LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te MAL kelimesini içeren 72 kelime bulundu...

a'mal-i maliye / a'mâl-i mâliye

  • Mal ile yapılan ameller; zekat gibi.

acir / âcir

  • Malını kirâya veren.

adim / adîm

  • Mâlik ve sahib olmayan. Yok olan. Birşeyi olmayan. Fakir.

agahi / agâhî

  • Malumat, vukuf, haberdarlık. Uyanıklık, teyakkuz, basiret. (Farsça)

bahal

  • Malını kimseye vermeyip saklamak.

bera-yı malumat / berâ-yı mâlumat

  • Malûmat ve bilgi için.

beray-ı malumat / berây-ı malûmat

  • Mâlûmat için.

cem-i mal

  • Mal biriktirme.

cevvaz

  • Malı toplayıp hayır ve tasadduk etmeyen kimse.

ehabb-ı emval

  • Malların çok sevileni.

emtia / امتعه

  • Mallar. (Arapça)

emval / emvâl / اموال

  • Mallar.
  • Mallar. (Arapça)

fi'l-i mutavaat / fi'l-i mutâvaat

  • Mâlum sigasında olduğu halde müteaddi bir fiilin mechulü gibi mânası olan fiildir. (Sevinmek, dövünmek gibi)

gamez

  • Malın ve davarın kemi ve küçüğü.

gasb-ı emval

  • Malların gasbedilmesi, zorla alınması.

gazamir

  • Malı çok olan, zengin.

gazva

  • Malın ve davarın kötüsü.

hacren

  • Malını kullanmaktan menetmek suretiyle.

hafender

  • Malını güzel tedbirlerle çoğaltan mal sahibi.

hazine-i emiriye

  • Maliye dairesi.

hazinedar

  • Malı muhafazaya me'mur olan. (Farsça)

i'ta-yı ma'lumat

  • Malumat verme. Bilgi verme.

ifna-yi maal / ifna-yi maâl

  • Malını sarfetme, malını ifnâ etme.

ihtikar / ihtikâr

  • Malı kıymetlensin diye saklama.

infak / infâk

  • Malı, Allahü teâlânın yolunda harcama. Nafaka zekat gibi verilmesi lâzım olan malı hak sâhibine verme.

isnak

  • Mal, mülk, servet ve makamın, insanı azdırması.

israf / isrâf

  • Malı, İslâmiyet'in ve mürüvvetin uygun görmediği yâni lüzumsuz, fâidesiz yerlere dağıtmak.

iştirak-i emval / iştirak-i emvâl / iştirâk-i emvâl / اِشْتِرَاكِ اَمْوَالْ

  • Mal ortaklığı.
  • Mallarda ortak olma.

kesir-ül mal / kesir-ül mâl

  • Malı mülkü çok olan. Serveti fazla olan. Zengin.

kesret-i mal

  • Malın çokluğu, fazlalığı.

kütt

  • Malı kazanıp yığan kimse.

ma'lulen

  • Mâlul olarak, sakat olarak.

ma'lumatfüruş

  • Mâlumat ve bilgi satan. Bilgiçlik taslıyan. (Farsça)

mahcur

  • Malını kullanmaktan men edilmiş, mal üzerindeki tasarruf yetkisi elinden alınmış kimse.

maldar

  • Malı mülkü çok olan. Zengin. (Farsça)

malikiyet

  • Malik ve sahib olma.

maliyat

  • Maliye işleriyle alâkalı. Maliye bilgisi.

maliye / mâliye

  • Mal ile ilgili olan.

maliyyun

  • Maliyeci.

malperest

  • Malı, mülkü ve parayı çok seven. Mala düşkün olan. (Farsça)

melak

  • Mala.

mennane

  • Malı, mülkü, serveti için kendisiyle evlenilen kadın.

meta / metâ / متاع

  • Mal, eşya. (Arapça)

milk

  • Mal cinsinden olan yer. Birisinin tasarrufu altında bulunan yer. Mülk.

milvat

  • Mala.

mızya'

  • Malını çok harcayan kimse. Malını fazlaca zâyi eden adam.

mu'kır

  • Malı mülkü çok olan kimse.

müddet-i ma'lume

  • Malum olan ve bilinen zaman.

mukıll

  • Malı az olan. Fakir.

mülk

  • Mal, sahip olunan şey.

mülkiyet

  • Mal sahipliği.

münahebe

  • Malı yağmalama.

müsadere / مصادره

  • Mal varlığına el koyma. (Arapça)
  • Müsadere edilmek: Mal varlığına el konulmak. (Arapça)
  • Müsadere etmek: Mal varlığına el koymak. (Arapça)

nema / nemâ

  • Malın artması, çoğalması. Ziyâdeleşen mala nâmî denir.

neşeb

  • Mal, mülk.

rabb-ül mal

  • Mal sâhibi. Sermaye sâhibi.

raic-i mal

  • Malın değeri.

sahib-i mal

  • Mal sahibi.

sahib-ül yed / sâhib-ül yed

  • Mal sahibi, malı elinde tutan kimse.

sahibülyed

  • Malı elinde tutan kimse.

sefih / sefîh

  • Malını dînin ve aklın uygun görmediği yere harc eden, aklı az olan.

sermaye-i servet

  • Mal varlığı, sermaye.

servan

  • Malı çok olan kimse.

servet

  • Mal, mülk, zenginlik. (Farsça)
  • Mal, varlık.

şuhh

  • Mala düşkün olup, fakirlere vermeyi sevmemek, cimrilik etmek.

sümr

  • Mal.

tebzir / tebzîr

  • Malı saçıp savurma.
  • Malı, İslâmiyet'in ve aklın uygun görmediği yerlere dağıtma, isrâf.

temellük

  • Mal edinme, sahiplenme.

tergis

  • Mal çoğaltmak.

teva

  • Mâlın helâkı. Mülkün helâk olması.

tevsi-i malumat / tevsi-i malûmat

  • Malûmatın dağılması, bilginin yayılması.

zayiat-ı maliye

  • Mâli zararlar ve ziyanlar.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR