LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te NİTELİK ifadesini içeren 82 kelime bulundu...

aşiret / aşîret

  • Dil ve kültürü büyük ölçüde aynı türden olan, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında sosyal, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk; oymak.

biet

  • Bir menzile konma.
  • Hal, durum, nitelik, keyfiyet.

çigunegi / çigûnegî / چگونگى

  • Nitelik. (Farsça)

efadıl / efâdıl

  • Üstün nitelikli kimseler.

ekmel-i küll

  • Bütün fertlerin en mükemmeli; bütün niteliklerde en mükemmel.

evsaf ve şuunat-ı rabbaniye / evsâf ve şuûnât-ı rabbâniye

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatları ve terbiye edicilikle ilgili nitelikleri.

evsaf-ı adiye / evsâf-ı âdiye

  • Normal, sıradan vasıflar, nitelikler.

evsaf-ı celal ve cemal / evsâf-ı celâl ve cemâl

  • Cemâl ve celâl sıfatları, güzel ve haşmetli nitelikler.

evsaf-ı cemaliye ve kemaliye / evsaf-ı cemâliye ve kemâliye

  • Cenab-ı Allah'ın güzelliğine ve mükemmelliğine ait vasıfları, nitelikleri.

evsaf-ı kemal / evsâf-ı kemâl

  • Mükemmel vasıflar, nitelikler, sıfatlar.

evsaf-ı mebhuse

  • Sözü edilen, bahsi geçen vasıflar, nitelik ve özellikler.

evsaf-ı rububiyet / evsâf-ı rububiyet

  • Rububiyetin vasıfları, nitelikleri.

fadıl / fâdıl

  • Üstün nitelikli.

fazilet / fazîlet

  • Üstün nitelik, meziyet.

faziletkar / faziletkâr / fazîletkâr

  • Erdemli, faziletli, üstün niteliklere sahip.
  • Faziletli, üstün nitelikli.

faziletmeab / fazîletmeab

  • Üstün nitelikleri olan.

faziletperver / fazîletperver

  • Üstün nitelikleri seven.

fezail / fezâil

  • Faziletler, üstün nitelikler.

fudala / fudalâ

  • Üstün nitelikli kimseler.

hakimiyet-i mutlaka / hâkimiyet-i mutlaka

  • Nitelik ve niceliğe bakmaksızın her zaman ve zeminde geçerliliği olan bir egemenlik.

hal / hâl

  • Durum, görünüş, nitelik, şimdi, tâkat.

halet / hâlet / حالت

  • Hal. (Arapça)
  • Nitelik. (Arapça)

hasail / hasâil

  • Hasletler, huylar, nitelikler.

hasais / hasâis / خصائص

  • Hasseler, nitelikler.
  • Nitelikler, özellikler. (Arapça)

haslet

  • Huy, nitelik.

hassa-i farika / hassa-i fârika

  • Farklı kılan özellik, başkalarından farklı olduğunu gösteren nitelik.

hassa-i lazime-i zaruriye / hassa-i lâzime-i zaruriye

  • Bir şeyde bulunması mutlaka gerekli olan özellik, nitelik.

hassa-i zatiye / hâssa-i zâtiye

  • Birşeyin bizzat kendinde bulunan temel nitelik.

havass / havâss / خواص

  • Seçkin kişiler. (Arapça)
  • Nitelikler. (Arapça)

hem-sıfat

  • Aynı vasıf ve nitelikte olan.

hey'at / hey'ât

  • Birşeyin hâl ve keyfiyetleri, yani birşeyin durum, vaziyet, özellik, nitelik, kalite, şekil gibi bütüncül olarak genel yapısı.

hırka-i saadet dairesi

  • İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda "mukaddes emanetlerin" bulunduğu yer. Burada yüzyıllardan beri, başta Peygamberimiz Hz.Muhammed'in (A.S.M.) hırkaları olmak üzere İslâmî nitelikte birçok mukaddes eşya saklanmaktadır. Bu eşya Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim tarafından, Mısır'ın fethinden (1517) son

hulefa-i mehdiyyin / hulefa-i mehdiyyîn

  • Mehdî olan halifeler; âhirzamanda gelen büyük mehdînin bazı niteliklerine sahip olan halifeler.

hususiyat / hususiyât

  • Hususî özellikler, nitelikler.

hususiyat-ı mütenevvia / hususiyât-ı mütenevvia

  • Çeşitli özel nitelikler.

ıtlak / ıtlâk

  • Kayıtsız, sınırsız, mutlak olma; teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylere bakılmaksızın kullanıldığı mânâya delâlet eden lâfız; kitap kelimesi gibi.

kayd-ı haysiyet

  • Mahiyet ve özellik, nitelik.

kemal-i şuun / kemâl-i şuûn

  • Zâtî niteliklerin mükemmelliği; yaratıcılık ve rızık vericilik gibi Cenâb-ı Hakkın Zâtında bulunan kutsal özelliklerin mükemmelliği.

kemalat-ı sübhaniye / kemâlât-ı sübhâniye

  • Bütün eksikliklerden yüce olan Allah'ın sonsuz mükemmellikteki sıfatları, nitelikleri.

keyfen / كَيْفًا

  • Nitelikçe.
  • Kıymetçe, nitelik bakımından.
  • Nitelikçe.

keyfiyat / keyfiyât

  • Özellikler, nitelikler, durumlar.

keyfiyet / keyfîyet / كيفيت

  • Nitelik, özellik, durum.
  • Nitelik, bir şeyin nasıl olması.
  • Bir olayın geçişi.
  • Madde, iş.
  • Nitelik, içerik.
  • Nitelik (Arapça)

keyfiyetçe

  • Özellik, nitelik açısından.

keyfiyeten / كَيْفِيَتًا

  • Nitelik ve özellik bakımından.
  • Nitelik bakımından.
  • Nitelikçe.

keyfiyyet / كيفيت

  • Nitelik. (Arapça)

kuvve

  • Kuvvet, güç.
  • Fikir, niyet.
  • Yeti.
  • Nitelik.
  • Duyu.

lazime / lâzime

  • Gereklilik, zorunlu olarak ayrılmaz nitelik.

mahiyat / mâhiyât

  • Mahiyetler, nitelikler.

mahiyet / mâhiyet

  • Öz, nitelik, kendilik.
  • Esas, nitelik, içyüz.

mahiyet-i camia / mâhiyet-i câmia

  • Kapsamlı mahiyet, içyapı, nitelik.

mahiyet-i hakikiye / mâhiyet-i hakikiye

  • Gerçek mahiyet, nitelik.

mahiyetçe

  • Nitelikçe, özellikçe.

mecma-ı evsaf-ı masume / mecma-ı evsaf-ı mâsume

  • Mâsum nitelik ve özelliklerin toplandığı yer.

meziyyat / meziyyât

  • Meziyetler, üstün nitelikler ve özellikler.

mutlak

  • Kayıtsız, sınırsız; teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylere bakılmaksızın kullanıldığı mânâya delâlet eden lâfız; kitap kelimesi gibi.

mutlak kemal / mutlak kemâl

  • Genel mânâda kemâl, olgunluk; yani kemâl kelimesinin teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylerine bakmaksızın konulduğu genel mânâsına, "mutlak kemâl" denir.

şaheser / şâheser / شاه اثر

  • Üstün nitelikli eser. (Farsça - Arapça)

sıfat / sıfât

  • Özellik, nitelik.

sıfat-ı ezeliye alemi / sıfât-ı ezeliye âlemi

  • Ezelden beri Allah'ın zatında bulunan nitelikler âlemi.

sıfat-ı kemaliye / sıfât-ı kemâliye

  • Allah'ın her türlü kusur ve eksiklikten uzak olan mükemmel sıfatları, nitelikleri.

sıfat-ı küfriye

  • Küfre ait özellikler, inkârâ ait nitelikler.

sıfat-ı masume / sıfat-ı mâsume

  • Masum nitelik, temiz özellik.

sıfat-ı mutlaka / sıfât-ı mutlaka

  • Sınırsız sıfatlar, vasıflar, nitelikler.

sıfat-ı sabite / sıfat-ı sâbite

  • Sabit sıfat, nitelik; burada Cenâb-ı Hakkın zatında sabit olan hidayet etme sıfatı kastediliyor.

siz misiniz şu şanlı ecdadımızla bizi rapt eden rabıtamızın hadd-i evsatı?

  • Siz misiniz şu şanlı dedelerimizle bizim aramızdaki ortak bağ ve ortak nitelik.

şuun ve kabiliyet-i zatiye / şuûn ve kabiliyet-i zâtiye

  • Zâti nitelikler; istidatlar ve kabiliyetler.

şuun-u zatiye / şuûn-u zâtiye

  • Zâtî nitelikler, özellikler.

şuunat-ı rabbaniye / şuûnât-ı rabbâniye

  • Bütün varlıkların Rabbi olan Allah'ın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zât'a ait nitelikler.

şuunat-ı rububiyet / şuûnât-ı rububiyet

  • İdare ve terbiye edici Rabbimizin zâtına mahsus kutsal özellikler, temel nitelikler.

şuunat-ı sermediye / şuûnat-ı sermediye

  • Sonsuza kadar sürüp giden işler, haller ve nitelikler.

takyid

  • Sınırsız, genel bir mânâ ifade eden bir sözü, nitelik, durum, gaye bakımından belirli şartlara bağlı olarak bir mânâya gelecek şekilde sınırlama.

tavsifat-ı müthişe / tavsifât-ı müthişe

  • Dehşetli vasıflar, nitelikler.

tekeyyüf

  • Bir nitelik kazanma.
  • Nitelik kazanma.

teşbih

  • Benzetmek, benzetiş. Bir nitelikte saymak ve zannetmek.

umur-i izafiye

  • Biri birisiz olmayan ve birbirine nisbet ve kıyaslamayla anlaşılan nitelikler; karanlık-aydınlık, acı-tatlı gibi.

üslub-u mücerret / üslûb-u mücerret

  • Sade, basit üslûp (Bu üslûpta tabiîlik, akıcılık, kısalık, mânâ ve maksada yetecek kadar izah nitelikleri vardır. Ders kitaplarında, günlük hayatta ve konuşmalarda genellikle bu üslûp kullanılır).

vasf / وصف

  • Nitelik, özellik.
  • Vasıf, sıfat, nitelik.
  • Nitelik, özellik. (Arapça)
  • Övgü. (Arapça)

vasf-ı cari / vasf-ı cârî

  • Mütedavil olan özellik, yürürlükte olan nitelik.

vasıf

  • Sıfat, nitelik.

zarf

  • Kap, kılıf. Mahfaza.
  • İçine mektup konulan kılıf kâğıt.
  • Gr: Bir fiilin veya bir sıfatın veya başka bir zarfın mânasına "yer, zaman, mâhiyyet" (Nicelik, nitelik) gibi cihetlerden başkalık katan vasıflarını belirten kelime.

zat-ı maal-i sıfat-ı ali / zât-ı maâl-i sıfat-ı âli

  • Yüksek vasıf ve niteliklerin sahibi olan şerefli, yüce zât.

zatiye / zâtiye

  • Bizzat var olan öz nitelik; sıcaklığın, ateşin kendi zâtında var olması gibi.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR