LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Mu'cize ifadesini içeren 247 kelime bulundu...

adatın harıkı / âdâtın hârıkı

  • Âdetlerin, kanunların olağanüstünü, bir mu'cize olarak gerçekleşmiş olanı.

adiyat / âdiyat

  • (Tekili: Âdi) Her zaman meydana gelen hârikulâde ve birer mu'cize-i kudret olmakla beraber, insanlarca alışılmış olduğundan kuymeti bilinmeyen hâdiseler.
  • Kıymetsiz şeyler.

aksam-ı i'caziye / aksâm-ı i'câziye

  • Mu'cizelik kısımları.

alamet-i i'caz / alâmet-i i'câz

  • Mu'cize oluş alâmeti, belirtisi.

asar-ı mu'cize / âsâr-ı mu'cize

  • Olağanüstü eserler, mu'cize eserler.

asar-ı mu'cizekarane / âsâr-ı mu'cizekârâne

  • Mu'cizeli eserler; olağanüstü eserler.

asl-ı i'caz / asl-ı i'câz

  • Mu'cizeliğin aslı; insanları aczde bırakan sözün aslı, esası.

bahr-i mu'cizat / bahr-i mu'cizât

  • Mu'cizeler denizi.

belagat-ı mu'cizekarane / belâgat-ı mu'cizekârâne

  • Mu'cizeli belâgat.

belağat-i mu'cizekarane / belâğat-i mu'cizekârâne

  • Mu'cizeler gösteren belağat.

beyan-ı mu'ciz / beyân-ı mu'ciz

  • Mu'cizevî açıklama; açıklamaları mu'cize olan ve bir benzer açıklamayı yapmaktan başkalarını âciz bırakan Kur'ân'ın beyanı.

beyan-ı mu'ciznüma / beyan-ı mu'ciznümâ

  • Mu'cizeli anlatım, açıklama.

beyyinat / beyyinât

  • Mu'cizeli açık âyetler, deliller.

cazibe-i i'caz / câzibe-i i'câz

  • Mu'cizeliğin cazibesi, çekiciliği.

cemal-i i'caz / cemâl-i i'câz

  • Mu'cizenin güzelliği.

cercis

  • (A.S.) : (Circis) Taberi tarihine göre: İsâ Aleyhisselâmdan sonra gelmiş ve Filistinde yaşamış ve onun şeriatı ile amel etmiş olan bir peygamberdir. Yedi sene içersinde tebliğde bulunarak çok işkencelere maruz kalmış, müteaddid defalar öldürülmüş ve mu'cize ile dirilerek tekrar tebliğ vazifesine dev

cilve-i i'caz / cilve-i i'câz

  • Mu'cizeliğin görüntüsü, yansıması.

cilve-i sırr-ı i'caz / cilve-i sırr-ı i'câz

  • Mu'cizelik sırrının cilvesi, yansıma ve görüntüsü.

cüz-ü i'caz / cüz-ü i'câz

  • Mu'cizeli cüz, bölüm.

dava-yı i'caz / dâvâ-yı i'câz

  • Mu'cize oluş iddiası.

delail-i i'caz / delâil-i i'câz

  • Kur'ân'ın mu'cizeliğini gösteren deliller (Kur'ân'ın mu'cizeliğini ispat eden Abdülkahir Cürcânî'nin belâgat ilmine dair eserine telmih vardır.).

delil-i mu'ciz

  • Mu'cizeli delil.

derece-i i'caz / derece-i i'câz

  • Mu'cizelik derecesi.

dest-i mu'cize

  • Mu'cize eli.

ebu cehl

  • "Cehalet babası" demek olan bu kelime, Hazret-i Resul-i Ekrem (A.S.M.) zamanında, mu'cizeleri ve çok delilleri ve Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ı gördüğü halde iman etmeyen din düşmanı puta tapan gururlu bir müşrikin lâkabıdır. Bedir Gazasında öldürüldü.

ecza-i i'caz / eczâ-i i'câz

  • Mu'cize bölümler, kısımlar.

emare-i i'caz / emâre-i i'câz

  • Mu'cizelik belirtisi.

enva-ı i'caz / envâ-ı i'câz

  • Mu'cizelik türleri, çeşitleri.

enva-ı i'caz-ı kur'an / envâ-ı i'câz-ı kur'ân

  • Kur'ân'ın çeşitli mu'cizelik özellikleri.

enva-ı külliye-i mu'cizat / envâ-ı külliye-i mu'cizât

  • Çeşitli ve çok yönlü mu'cizeler.

enva-ı mu'cizat / envâ-ı mu'cizât

  • Mu'cizelerin türleri.

enva-ı mu'cizat-ı ahmediye / envâ-ı mu'cizat-ı ahmediye

  • Hz. Peygambere ait mu'cizelerin türleri, çeşitleri.

esas-ı i'caz / esas-ı i'câz

  • Mu'cizeliğin esası.

eser-i mu'cize

  • Mu'cize eseri, delili.

ezvak-ı i'caziye / ezvâk-ı i'câziye

  • Mu'cize hâlinin verdiği zevkler.

faaliyet-i mu'ciznüma / faaliyet-i mu'ciznümâ

  • Mu'cizeli faaliyet.

galebe-i i'cazkarane / galebe-i i'cazkârâne

  • Mu'cizeli bir şekilde galip gelme.

gaybi i'caz / gaybî i'câz

  • Geçmiş zamanda gelecekte gerçekleşecek hâdiselerin bir mu'cize olarak haber verilmesi.

hadd-i i'caz

  • Edb: Fasahatın mu'cize şeklinde olanı.

hadisat-ı i'caziye / hâdisât-ı i'câziye

  • Mu'cize olaylar, harika haller.

hadise-i mu'cize / hâdise-i mu'cize

  • Mu'cize olan hadise, olay.

hadise-i mu'cizekarane / hâdise-i mu'cizekârâne

  • Mu'cizeli olay, olağanüstü , harika olay.

hakaik-i i'caz / hakaik-i i'câz

  • Mu'cizeliğin hakikatleri, esasları.

hakim-i mu'cizekar / hâkim-i mu'cizekâr

  • Her şeyi mu'cize olan ve her şeyi emri altında bulunduran.

hatem-i i'caz / hâtem-i i'câz

  • Mu'cizelik mührü.

hatem-i mu'cizat-ı ahmediye / hâtem-i mu'cizât-ı ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mu'cizelerinin mührü, damgası.

havarık-ı hissiye / havârık-ı hissiye

  • Duyularla, hislerle idrak olunan veya duyulara hitap eden mu'cizeler, olağanüstü şeyler; ağacın konuşması, parmaklardan suyun akması gibi.

hazine-i mu'cizat

  • Mu'cizeler hazinesi.

hisse-i i'caziye / hisse-i i'câziye

  • Farklı sınıflara tesir eden mu'cizenin, her sınıfta ayrı ayrı görülen hissesi.

i'caz / i'câz / اِعْجَازْ

  • Âciz bırakmak. Acze düşürmek, şaşırtmak.
  • Edb: Mu'cize derecesinde düzgün ve icazlı söz söylemek. Benzerini yapmada herkesi acze düşürmek. Güzel söz söylemekte insanların muktedir olmadıkları derece.
  • Mu'cizelik olan şey.
  • Mu'cize oluş.
  • Mu'cize olma, herkesi âciz bırakma.

i'caz-ı ahmediye / i'câz-ı ahmediye

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) gösterdiği mu'cize.

i'caz-ı azime / i'câz-ı azîme

  • Azîm, büyük mu'cize; başkalarını acze düşürecek derecede olağanüstü olma.

i'caz-ı belağat / i'câz-ı belâğat

  • Güzel söz söylemedeki mu'cizelik.

i'caz-ı beyan / i'câz-ı beyan

  • Açıklama ve anlatımın mu'cize oluşu.

i'caz-ı icazi / i'câz-ı îcâzî

  • Az sözle çok şey ifade etme mu'cizesi.

i'caz-ı kur'an / î'câz-ı kur'ân

  • Kur'ân'ın mu'cizeliği.

i'caz-ı kur'ani / i'câz-ı kur'ânî

  • Kur'ân'ın mu'cize olan özellikleri; Kur'ân'ın bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü özellikleri.

i'caz-ı kur'aniye / i'câz-ı kur'âniye

  • Kur'ân'ın mu'cize oluşu.

i'caz-ı nazmi / i'câz-ı nazmî

  • Tertip ve dizilişteki mu'cizelik.

i'caz-ı nebeviye / i'câz-ı nebeviye

  • Peygamberimize âit mu'cize.

i'cazat-ı kur'aniye / i'câzât-ı kur'âniye

  • Kur'ân'ın mu'cizeleri.

i'cazdarane / i'câzdârâne

  • Mu'cize suretinde.

i'cazi / i'câzî / اِعْجَاز۪ي

  • Mu'cizeliğe dair.
  • Mu'cizeliğe dâir.

i'cazkar / i'cazkâr

  • Mu'cizeli olmak. Başkalarını acze düşürecek derecede olmak. (Farsça)

i'cazkarane / i'câzkârâne / اِعْجَازْكَارَانَه

  • Mu'cizeli bir şekilde.
  • Herkesi âciz bırakarak, mu'cize olarak.

i'caznüma

  • Mu'cize gösterir derecede. Mu'cize derecesinde eser göstermek. Âciz bırakmayı göstermek.

i'cazvari / i'câzvâri

  • Mu'cizeli; bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü olan.

ibrahim

  • Halilullah ve Halil-ür Rahman da denir. Peygamberlerden İshak ve İsmâil'in (A.S.) babasıdır. Yirmi sahifelik kitap kendisine nâzil olmuştur. Süryanice konuşurdu. Peygamberimizin de (A.S.V.) ceddi idi. Urfa'da doğduğu da rivayet edilir. Zamanın kralı Nemrud tarafından ateşe atılmak istendi, mu'cize o

icaz-ı i'cazi / îcâz-ı i'câzî

  • Kur'ân'ın mu'cizeliğini gösteren vecizliği, özlü söz şeklindeki ifade tarzı.

icaz-ı mu'ciz / îcâz-ı mu'ciz

  • Mu'cizeli vecizlik; mu'cizeli bir şekilde az sözle çok mânâlar ifade etme.

imam-ı gazali / imam-ı gazalî

  • Ahirete irtihâli Hi: 505 dir. "Hüccet-ül İslâm İmam-ı Muhammed Gazalî" diye anılır. O zamanın felsefesinin bâtıl akidelerini red ve cerh ederek Kur'anın eşsizliğini ve hakkaniyet ve mu'cizeliğini isbat etmiş pek çok eserler vermiştir. (K.S.)

inşikak-ı kamer

  • Ay'ın parçalanması. Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü vesselâmın mu'cizesi eseri olarak gökte ay'ın en parlak olduğu bir zamanda ikiye ayrılması.

işarat-ı i'caziye / işârât-ı i'câziye

  • Mu'cizelik işaretleri.

işaret-i i'caziye / işaret-i i'câziye

  • Mu'cize derecesindeki işaret.

ismail

  • Peygamberlerdendir. İbrahim'in (A.S.) oğludur. Küçükken İbrahim'e (A.S.), oğlunu Allah için kurban etmesi emredildi. Halilullah olan İbrahim, İsmail'i (A.S.) kurban etmek isterken Cenab-ı Hak koç gönderdi. Mu'cize zâhir oldu. Bıçak İsmail'i kesmedi, yerine koç kurban edildi. Resul-i Ekrem'in (A.S.M.

kanun-u emriye-i mu'ciznüma / kanun-u emriye-i mu'ciznümâ

  • Allah'ın emriyle oluşan mu'cizeli kanun.

katib-i mu'ciznüma / kâtib-i mu'ciznümâ

  • Mu'cize gösteren kâtip.

kenz-i i'caz-ı risalet / kenz-i i'câz-ı risalet

  • Peygamberlik mu'cizesinin hazinesi.

keramet-i i'caziye / keramet-i i'câziye

  • Mu'cize kerameti.

kitab-ı mu'ciznüma / kitab-ı mu'ciznümâ

  • Mu'cize gösteren kitap.

kitab-ı mu'cizü'l-beyan

  • Açıklaması ve ifadesi mu'cize olan kitap, Kur'ân.

kur'an'ın i'cazı / kur'ân'ın i'câzı

  • Kur'ân'ın mu'cizeliği, bir benzerini yapma konusunda başkalarını acze düşürecek derecede olağanüstü olması.

kur'an-ı azim-i hakim / kur'ân-ı azîm-i hakîm

  • Her âyet ve sûresinde sayısız hikmet, mu'cize ve faydalar bulunan yüce, büyük Kur'ân.

kur'an-ı hakim ve kerim / kur'ân-ı hakîm ve kerîm

  • Her âyet ve sûresinde sayısız hikmet, mu'cize ve faydalar bulunan Kur'ân.

kur'an-ı hakim-i mu'cizü'l-beyan / kur'ân-ı hakîm-i mu'cizü'l-beyan

  • İfade ve açıklamalarıyla mu'cize olan ve sayısız hikmetleri içinde bulunduran Kur'ân.

kur'an-ı hakimin nuru / kur'ân-ı hakîmin nuru

  • Her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve mu'cizeler bulunan Kur'ân'ın nuru, aydınlığı.

kur'an-ı hatib-i mu'cizbeyan / kur'ân-ı hatib-i mu'cizbeyan

  • İnsanlığa hitap eden açıklama ve ifadeleriyle mu'cize olan Kur'ân.

kur'an-ı mu'ciz / kur'ân-ı mu'ciz

  • Mu'cize olan Kur'ân.

kur'an-ı mu'ciz-ül beyan

  • Beyan ve ifadesi mu'cize olan Kur'an.

kur'an-ı mu'cizü'l-beyan / kur'ân-ı mu'cizü'l-beyân

  • Açıklamalarıyla mu'cize olan, benzerini yapmakta akılları âciz bırakan Kur'ân.

kur'an-ı mucizü'l-beyan / kur'ân-ı mucizü'l-beyân

  • Açıklamalarıyla mu'cize olan, benzerini yapmakta akılları âciz bırakan Kur'ân.

kütle-i i'caz / kütle-i i'câz

  • Mu'cizeli kütle, yapı.

lafzi mu'cize / lâfzî mu'cize

  • Kur'ân'ın lâfzına ait mu'cize; Kur'ân'ın yazı ve hat san'atıyla yazılırken farkında olmayarak "Allah" lâfızlarının alt alta gelmesi şeklinde görünen Kur'ân mu'cizesi.

lemeat-ı i'caz / lemeât-ı i'câz

  • Mu'cizelik parıltıları.

lemeat-ı i'caziye / lemeât-ı i'câziye

  • Mu'cizelik parıltıları.

letaif-i i'caziye / letaif-i i'câziye

  • Mu'cizelikteki incelik, dakiklik.

lisan-ı i'caz / lisan-ı i'câz

  • Mu'cizeli olan dil, mu'cizelik dili.

lisan-ı kur'an-ı mu'cizü'l-beyan / lisan-ı kur'ân-ı mu'cizü'l-beyan

  • Açıklamaları mu'cize olan Kur'ân'ın dili.

lisan-ı mu'cizat

  • Mu'cizelerin dili.

lisan-ı mu'cizü'l-beyan-ı nebevi / lisan-ı mu'cizü'l-beyân-ı nebevî

  • Her şeyi ap açık şekilde açıklayan Peygamberimizin mu'cizeli dili.

mahzen-i mu'cizat

  • Mu'cizeler mahzeni, kaynağı.

manevi i'caz / mânevî i'câz

  • Mânevî mu'cizelik; Kur'ân'ın mânâ bakımından mu'cize oluşu.

matbaha-i mu'ciznüma / matbaha-i mu'ciznümâ

  • Mu'cizeli mutfak.

mazhar-ı i'caz / mazhar-ı i'câz

  • Mu'cizeliğin göründüğü yer.

meşahir-i mu'cizat / meşâhir-i mu'cizat

  • Meşhur mu'cizeler; Allah'ın izniyle peygamberler tarafından ortaya konulup bir benzerini yapmakta başkalarını âciz ve hayrette bırakan olağanüstü hallerin, mucizelerin meşhurları.

meziyet-i i'caziye / meziyet-i i'câziye

  • Mu'cizelik meziyeti, üstünlüğü.

mi'rac

  • Merdiven, süllem.
  • Yükselecek yer.
  • En yüksek makam.
  • Huzur-u İlâhî. Peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.M.) Efendimizin, Receb ayının 27. gecesinde Cenab-ı Hakk'ın huzuruna ruhen, cismen, hâlen çıkması mu'cizesi ki; en büyük mu'cizelerinden birisidir.

mi'raciyye

  • Mi'raca âid. Mi'rac hakkında. Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) Mi'rac mu'cizesi hakkında yazılmış manzume veya bu hususta yazılan eser.

mizac-ı i'caz / mizac-ı i'câz

  • Mu'cizelik yapısı.

mu'ciz

  • Mu'cize özelliği olan.

mu'ciz-eda

  • Mu'cize gösteren. Başkalarının yapamıyacağı kadar mu'cize derecesinde iş ortaya koyan. Edası mu'ciz olan. (Farsça)

mu'ciz-i hikmet

  • Allah'ın hikmetinin mu'cizesi.

mu'ciz-nüma / mu'ciz-nümâ

  • Mu'cize özelliği taşıyan.

mu'cizane / mu'cizâne

  • Mu'cizeli bir şekilde.

mu'cizat

  • Mu'cizeler. Allah tarafından verilip, yalnız peygamberlerin gösterebilecekleri büyük harika işler.

mu'cizat mecmuası / mu'cizât mecmuası

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) gösterdiği mu'cizelerin anlatıldığı kitap; On Dokuzuncu Mektup ve Kur'ân'ın mu'cize olduğunu ispat eden Yirmi Beşinci Söz.

mu'cizat-ı ahmediye / mu'cizât-ı ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (A.S.M.) mu'cizeleri.
  • Peygamber Efendimizin (a.s.m) gösterdiği mu'cizeleri anlatan, Mektubat'ta yer alan On Dokuzuncu Mektup.

mu'cizat-ı bahire / mu'cizât-ı bâhire

  • Ap açık mu'cizeler.

mu'cizat-ı enbiya / mu'cizât-ı enbiya

  • Peygamberlerin gösterdikleri mu'cizeler.

mu'cizat-ı fıtrat / mu'cizât-ı fıtrat

  • Yaratılış mu'cizeleri.

mu'cizat-ı gaybiye

  • Gabya ait mu'cizeleri.

mu'cizat-ı hissiye

  • Duygu ile bilinen, duyu ve duygulara hitap eden mu'cizeler; su, ağaç, taş, hayvan gibi varlıklar üzerinde Peygamber'in (a.s.m.) gösterdiği mu'cizeler.

mu'cizat-ı ilmiye

  • İlmî mu'cizeler.

mu'cizat-ı katıa

  • Meydana gelişi kesin olan mu'cizeler.

mu'cizat-ı kudret / mu'cizât-ı kudret

  • Allah'ın bütün varlığı kuşatan güç ve iktidarının mu'cizeleri.

mu'cizat-ı kudret-i ilahiye / mu'cizât-ı kudret-i ilâhiye

  • Allah'ın kudret mu'cizeleri.

mu'cizat-ı kudret-i ilahiyeyi / mu'cizât-ı kudret-i ilâhiyeyi

  • Allah'ın kudret mu'cizeleri.

mu'cizat-ı kur'an / mu'cizat-ı kur'ân

  • Kur'ân'ın mu'cizeleri, Yirmi Beşinci Söz.

mu'cizat-ı kur'ani / mu'cizat-ı kur'ânî

  • Kur'ân'ın mu'cizeleri.

mu'cizat-ı kur'aniye / mu'cizât-ı kur'âniye

  • Kur'ân'ın mu'cizeleri, Yirmi Beşinci Söz.

mu'cizat-ı kur'aniye ve ahmediye / mu'cizât-ı kur'âniye ve ahmediye

  • Kur'ân'ın ve Peygamber Efendimizin mu'cizelerinin anlatıldığı risaleler.

mu'cizat-ı mahsusa

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) hergangi bir şeyle ilgili gösterdiği mu'cizeler, kendisine mahsus mu'cizeler.

mu'cizat-ı maiye / mu'cizât-ı mâiye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) su ile ilgili mu'cizeleri.

mu'cizat-ı museviye / mu'cizât-ı mûseviye

  • Hz. Mûsâ'nın mu'cizeleri.

mu'cizat-ı nebeviye / mu'cizât-ı nebeviye

  • Peygamberimizin mu'cizeleri.

mu'cizat-ı rahmet / mu'cizât-ı rahmet

  • Rahmet mu'cizeleri.

mu'cizat-ı rahmet ve ihsan / mu'cizât-ı rahmet ve ihsan

  • Rahmet ve ihsan mu'cizeleri.

mu'cizat-ı rububiyet / mu'cizât-ı rububiyet

  • Rablık mu'cizeleri; Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesinin, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının mu'cizeleri.

mu'cizat-ı san'at / mu'cizât-ı san'at

  • San'at mu'cizeleri.

mu'cizat-ı san'at-ı rabbaniye / mu'cizât-ı san'at-ı rabbâniye

  • Allah'ın san'at mu'cizeleri.

mu'cizat-ı seb'a

  • Yedi meşhur mu'cize, yedi külli i'caz esasları.

mu'cizat-ı sübhaniye / mu'cizât-ı sübhâniye

  • Her türlü eksiklikten uzak olan Allah'ın mu'cizeleri.

mu'cizatlar

  • Mu'cizât risaleleri; Kur'ân'ın mu'cize olduğunu ispat eden Yirmi Beşinci Söz ve Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mu'cizelerinden bahseden On Dokuzuncu Mektup.

mu'cizatlı

  • Mu'cizeli.

mu'cizbeyan

  • Açıklama ve anlatış tarzı mu'cize olan.
  • Anlatış tavrı herkese benzemeyen. Tarz-ı beyanı mu'cize olan. Kur'an-ı Kerim. (Farsça)

mu'cize

  • İnsanların, yapmasında âciz kaldıkları ve ancak Allah tarafından peygamberlere nasib olan hârika. Kerametten yüksek, fevkalâde hâdise.
  • Mu'cize, Halik-ı Kâinat tarafından peygamberlerin hakkaniyetine ait bir tasdiktir. Sahih hadislerle mu'cizeler haber verilmiş ve tesbit edilmiştir.

mu'cize-i ahlak-ı hamide / mu'cize-i ahlâk-ı hamîde

  • Güzel ve övülmüş ahlâkın mu'cizesi.

mu'cize-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mu'cizesi.

mu'cize-i azam / mu'cize-i âzam

  • En büyük mu'cize.

mu'cize-i azhar

  • Çok zahir ve açık mu'cize.

mu'cize-i bahire / mu'cize-i bâhire

  • Ap açık mu'cize.

mu'cize-i bahire-i ahmediye / mu'cize-i bâhire-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) ap açık mu'cizesi.

mu'cize-i bahire-i bereket / mu'cize-i bâhire-i bereket

  • Apaçık bereket mu'cizesi.

mu'cize-i baki / mu'cize-i bâki

  • Devamlı ve kalıcı mu'cize.

mu'cize-i bereket

  • Bereketle ilgili mu'cize.

mu'cize-i ebediye

  • Sonsuz mu'cize.

mu'cize-i ekber

  • En büyük mu'cize.

mu'cize-i fıtrat

  • Yaratılış mu'cizesi.

mu'cize-i garra / mu'cize-i garrâ

  • Büyük ve parlak mu'cize.

mu'cize-i gaybiye

  • Gerçekleri önceden bildirme şeklindeki mu'cize.

mu'cize-i gaybiye-i nebeviye

  • Peygamberimizin (a.s.m.) gayba ve geleceğe ait mu'cizesi.

mu'cize-i harika-i kudret

  • İlahî kudretin harika mu'cizesi.

mu'cize-i hikmet

  • Hikmet mu'cizesi.

mu'cize-i kübra / mu'cize-i kübrâ

  • En büyük mu'cize.

mu'cize-i kübra-i ahmediye / mu'cize-i kübrâ-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) en büyük mu'cizesi.

mu'cize-i kübra-i muhammedi / mu'cize-i kübrâ-i muhammedî

  • Pemgamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) büyük mu'cizesi.

mu'cize-i kübra-yı ahmediye / mu'cize-i kübrâ-yı ahmediye

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) büyük mu'cizesi.

mu'cize-i kudret

  • Kudret mu'cizesi.

mu'cize-i kudret-i samedaniye / mu'cize-i kudret-i samedâniye

  • Herşey Kendisine muhtaç olduğu halde Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah'ın kudret mu'cizesi.

mu'cize-i kur'an / mu'cize-i kur'ân

  • Kur'ân mu'cizesi.

mu'cize-i kur'aniye / mu'cize-i kur'âniye

  • Kur'ân'ın mu'cizesi.

mu'cize-i kuvvet

  • Kuvvet mu'cizesi.

mu'cize-i maiye / mu'cize-i mâiye

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) su ile ilgili mu'cizesi.

mu'cize-i manevi / mu'cize-i mânevî

  • Mânevî mu'cize.

mu'cize-i maneviye / mu'cize-i mâneviye

  • Mânevî mu'cize, mânâsına yönelik mu'cize.

mu'cize-i maneviye-i kur'aniye / mu'cize-i mâneviye-i kur'âniye

  • Kur'ânın mânevî mu'cizesi, mânâ ve içerik yönünden mu'cize olma.

mu'cize-i mensucat

  • Mu'cize dokumalar; nakış nakış dokunmuş olan ve her birisi Allah'ın mu'cizesi olan varlıklar.

mu'cize-i mirac

  • Mirac mu'cizesi, Peygamberimizin (a.s.m.) Allah'ın huzuruna yükselişi ve bütün kâinat âlemlerini gezdiği yolculuk mu'cizesi.

mu'cize-i muhammedi / mu'cize-i muhammedî

  • Allah'ın izniyle Hz. Muhammed'in (a.s.m.) gösterdiği mu'cize.

mu'cize-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) gösterdiği mu'cize.

mu'cize-i musa / mu'cize-i mûsâ

  • Hz. Mûsâ'nın mu'cizesi.

mu'cize-i mütevatire

  • Yalan üzerine birleşmeleri mümkün olmayan bir topluluk tarafından aktarılan mu'cize.

mu'cize-i mutlaka

  • Meydana geldiğinde şüphe duyulmayan mu'cize.

mu'cize-i nebeviye

  • Peygamberimize ait mu'cize.

mu'cize-i nübüvvet

  • Peygamberlik mu'cizesi.

mu'cize-i peygamberi / mu'cize-i peygamberî

  • Peygamber Efendimizin mu'cizesi.

mu'cize-i peygamberiye

  • Peygambere ait mu'cize.

mu'cize-i risalet

  • Peygamberlik mu'cizesi.

mu'cize-i sahabiye / mu'cize-i sahâbiye

  • Sahabelerle alâkalı olup, pekçoğunun gördüğü, tasdik ettiği mu'cizeler.

mu'cize-i san'at

  • San'at mu'cizesi.

mu'cize-i şeceriye

  • Ağaçla ilgili olan mu'cize.

mu'cize-i taamiye

  • Peygamberimizin (a.s.m.) yiyecekle ilgili mu'cizesi.

mu'cize-i tarihi

  • Tarihî mu'cize.

mu'cize-i tevafukıyye

  • Kur'ân'daki tevafuka ait mu'cize, kelimelerin mu'cizeli bir şekilde birbirine uygunluğu.

mu'cizeguy

  • Mu'cize gibi söz söyleyen. (Farsça)

mu'cizekar / mu'cizekâr / مُعْجِزَه كَارْ

  • Mu'cize gösteren.
  • Mu'cizeli, mu'cize hâlinde, başkalarını âciz bırakan. (Farsça)
  • Mu'cize gösteren.

mu'cizekarane / mu'cizekârâne

  • Mu'cize suretinde.

mu'cizevari / mu'cizevâri

  • Mu'cize gibi.

mu'ciznüma / mu'ciznümâ / مُعْجِزْنُمَا

  • Mu'cize gösteren. (Farsça)
  • Mu'cize gösteren.
  • Mu'cize gösteren.

mu'ciznüma keramet / mu'ciznümâ keramet

  • Mu'cize özelliklerini taşıyan keramet.

mucizat-ı ahmediye / mucizât-ı ahmediye

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) gösterdiği mu'cizeler On Dokuzuncu Mektup.

mucize / mûcize

  • (Bak. MU'CİZE)

naka-i salih / nâka-i sâlih

  • Salih Peygamber'in (A.S.) bir mu'cizesi olarak kayadan çıkan devesi.

nakş-ı i'caz / nakş-ı i'câz

  • Mu'cizelik nakışı.

nakş-ı i'cazi / nakş-ı i'câzî

  • Mu'cizelik nakşı.

nakş-ı nazmi-i i'cazi / nakş-ı nazmî-i i'câzî

  • Bir mu'cize olan tertip ve dizilişindeki örgü.

nemrud

  • Zâlim ve gaddar olarak tanınmış ve Allaha karşı kibir ve isyan ile büyüklük taslamış bir kralın ismidir. Milâddan evvel 2640 yılında yaşadığı sanılmaktadır. Peygamber İbrahim Aleyhisselâm zamanında yaşamış ve onu ateşe atarak yakmak istemiş, mu'cize ile İbrahim Aleyhisselâm ateşten kurtulmuştur. Bâb

nev-i i'caz / nev-i i'câz

  • Mu'cizelik türü.

nişane-i tasdik

  • Kabul edildiğine dâir işaret, tasdik işareti.
  • Mu'cizeler.

nizam-ı i'cazi / nizam-ı i'câzî

  • Mu'cize olan düzen.

nokta-yı i'caz / nokta-yı i'câz

  • Mu'cizelik noktası.

nükte-i i'caz

  • Mu'cizelik özelliği gösteren nükte, ince mânâ.

nükte-i i'caziye / nükte-i i'câziye

  • Mu'cizeli ince mânâ.

nur-u i'caz / nur-u i'câz

  • Mu'cizelik nuru.

refref

  • Mânevî bir binek; Peygamber Efendimizin (a.s.m.) Miraç mu'cizesi sırasında bindiği dört binekten sonuncusunun adı.

rumuz-u i'caz / rumuz-u i'câz

  • Mu'cizelik işaretleri.

şakk-ı kamer / شَقِّ قَمَرْ

  • Ayın iki parça olması mu'cizesi. (Kur'ân-ı Kerimin nass-ı kat'isi ile de sâbit olan ve mütevâtir olarak da bilinen Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın parmağının işâreti ile ayın iki parçaya ayrıldığı hadisesi ki, büyük mu'cizelerindendir.)
  • Ay'ın ikiye bölünmesi mu'cizesi.
  • Ayı ikiye ayırma (mu'cizesi).

sani-i mu'ciznüma / sâni-i mu'ciznümâ

  • Mu'cize gösteren ve herşeyi san'atlı bir şekilde yaratan Allah.

sarfe mezhebi

  • Kur'an-ı Kerim'in mu'cize olduğuna dair ikinci mercuh bir mezheb ismi.

şems-i mu'cizbeyan

  • Mu'cizeli açıklamalarıyla varlık âlemini aydınlatan güneş, Kur'ân-ı Kerim.

sikke-i i'caz / sikke-i i'câz

  • Mu'cizelik damgası.

silsile-i i'caz

  • Mu'cizelik zinciri.

silsile-i icaz-ı i'cazi / silsile-i îcâz-ı i'câzî

  • Mu'cize olan veciz ifadeler zinciri.

sırr-ı i'caz / sırr-ı i'câz

  • Mu'cizelik sırrı.

sırr-ı i'caz-ı kur'an / sırr-ı i'câz-ı kur'ân

  • Kur'ân'ın mu'cize oluşunun sırrı, espirisi.

sırr-ı i'cazi / sırr-ı i'câzî

  • Mu'cize oluşuna dair sırrı.

şule-i i'caz / şule-i i'câz / şûle-i i'caz

  • Mu'cizelik parıltısı, ışığı.
  • Mu'cizelik parıltısı.

şule-i i'caz-ı kur'ani / şûle-i i'câz-ı kur'ânî

  • Kur'ân'ın mu'cizesinin bir parıltısı.

süraka

  • (Ebu Süfyan Sürâka b. Mâlik) Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Hz. Ebu Bekir ile beraber hicret için Mekke'den çıktıklarında, Kureyş Rüesasının mühim bir mal mukabilinde onları öldürmek için gönderdikleri cesur bir adam olup, Hz. Peygamber'in mu'cizesiyle atının ayakları kuma saplanmış ve bu üç

sure-i i'caz / sûre-i i'câz

  • Mu'cizeli sûre.

tabaka-i i'caz / tabaka-i i'câz

  • Mu'cizelik derecesi.

tahaddi mu'cizesi

  • Cenab-ı Hakk'ın, Resülüne inzal ettiği Kur'anın şeksiz, şüphesiz bir mu'cize-i ebediye olduğunu sarahaten göstermek için, şüphesi olanlara karşı "Kur'an'ın mislini ve nazirini yapın" diye meydan okuması.

tahaddi vakti / tahaddî vakti

  • Meydan okuma ve ihtiyaç vakti (inanmayanlara peygamberliğin ispatı, inananlar için imanın güçlendirilmesi vaktinde gösterilen mu'cizeler).

taht-ı belkıs

  • Belkıs'ın tahtı. (Çok eski mecusi Yemen padişahlarından Şerahil'in kızı Belkıs, başka kardeşi olmadığından babasının yerine Yemen'e hükümdar olmuş idi. Sonra Süleyman Aleyhisselâm ile evlendi. Onun mu'cizeleriyle imana geldi.) Bak: Hüdhüd, Süleyman (A.S.)

tekid-i i'caz-ı nebevi / tekid-i i'câz-ı nebevî

  • Peygamber mu'cizesinin başka birşeyle kuvvetlendirilmesi.

tesir-i mu'cizane / tesir-i mu'cizâne

  • Mu'cizeli bir şekilde etki.

ulviyet-i i'caz / ulviyet-i i'câz

  • Mu'cizeliğin yüceliği.

vech-i i'caz / vech-i i'câz

  • Mu'cizelik yönü.

veçh-i i'caz / veçh-i i'câz

  • Mu'cizelik yönü.

vücuh-u i'caz / vücuh-u i'câz

  • Mu'cizelik yönleri.

yed-i beyza / yed-i beyzâ

  • Beyaz, parlak el; burada mecaz olarak Kur'ân'ın mu'cizeli yapısı kastedilmiştir.
  • Musa Aleyhisselâm'ın mu'cize olarak gösterdiği beyaz ve parlak eli. Bu tabir mecaz olarak keramet ve hârikulâde haller ve meziyetler hakkında kullanılır.

yed-i beyza-i mu'cizü'l-beyanıyla

  • Hz. Mûsâ'nın (a.s.) beyaz eline benzeyen mu'cizeli açıklamasıyla.

yed-i beyza-i musa / yed-i beyzâ-i mûsâ

  • Hz. Mûsâ'nın beyaz ve parlak eli Hz. Mûsâ'nın firavuna karşı, mu'cize olarak nurlu görünen parlak eli.

yemin-i beyza / yemîn-i beyzâ

  • Mu'cizeli ve parlak sağ el.

zat-ı mu'ciznüma / zât-ı mu'ciznümâ

  • Mu'cize gösteren zat.

zemzeme-i i'caz

  • Mu'cizelik nağmesi ve ahengi.

zevk-i i'caz / zevk-i i'câz

  • Mu'cizeliğin zevki; mu'cize özelliklerle muhatap olan kişinin aldığı mânevî zevk.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın