LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Mun kelimesini içeren 56 kelime bulundu...

ahter-bin / ahter-bîn

  • Müneccim. Yıldız ilmi ile meşgul olan kimse. (Farsça)

cedel

  • Münâkaşa, mücâdele, tartışma, kavga. Mantıkda, meşhur veya doğruluğu herkesçe kabûl edilen kadiyye (önerme)lerden meydana gelen kıyas'a verilen ad.

cereyan-ı münafıkane

  • Münafıklık cereyanı, akımı.

cinas / cinâs

  • Münasebet, benzeyiş. Birçok mânâlara yorulabilen söz. İmalı, telmihli söz. Telaffuzu aynı anlamı ayrı olan kelimelerin bir söz içinde kullanılması.

ehl-i nifak / ehl-i nifâk / اَهْلِ نِفَاقْ

  • Münafıklar, iki yüzlüler.
  • Münâfıklar, iki yüzlü olanlar.

ehli / ehlî

  • Munis, alışık. Yabancı olmayan. Kendisi ile ünsiyet edilen.

elif

  • Munis, sahip, dost.

ezder

  • Münâsib, muvâfık, yaraşır, lâyık. (Farsça)

fikret-i beyza

  • Münevver fikir. Parlak fikir.

gayr-ı münif

  • Münif olmayan.

haysiyetiyle

  • Münasebetiyle.

iman-ı merdud / îmân-ı merdûd

  • Münafık olan kimselerin imanı.
  • Münâfıkların (dilleri ile inandıklarını söyleyip kalben inanmayanların) yalnız dil ile söyledikleri îmân.

inbac

  • Münasebetsiz ve lüzumsuz konuşma.

izafiyye

  • Münasebet. Bağlı oluş. Alâkalılık.

kat'-ı münasebet / kat'-ı münâsebet

  • Münasebeti ve ahbaplığı kesme.

keramend

  • Münasib, muvafık, lâyık, uygun, şayeste. (Farsça)

kevakib-şinas / kevakib-şinâs

  • Müneccim. (Farsça)

medar-ı münakaşa / medâr-ı münakaşa

  • Münakaşaya sebep, gerekçe.

mezari-i münbite

  • Münbit ve verimli tarlalar.

mükabere / mükâbere

  • Münakaşada ağız kalabalığı ile karşısındakini yenmeye çalışma, yanlışta direnme, büyüklenme.

münafıkane / münâfıkane

  • Münafıklıkla. (Farsça)
  • Münâfıkça, iki yüzlü bir tavırla.
  • Münafıkça.

münasebat / münâsebât / مناسبات

  • Münasebetler, ilişkiler.
  • Münasebetler. (Arapça)

münasebetdar / münâsebetdâr

  • Münasebetli, ilgili.

münasebetdarane / münâsebetdârâne

  • Münasebetli bir biçimde.

münazır / münâzır

  • Münâzaracı, tartışmacı.

münazırin / münazırîn

  • Münazara edenler.

müneccimane / müneccimâne

  • Müneccim gibi, müneccime yakışacak şekilde. (Farsça)

münkirane / münkirâne

  • Münkircesine, inkâr edercesine. (Farsça)

müşahhat / müşâhhat

  • Münakaşa, çekişme.

müstefiz

  • Münteşir, açılmış, yayılmış.

müstetir / müstetîr

  • Münteşir, yayılmış.

mutatabık

  • Münâsib gelen. Birbirine uyan. Uygun.

mütelevvim

  • Muntazır olan, bekleyen.

mütenasib

  • Münasib, birbirine uygun, benzer, denk.

mütenazzım

  • Muntazam bir tarzda. Düzgün olarak .

muttarid

  • Muntazaman devam eden. Bir düziye olan. Bir küllî kaideye mümasil ve muvafık olan. Sıralı. Düzgün.

na-endam

  • Muntazam olmıyan. Biçimsiz, gayr-ı muntazam. (Farsça)

na-münasib

  • Münâsebetsiz, yakışıksız, uygunsuz, uygun olmayan. (Farsça)

na-saz

  • Münasebetsiz. uygunsuz, uymaz. (Farsça)

na-seza

  • Münasib olmayan, lâyık olmayan. (Farsça)

nifak / nifâk / نِفَاقْ

  • Münafıklık, ikiyüzlülük.
  • Münâfıklık.

rakb

  • Muntezir olmak, beklemek.

retel

  • Muntazam, hoş. Gönül çeken.

şayan

  • Münasib, lâyık, yaraşır. (Farsça)

sebeb-i münakaşa

  • Münakaşa sebebi.

sermüneccim / سرمنجم

  • Müneccimbaşı. (Farsça - Arapça)

sezavar

  • Münâsib, uygun, lâyık, şâyân. (Farsça)

sırr-ı münasebet

  • Münasebet, ilişki sırrı.

tarmese

  • Münkabız olmak.

tarz-ı münasebet

  • Münasebet ve bağlantı şekli.

tefeşşü'

  • Münteşir olmak, yayılmak, intişar etmek.

teheşşüm

  • Münkesir olmak, kırılmak.

telaum

  • Muntazır olmak, gözlemek, beklemek.

temazuk

  • Münafıklık etmek.

vaziyet-i münzeviyane / vaziyet-i münzeviyâne

  • Münzevî bir hayat yaşama.

yenbagi

  • Münasib, uygun, şâyân. Lâzımgelir, icab eder, gerekir.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın