LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Nava ifadesini içeren 49 kelime bulundu...

afşelil

  • Sırtlan dedikleri canavar.
  • Yaşlı, eti ve derisi sarkmış kuru kadın.

asb

  • Bağlamak.
  • Sağlam olarak dürmek.
  • İmâme, sarık.
  • Yemen'de yapılır bir nevi kumaş.
  • Firavun atı adı verilen bir deniz canavarının dişisi.
  • Kurumak.
  • Kızarmak.
  • Sarmaşık.
  • Sargı, bağ.
  • Mendil.

bahayim

  • (Tekili: Behaim) (Behime) Suriye'de bir sıradağ ismi.
  • Canavarlar.
  • Dört ayaklı hayvanlar.

bebr

  • Kaplana benzer, ondan daha büyükçe ve pek yırtıcı bir canavar ki, Hindistanda ve Afrikada bulunur. Saldırdığı zaman derisindeki tüyleri kabarıp korkunç bir manzara arzeder. Arslanı bile korkutur bir hayvandır. (Farsça)

birsam

  • (Hallüsinasyon) Akıl hastalarının, gerçekten var olmayan bir şeyi varmış gibi yanlış idrak etmeleri halidir. Meselâ karınlarında veya başlarının içinde yılan bulunduğunu söylemeleri yahut bir canavarın ağzını açıp kendilerine baktığını söylemeleri birsam hâlini gösterir.

bu'susa

  • Küçük canavar.

can-aver

  • Zihayat, canlı, yaşayan. Hayatdar.
  • Domuz, canavar, hınzır.
  • Zararlı hayvan.

canavarvari / canavarvarî

  • Canavar gibi.

canver / cânver / جان ور

  • Canlı. (Farsça)
  • Canavar. (Farsça)

dahul

  • Geyik tuzağı.
  • Canavar tuzağı.

dominyon

  • ing. Büyük Britanya İmparatorluğu'nun, anavatanla aynı hakları olan deniz aşırı parçalarından beherine verilen isim.

du'mus

  • (Çoğulu: Deâmis) Rengi siyaha benzer bir küçük su canavarı.

dugmus

  • (Çoğulu: Degâmis) Rengi siyaha yakın küçük bir su canavarı.

duhas

  • Denizlerde çok olan büyük bir canavar. (Arkasıyla, boğulan kimselere yardım edip kurtarır, "dülfin" de derler.)

dülke

  • Küçük bir canavar.

ebu halid

  • Köpek, kelb.
  • Canavar.

ebu humeyd

  • Ayı denilen canavar.

ejder

  • (Ejderha) Büyük canavar. Büyük yılan. (Farsça)
  • Büyük canavar, büyük yılan.

fehd

  • (Çoğulu: Fühud) Pars denilen canavar.
  • Semer ortasındaki mıh.
  • Gafil olmak.

gürg

  • (Çoğulu: Gürgân) Canavar, kurt, zi'b. (Farsça)

habil

  • Sihirbaz, efsuncu, büyücü.
  • Kement ile yakalanan canavar.

hemla'

  • Seri.
  • Kurt (canavar.)

her'a

  • Küçük bir canavar.
  • Erkeğiyle muhalata ettiğinde şevkinin şiddetinden hemen inzal eden kadın.

hirzun

  • Bir küçük canavar.

hiskil

  • (Çoğulu: Hasâkil) Her canavarın yavruları içinde küçük olanı.

hüdlul

  • Kurt. (Canavar)

hürnu'

  • Küçük canavar.

ifrit / ifrît / عفریت

  • Mitolojik canavar. (Arapça)

kaba'ser

  • (Çoğulu: Kabâis) Büyük, kuvvetli, sağlam. Zayıf deve yavrusu.
  • Deniz canavarlarından bir canavar.

kanat

  • (Çoğulu: Kanavât) Yeraltına döşenmiş olan künk. Küçük kanal, su borusu.
  • Sopa, mızrak.

kes'am

  • Pars (canavar).

lezlaz

  • Kurt. (Canavar)

meka

  • (Çoğulu: Emkâ) Tilki, tavşan ve bunlara benzer hayvanlar.
  • Canavarların inleri ve yatakları.

miran

  • (Çoğulu: Mârin) Vahşi canavar yatağı.

mugve

  • (Çoğulu: Mugveyât) Canavarı düşürüp yakalamak için kazıp ağzını örttükleri kuyu.

mümeyyiz / مميز

  • Katip. (Arapça)
  • Sınava giren öğretmen. (Arapça)

musade

  • Avlanan canavar.

rasid

  • Muntazır, bekleyen kimse.
  • Avını bekleyen ve yaklaştığında hemen üzerine sıçrayan canavar.

rebah

  • Faide, menfaat.
  • Kediye benzer bir canavarın adı.

rücbe

  • Canavar avlamak için yapılan yer. (İçine iple et bağlarlar ki canavar gelip yapıştığı gibi üzerine düşer.)

rüft

  • Bir küçük canavar. ("İnâk-ul arz" da derler)

sebu'

  • (Çoğulu: Sebâ') Yırtıcı hayvan. Canavar.

sebuiye

  • Yırtıcıya mensub, canavarlıkla ilgili.

serhan

  • Canavar. Kurt.

siba'

  • Cima.
  • Kesret-i cima ile iftihar edişmek.
  • (Tekili: Sebu) Canavarlar, yırtıcı hayvanlar.

talve

  • Vahşi canavarların yavrusu.
  • Keçi bağladıkları ip parçası.

tevellüc

  • Dühul etmek, dâhil olmak, girmek.
  • Vahşi canavarların yatağı.

tüfe

  • Yırtıcı bir canavar.
  • Karakulak denilen canavar.
  • Örtünmüş kadın.

verel

  • (Çoğulu: Vürelân - Evrâl) Kelere benzer bir canavardır. Kuyruğu keler kuyruğundan uzun olur.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın