LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Miri ifadesini içeren 74 kelime bulundu...

adm

  • (Çoğulu: İdâm) Yay tutamağı.
  • Deve kuyruğu.
  • Saban eğiği ki, ucunda demiri vardır.
  • Harman savurdukları yaba.

ahen-keş

  • Demiri çeken. Mıknatıs. (Farsça)

ahen-rüba / ahen-rübâ

  • Demiri kapan, mıknatıs. (Farsça)

akreb-i mekniyyat

  • Huk:Meşrut-un lehi bildiren zamirin en yakın mercii mânasını anlatır. Meselâ: Bir vakfiyede vâkıf tevliyetini evvelâ kendisine, sonra oğlu "A" ya, sonra çocuklarına şart etse, çocukları tabirindeki zamir vâkıfın kendisine değil de en yakın merci'i bulunan "A" nın çocuklarına hamlolunur. (Huk.L.)

alem-i ceberut / âlem-i ceberut

  • Âlem-i azamet ve kudret. (Bununla âlem-i esmâ ve sıfât kasdolunur. Muhakkıkların ekserisine göre bu, âlem-i evsattır. Yâni üstte olan Lâhut âlemi ile altta bulunan melekut âlemi arasındaki âlem. Amiriyyet-i umumiyyeyi muhit olan berzahtır. Ceberut, ibranice "kudret" mânasındadır).

alhece

  • Demiri ateşte kızdırıp yumuşatmak.

amaç / âmâç

  • Saban demiri. (Farsça)
  • Hedef, nişan tahtası. (Farsça)

amir

  • Mâmur eden, harâbelikten kurtaran, şenlendiren.
  • İmâr olunmuş.
  • Devlete âit, mirî.

anhü

  • Ondan. (İşaret zamiri).

anhüm

  • Onlardan (mânasına işaret zamiri).

arazi-i emiriyye-i mevkufe / arâzi-i emiriyye-i mevkufe

  • Huk: Sadece hazine menfaatleri veya tasarruf hakları veyahut ikisi de bir hayır cemiyetine ayırılan miri arazi.

arazi-i mahlule / arâzi-i mahlule

  • Huk: Araziyi kullananın intikal sahibi mirasçı bırakmaksızın ölümüyle hükümete kalan arâzi-i emiriye.

arazi-i miriyye / arâzi-i mîriyye

  • Mîrî yâni devlete âit topraklar. Harp ile alınarak, gâziler arasında taksim edilmeyip, beytülmâle (devlet hazînesine) bırakılan veya uşr yâhut harac toprağı iken sâhibi ölüp, hiç mîrasçısı bulunmayan topraklar. Arâzi-i Memleket, Arâzi-i Emîriyye de denir.

atle

  • (C. Utül) Rende.
  • Yoğun büyük asâ.
  • Büyük iğne demiri. Farisî yayı.
  • Doğurmamış dişi deve.

babur

  • (Zahirüddin Muhammed) Hindistan'da büyük Müslüman Türk devletinin kurucusu ve Timur'un beşinci göbekten torunudur. Fergana Emiri olan babası Ömer Şeyh'in ölümünden sonra tahta geçmiştir. (1494)

bedel-i ferag

  • Huk: Arazi-i emiriye ve icareteynli vakıf gayr-i menkullerinin tasarruf haklarının devredilmesi karşılığı alınan bedeldir.

bedel-i öşr

  • Huk: Arazi-i emiriye üzerinde bina yaparak veya meyvesiz ağaç dikerek koru haline koyma sebebiyle öşre bedel alınan kira.

cilz

  • Süngü demiri.
  • Kamçının ucundan tuttukları yer.

dendene

  • Mırıltı, homurdanma. Ağır ağır, dudak kıpırtısıyla, yavaş yavaş söylenen söz. (Farsça)

emirname

  • Âmirin emri yazılı olan kağıt. Üst makamdan verilen emir kağıdı. (Farsça)

enase

  • Demirin yumuşak olması.

ene

  • Ben.
  • Gr: Birinci şahıs zamiri.

harhara

  • Uykuda horlamak.
  • Kedinin mırıldayışı.
  • İki dere arasındaki düzlük.

haris

  • Süngü demiri.
  • Soğuk olan şey.

hasık

  • Süngü demiri.

haza

  • Bu. Şu. O.
  • Gr: İşaret zamiri.

hazık

  • Süngü demiri.

heyamola

  • Eskiden ramazanlarda para toplamak gayesiyle mahalle çocukları tarafından teşkil edilen bir nevi dilenci alaylarında söylenen bir tâbirdir.
  • Eskiden gemiciler gemi demirini çekerken veyahut bir amele inşaatta ağır bir şey kaldırırken yahut da şahmerdanı yukarı çekerken kuvvetbirliğini

hüve

  • Arabçada: O (mânasına işâret zamiri)

icl-i samiri / icl-i samirî

  • Musa (A.S.) zamanında Samirî'nin yaptığı buzağı heykeli.

ihtisas

  • (Husus. dan) Kendine mahsus kılmak. Bir kimsenin dünyevi veya uhrevi, Kur'âni, İslâmi, imâni bir mesleğe, fen veya san'ata hasr-ı mesâi etmesi; yalnız onunla meşgul olması.
  • Gr: Mütekellim veya muhatab zamiri olan mübtedanın haberinin hükmünü bir isme âit (mahsus) kılma. Bu isim zamir

inan

  • Bu kimseler, bunlar. (İşaret zamiridir). (Farsça)

inha

  • Bu şeyler. (İşaret zamiridir.) (Farsça)

inna / innâ

  • (İnne ile Na zamirinin birleşmesi ile meydana gelmiştir) şüphesiz biz (meâlindedir.)

inni / innî

  • Şüphesizlik ve kat'iyyet ifade eden "inne" ile mütekellim zamirinin birleşmesidir. Türkçede karşılığını "muhakkak ben" diye söyleyebiliriz.

itaat

  • Alınan emre uymak. Söz dinlemek. İnkıyad etmek. Boyun eğmek. Âmirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek.

ızmar-ı kabl-ez zikr

  • Edb: Bir kelimenin zikrinden önce ona âit zamiri kullanmak.

kadım

  • Kemirici hayvan.

kariye

  • (Çoğulu: Kavâri) Uzun burunlu, kısa ayaklı, arkası yeşil bir kuş.
  • Süngü demirinin keskin yeri.
  • Kılıcın ve ona benzer şeylerin keskin yeri.

kays

  • Leylâ ile Mecnun hikâyesinin erkek kahramanı olan Amirinin adı.
  • Süngü miktarı.

kazım

  • Kemirici hayvan.

ke

  • "Gibi" mânasındadır. (Arapça teşbih edâtı) Kelimenin başına getirilir. Meselâ: (Kezâlike: Bunun gibi)
  • Harfin ve kelimenin sonuna gelirse "sen" zamiri yerindedir. Meselâ (Kitâbü-ke: Senin kitabın)

lagt

  • Hafif hafif ses çıkarma. Mırıldanma.

mal-i miri / mal-i mirî

  • Miri malı. Hükümete veya devlete ait mal.

malik / mâlik

  • Sâhib olan, mülk edinen.
  • Cehennem meleklerinin en büyüğü, âmiri, bekçisi.

men

  • Ben. (Farsçada birinci şahıs zamiri) (Farsça)

mifad

  • Kebap demiri.

mıkleb

  • Eski kitap ciltlerinin sol kenarındaki kapak. Ekseriya okunan yer belli olsun için araya konurdu.
  • Saban demiri.

mirsat

  • Gemi demiri. Lenger.

mühenned

  • Hint demirinden yapılmış kılınç. Keskin kılınç.

mutasarrıf

  • Tasarruf hakkı ve salâhiyyeti olan. Tasarruf eden. Bir işi kendi isteğine göre idâre eden. Bir malın sahibi.
  • Eskiden, vilâyetten küçük olan Sancağın en büyük idâre âmiri.

mute harbi

  • Mute, Şam'a bağlı, Kudüs'e iki konak mesafede bir yerdi. Mute harbi müslümanlarla Rumlar arasında vuku bulan muharebelerin başlangıcıdır. Sebebi de Peygamber'in elçisinin öldürülmesidir. Resul-ü Ekrem Busrâ emiri Şürahbil bin Amr'e, ashâbından Hâris bin Umeyr ile bir mektub göndererek İslâma dâvet e

müvakkit

  • Eskiden İslâm devletlerinde namaz vakitlerini ve bunlarla ilgili âletleri kullanan, tâmirini ve ayarını yapan vazîfeli kimse.

nasl

  • Ok demiri.

nehz

  • Süngü demirini inceltmek.
  • Kemik üstündeki eti soyup gidermek.
  • Çok et.

nikal / nikâl

  • Dizgin demiri.

nikl

  • (Çoğulu: Enkâl) Köstek.
  • Kayd.
  • Dizgin demiri.

nun-u azamet

  • "رَزَقْنَا=Rızıklandırdık" ifadesindeki Cenâb-ı Hakkı ve Onun yüceliğini gösteren "نَا=Biz" zamiri.

ra

  • İsim veya zamirin sonuna ilâve edilirse, Türkçedeki i, im, in, a, e eklerinin yerine kullanılır. Meselâ:Hâne: Ev. Hâne-râ: Evi, evin, eve.Tû: Sen. Tû-râ: Seni, senin, sana. (Farsça)

restorasyon

  • Tarihî eserlerin aslına uygun tarzda tamiri. (Fransızca)

ru'z

  • (Çoğulu: Erâz) Okun, demirini sokacak yeri.

sa'leb

  • (Çoğulu: Seâlib) Tilki.
  • Süngü demirinin ağaç geçirecek yeri.

sahf

  • Süngü demirinin keskin olması.
  • Soymak.
  • Yüzmek.

şerif-i mekke

  • Mekke emiri.

sinne

  • (Çoğulu: Sinen) Kalem başı.
  • Sapan demiri.

taba'

  • Bulaşmak.
  • Kir.
  • Demirin paslanması.

tadmir

  • Atı semirince yulaf verip beslemek. (Kırk günde olur.)
  • İnce belli yapmak.

telyin-i hadid / telyîn-i hadid

  • Demirin yumuşatılması.
  • Demirin yumuşatılması.

veşveşe

  • Hafiflik.
  • Kırış mırış olmak.

ya

  • "Hey, ey!" mânasında nida olarak kullanılır. Arapçada başına geldiği kelimenin i'rabını ötre okutur. "Yâ-Halimu, Yâ-Rahimu" da olduğu gibi. Yâ, terkibli kelimelerin başına gelirse; baştaki kelimeyi "üstün" meftuh okutur. "Yâ Rabbe-l Âlemîn" de olduğu gibi."Yâ" üç şekilde kullanılır:1- Müennes zamiri

zamir-i cem' / zamîr-i cem'

  • Çoğul zamiri.

zamir-i mütekellim

  • Mütekellim zamiri, yani konuşanın isminin yerini tutan zâmir. ("Ben" gibi)

zemzeme / زمزمه

  • Melodi. (Arapça)
  • Mırıltı. (Arapça)

zend

  • (Çoğulu: Zinâd-Eznüd-Eznâd) Kolun bilekte olan mafsalı.
  • Çakmak taşı ve demiri.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR