LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te MaİŞET ifadesini içeren 20 kelime bulundu...

akvat-ı yevmiyye

  • Geçim, derd-i maişet için lazım olan günlük yiyecekler.

bejendi / bejendî

  • Geçim darlığı. Maişet derdi. (Farsça)

bülehniye

  • Maişet genişliği.
  • Gani olmak, zenginleşmek.

carim

  • Cürüm ve kabahat sahibi. Suçlu.
  • Ailesinin maişetini kazanan.
  • Kesen.
  • Hurma toplayan.

derd-i maişet

  • Geçinmek derdi ve zorluğu. Maişet derdi.

ergad

  • Maişetçe daha ferahlık. Geniş maişet.

etrika

  • (Tekili: Tarik) Tarikler, yollar, caddeler.
  • Sebepler, vesileler, vasıtalar.
  • Maişeti te'min etmek için tutulan meslekler, geçinmek için yapılan işler.

gazr

  • (Gazâre) (Çoğulu: Gazâyir) Men etmek, engel olmak.
  • Hapsetmek.
  • Geçim kolaylığı, maişet genişliği.
  • Büyük çanak.

hufuf

  • Maişet şiddeti, geçim zorluğu.
  • Darlık.

iale

  • Çoluk çocuğun nafakasını te'min etme. Evlâd u iyâlin maişetini tedarik etme.
  • İyali çoğalmak, çoluk çocuğu artmak.

ıdad

  • Isırmak.
  • Geçinmekte darlık, maişet zorluğu.

le'va

  • Şiddet.
  • Maişet darlığı, geçim zorluğu.

ma'cez

  • Çalışmaktan ve maişetten âciz oldukları yer.

maayiş

  • (Tekili: Maişet) Geçinmek için gerekli şeyler.

maişetgah / maişetgâh

  • Maişet yeri. Geçim te'min edilen yer. (Farsça)

medar-ı taayyüş

  • Maişet tedarikine sebeb olan, geçim vesilesi.

ragd

  • Maişet genişliği, geçim bolluğu.

reyhan

  • Hoş güzel koku.
  • Rızık ve maişet, rahmet.
  • Ekin yaprağı.
  • Fesleğen denilen kokulu bir ot.

sevad-ı a'zam

  • Büyük şehir.
  • Mekke-i Mükerreme.
  • İnsanların ekseriyeti. (Maişetçe neden bu kadar muktesit yaşıyorsun? diyenlere cevaben: Ben sevad-ı azama tâbi olmak isterim, sevad-ı azam ise; bu kadar tedarik edebilir. Ben ekalliyet-i müsrifeye tâbi olmak istemem, demişlerdir.) (Tarihçe-i Ha

takaşşüf

  • Maişet şiddeti, geçim zorluğu.