurnazlık gibi aşağılayıcı bir mânâda ku

cilvesaz

  • Cilveli. Nazlı. Gönül alan. (Farsça)

habeb

  • Aldatma, kandırma. Hile, kurnazlık.

mihrnaz

  • Naz güneşi. Çok nazlı. (Farsça)

müfennak

  • Nâzenin, nazlı.

mün'am

  • Çok kıymetli ve nazlı olarak büyütülmüş.

müstagni

  • (Gani. den) Kimseden bir menfaat beklemeyen, bir şey istemeyen, istiğna eden, kimseye ihtiyacı olmayan. Gönlü tok, tok gözlü. Çekingen, nazlı.
  • Gerekli ve lüzumlu bulmayan.

müstağni / müstağnî

  • Doygun, yönlü, tek.
  • Çekingen, nazlı davranan.
  • Gerekli bulmayan.

mütena'im

  • (Ni'met. den) Nimetler içinde, nazlı büyüyen.

mütena'imin / mütena'imîn

  • (Tekili: Mütena'im) Nimetler içinde, nazlı büyüyenler, bolluk içinde büyüyenler.

naime

  • Rahatlık içinde nazlı büyütülmüş kadın.
  • Yumuşak yapılı hayvancıklar.

naz-perverd

  • (Nâzperverde) Naz içinde büyümüş, nazlı. (Farsça)

nazan / nâzan / نازان

  • Nazlı. Nazdar. (Farsça)
  • Nazlı.
  • Nazlı. (Farsça)

nazdar / nazdâr / nâzdâr

  • Nazlı. Naz yapan. Şımarık. (Farsça)
  • Meşhur bir cins lâle. (Farsça)
  • Nazlı.
  • Nazlı.

nazdarane / nazdârâne

  • Nazlı bir şekilde.

nazdarlık

  • Nazlı olma.

nazende / nâzende / نازنده

  • Nazlı, naz edici, naz yapan. (Farsça)
  • Nazlı. (Farsça)

nazenin / nâzenin / نازنين / nazenîn / نَازَن۪ينْ / nâzenîn

  • İnce, nazlı, zayıf, lâtif, hoş eda olan, nazlı yetişmiş, şımarık. Oynak. Nazik endamlı (Farsça)
  • Nazlı, ince, edalı.
  • Nazlı. (Farsça)
  • Narin. (Farsça)
  • Nazlı.
  • Nazlı.

nazeninane / nâzeninâne

  • Nazlı bir şekilde.
  • Nazlı nazlı.

nazperver / nâzperver / نازپرور

  • Nazlı, naz eden. (Farsça)

nazperverde / nâzperverde / نازپرورده

  • Nazlı, naz içinde büyümüş. (Farsça)

pür-naz / pür-nâz

  • Çok nazlı.

rubehi / rubehî

  • Kurnazlık. Tilkilik. (Farsça)

serv-i hiraman / serv-i hirâmân

  • Nazlı sallanan selvi.

şeytanet

  • Şeytanlık. Aldatıcılık. Kurnazlık, hilekârlık.

şuh

  • Şen ve hareketlerinde serbest olan. (Farsça)
  • Nazlı, işveli. (Farsça)
  • Açık saçık, hayasız. Oynak. (Farsça)

taassub-u barid / taassub-u bârid

  • Soğuk taassup, bağnazlık.

zemin-i pür-naz / zemin-i pür-nâz

  • Çok nazlı yer.