LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Memnü ifadesini içeren 67 kelime bulundu...

adem-i rıza

  • Hoşnutsuzluk, memnun olmama.

aler-re'si-vel-ayn

  • Baş ve göz üstüne. (Gelen misafire karşı veya bir işi deruhte edeceğine karşı hürmet ve memnuniyetle kabul ettiğini ifâde için söylenir.)

elhamdü-lillah

  • Kısaca meali: Her ne kadar hamd ve şükür varsa, ezelden ebede ve kimden kime olursa olsun hepsi Allah'a mahsustur. İman, şükür, hamd, memnuniyet ifâde eden bir deyimdir.

gille-mend

  • Şikâyet eden, halinden memnun olmayan. (Farsça)

hamd

  • Medih, övmek.Cenab-ı Hakk'a karşı kulların memnuniyet ve sevinçlerini ve O'na hamd ve şükür ile medihlerini bildirmeleri, senâ etmeleri.

hamdele

  • Elhamdülillah veya bu mânâdaki sözler. Elhamdülillah sözünün mânâsı, Allahü teâlâya hamd olsun, ben her hâlimde O'ndan memnûnum demektir.

hiss-i şükran ve memnuniyet

  • Teşekkür etme ve memnuniyet hissi, duygusu.

hoşdil

  • Memnun, neşeli. Gönlü hoş. (Farsça)

hoşkam / hoşkâm

  • Memnun, rahat, arzu ve isteklerine ulaşmış. (Farsça)

hoşnud / hoşnûd / خشنود

  • Memnun, râzı, gönlü hoş edilmiş. (Farsça)
  • Memnun.
  • Memnun, razı. (Farsça)

hoşnud etmek

  • Memnun etmek.

hoşnudluk

  • Memnuniyet, râzılık.

huzuz

  • (Tekili: Hazz) Memnuniyetler. Hazlar. Zevkler. Hoşlanmalar.

ifrah

  • Ferahlandırmak. Memnun etmek.

imtinan

  • Minnet. Kendine minnet etmek. Birisine yaptığı ihsan ve iyiliği başına kakmak.
  • Memnun olmak.
  • Birisinin çok iftiharla sevdiği ve mâlik olduğu şeye nâil olmak.

izhar-ı şadümani eylemek / izhar-ı şâdümânî eylemek

  • Memnuniyetini göstermek.

karir

  • Mesrur, sevinmiş, memnun. Beşâret ve müjde sebebi ile parlayan göz.

karir-ül ayn

  • Memnun, mesrur, gözü aydın.

kemal-i memnuniyet / kemâl-i memnuniyet

  • Tam bir memnuniyetlilik, hoşnutluk.

kemal-i rıza / kemâl-i rıza

  • Tam bir memnuniyet, hoşnutluk.

kemal-i rıza-yı kalb / kemâl-i rıza-yı kalb

  • Tam kalp rızası, memnuniyeti.

kemal-i sevinç ve memnuniyet / kemâl-i sevinç ve memnuniyet

  • Tam bir sevinç ve memnuniyet.

keyf

  • Afiyet, sağlık, sıhhat.
  • Memnunluk, hoşlanma.
  • Neş'e, sevinç, sürur.
  • Mizaç, tabiat.
  • İstek, taleb, arzu, heves.
  • Gönül açıklığı.

maa'l-memnuniye / maa'l-memnûniye / مَعَ الْمَمْنُونِيَه

  • Memnuniyetle.

maal-memnuniye / maal-memnûniye / مَعَ الْمَمْنُونِيَه

  • Memnuniyetle.

maal-memnuniyye

  • Memnun olmak suretiyle. İsteyerek. Gönül rızası ile. Memnuniyetle.

maaliftihar

  • İftiharla, memnuniyetle.

maalmemnuniye

  • Memnuniyetle.
  • Memnuniyetle.

mahzur

  • (Hazr. dan) Haram. Memnu şey. Yasak olan şey.

mahzuz / mahzûz

  • Memnun. Hoşnud. Zevkli. Hoşlanmış. Hazzetmiş.
  • Memnun, hoşnut; hissedar.

marzat

  • Rızâ. Memnuniyet, hoşnudluk.

marziye

  • Razı olma, hoşnud olma, memnuniyet.

medar-ı rıza

  • Razı, memnun olma sebebi.

memnuat

  • (Tekili: Memnu ve Memnua) Yasak şeyler.

memnun

  • Memnun etmek:
  • Mutlu edilmek, razı edilmek.
  • Sevindirilmek.

memnunane / memnunâne / memnûnâne

  • Memnun bir şekilde.
  • Memnunca.

memnunen

  • Sevinerek, memnun olarak.

memnuniyet / memnûniyet / ممنونيت

  • Memnunluk.
  • Memnunluk. (Arapça)

memnuniyet-i mukaddese

  • Mukaddes memnuniyet; her türlü kusur ve noksandan uzak bir memnuniyet.

mesrur

  • Memnun, sevinçli, meramına ermiş.

mübtehic

  • (Behcet. den) Sevinmiş, sevinen, mesrur, memnun.

mübtehic-ül kalb

  • Kalbi mesrur olan. Sevinçli, memnun.

müftehirane / müftehirâne

  • İftihar ederek, karşılık beklemeden. (Farsça)
  • Elbette. Memnuniyetle. (Farsça)

na-hoşnud

  • Razı ve hoşnud olmayan. Gayr-i memnun. (Farsça)

nazar-ı rıza

  • Memnuniyet dolu bakış.

razı / râzı

  • Memnûn, hoşnûd olan.
  • Hoşnud, memnun.

rıdvan

  • Memnunluk, razılık, hoşnudluk.
  • Cennet'in kapıcısı olan büyük melek.
  • Memnunluk.

rıza / rızâ / رضا

  • Memnunluk, hoşluk, razı olmak.
  • İstek, arzu. Kendi isteği.
  • Razı olma, memnuniyet.
  • Hoşnutluk, memnunluk, razı olma, peki deme.
  • İstek, kendi isteği.
  • Allah'ın yazdığına boyun eğme.
  • Râzı olma, hoşnutluk, memnunluk.
  • Memnunluk, hoşnutluk.
  • Razılık, memnunluk. (Arapça)
  • İstek. (Arapça)

rıza-yı ilahi / rıza-yı ilâhî

  • Allah'ın kulundan memnun olması. Her hangi bir hareketinde mü'minin en yüksek derecesi.

şad / şâd

  • Sevinçli, ferahlı, memnun, mesrur, şen, bahtiyar. (Farsça)
  • Neşeli, memnun.
  • Şen, memnun.

şadi

  • Sevinçlilik, memnunluk, mesruriyet, gönül ferahlığı. (Farsça)

şadnak

  • Gönlü memnun, mesrur. (Farsça)

şakir / şâkir

  • Allaha şükreden. Hâlinden memnuniyetini bildiren.
  • Hâlinden memnun olup şükreden.

salavat

  • (Tekili: Salât) Namazlar.
  • Bütün dualar. İhtiyaçtan gelen ricalar.
  • Nimetten çıkan şükürler. İbadetler.
  • Hazret-i Muhammed'e (A.S.M.) memnuniyet ve bağlılık için yapılan dualar.
  • Nasârâ kilisesi.

secde

  • Allah'ın (C.C.) huzurunda yere kapanış. İbadet ve Allah'a (C.C.) memnuniyetini ve itaatini bildirmek veya şükretmek için yere kapanarak alın, burun ucu, eller, dizler ve ayak uçları yere gelecek şekilde yapılan en büyük tazim ifade eden hareket. Namazın bir rüknü.

sedd-i zerai'

  • Şer'an memnu olan bir şeye vesile teşkil eden mübah fiillerin de men edilmesi. "Def-i mefasid, celb-i menafiden evlâdır." Buna binaen insan, şer'an memnu olan herhangi bir şeye sâik olacak şeylerden sakınması icab eder, o şeyler hadd-i zâtında mennu olmasa da. Bu husus Mâlikî Mezhebinde delil kabul

şekaya

  • Şikâyetler. Memnuniyetsizlikler.

şekur

  • Çok şükreden. Allahın (C.C.) lütuflarına karşı pek fazla memnuniyetini, sevincini gösteren. Az şükredene dahi çok nimet veren Allah (C.C.).

şevk

  • Çok istek, şiddetli arzu.
  • Neş'e.
  • Bir şeyi bir yere şeye sağlamca bağlama.
  • Memnun. Şâduman.

şükr

  • (Tekili: Şükür) Allah'ın (C) nimetlerine karşı memnunluk göstermek. Allah'a teşekkür.
  • Şükür, nimete karşı memnuniyetini gösterme.

şükretme

  • Nimetlere karşı memnunluk gösterme, Allah'a teşekkür etme.

şükretmek

  • Allah'ın (c.c.) nimetlerine karşı memnunluk göstermek; Allah'a teşekkür etmek.

şükür

  • Şükr, nimete karşı memnunluk göstermek.

tahassüs

  • İyi bir haber duyup memnun olmak. Kalben ve ruhen hislenmek, hissetmek.
  • Casuslamak.
  • Aratmak.

tatminkar / tatminkâr

  • Doyurucu, ikna edici, memnun edici.

tefaddul

  • Faziletlilik iddiasında bulunmak. Üstünlük taslamak.
  • Bir kimseyi inâyet, ihsan ve kerem ile memnun etmek.

teşekkür

  • Yapılan iyilikten memnun kalındığını bildirmek için söylenen şükür ifadesi.
  • Şükür etmek.
  • Birisine karşı "Sağ ol, var ol, ömrüne bereket" gibi söylenen minnet sözleri.