LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Naz kelimesini içeren 70 kelime bulundu...

aguş-u nazdarane / âguş-u nazdârâne

  • Nazlı bir şekilde sarmalayan kucak.

akl-ı nazar

  • Nazarî ve teorik akıl ile bakma.

alus

  • Naz veya kırgınlık sebebiyle göz ucuyla bakmak. (Farsça)

alusi / alusî

  • Nazlanarak göz ucu ile bakan kimse. (Farsça)

bed-çeşm

  • Nazarı değen, haset kimse. (Farsça)

belagat-ı nazm / belâgat-ı nazm

  • Nazmın belâgati; tertip ve dizilişteki kusursuzluk.

belagat-i nazm / belâgat-i nazm

  • Nazmın belâgati; tertip ve dizilişteki kusursuzluk.

bi-naz / bî-naz

  • Naz etmeden, nazlanmadan.
  • Naz etmeden Nazsız. (Farsça)

binaz / bînaz

  • Nazsız.

çeşm-zahm

  • Nazar değme.

daire-i nazmiye

  • Nazım, diziliş dairesi.

efvaf

  • Nâzik, ince kumaşlar.

enzar / enzâr

  • Nazarlar, bakışlar.

gayed

  • Nazik ve yumuşak tenli olmak.

gazel-sera

  • Nazım şekilleri arasında gazel meydana getiren. (Farsça)

hecagu / hecagû

  • Nazım veya nesir yoluyla birinin aleyhinde bulunan. Birini zemmeden, bir kimseyi hicveden. (Farsça)

hüfat

  • Nazar etmek, bakmak.

isabet-i ayn / isâbet-i ayn

  • Nazar, göz değmesi.

kasirünnazar

  • Nazarı kısa.

kefi

  • Nazir, misil, benzer, denk, eş.

kümahe

  • Nazarlık. (Farsça)

manzum / manzûm / منظوم

  • Nazımlı, dizili, düzenli, şiir.
  • Nazmedilmiş. (Arapça)

menzil-i naz

  • Naz makamı.

mesfu'

  • Nazar değmiş.

mihrnaz

  • Naz güneşi. Çok nazlı. (Farsça)

müfennak

  • Nâzenin, nazlı.

münaime

  • Naz içinde büyüyen kadın.

mütedelli

  • Nazlanan, tedelli eden.

mütedelliyane

  • Nazlanırcasına. (Farsça)

mütelattıfane

  • Naziklikle, incelikle. (Farsça)

naz-perdari / naz-perdarî

  • Naz çekme. (Farsça)

nazair

  • Nazire. Nazireler. Benzerler, örnekler.

nazan / nâzan / نازان

  • Nazlı. Nazdar. (Farsça)
  • Nazlı.
  • Nazlı. (Farsça)

nazarendaz

  • Nazar eden, bakan.

nazari / nazarî

  • Nazara ve düşünceye ait. Yalnız görüş ve düşünce hâlinde bulunan ve tatbik edilmemiş hâlde olan bilgi.

nazdar / nazdâr / nâzdâr

  • Nazlı.
  • Nazlı.

nazdarane / nazdârâne / nâzdârâne

  • Nazlı bir şekilde.
  • Naz edercesine.

nazdarlık

  • Nazlı olma.

nazeki / nazekî

  • Nâziklik, incelik.

nazen / nâzen

  • Nazik, ince.

nazende / nâzende / نازنده

  • Nazlı, naz edici, naz yapan. (Farsça)
  • Nazlı. (Farsça)

nazenin / nâzenin / nazenîn / نَازَن۪ينْ / nâzenîn

  • Nazlı, ince, edalı.
  • Nazlı.
  • Nazlı.

nazeninane / nâzeninâne

  • Nazlı bir şekilde.
  • Nazlı nazlı.

nazik-eda / nâzik-edâ

  • Nâzik tavırlı, kibar. (Farsça)

nazik-ten / nâzik-ten

  • Nâzik vücudlu. (Farsça)

nazikane / nâzikâne / نَازِكَانَه

  • Nazikçe.
  • Nazikçe.
  • Nazik kimseye yakışır şekilde, kibarlıkla, terbiyelice. (Farsça)
  • Nâzik bir şekilde.

naziki / nâzikî

  • Nâziklik. Nezaket. (Farsça)

nazımane / nazımâne

  • Nazım olana yakışır surette. (Farsça)

nazır / nâzır

  • Nazar eden, bakan.

naziregu / naziregû

  • Nazire söyliyen. (Farsça)

nazmen

  • Nazım olarak, manzume halinde. Sıralı ve tertibli olarak.

nazmımdan murad

  • Nazım ifadesinden kastedilen mânâ.

nazperver / nâzperver / نازپرور

  • Naz eden, naz yapan. (Farsça)
  • Nazlı, naz eden. (Farsça)

nazperverde / nâzperverde / نازپرورده

  • Nazlı, naz içinde büyümüş. (Farsça)

nazüki / nazükî

  • Nâziklik, incelik. (Farsça)

nezaket / nezâket

  • Naziklik, incelik, zariflik. Kaba olmamak. Edeb, terbiye.
  • Naziklik, incelik, zariflik.

nuzzar / nuzzâr / نظار

  • Nazırlar. (Arapça)

rakraka

  • Nâzik ve derisi yumuşak olan kadın.

ramk

  • Nazar etmek, bakmak.

rena

  • Nazar olunan, bakılan.

serv-i hiraman / serv-i hirâmân

  • Nazlı sallanan selvi.

ta'viz

  • Nazar veya kötü şeylerden muhafaza için takılan dualı kâğıt, nüsha. Muska.

tanziren

  • Nazire olarak. Benzetme suretiyle.

tatbik-i nazariyat

  • Nazariyelerin, teorilerin uygulanması.

tedellül

  • Nazlanma.

teennuk

  • Nazarında ve fikrinde dikkatli olmak. İttikan. Eşyanın hikmetli, kusursuz ve pürüzsüz yapılışı.

tesahhub

  • Nazlanmak.

ulüvv-ü nazm

  • Nazmının yüceliği.

unzur

  • Nazar et, bak!

vezin

  • Nazmın belli kalıplarından her biri; ölçü, tartı.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın