LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Merak ifadesini içeren 38 kelime bulundu...

aşk u merak

  • Aşk ve merak.

bess

  • İçindekini açığa vurmak.
  • Neşretmek, yaymak.
  • Ayırmak.
  • Dert, keder.
  • Merak.

cesaset

  • Tecessüs, casusluk. Merak.

cessas

  • Gizli şeyleri araştıran, gizli şeylere merak eden. Tecessüs sâhibi.
  • Araştıran, meraklı.

elmah

  • Her gördüğü şeyi araştırmağa ve tedkik etmeğe meraklı olan kişi.

endişe

  • Korku. Düşünce. Merak, keder, kuruntu. (Farsça)

endişe-i istikbal

  • Gelecek zamanı düşünmekten gelen merak, üzüntü, keder. Geleceği düşünmek.

evham

  • Olmayan bir şeyi olur zannı ile meraklanma. Üzüntü. Vehimler. Kuruntular. Zarar ihtimâli çok az olan bir şeyden meraklanma ve üzülme.

fecaat

  • (Fecâet) Merak edilecek hâl, kederlenecek kötü durum. Felâket.

garabet-cu

  • Tuhaf şeylere meraklı olan, garip şeyler arayan. (Farsça)

hacise

  • (Çoğulu: Hevâcis) Merak, kalbe gelen endişe.

hadşe

  • (Çoğulu: Hadeşât) Vesvese, kuruntu, merak, ye's, üzüntü, hüzün.

hadşe-nisar

  • Merak veren, vesvese. (Farsça)

hobi

  • ing. Her zamanki çalışmaların haricinde yer alan dinlendirici bir merak veya işlem. Severek yapılan iş, vakit geçirme yolu.

hodnüma

  • Gösteriş meraklısı. Gösterişe meraklı olan kimse. (Farsça)

kemal-i merak / kemâl-i merak

  • Tam bir merak.

kemal-i merak ve dikkatle / kemâl-i merak ve dikkatle

  • Oldukça meraklı ve dikkatli bir şekilde.

maceraperest

  • Maceracı. Macera meraklısı. (Farsça)

medar-ı merak / medâr-ı merak

  • Merak kaynağı.

merak aver / merak âver

  • Meraklı, merak uyandıran.

merak-aver / merak-âver

  • Merak verici. Merak veren.
  • Merak verici, düşündürücü.

merakaver / merakâver

  • Merak uyandıran.
  • Merak verici. Düşündürücü. Meraklandırcı. (Farsça)
  • Merak verici.

merakib

  • (Merâkibe) (Araba, at, kayık, vapur gibi) binecek vasıtalar. Merkebler.

merkel

  • (Çoğulu: Merâkil) Yol.
  • Hayvan üstüne binen kimsenin iki tarafından ayağı dibindeki yer.

mirkam

  • (Çoğulu: Merâkım) Kalem.

mirken

  • (Çoğulu: Merâkin) Don yıkayacak kap.
  • Küçük leğen.

mucib-i merak / mûcib-i merak

  • Merakta bırakan.
  • Dikkati çeken, merak sebebi.

mürai / mürâî

  • Gösterişçi, gösteriş meraklısı.

mütecessis / متجسس

  • Meraklı, gizli şeyleri öğrenmeğe çalışan.
  • Casusluk eden, yoklayıp haber eriştiren.
  • Meraklı, merak eden. (Arapça)

mütecessisane / mütecessisâne / متجسسانه

  • Gizli şeyleri öğrenmeğe çalışarak. Merakla. Mütecessis bir tarzda. (Farsça)
  • Merak ederek, meraklı. (Arapça - Farsça)

mütecessisin / mütecessisîn

  • (Tekili: Mütecessis) Meraklılar. Tecessüs edenler. Gizli şeyleri öğrenmeğe çalışanlar.

pür-merak / pür-merâk / پُرْمَرَاقْ

  • Çok meraklı.
  • Çok meraklı.

pürmerak

  • Merak dolu.
  • Merakla dolu, pek meraklı.

riyakar / riyâkâr

  • İkiyüzlü, gösteriş meraklısı.

sevdavi / sevdavî

  • Kuruntulu, meraklı.
  • Sevda ile âlâkalı.

tecessüs / تجسس

  • İnsanların gizli hallerini, ayb ve kusûrunu merâk edip, iç yüzünü araştırıp öğrenmeye çalışmak.
  • Gizlice araştırmak. Gizlice bakmak.
  • İç yüzünü araştırmak.
  • İç yüzünü araştırma merakı.
  • Araştırma. (Arapça)
  • Merak. (Arapça)
  • Tecessüs etmek: Araştırmak. (Arapça)

tecessüskar / tecessüskâr / تجسسكار

  • Gizliden araştıran, meraklı. (Farsça)
  • Meraklı, mütecessis. (Arapça - Farsça)

terdid

  • Geri çevirmek, geriletmek.
  • Edb: Karşısındakini merakta bırakacak ve neticeyi sezdirmeyecek şekilde söz etmek.
  • İki ihtimâlle fikir anlatmak. Muhatabın beklemediği bir surette sözü bitirerek söze kuvvet vermek.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR