LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Mua kelimesini içeren 28 kelime bulundu...

amuhte-gah / amuhte-gâh

  • Muallimler, öğretmenler. (Farsça)

anud / anûd

  • Muannid. Çok inatçı.

arzu-yu muaraza

  • Muaraza isteği, karşı koyma arzusu.

bedarf

  • Muayyen bir gayenin gerçekleşmesi için zaruri olan veyâ zaruri görülen muayyen kalitede bir mal veya meta miktarıdır.

ber-vech-i maktu'

  • Muayyen bir bedel karşılığı olarak.

daire-i muamelat / daire-i muamelât

  • Muamelât dairesi; şahıs ve aile hukuku, aynî haklar, miras, ticaret, borçlar ve iç hukukla ilgili konular.

desatir-i muazzama / desâtir-i muazzama

  • Muazzam, çok büyük düstûrlar, prensipler.

dest-gir

  • Muavenet. Arka olmak. Tutucu, yardımcı, muin. Zahir. (Farsça)

ecel-i müsemma

  • Muayyen bir zamana kadar, Allah'ın takdir ettiği ölüm. (Farsça)

hoca

  • Muallim. Efendi. Muteber ve büyük zât. (Farsça)

ilzam

  • Muaraza veya muhakemede delil göstererek muhalifini susturmak, iskât etmek. Söz ve fikirde galibiyet. İltizam ettirmek. İsnad ve isbat etmek.

kàfile-i uzma / kàfile-i uzmâ

  • Muazzam, büyük topluluk.

melek-i müekkel

  • Muayyen bir işle tavzif edilmiş melek.

muahez

  • Muâheze olunan. Tenkid edilen, çekiştirilen.

muallekiyyet

  • Muallak olma, askıda oluş, boşta durma.

muallimin / muallimîn

  • Muallimler. Hocalar, ta'lim edenler, öğretenler.

muamelat / muamelât

  • Muameleler, işlemler.

muarız / muârız

  • Muarazacı, muhalif, çekişen, tartışan.

muaşir

  • Muâşeret eden ve birbiriyle iyi geçinir olan.

münacede

  • Muavenet, yardım.

müracceb

  • Muazzam, hürmetli.

müvella

  • Muayyen bir dâvâyı veya ihtilafı hall için veyahut hakem, bilirkişi olmak üzere kadılar tarafından tayin eden salahiyetli kimse.

nebz-i ahd

  • Muâhedeyi feshetme.

nur-u azim / nur-u azîm

  • Muazzam, büyük nur.

taarüz

  • Muaraza edişmek, çekişmek.

tearuz

  • Muâraza. İki kişi arasında zıddiyet, mümânaat etmek.

teaşür

  • Muaşeret etmek, iyi muamelede bulunmak.

üstad / üstâd

  • Muallim, öğretici, rehber.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR