LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Mell ifadesini içeren 288 kelime bulundu...

a'mal / â'mâl / a'mâl / اعمال / اَعْمَالْ

  • (Tekili: Amel) Ameller. İşler. Yapılan hayırlar.
  • Ameller, işler.
  • İşler, ameller, davranışlar. (Arapça)
  • Davranışlar, ameller. (Arapça)
  • Ameller.

a'mal-i bedeniye / a'mâl-i bedeniye

  • Bedenle yapılan ameller; namaz gibi.

a'mal-i beşeriye / a'mâl-i beşeriye

  • İnsanların amelleri, iş ve hareketleri.

a'mal-i hasene / a'mâl-i hasene

  • Güzel amel. Sevablı ve hayırlı ameller.

a'mal-i kabiha / a'mâl-i kabîha

  • Çirkin ameller, işler.

a'mal-i kalbi / a'mâl-i kalbî

  • Kalble yapılan ameller, kalbe ait işler; iman etmek gibi.

a'mal-i maliye / a'mâl-i mâliye

  • Mal ile yapılan ameller; zekat gibi.

a'mal-i mükellefin / a'mâl-i mükellefîn / اَعْمَالِ مُكَلَّف۪ينْ

  • Dini emirleri yerine getirmekle yükümlü olanların amelleri, işleri.
  • İbâdetle yükümlü olanların amelleri.

a'mal-i saliha / a'mâl-i sâliha / اَعْمَالِ صَالِحَه

  • Sâlih ameller.

a'mal-i uhreviye / a'mâl-i uhreviye

  • Âhirete ait ameller, işler, fiiller.

a'mide

  • (Tekili: Amud) Direkler. Temeller. Sütunlar.
  • Mc: Büyük kimseler. Büyükler.

aduli / adulî

  • Gemici, mellah.

afak-ı kemalat / âfâk-ı kemâlât

  • Mükemmelliklerin ufukları.

akaid-i diniye

  • Dinin inanç esasları, temelleri.

aksa-yı meram

  • Meramların, arzuların en sonu. Emellerin son haddi.

ala-yı illiyyin-i kemalat / âlâ-yı illiyyîn-i kemâlât

  • Mükemmelliğin en yüce derecesi.

allah-ı zülkemal / allah-ı zülkemâl

  • Sonsuz mükemmellik sahibi olan Allah.

allahü zü'l-celal ve'l-kemal / allahü zü'l-celâl ve'l-kemâl

  • Sonsuz büyüklük, haşmet ve mükemmellik sahibi olan yüce Allah.

allahü zülcelal ve'l-kemal / allahü zülcelâl ve'l-kemâl

  • Sınırsız haşmet ve mükemmellik sahibi olan Allah.

amal / âmal / âmâl / آمال

  • Ameller, işler.
  • Emeller, beklentiler, istekler.
  • Emeller, arzular, istekler.
  • (Tekili: Emel) Emeller. Arzular. Gayeler. Dilekler. İstekler.
  • Emeller. (Arapça)
  • Emeller. (Arapça)

amal-i batıla / âmâl-i bâtıla

  • Doğru olmayan, imana uymayan ameller, davranışlar.

amal-i beşerin tenahisizliği / âmâl-i beşerin tenâhîsizliği

  • İnsanın arzu, istek ve emellerinin sonsuzluğu, bitmez ve tükenmez olması.

amal-i ma'sumane / âmâl-i ma'sumâne

  • Masumcasına emeller, arzular.

amal-i sermedi / âmâl-i sermedî

  • Sermediyete âit arzu ve emeller. Cennete, ebediyyete dâir dilek ve temenniler.

amal-i sermediyet / âmâl-i sermediyet

  • Daimî emeller ve arzular.

amal-i uhreviye / âmâl-i uhreviye

  • Ahirete ait emeller, ümitler ve istekler.

ameli / amelî

  • Amelle ilgili, eylemsel.

ameliyat / ameliyât

  • Ameller, işler, bir tedavi biçimi.

ameliyyat

  • Ameller. işler.
  • Bir bilginin iş olarak tatbiki.
  • Tıb: Operatörlük. Cerrahlık.

arş-ı kemalat / arş-ı kemâlât

  • Mükemmelliklerin, faziletlerin arşı, zirvesi.

asar ve a'mal alemi / âsâr ve a'mâl âlemi

  • Eserler ve ameller âlemi, dünyası.

asar-ı kemal / âsâr-ı kemâl

  • Mükemmellik eserleri.

asar-ı kemalatı / âsâr-ı kemâlâtı

  • Mükemmelliklerinin eserleri.

ashab-ı yemin / ashâb-ı yemin

  • Ahid ve yeminlerinde sebât edenler. Kendi kazançlarından ziyâde Cenab-ı Hakk'ın lütuf ve ikrâmına kavuşacakları ümid edilenler. Allah'a itâatleri ve amelleri iyi olup ahirette amel defterleri sağ taraftan verilecek olanlar. Sağcılar. Mukaddesatçılar. Kur'an ve İmân yolunda Allah (C.C.) için çalışanl

ayat-ı kemal / âyât-ı kemâl

  • Mükemmelliğin delilleri.

ayine-i kemalat / âyine-i kemâlât

  • Mükemmellikler aynası.

ayn-ı kemal / ayn-ı kemâl

  • Olgunluğun, mükemmelliğin ta kendisi.

azamet-i kemal / azamet-i kemâl / عَظَمَتِ كَمَالْ

  • Kusursuzluk ve mükemmelliğin büyüklüğü.
  • Mükemmelliğin büyüklüğü.

baki-i zülkemal / bâkî-i zülkemâl

  • Sınırsız mükemmellik sahibi ve varlığı devamlı ve kalıcı olan Allah.

bakiyat-ı salihat / bâkiyât-ı sâlihât

  • İnd-i İlahîde ecr-i sâliha. Bâki olan sâlih ameller.
  • Elhamdülillah, Sübhanallah ve Allahuekber gibi kudsî kelâmlar.

belagat-ı i'caz ve icaz / belâgat-ı i'câz ve îcâz

  • Bir mânâyı az sözle ve başkasının yapmaktan aciz kalacağı mükemmellikte, tam yerinde ifade etme san'atı.

berat gecesi

  • Arabi Şâban ayının onbeşinci gecesi. Şâban ayı mübarek şuhur-u selâseden (üç aylardan) olup, onbeşinci gecesi mahlûkatın rızıklarına, ömürlerine, amellerine dâir taraf-ı İlâhîden meleklere tâlimat verildiği hususunda rivâyât-ı sahiha vardır.

berr

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). İhsân eden, iyilik eden, yâni her iyilik kendisinden olan, îmân edip, iyi ameller yapmayı nasîb edip, bunlara karşılık âhirette sevâb ve dünyâda sıhhat, kuvvet, mal, makam, evlâd ve yardımcı lar veren.
  • Îtikâdı doğru, amelleri i

birader-i pür-emel

  • Çokça emelleri arzu ve istekleri olan kardeş.

bostan-ı kemalat / bostan-ı kemâlât

  • Olgunluklar bostanı, mükemmellikler bahçesi; yani mükemmelliklerin yetişip olgunlaşmasına vesile olan ortam.

cemal ve kemal-i manevi / cemâl ve kemâl-i mânevî

  • Mânevî güzellik ve mükemmellik.

cemal ve kemal-i zati / cemâl ve kemâl-i zâtî

  • Zâtında bulunan güzellik ve mükemmellik.

cemal-i kemal / cemâl-i kemâl / جَمَالِ كَمَالْ

  • Mükemmellikteki güzellik.
  • Mükemmelliğin güzelliği.

cenab-ı zülcelal ve'l-kemal / cenâb-ı zülcelâl ve'l-kemâl

  • Sonsuz haşmet, yücelik ve mükemmellik sahibi olan Allah.

cennet

  • İnananların dünyadaki güzel amellerine mükafaten sonsuza kadar kalacakları güzellikler âlemi.

cilve-i cemal ve kemal / cilve-i cemâl ve kemâl / جِلْوَۀِ جَمَالْ وَ كَمَالْ

  • Güzellik ve mükemmelliğin yansıması, görüntüsü.
  • Mükemmelliğin ve güzelliğin görünmesi.

defter-i a'mal / defter-i a'mâl / defter-i â'mâl / دَفْتَرِ اَعْمَالْ

  • İnsanların amellerinin iyilik veya, kötülüklerinin meleklerce kaydolunduğu manevî defter.
  • Amellerin kaydedildiği defter.
  • Amellerin (yazıldığı) defter.

derece-i kemal / derece-i kemâl

  • En yüksek mükemmellik derecesi.

derece-i kemalat / derece-i kemâlât

  • Mükemmellik derecesi.

ef'al / ef'âl

  • (Tekili: Fiil) Fiiller, işler, ameller.

ef'al-i hasene / ef'âl-i hasene

  • İyi ve güzel ameller, fiiller, işler.

ef'al-i seyyie / ef'âl-i seyyie

  • Kötü ve çirkin ameller, fiiller ve işler.

ehass-ı amal / ehass-ı âmâl

  • Emellerin en hası.

ehass-ı emel

  • Arzu ve emellerin en özeli.

ehl-i kemal / ehl-i kemâl / اَهْلِ كَمَالْ

  • Ma'nevî olgunluk ve mükemmellik sâhibleri.

ekmeliyyet

  • Pek mükemmel ve kusursuz olanın hâli. Kusursuzluk, mükemmellik, noksansızlık, eksiksizlik.

enva-ı kemalat / envâ-ı kemâlât

  • Mükemmelliklerin türleri, çeşitleri.

enva-ı lezaiz ve kemalat / envâ-ı lezâiz ve kemâlât

  • Lezzetlerin ve mükemmelliklerin çeşitleri.

erkan / erkân / اركان

  • (Tekili: Rükn) Rükünler. Esaslar. Temeller. İleri gelen kimseler.
  • Direkler. (Arapça)
  • Temeller, esaslar. (Arapça)
  • İleri gelenler, üst düzeyde bulunanlar. (Arapça)
  • Önderler. (Arapça)

erkan-ı islamiye / erkân-ı islâmiye

  • İslâmiyetin esasları, temelleri, rükünleri. (Şehâdet getirmek, Namaz kılmak, Oruç tutmak, Zekât vermek ve Hacca gitmek.)

esasat / esasât / esâsât

  • (Tekili: Esas) Esaslar. Temeller, kökler.
  • Temeller, esaslar.
  • Esaslar, temeller.

esasat-ı batıla / esasat-ı bâtıla

  • Batıl temeller.

esasat-ı diniye / esâsât-ı diniye

  • Dinin esasları, temelleri.

esasat-ı faside / esâsât-ı fâside

  • Bozuk esaslar, çürük temeller.

esasat-ı sadıka / esâsât-ı sâdıka

  • Doğru esaslar, sağlam temeller.

esasat-ı şeriat / esâsât-ı şeriat

  • Şeriatın, dînin esasları, temelleri.

esasat-ı sünnet-i seniye / esâsât-ı sünnet-i seniye

  • Sünnet-i Seniye'nin esasları, temelleri.

esasiyye

  • Asılla temelle alâkalı. Esasa ait ve müteallik.

esaslar

  • Temeller.

eser-i itkan

  • Eserdeki mükemmellik, sağlamlık ve kusursuzluk.

esma ve kemalat-ı ilahiye / esmâ ve kemâlât-ı ilâhiye

  • Cenâb-ı Allah'ın isimleri ve Ona ait mükemmellikler.

esma-i cemaliye ve kemaliye / esmâ-i cemâliye ve kemâliye

  • Güzellik ve mükemmelliği ifade eden isimler.

esmaü'l-hüsna / esmâü'l-hüsnâ

  • Allah'ın sonsuz mükemmellikte ve güzellikte olan isimleri.

evc-i kemalat / evc-i kemâlât

  • Mükemmelliklerin en üst derecesi.

evsaf-ı cemal ve celal ve kemal / evsâf-ı cemâl ve celâl ve kemâl / evsaf-ı cemâl ve celâl ve kemâl / اَوْصَافِ جَمَالْ وَجَلَالْ وَ كَمَالْ

  • Güzellik, haşmet ve mükemmellik bildiren sıfatlar.
  • Güzellik, büyüklük ve mükemmellik vasıfları.

evsaf-ı cemaliye ve kemaliye / evsaf-ı cemâliye ve kemâliye

  • Cenab-ı Allah'ın güzelliğine ve mükemmelliğine ait vasıfları, nitelikleri.

fazilet-i a'mal / fazilet-i a'mâl

  • Amellerdeki fazilet, üstünlük.

fenn-i hikmet-ül eşya

  • Tabiat bilgisi. Eşyadaki intizam, mükemmellik ve insanlara olan faydaları ve onlardan faydalanmak hakkında bilgi veren ilim kolu.

fevahiş

  • (Tekili: Fâhiş) Fâhiş işler. Bozuk işler. Kötü ve haram olan işler, ameller.

feyz-i kemal / feyz-i kemâl

  • Olgunluğun feyzi, mükemmelliği yansıması.

fezail-i a'mal / fezâil-i a'mâl

  • Amellerin faziletleri, üstünlükleri.

fihriste-i kemalat / fihriste-i kemâlât

  • Mükemmelliklerin, kusursuzlukların fihristesi, listesi.

firaş-ı sahih

  • Fık: Nikâh ve mülk-i yemine müstenid bulunan istifraş. Mülk-i yemin, bir kimsenin temellükünde bulunan cariye demektir. Binaenaleyh bu iki şarta dayanan istifraştan, meydana gelecek çocuk, varis addolunur. Ancak, cariyeyi istifraşta husule gelen çocuğun kendisinden olduğunu müstefrişin söylemesi lâz

gayet-i kemal / gayet-i kemâl / gâyet-i kemâl / غَايَتِ كَمَالْ

  • Mükemmelleşme, yücelme gayesi.
  • Mükemmellik gâyesi.

gayetteki kemal / gayetteki kemâl

  • Hedefteki mükemmellik.

hadd-i kemal / hadd-i kemâl

  • Olgunluk ve mükemmellik sınırı, seviyesi.

hakaik-ı akaid-i islamiye / hakâik-ı akâid-i islâmiye

  • İslâmın temellerini meydana getiren iman hakikatleri, inanç esasları.

hakikat-ı kemalat / hakikat-ı kemâlât

  • Mükemmellik gerçeği.

hakikat-i kemalat / hakikat-i kemâlât

  • Mükemmelliklerin hakikati, esası.

hakim-i pür-kemal / hakîm-i pür-kemâl

  • Her işini hikmetle, yapan ve mükemmelliğin sonsuz derecesine sahip olan Allah.

hakim-i zülkemal / hâkim-i zülkemâl

  • Sonsuz mükemmellik sahibi ve herşeye hükmeden Allah.

hakka / hâkka

  • Kıyamet günü.
  • Âfet. Devamlı musibet. (Herkesin ve her kavmin amellerini isbat ve izhar eylediğinden kıyamet gününe bu isim verilmiştir)

halık-ı zülkemal / hâlık-ı zülkemâl

  • Sonsuz mükemmellik sahibi olan ve herşeyi yoktan yaratan Allah.

haram

  • Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.

harika-i ilmiye

  • İlimdeki harikalığı, mükemmelliği.

hasenat

  • Güzellikler. İyi ameller. İyilikler.

haşirdeki mizan

  • Haşir meydanındaki amelleri tartan terazi; insanın öldükten sonra âhirette diriltilerek Allah'ın huzurunda toplanmasının ardından günah ve sevapların tartılacağı İlâhî terazi.

hatair

  • (Tekili: Hatire) Mühim işler, ehemmiyetli ve önemli ameller.

hazine-i kemalat / hazine-i kemâlât

  • Mükemmellikler hazinesi.

hevesat

  • Arzu ve nefsâni emeller. Boş, bâtıl ve günahlı şeylere dâir olan istekler. Hevesler. (Farsça)

hey'atın feletatı / hey'atın feletâtı

  • Birini taklit eden kimsenin taklitçiliğini gösterip ilân eden sürçmeleri, falsoları. Kemalât-ı ruhiye veya mükemmelliğin iktizası olan umum ahvaldeki fıtrîlik ve müvazeneyi o seviyede olmayanın sun'î taklitteki gayr-ı fıtrîliği.

hıyatat-ı kamile-i muhita-i san'at / hıyâtât-ı kâmile-i muhita-i san'at

  • Sanatın bütün mükemmelliklerini kapsayan kusursuz terzilik.

ibda-ı san'at

  • Benzeri olmayan mükemmellikte san'at eseri. İbda' yapabilene mübdi', eserlerine bedi'a denir.

ikmal

  • Tamamlamak. Bitirmek. Mükemmelleştirmek.

ilel

  • (Tekili: İllet) İlletler. Esaslar. Temeller. Sebebler.
  • Sakatlıklar. Hastalıklar.

illiyyun

  • (Tekili: İlliyyîn) (Aliyyu) Cennetin en yüksek tabakası. Ahirete giden tam kâmil mü'minlerin yeri. Hafaza meleklerinin divanları ismidir ki, salihlerin amelleri oraya yükseltilir. Ahirette yüksek dereceye, dergâh-ı rızâya en yakın olan derecedir.

inziac

  • Yerinden koparma, sökülme.
  • Tas: Allah'a tam teveccüh ederek dünyevî emelleri bırakmak.

ıslahat

  • Düzeltmeler, tashihler, iyi hale getirme, mükemmelleştirme.

istidad-ı kemal / istidad-ı kemâl

  • Mükemmellik ve olgunluk yeteneği.

istidadat-ı kemal / istidâdât-ı kemâl

  • Mükemmellik ve olgunluk yetenekleri, çekirdekleri.

istiğna-yı kemal / istiğnâ-yı kemâl / اِسْتِغْنَايِ كَمَالْ

  • Mükemmelliğini hiçbir şeye muhtaç olmaması.
  • Mükemmellikten dolayı hiçbir şeye ihtiyaç duymama.

iştirak-i a'mal / iştirâk-i a'mâl / اِشْتِرَاكِ اَعْمَالِ

  • Amellerde ortak olma.

iştirak-i a'mal-i uhreviye / iştirâk-i a'mâl-i uhreviye / اِشْتِرَاكِ اَعْمَالِ اُخْرَوِيَه

  • Âhirete âit amellerde ortak olma.

ka'bet-ül amal / kâ'bet-ül âmâl

  • İsteklerin ve emellerin yönelmiş olduğu yer.

kabe-i kemalat / kâbe-i kemâlât

  • Mükemmelliklerin kâbesi, olgunlukların merkezi.

kadir-i zülkemal / kadîr-i zülkemâl

  • Kudreti herşeyi kuşatan, mükemmellik ve kusursuzluk sahibi Allah.

kamil-i mutlak / kâmil-i mutlak

  • Sınırsız mükemmellik ve kusursuzluk sahibi Allah.

kamil-i zülcelal / kâmil-i zülcelâl

  • Sonsuz mükemmellik ve büyüklük sahibi, Allah.

kamil-i zülcemal / kâmil-i zülcemâl

  • Sonsuz mükemmellik ve güzellik sahibi Allah.

kamilin-i nev'-i beşer / kâmilîn-i nev'-i beşer / كَامِل۪ينِ نَوْعِ بَشَرْ

  • İnsan nev'inin mükemmelleri.

kanun-u tekamül / kanun-u tekâmül / قَانُونُ تَكَامُلْ

  • İlerleme, mükemmelleşme kanunu.
  • Mükemmelleşme, olgunlaşma kanunu.

kasr-ı meşid-i nurani / kasr-ı meşîd-i nuranî

  • Temelleri sağlam ve etrafına aydınlık saçan saray.

katibin-i kiram / kâtibîn-i kiram

  • İnsanın yaptığı bütün amelleri yazan melekler.

kemal / kemâl / كمال / كَمَالْ

  • Kusursuzluk, mükemmellik.
  • Olgunluk, mükemmellik, eksiksiz olma, fazîlet.
  • Olgunluk, mükemmellik. (Arapça)
  • Mükemmellik.

kemal ve cemal-i ilahi / kemal ve cemâl-i ilâhî

  • Allah'ın mükemmellik, kusursuzluk ve güzelliği.

kemal-i adalet / kemâl-i adalet / kemâl-i adâlet / كَمَالِ عَدَالَتْ

  • Adaletteki mükemmellik.
  • Adâletin mükemmelliği.

kemal-i akl / kemâl-i akl

  • Aklın mükemmelliği.

kemal-i aklı / kemâl-i aklı

  • Aklının mükemmelliği.

kemal-i beşeri / kemâl-i beşerî

  • İnsanın mükemmelleşmesi, olgunlaşması.

kemal-i bizeval / kemâl-i bîzevâl

  • Yok olmayan mükemmellik, kusursuzluk.

kemal-i cemal / kemâl-i cemâl

  • Güzellikteki mükemmellik.

kemal-i ef'al / kemâl-i ef'âl

  • Fiil ve işlerdeki mükemmellik.

kemal-i esma / kemâl-i esmâ

  • İsimlerin mükemmelliği.

kemal-i etem / kemâl-i etem

  • Tam mükemmellik.

kemal-i evsaf / kemâl-i evsâf / كَمَالِ اَوْصَافْ

  • Vasıf ve özelliklerin mükemmelliği.
  • Vasıfların mükemmelliği.

kemal-i fıtrat / kemâl-i fıtrat

  • Yaratılıştaki mükemmellik.

kemal-i hilkat / kemâl-i hilkat / كَمَالِ خِلْقَتْ

  • Yaratılış mükemmelliği.

kemal-i ilim / kemâl-i ilim

  • İlimdeki mükemmellik, mükemmel bilgi.

kemal-i ilmi / kemâl-i ilmî / كَمَالِ عِلْم۪ي

  • İlmî mükemmellik.
  • İlmen mükemmellik.

kemal-i inayet / kemâl-i inâyet

  • Bütün yararların, hikmetlerin ve faydaların kaynağı olan düzenliliğin mükemmelliği.

kemal-i istidat ve kabiliyet / kemâl-i istidat ve kabiliyet

  • İstidat ve kabiliyetin mükemmelliği.

kemal-i ittikan / kemâl-i ittikan

  • Tam bir mükemmellik, kusursuzluk.

kemal-i kibriya / kemâl-i kibriyâ

  • Büyüklük, yücelik ve haşmetin kemâli, mükemmelliği, kusursuzluğu.

kemal-i kudret / kemâl-i kudret / كَمَالِ قُدْرَتْ

  • Allah'ın kudretinin mükemmelliği.
  • Kudretin mükemmelliği.

kemal-i kudret ve san'at / kemâl-i kudret ve san'at

  • Kudret ve san'atın mükemmelliği.

kemal-i kudret-i ilahiye / kemâl-i kudret-i ilâhiye

  • Allah'ın kudretinin mükemmelliği.

kemal-i kudsi / kemâl-i kudsî

  • Kusursuz mükemmellik.

kemal-i mutlak / kemâl-i mutlak / كَمَالِ مُطْلَقْ

  • Tam bir mükemmellik, kusursuzluk.
  • Mutlak mükemmellik.

kemal-i namütenahi / kemâl-i nâmütenahî

  • Sonsuz mükemmellik.

kemal-i rububiyet / kemâl-i rububiyet / kemâl-i rubûbiyet

  • Allah'ın varlıkları terbiye ve idare edişindeki mükemmellik.
  • Allah'ın bütün varlık âlemini kuşatan mâlikiyet, yaratıcılık ve terbiyesinin mükemmelliği.

kemal-i saltanat / kemâl-i saltanat

  • Saltanatın mükemmelliği, kusursuzluğu.

kemal-i san'at / kemâl-i san'at

  • San'attaki mükemmellik.

kemal-i san'at ve sıfat / kemâl-i san'at ve sıfat

  • San'at ve sıfattaki mükemmellik.

kemal-i sermedi / kemâl-i sermedî

  • Sürekli devam eden mükemmellik.

kemal-i sıfat / kemâl-i sıfât / كَمَالِ صِفَاتْ

  • Vasıf ve özelliklerdeki mükemmellik.
  • Sıfatların mükemmelliği.

kemal-i şuun / kemâl-i şuûn

  • Zâtî niteliklerin mükemmelliği; yaratıcılık ve rızık vericilik gibi Cenâb-ı Hakkın Zâtında bulunan kutsal özelliklerin mükemmelliği.

kemal-i tam / kemâl-i tam

  • Tam bir mükemmellik, olgunluk.

kemal-i uluhiyet / kemâl-i ulûhiyet

  • İbadete ve itaat edilmeye layık olmanın, ilâhlığın mükemmelliği.

kemal-i zat / kemâl-i zât / kemâl-i zat / كَمَالِ ذَاتْ

  • Zâtındaki mükemmellik.
  • Zatın mükemmelliği.

kemal-i zatı / kemâl-i zâtı

  • Zâtının mükemmelliği.

kemal-i zati / kemâl-i zâtî / كَمَالِ ذَات۪ي

  • Allah'ın zâtının mükemmelliği, kusursuzluğu.
  • Zâtına âit, kendisinden olup başkasından olmayan mükemmellik.

kemalat / kemalât / kemâlât / كَمَالَاتْ

  • (Tekili: Kemal) Faziletler, iyilikler, mükemmellikler. Ahlâk ve huy güzellikleri. Terbiyelilik, edeblilik.
  • Mükemmellikler.

kemalat-ı ahlakiye / kemâlât-ı ahlâkiye

  • Ahlâkî mükemmellikler, üstün özellikler.

kemalat-ı ahmediye / kemâlât-ı ahmediye

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in üstün özellikleri, mükemmellikleri.

kemalat-ı beşeriye / kemâlât-ı beşeriye

  • İnsanlara ait mükemmellikler.

kemalat-ı hakikiye / kemâlât-ı hakikiye

  • Hakikî, gerçek mükemmellikler ve üstünlükler.

kemalat-ı ilahiye / kemâlât-ı ilâhiye

  • İlâhî mükemmellikler.

kemalat-ı ilmiye / kemâlât-ı ilmiye

  • İlimdeki mükemmellikler, ilmî yüksek gelişmeler.

kemalat-ı kibriya / kemâlât-ı kibriyâ

  • Cenab-ı Allah'ın büyüklüğünün mükemmelliği.

kemalat-ı kudsiye / kemâlât-ı kudsiye

  • Noksanlıklardan uzak mükemmellikler.

kemalat-ı maneviye / kemâlât-ı mâneviye

  • Mânevî mükemmellikler, üstünlükler.

kemalat-ı medeniyet / kemâlât-ı medeniyet

  • Medeniyetin mükemmellikleri, üstünlükleri.

kemalat-ı muhabbet / kemâlât-ı muhabbet

  • Sevginin mükemmellikleri.

kemalat-ı muhammediye / kemâlât-ı muhammediye

  • Hz Muhammed'e (a s m ) mahsus mükemmellikler, faziletler.

kemalat-ı rububiyet / kemâlât-ı rububiyet

  • Rablığın, ilâhî terbiyenin mükemmellikleri ve kusursuzluğu.

kemalat-ı san'at / kemâlât-ı san'at

  • San'attaki mükemmellikler.

kemalat-ı sübhaniye / kemâlât-ı sübhâniye

  • Bütün eksikliklerden yüce olan Allah'ın sonsuz mükemmellikteki sıfatları, nitelikleri.

kemalat-ı vücud / kemâlât-ı vücud

  • Varlığın olgunlaşma, mükemmelleşme noktaları.

kemalat-ı zatiye / kemâlât-ı zâtiye

  • Zâtında olan mükemmellikler.

kemali / kemâlî / كَمَال۪ي

  • Mükemmelliğe ait.

kemalin kemali / kemâlin kemâli

  • Mükemmellik ve kusursuzluğun zirvesi, en mükemmel seviyesi.

kemalin vücudu / kemâlin vücudu

  • Mükemmelliğin, olgunluğun varlığı.

li

  • Gr: Lâm harfinin esre ile okunuşu. Bir kelimenin başına geldiğinde, "için, dolayı, ötürü, yüzünden, sebebinden" gibi mânâlara gelir. Kendinden sonraki isimleri cerreder. Yerine göre muhtelif isimler alır. Lâm-üt-tahsis ve temellük gibi.

libas-ı takva

  • Takva elbisesi. Sâlih ameller.

ma'den-i tekemmül / مَعْدَنِ تَكَمُّلْ

  • Mükemmelleşme kaynağı.

maden-i kemalat / maden-i kemâlât

  • Mükemmellikler mâdeni, kaynağı.

maden-i tekemmül

  • Mükemmelliğe ulaşma kaynağı.

mebani / mebanî / mebânî / مبانى

  • Temeller. Esaslar.
  • Yapılar. Binâlar.
  • Yapılar, binalar, temeller.
  • Temeller. (Arapça)
  • Yapılar, binalar. (Arapça)

medar-ı kemal / medar-ı kemâl / مَدَارِ كَمَالْ

  • Mükemmellik sebebi.
  • Mükemmellik sebebi.
  • Mükemmellik sebebi.

medar-ı kemalat / medar-ı kemâlât

  • Mükemmellik sebebi, vesilesi.

mehasin-i kemalat / mehasin-i kemâlât

  • Olgunluk ve mükemmelliklerin güzellikleri.

mellah

  • (Çoğulu: Mellâhân-Mellâhin-Mellâhun) Gemici. Kaptan. Denizci.

mellahan

  • (Tekili: Mellâh) Kaptanlar, denizciler, gemiciler.

mellahin / mellahîn

  • (Tekili: Mellâh) Denizciler, gemiciler, kaptanlar.

menba-ı kemalat / menba-ı kemâlât

  • Mükemmelliklerin kaynağı.

meratib-i kemalat / merâtib-i kemâlât

  • Fazilet ve mükemmellik mertebeleri.

meratib-i saadet ve kemalat / merâtib-i saadet ve kemâlât

  • Mutluluk ve mükemmellik dereceleri.

mertebe-i kemal / mertebe-i kemâl

  • Olgunluk, mükemmellik mertebesi.

mertebe-i kemalat / mertebe-i kemâlât

  • Mükemmellik mertebesi, derecesi.

mesail-i cüz'iye-i fer'iye-i hilafiye / mesail-i cüz'iye-i fer'iye-i hilâfiye

  • İhtilaf konusu olan, hakkında farklı görüş belirtilebilen cüz'î (bireylerle ilgili) ve fer'î (imanla ilgili olmayan, amellerle ilgili) meseleler.

meyl-i tekemmül / مَيْلِ تَكَمُّلْ

  • Gelişme, mükemmelleşme eğilimi.
  • Mükemmelleşme meyli.

meylü'l-istikmal / meylü'l-istikmâl

  • Mükemmelliğe doğru ilerleme ve gelişme eğilimi.

meylü't-tekemmül

  • Mükemmelleşme meyli.

mizan / mîzan

  • Terazi, ölçü, tartı.
  • Akıl, idrak, muhakeme. Mikyas.
  • Fık: Mahşerde herkesin amellerini tartmağa mahsus bir adâlet ölçüsü olup, hakiki mâhiyeti ancak âhirette bilinecektir.
  • Mat: Yapılan hesabın doğruluğunu anlamak için yapılan diğer bir hesap. Sağlama.
  • Terazi, ölçü âleti, tartı, ölçü.
  • Mahşerde amellerin tartılmasını yapacak olan şey.

mizan-ı azam / mizan-ı âzam

  • Mahşer günü amellerin ölçüldüğü büyük terazi.

mizan-ı ekber

  • Mahşer günü amellerin ölçüleceği büyük terazi.

mizan-ı haşir

  • Haşir terazisi, büyük hesap günü olan haşir meydanında amelleri tartan terazi.

mizan-ı kemal / mizan-ı kemâl

  • Mükemmellik ölçüsü.

müessis

  • Kurucu, te'sis edici. Te'sis eden, kuran, temel atan.
  • Kanun ve usul gibi şeyleri vaz'edip temelleştiren.

muhasebe-i a'mal / muhasebe-i a'mâl

  • Amellerin değerlendirilmesi.

muhdar

  • (Muhzar) Hazırlanmış.
  • Amellerinin sâhifelerini müşâhede etmiş olarak.

muhit-i enfüsi / muhit-i enfüsî

  • Kapsamlı olan kendi dünyası; kâinattaki bütün mükemmelliklerin ve olgun hâsiyetlerin kapsamlı bir nümunesi hükmünde olan kendi zâtı ve iç dünyası.

mukadderat-ı hayatiye

  • Bütün canlıların hayatları müddetince geçirdikleri ve geçirecekleri tavır, hareket, şekil ve amelleri gibi hususiyetleri.

mükemmeliyet / مكمليت

  • Mükemmellik, tamamlık.
  • Mükemmellik. (Arapça)

mükemmeliyet-i hilkat

  • Yaratılıştaki mükemmellik.

mukit / mukît

  • Muhafaza eden. Hâfız. Amelleri zâyi' etmeyip koruyan. Gizliyi bilen. Gıda ve rızık veren.

münafi-i kemal / münâfi-i kemâl

  • Mükemmelliğe aykırı.

münciyyat / münciyyât

  • Felâketlerden kurtarıcı bilgiler; ibâdetler, iyi ameller.

münteha-yı amal / münteha-yı âmâl

  • Emellerin sonu.

müsellemat-ı diniye / müsellemât-ı diniye

  • Dinin kabul görmüş ve uygulanması zorunlu kaideleri, temelleri.

mütemellik

  • (Mülk. den) Mülk edinen, temellük eden. Malın sâhibi olan.

muvazene-i a'mal / muvazene-i a'mâl

  • Yapılan işlerin, amellerin tartılıp hesaplanması.
  • Haşirde amellerin tartılıp hesabdelimesi.

namus-u tahavvül ve tekamül / namus-u tahavvül ve tekâmül

  • Dönüşüm ve mükemmelleşme kanunu, yasası.

neşvünema-i a'mal / neşvünemâ-i a'mâl

  • Amellerin yeşermesi, büyümesi.

nokta-i kemal / nokta-i kemâl / نُقْطَۀِ كَمَالْ

  • Mükemmellik noktası.
  • Mükemmellik noktası.

nuhbe-i amal / nuhbe-i âmâl

  • Mefkure, ideal. Emellerin en sonu.

nur-u kemal / nur-u kemâl

  • Mükemmellik nuru.

nüvati / nüvatî

  • (Çoğulu: Nüvâta) Gemici, mellah.

pür-amal / pür-âmâl

  • İstek ve emellerle dolu.

pürkemal / pürkemâl

  • Mükemmelliklerle dolu.

rahim-i zülkemal / rahîm-i zülkemâl

  • Sonsuz mükemmellik ve sınırsız rahmet sahibi olan Allah.

rahman-ı zülkemal / rahmân-ı zülkemâl

  • Sonsuz mükemmellik ve merhamet sahibi olan Allah.

rehber-i kemalat / rehber-i kemâlât

  • Mükemmellikleri, güzellikleri gösteren rehber.

rububiyetperver

  • Terbiye etmeyi ve olgunlaştırıp mükemmelleştirmeyi seven.

ruz-i ceza / rûz-i cezâ

  • İnsanların diriltilip, hesâba çekilerek amellerinin karşılığının verileceği gün; mahşer günü, kıyâmet günü.

ruz-u ceza / rûz-u cezâ / رُوزِ جَزَا

  • Amellerin karşılıklarının verildiği gün.

sadaka-i cariye / sadaka-i câriye

  • Hayrı, sevabı dâimî olan sadaka. Sevabı öldükten sonra da devam eden hayırlı ameller. (Kur'an ve iman hizmeti gibi.)

sahaif-i a'mal / sahâif-i a'mâl

  • Amellerin yazıldığı sahifeler.

sahife-i amel

  • Amellerin yazıldığı sayfa.

sahife-i kemalat / sahife-i kemâlât

  • Mükemmellikler sayfası.

salihat / sâlihât

  • İyilikler, dine uygun ameller.

sani-i semi ve basir / sâni-i semî ve basîr

  • Her şeyi işiten ve gören ve her şeyi sonsuz mükemmellikteki san'atlarla yaratan Allah.

şart-ı kemal / şart-ı kemâl

  • Mükemmellik, olgunluk şartı.

şefi-i ruz-i ceza / şefî-i rûz-i cezâ

  • Herkesin yaptığı tüm amellerin karşılığını alacağı mahşer gününde, mü'minlere şefaat edecek olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

şems-i kemalat / şems-i kemâlât / شَمْسِ كَمَالَاتْ

  • Kemâlât güneşi, her türlü mükemmelliğin kaynağı.
  • Mükemmellikler güneşi.

şer'

  • Emir ve nehy gibi hükümleri vaz' etmek.
  • Bir işe başlamak.
  • Dalmak.
  • Girmek.
  • Zâhir etmek, göstermek.
  • Cenab-ı Hakk'ın emri. Âyet, hadis, icma-i ümmetle ve kıyas-ı fukaha ile sâbit olan dinin temelleri, şeriat.

sevab-ı a'mal / sevab-ı a'mâl / sevâb-ı a'mâl / ثَوَابِ اَعْمَالْ

  • Amellerin sevabı, karşılığı.
  • Amellerin sevabı.

şiare

  • (Çoğulu: Şeâyir) Hac amelleri.
  • Hac nişanları. İbadet için alem kılınan her nesne.

siccin / siccîn

  • Şeytanların, kafirlerin (Allahü teâlâya ve Resûlullah efendimize inanmayanların) ve günahkâr mü'minlerin amellerini toplayan bir kitap; insanların ve cinlerin kötülerine mahsûs amel defterleri.
  • Şakîlerin, kötülerin ve azâb olunan rûhların bulunduğu yer.
  • Yerin altında veya Ceh

şimendifer-i kemalat / şimendifer-i kemâlât

  • Kemâlât treni, olgunluk ve mükemmellikler treni.

sırr-ı kemal / sırr-ı kemâl

  • Mükemmellik sırrı.

suleha / sulehâ / صلحا

  • Salih kişiler, iyi amelli kullar. (Arapça)

sünnet-i müekkede

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) çok az terk edip, çoğu zaman yaptığı ameller.

şurut

  • (Tekili: Şart) Şartlar. Bir şeyde bulunması lâzım gelen esaslar, temeller.

tabakat-ı hüsün ve cemal ve fazl ve kemal / tabakat-ı hüsün ve cemâl ve fazl ve kemâl

  • Güzellik, üstünlük ve mükemmellik tabakaları.

tansis

  • Dinî temellere dayandırarak hüküm verme.

tarik-i kemalat / tarîk-i kemâlât

  • Mükemmelleşme yolu.

te'sis

  • Kurma, temelleştirme, esaslar koyma.
  • Esas koymakla sâbit, sağlam ve kararlı kılmak.

te'sisat

  • (Tekili: Te'sis) Te'sisler, kuruluşlar. Kurulup temelleştirilen şeyler.

tecelliyat-ı cemal ve kemalat / tecelliyât-ı cemal ve kemâlât

  • İlâhî mükemmelliklerin ve güzelliklerin yansımaları.

tecelliyat-ı cemaliye ve celaliye ve kemaliye / tecelliyât-ı cemâliye ve celâliye ve kemâliye

  • Allah'ın güzellik ve yücelik ve mükemmellikle ilgili sıfatlarının yansımaları.

tecelliyat-ı kemal / tecelliyât-ı kemâl

  • Mükemmelliklerin tecellîleri, yansımaları.

teessüs

  • Temelleşmek. Yerleşmek. Kurulmak. Teşekkül.

tekamül / tekâmül / تَكَامُلْ

  • Mükemmelleşme.

tekemmül / تَكَمُّلْ

  • Mükemmelleşme, olgunlaşma.
  • Mükemmelleşme.

tekemmül eden

  • Mükemmelleşen.

tekemmül etmek

  • Mükemmelleşmek, olgunlaşmak.

tekemmül-ü hayat

  • Hayatın mükemmelleşmesi, tamamlanması, gelişmesi.

tekemmül-ü mebadi / tekemmül-ü mebâdî

  • Alt yapının gelişmesi; bir şeyin başlangıç prensiplerinin ve temellerinin zaman içinde gelişmesi, mükemmeleşmesi.
  • Bir şeyi netice veren ilk unsur ve sebeblerin ibtidailikten mükemmelliğe doğru gitmesi.

tekemmülat-ı insaniye / tekemmülât-ı insaniye

  • İnsana ait mükemmellikler, ilerlemeler.

tekemmülat-ı ruhiye / tekemmülât-ı ruhiye

  • Ruha ait mükemmelleşmeler, ilerlemeler.

temellük / تملك

  • Mülk edinme. (Arapça)
  • Temellük etmek: Mülk edinmek. (Arapça)

ücret-i kemal / ücret-i kemâl

  • Varlıkların değişip mükemmelleşerek bir tür ücret kazanması.

ümmehat / ümmehât / امهات

  • Anneler. (Arapça)
  • Temeller, esaslar. (Arapça)

usul / usûl

  • (Tekili: Asıl) Ana, baba. Cedler.
  • İstinadgâh.
  • Râcih delil, kaide. Asıllar, kökler, temeller. Bir ilmin asıl mevzuundan önce öğrenilmesi lâzım gelen esaslar. Bir hedefe ulaşmak için tutulan düzenli yol.
  • Tarz, metod, tertip.
  • Asıllar, kökler, temeller. Asl kelimesinin çokluk şeklidir.

usul ve erkan-ı imaniye / usul ve erkân-ı imaniye

  • İmanın esasları ve temelleri.

usul-ü islamiye / usul-ü islâmiye

  • İslâm'ın esasları, temelleri.

usulüddin / usûlüddin

  • Dinin temelleri.

vahibü'l-a'mal ve'l-amal / vâhibü'l-a'mâl ve'l-âmâl

  • Amellerin ve emellerin karşılığını veren Allah.

velayet-i kamile / velâyet-i kâmile

  • Mükemmel velilik; kulluk noktasında mânevî mertebeleri aşarak Allah'ın yakınlığını ve dostluğunu elde etme mükemmelliği.

zat-ı cemil-i zülkemal / zât-ı cemîl-i zülkemal

  • Sonsuz mükemmellik ve güzellik sahibi Allah.

zat-ı zülcemal ve kemal / zât-ı zülcemâl ve kemâl

  • Sonsuz güzellik ve mükemmellik sahibi olan Zât, Allah.

zat-ı zülkemal / zât-ı zülkemâl

  • Sonsuz mükemmellik sahibi Zât, Allah.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın